İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/724 E. 2026/331 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/724
- Karar No
- 2026/331
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/724 KARAR NO : 2026/331
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/09/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline alacaklı tarafından Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosya kapsamında takip çıkış ... TL değerinde kambiyo senetlerine özgü icra takibinde bulunulduğunu, ödeme emrinin müvekkiline ... tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin pazarcılık işi ile uğraştığını, müvekkilinin yıllardır davalının hısım olan ...'dan toptan bir şekilde ürün aldığını, bu ürünlerin bedellerini davalı bonolarda alacaklı olarak düzenlenen ...'a ödediğini, müvekkili bu ürünlerin karşılığı olarak her ay belli tutarlarda bono verdiğini ve borcunu her daim ödediğini, borcunu ödedikten sonra bonoları geri aldığını, davalının hısmı ve bonolarda alacaklı olarak düzenlenen ... düzenleme ... vade tarihli ... düzenleme ... vade tarihli ve ... düzenleme ... vade tarihli 3 adet bonoyu müvekkilin vade tarihinde borcu ödemesine rağmen kendisine vermediğini, icra takibine konu olan alacaklısı ... olarak düzenlenen bu bonolara dayanarak davalı ... tarafından kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, düzenlenen tüm bonolarda alacaklı ... gözükmesine ve müvekkilinin tüm ödemeleri ...'a yapmasına rağmen senetlerin kötü niyetli olarak davalıya ciro edildiğini ve icra takibi yapıldığını, müvekkilinin borcunu vadesi geldiğinde elden teslim yoluyla verdiğini ve ... adlı şahsa gönderdiği bir dekont olduğunu, müvekkilinin borcun tamamını ödemesine rağmen davalı tarafından mükerrer tahsil yapılmaya çalışıldığını, müvekkilinin davalı ... ile hiçbir şekilde tanışmadığını, müvekkili ...'dan aldığı toptan tekstil ürünlerini pazarda satmasına karşı müvekkilinin kızına ait olan ... mağazasına hacze gidildiğini belirterek müvekkilinin kendi işletmediği dükkana haciz gelmesi hukuka aykırı ve davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin ve ailesinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı oldukça açık olduğundan davaya konu icra takibi neticesinde müvekkilinin uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle takip çıkış alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın borcunu ödemekten kaçındığını, mal varlığını sakladığını, davacının ... İli, ... İlçesi, ... Cad. ... ... mağazasına işlettiğini, borçlarını ödemediği ve devamlı surette icrai işlemler ile karşılaştığı için kızının adına iş yeri açarak hacizden kurtulmayı amaçladığını, pazarcı olduğuna dair iddiaların tamamen yalan ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davaya konu icra dosyasından gönderilen ödeme emri ve ekleri davacıya ... Caddesindeki iş yerinde tebliğ edildiğini, icra dosyasından yapılan fiili hacizde, davacının tekstil dükkanını işlettiği ve yine tekstil dükkanının yönetici koltuğunda oturduğu, yapılan haciz işlemi ile anlaşıldığını ve haciz tutanağı ile zabıt altına alındığını, davacının dava dilekçesinde bahsettiği ticari defterler tamamen uydurma ve kurgudan ibaret olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davaya konu senetler ile de hiçbir alakası olmadığını, davalı müvekkilinin ciro ile senedi temlik aldığını, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, davacı borçlu haciz esnasında haciz memurunu zor durumda bıraktığını, haciz esnasında davacıda yapılan üst aramasında ... TL'lik ödeme yaptığını, davalının elden ödeme yaptığını ilişkin beyanlarında tamamen yalan olduğunu, söz konusu senetler ile ilgili ne elden nede hesaptan ödemesi bulunmadığını, davacının davalıya birden çok senetten dolayı borcu bulunduğunu, sunulan ödeme belgeleri ve dekontun senet ile ilgisi bulunmadığını bildirerek davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağı, dekont, senet fotokopileri delil olarak sunulmuş olup, mahkememizce Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmak suretiyle tüm deliller toplanmıştır. Dava, icra takibine konu bonolar nedeniyle borçlu olmadığı, bonoların ödeme nedeniyle bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde, alacaklı ... tarafından davacı borçlu ... aleyhine ... TL asıl alacak, ... işlemiş faiz ile ... TL komisyon olmak üzere toplam ... TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişildiği, takip konusu bonoların incelenmesinde, keşidecisinin davacı, lehtarının ... oldukları, bonoların ciro ile davalı ... 'a devredildiği görülmüştür. TTK.nun 687. maddesinde"1)Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan kişilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisab ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.2) Alacağın temliki yoliyle yapılan devirlere ait hükümler mahfuzdur." şeklinde belirtilmiştir. Davacı takip konusu bonoların davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında verildiğini ve ödendiği, ödemeler yapıldığı halde bonoların geri alınmadığını ve lehdar tarafından iade edilmediğini, bu nedenle bonoların bedelsiz kaldığını belirterek eldeki davayı açmıştır. Davalı da davacı ile ticari ilişki kapsamında alınan senetlerin bedelinin ödenmediğini savunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu bono şekli açıdan unsurları tam olup kambiyo senedi vasfındadır. Kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Şekli açıdan unsurları tam olan bonolar üzerinde bedelin nakden alındığının yazılı olduğu görülmüştür. Somut olayda, davacı tarafından ödeme yapıldığı iddia edildiğinden borcun ödendiğini ispat yükü davacı tarafta olduğu ve ödemenin yazılı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Kural olarak, borç senedinin borçluya geri verilmesi ve onun elinde bulunması durumunda borcun sona ermiş sayılacağı, yani borcun ödendiğine karine teşkil edeceği, davacının ödediği senetleri geri iade almadığına ilişkin beyanı karşısında, senetlerin davalı alacaklıda olduğundan karinenin aksi yani ödeme yazılı belgelerle ispat edilmelidir. Davacı tarafından ibraz edilen belgelerin senedin ödemesine ilişkin olmadığı gibi dava dilekçesinde dava dışı lehdar ...'a elden ödendiğini beyan edilmiştir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü lehdara ödeme iddiasını ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Davalının kabul etmemesi karşısında davacı senetten dolayı borcu ödediğini yazılı bir delille kanıtlayamamıştır. Davacı yemin deliline dayanmışsa da bedelsiz senedi kullanmak suç olduğundan ve HMK'nın 226/3 maddesi uyarınca konusu suç olan vakıalarla ilgili yemin teklif edilemeyeceğinden davacı vekiline yemin hakkı hatırlatılmamıştır. Kaldı ki, poliçede şahsi defiyi düzenleyen yukarıdaki madde metninde kural olarak, şahsi defilerin, iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği belirtilmiş; bu kuralın tek istisnası ise, hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması yani kötüniyetle senedi iktisap etmesi gösterilmiştir. Davacı her ne kadar davalıya kötü niyetle ciro edildiğini ileri sürmüş ise de, öncelikle lehdara ödeme iddiasının kanıtlanması sonrasında hamil(davalı-takip alacaklısının) senedi iktisap ederken bile bile keşidecinin (davacı-takip borçlusu) zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötüniyetli hamil olduğunun kanıtlanması gerektiği, tüm bu hususların kanıtlanamadığı sonuç ve kanaatine varılarak, açıklanan sebeplerle ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ...-TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak hazineye irat kaydedilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça, okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır