İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1918 E. 2026/114 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1918
Karar No
2026/114
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1918 Esas KARAR NO : 2026/114

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 22.09.2026 KARAR TARİHİ : 25.09.2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde, 19.03.2025 - 19.03.2026 tarihleri arasında geçerli ... numaralı KASKO sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı...'in maliki olduğu ...plakalı aracın, 08.11.2025 tarihinde Pendik D-100 Karayolu Kartal Köprü istikametinde seyir halindeyken maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kazanın, mevcut kaza tespit tutanakları ve olayın meydana geliş şekli çerçevesinde; davacıdan sigortalı aracın önünde seyreden aracın fren yapması üzerine durması, bu sırada davacıdan sigortalı arkasından hızlı şekilde gelmekte olan ve davalı şirketin maliki olduğu... plakalı aracın sürücüsü ...’ın yeterli takip mesafesini koruyamayarak sigortalı araca çarpması sonucunda meydana geldiğini, davalıya ait aracın çarpması üzerine ... plakalı davacıdan KASKO sigortalı aracın, önünde bulunan araca doğru sürüklendiğini ve bu araçla da temas ettiğini, kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, araç hasar kayıtları ve gerektiğinde alınacak bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirildiğinde, davalı araç sürücüsünün takip mesafesi kuralına aykırı davranışının kazanın meydana gelmesinde asli belirleyici olduğunu, müvekkilinin, KASKO sigorta poliçesinden doğan yükümlülüğü kapsamında sigortalısının aracında meydana gelen hasar nedeniyle sigortalısına 400.000,00-TL ödeme yaptığını, kazanın meydana gelmesinde davalının maliki olduğu araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunu, KTK takip mesafesi vd. kuralları ihlal ettiğini, sürücünün de bu hususu da kaza tespit tutanağında ikrar ettiğini, bu sebeple müvekkilinin, yaptığı ödeme oranında sigortalısının haklarına 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472 ve diğer ilgili kanun maddeleri (kanuni halefiyet ilkesi) uyarınca sahip olmakla ve bu sebeple sigortalısına ödediği bedeli davalıdan rücuen tazmin hakkına sahip olduğunu, bu nedenle davacı sigorta şirketinin, yaptığı ödeme tutarıyla sınırlı olmak üzere sigortalısının sorumlulara karşı sahip olduğu talep haklarına halef olduğunu, sigortalısına yaptığı ödemeyi davalı şirketten rücuen talep etme hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin ödediği bedeli rücuen tazmin etme hakkına sahip olduğundan dolayı davalıya, meydana gelen zarar nedeniyle rücu ihtar mektubu gönderildiğini ancak davalı tarafça borcun ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun icra takibine yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının, davalı aracın sürücüsünün kusuruna, davacının halefiyet sıfatına ve yapılan sigorta ödemesine ilişkin dosya kapsamı ile bağdaşmadığını, bu nedenle davalının itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; davalının, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamını, icra takibine itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle yüzde yirmiden az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; davacı tarafından kasko sigorta sözleşmesi ile sigortalanan araç ile davalıya ait araç arasında meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacı tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalıya rücu edilmesi için başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 1472.maddesinde (eski TTK 1301) düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Dava dışı ...'e ait ... plakalı araç, ... poliçeli numaralı kasko sigorta poliçesi ile 19.03.2025 tarihi ile 19.03.2026 tarihi arasında geçerli olmak üzere davacı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından sigortalanan araç maliki ...'e ait ... İdaresi Başkanlığı sorgulaması UYAP üzerinden dosya arasına alınmış, sigortalının gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarasına haiz mükellef olduğu, ... plakalı aracın kullanım şekli gayri ticari olan otomobil olduğu, sigortalı ...'in 14.02.2019 tarihinde doğduğu, sigortalının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç malikinin tacir olmaması ve aracın hususi nitelikte olması dikkate alındığında somut davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 2-Yargılama giderleri ile harçların görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren (süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren) iki hafta içinde mahkememize başvurularak dilekçe ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın bu davaya bakmaya görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren (süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren) iki haftalık süre içinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılmasına, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.25.09.2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1918, K. 2026/114, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1918-e-2026-114-k-c222288c491b