İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/246 E. 2026/246 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/246
- Karar No
- 2026/246
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/246 Esas - 2026/262 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/246 KARAR NO : 2026/262
HAKİM :...... KATİP : ......
DAVACI : ...... DAVALI : ......
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 13/03/2026 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 K.YAZIM TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı taraf, 13.03.2023 tarihli icra ödeme emri ile tarafıma takipte kesinleşen miktar olarak (110.535,62 TL) halihazırda 228.295.444 TL tutarında borcu olduğunun iddia edildiğini, fiilen oturmadığı ancak mernis adresi olan ......adresine 89/1 , 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, işbu haciz ihbarnameleri muhtar tarafından teslim alınmış ancak tarafıma herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, dolayısıyla söz konusu icra takibi haksız ve kötüniyetli olarak kesinleştirildiğini, taşınmazları üzerine haciz işlendiğini, bu iddianın hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasında borç doğuran herhangi bir işlem ile alakalı hiçbir ilgisi bulunmadığını, dosya borçlusu olan ... Ve Hayv. Paz. Tic. Ltd. Şti oğlu olan ...'nın yetkilisi olduğu şirket olduğunu, tarafının söz konusu şirket ile hiçbir bağı bulunmamakta, bu şirketin borcundan kaynaklı olarak neden tarafının sorumlu olduğunun anlaşılamadığını, alacaklı tarafça kötüniyetli olarak tebliğ yapılmış yapılan bu deneme sonucunda dosya hakkında kötüniyetli olarak kesinleştirildiğini, borçlu şirket ile alakalı hiçbir iş, eylem ve bağı bulunmadığını, dolayısıyla söz konusu şirketin borcundan ne sebeple şahsi malvarlığı ile sorumlu olduğunun anlaşılamadığını, davanın bu sebeple kabulü gerektiğini, söz konusu şirketin yetkilisinin oğlu olması dışında söz konusu şirket ile hiçbir bağı bulunmadığını, bahse konu şirkette hiçbir zaman çalışmadı ve söz hakkı da olmadığını, dolayısıyla söz konusu borca itiraz hakkını kaçırmış olması sebebiyle işbu takibin kesinleştirildiğini, bahse konu icra dosyası incelendiğinde tebligatların tarafına değil muhtara yapıldığı ve muhtarın da tarafına bildirimde bulunmaması sebebiyle evi ve taşınmazlarına haciz işlendiğini, işbu takip usulsüz şekilde kesinleştirildiğinden ve alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu olmaması ve borçlu şirket ile de herhangi bir ticari faaliyeti bulunmaması, borçlu şirketten alacağının olmaması sebebiyle huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davalı, haksız olarak tarafını icra takibine konu ettiğini, aleyhine takip başlatılması nedeniyle, İİK m.72 uyarınca işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğduğunu, izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek hususlar neticesinde; Davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunun belirlenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya tebligat yapılmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı istemine ilişkindir. HMK'nun 114. maddesinde dava şartları sayılmış, aynı maddenin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 S.Y'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında; "Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüştür. Dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise; HMK'nun 115/2. maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmü öngörülmüş, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasında da; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü öngörülmüştür. 05 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır. Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında belirtilen davalardan olup, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Aynı zamanda, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasında belirtildiği şekilde, davacı arabulucuya başvurmak ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini de dava dilekçesine eklemek zorundadır. Davacının ise, dava dilekçesine bu hususta herhangi bir bilgi ve belge eklemediği, davacıya arabuluculuk tutanağını mahkemeye sunması hususunda ihtaratlı davetiye çıkarıldığı, davacı 07.04.2026 havale tarihli dilekçesi ile: anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağını ibraz etmiş ise de, dava tarihinden (13.03.2026) sonra mahkemeye sunduğu, eldeki davanın 13.03.2026 tarihinde açılmış olması dikkate alındığında, davacının dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadan davayı ikame ettiği anlaşıldığından HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
Alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, HMK 333. Maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2026
Katip ...... ¸[e-imzalıdır]
Hakim ...... ¸[e-imzalıdır]