İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/398 E. 2026/633 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/398
Karar No
2026/633
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/398 Esas KARAR NO : 2026/633

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 12/05/2026 KARAR TARİHİ : 09/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ..'ya ait ait ... plakalı aracın müvekkil Şirket tarafından ... no’lu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında 08/09/2024 başlangıç 08/09/2025 bitiş tarihli dönemler için teminat altına alındığını, 31/01/2025 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, sürücü ... sevk ve idaresindeki ...Plakalı aracın ön kısımlarıyla sürücü ...sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın arka kısımlarına çarpması neticesinde iki araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu dava dışı sigortalının müvekkil sigorta şirketine aralarındaki poliçe kapsamında hasar tazmini amacıyla başvuru yaptığını, başvuru sonucu müvekkil şirket tarafından 5684 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bağımsız ve uzman eksper tarafından hasarın niteliğinin ve miktarının tespiti için yaptırılan ekspertiz incelemeleri gerçekleştirdiğini, inceleme sonucu sigortalı aracın pert total olduğunun tespit edildiği, dava dışı sigortalı ile . 615.000,00 TL rayiç bedel üzerinden mutabakat sağlandığını, kasko sigortalı araçta 252.150,00 TL üzerinden sovtaj işlemleri gerçekleştiğini, davalıya ait aracın trafik sigortacısı şirketten de 2025 poliçe teminat limiti dahilinde 300.000,00 TL tahsil edildiğini, bakiye kalan 62.850,00 TL tutarın da, davalıdan rücuen tahsil edilmesi gerektiğini, davalının 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 46/2-b açısından asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkil şirket tarafın sigortalıya poliçe kapsamında ödemeler yaptığını, TTK 1472. Maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, bu nedenle zarara neden olan davalıdan bu zarar sonucunda ödenen hasar tazminatının rücuen tahsil edilmesi gerektiğini, ödemenin rücuen tazmini amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıklarını, davalının borca itiraz ettiğini, akabinde arabulucuğa başvurduklarını, görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, harç yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ile talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK m. 1472 uyarınca sigortacının halefeyite hakkının sınırsız olmadığını, davacının sigortalısı ile yaptığı ödeme mutabakatının veya şirketi için hasar değerlendirmelerinin müvekkil şirket bakımından bağlayıcı olmadığını, kazanın oluşumunda müvekkil şirket sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, aksine davacı tarafın sigortalısının 2918 sayılı KTK'nın 56/1-c maddesinde düzenlenen takip mesafesini koruma yükümlülüğünü ihlal ederek kazaya tam ve asli kusuru ile sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağının tek başına kesin delil teşkil etmeyeceğini, kusur oranının tespiti amacıyla trafik kusur uzmanı bilirkişiden rapor alınmasını gerektiğini, davaya konu araçta pert- total işleminin usulsüz ve hukuka aykırı olarak yapıldığını, araçtaki hasarın tamir edilebilir düzeyde olduğunu, aracın kazadan önceki rayiç bedelinin fahiş olduğunu, kazadan sonraki sovtaj bedelinin ise çok düşük belirlendiğini, gerçek zararın tespiti için uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını gerektiğini, kusur durumu rayiç değer ve sovtaj bedeli gibi değişkenlerin yargılamayı gerektirdiğini, talep edilen rücu alacağının varsayımsal ve tartışmalı olduğunu, takip ve dava konusu alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek izah edilen ve mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava ; sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen davalıdan tahsiline yönelik icra dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun (YİBK) 22/3/1944 tarih ve 37 (E) - 9 (K) sayılı kararında, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." denilerek "halefiyet" ilkesi benimsenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) "Halefiyet" başlıklı 1472'nci maddesinde, "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu ileri sürülen davalılar arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Dosya kapsamında yapılan incelemede; araç tescil plakalarının dosya arasına alınması neticesinde, dava dışı ...'ya ait ait...plakalı aracın davacı şirket tarafından ... no’lu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında 08/09/2024 başlangıç 08/09/2025 bitiş tarihli dönemler için teminat altına alındığı, işbu dava ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen davalıdan tahsilinin talep edildiği, davacı sigortalısına ait aracın ruhsat kayıtları itibari ile hususi nitelikte olduğu, davacı sigorta şirketinin halefiyet ilkesi gereği kendi sigortalısının haklarına halef olduğu ve zarara neden olduğu ileri sürülen davalı ile aralarındaki hukuki mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigortalısının tacir olmaması, davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı, bu nedenle yukarıda açıklanan YİBK uyarınca davaya bakma görevi genel görevli mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. (Bkz. aynı yönde İstanbul B.A.M. 40. H.D'nin 2025/975 Esas ve 2025/961 Karar sayılı ilamı) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/07/2026

Katip E-imzalıdır

Hakim E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/398, K. 2026/633, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-398-e-2026-633-k-a8b115d6cd6e