İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/245 E. 2026/478 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/245
Karar No
2026/478
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/245 Esas KARAR NO : 2026/478

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 17/08/2021 KARAR TARİHİ : 09/06/2026

İstanbul (Anadolu) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilerek Mahkememize gelmekle, Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 17.10.2007-11.03.2016 tarihleri arasında en son brüt 4.770,97 TL ücretle davalı işverenlikte uzman olarak çalıştığını, davalı yan tarafından iş akdine haksız ve nedensiz olarak son verildiğini, feshin geçersizliğinin tespitine ilişkin açılan davanın kabulle sonuçlanıp istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, kesinleşen karar uyarınca işe başlatılması gereken müvekkilinin yasal 30 günlük süre isinde işe başlatılmadığını, işe başlatmama nedeni ile boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatına hak kazandıklarını, işe iade davasının yürütümü esnasında davalı işverenliğin 16.11.2017 tarihi itibari ile iflasına karar verildiğini, müvekkilinin iflas idaresince işe başlatılmadığını, müvekkilinin alacaklarının masa borcu olarak kabul edilerek toplamda 53.022,71 TL boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı ödemesinde bulunulduğunu, bu ödemenin eksiklik içerdiğini, alacakların Müvekkili işçinin işe başlatılmama tarihi olan 10.09.2018 tarihindeki ücret esas alınarak hesaplanması gerekeceğini beyanla; 50,00 TL. fark kıdem tazminatı, 50,00 TL. işe başlatmama tazminatı, 50,00 TL. boşta geçen süreye ilişkin ücret alacakları ki toplam 150,00 TL. alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının ... kararı uyarınca ...'ye devredildiğini ve bankacılık faaliyet izninin kaldırıldığını, iflas kararı kesinleşmiş olmakla tasfiye ile sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğinin devam ettiğini ve faaliyetini sürdürdüğünü, davacıya tüm işçilik alacakları ve alacaklarına ilişkin faizlerini eksiksiz ve tam olarak ödendiğini, hiçbir alacağının bulunmadığını, talebe konu alacaklardan iş güvencesi tazminatına ilişkin olarak 13.089,45 TL brüt, 12.990,10 TL net, boşta geçen süreye ilişkin olarak 21.825,14 TL brüt, 17.738,79 TL net, kıdem tazminatı farkına ilişkin olarak 12.732,00 TL brüt, 12.635,36 TL net ödeme yapıldığını, bu ödemelerin davacı tarafından da kabul edilmiş olması nedeniyle taraflar arasında bu hususta uyuşmazlık bulunmadığını, müflis banka tasfiye halinde olduğundan davacının mevduat faizi talep edemeyeceğini, müflis bankanın yargı harçlarından muaf kurum olması nedeni ile bu hususun re'sen gözetilmesi gerekeceğini beyanla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: Yetkisizlik öncesi; ... 2. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının UYAP kayıtları, ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden davacı asilin hizmet döküm cetveli, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 01.11.2021 tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 09.02.2022 tarihli bilirkişi ek raporu, celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, iflâstan sonra doğan işçi alacağına ilişkindir. Eldeki davaya konu alacağın 2004 sayılı İİK’nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek bir alacak mı, yoksa iflâstan sonra doğan genel nitelikli bir alacak mı olduğu konusunda açıklamalar yapmakta fayda vardır. Genel olarak icra takibi beş aşamadan oluşur. Bu aşamalar takip talebi, ödeme (icra) emri, haciz, satış ve paraların paylaştırılmasıdır. Paraların paylaştırılması, icra takibinin son safhasıdır. Diğer aşamalara geçilebilmesi için alacaklının talepte bulunması gerektiği hâlde, paraların paylaştırılmasına (ödenmesine) başlanabilmesi için alacaklının bir talebine gerek yoktur. İcra dairesi, satış sonucunda elde edilen paraları, kendiliğinden (re’sen) alacaklılara paylaştırır. Eldeki davaya emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun...Esas ...Karar 20.12.2022 Tarihli kararında aşağıdaki şekilde aynen belirtildiği üzere: "İflâs sürecindeki alacaklar paraların paylaştırılması bakımından biri “iflâs alacakları” diğeri “masa alacakları” olmak üzere ikiye ayrılır. İflâs alacakları ve masa alacakları ayırımının pratik açıdan önemi masa alacaklarının iflâs alacaklarından önce ve tam olarak ödenmesinde kendini gösterir. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 1212). İflâs alacakları, iflâs kararından önceki dönemlere isabet eden alacaklar olup alacaklılar tarafından masaya yazdırılarak istenebilir ve iflâs kararına kadar olan müflis borçlarını gösterir. Buna karşılık, müflisin iflâsın açılmasından sonra yaptığı borçlar, iflâs alacağı olmayıp, iflâs masasından istenemez. Başka bir anlatımla müflisin borçları iflâs masasının bir parçası değildir. Bilâkis iflâs masasına giren mallar müflisin borçlarını ödemeye tahsis edilir. Dolayısıyla iflâs masası “özel bir malvarlığı” olup teknik anlamda, aktif ve pasiflerden oluşan bir “malvarlığı” değildir (Atalı, Murat/Ermenek, İbrahim/Erdoğan, Ersin: İcra ve İflas Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2022, s. 563). İflâs masasından istenebilecek hatta iflâs alacaklarından daha önce ödenecek olan bir başka alacak çeşidi daha vardır ki, o da masa alacaklarıdır. “Masa alacakları” muhatabının masa olduğu, masa üzerine doğan ve masanın doğrudan sorumlu olduğu borçlardır. Bunun masa bakımından adı “masa borcudur.” İflâs açıldıktan sonra müflisin masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkân yoktur. Bu nedenle masa alacağı müflisin değil, iflâsın açılmasından tasfiyenin sonuçlanmasına kadar iflâs masası ya da masa adına iflâs idaresi tarafından yapılan borçlardan olup, masa alacağının müflisle ilgisi yoktur ve bu borçlardan iflâs masası sorumludur. Meselâ, iflâs kararının ilânı giderleri (m. l66; 219), defter tutma (m. 161; 208) giderleri, masa mallarının muhafazası için kiralanan depo için ödenecek kira, iflâs idaresinin ücreti (m.223,IV), masanın (iflâs idaresinin) taraf olduğu davaları takip eden avukatın avukatlık ücreti masa borcudur. Bu sayma tahdidi değildir; masa borçlarına bazı misaller vermek içindir (Kuru, s. 1213). Şu hâlde, masa alacakları (borçları), iflâs açıldıktan sonra iflâsın tasfiyesi için bizzat masa (yani, masa adına iflâs dairesi veya idaresi) tarafından yapılan borçlardır (Kuru, s. 1213). İcra ve İflâs Kanunu’nun “İflâs masrafları ve masanın borçları” başlıklı 248. maddesinde yer alan; “İflasın açılmasından ve tasfiyeden doğan masraflar önce çıkarılır. Rehinlerin bedelinden yalnız rehinin muhafaza ve paraya çevrilmesi masrafları çıkarılır.” Şeklindeki düzenleme gereğince masa alacakları, tüm iflâs alacaklarından daha önce ödenir. Masa alacaklarının tam olarak ödenmesinden sonra iflâs alacaklarının ödenmesine geçilir. Satış bedeli masa alacakları karşılanmadan iflâs alacaklılarına dağıtılmaz. Alacağın rehine bağlı olması durumu değiştirmez. Masa alacaklarından sonra iflâs alacakları ödenerek tasfiye gerçekleştirilir. Masa alacaklarının iflâs alacaklarından önce ve masadan tam olarak ödenmeleri gerektiğinden ve masa alacaklılarının borçlusu doğrudan doğruya iflâs idaresi olduğundan bu alacaklar sıra cetvelinde yer almaz. Sıra cetvelinde yer verilen alacaklar sadece iflâs alacaklarıdır. Masa alacaklarına sıra cetvelinde yer verilmez ise de, bunlara pay cetvelinde yer verilir. Pay cetveli, malların satış bedelleri tahsil edildikten ve sıra cetveli kesinleştikten sonra iflâs alacaklılarının iflâstan düşen paylarını göstermek üzere düzenlenen ödeme planıdır. Sıra cetveline karşı açılmış bütün davalar sonuçlanmadan pay cetveli düzenlenemez. Masa alacaklarının ödenmesinden sonra iflâs alacaklılarına kesinleşen sıra cetvelinde yer aldıkları sıraya göre düzenlenen pay cetveline göre ödeme yapılır. Alacaklıların sadece iflâstan önce doğan alacaklarının masaya kaydı mümkün olup, iflâstan sonra doğan genel nitelikli alacağın masaya kaydı mümkün değildir. Alacaklıların, sıra cetveline kayıt için İİK hükümlerine uygun olarak iflâs idaresine başvurmaları gerekir. Süresinde başvurulmayan alacakların iflâs idaresi tarafından masaya kendiliğinden (re’sen) kaydedilmesi zorunluluğu yoktur. İcra ve İflâs Kanunu’nun 235. maddesinde; “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde sıra cetveline itiraz ve neticeleri düzenlenmiştir. Anılan hüküm gereğince alacağı iflâs idaresi tarafından tamamen veya kısmen reddedilen ve sıra cetveline alınmayan yahut da sıra cetveline alınan başka bir alacaklının alacağına veya sırasına karşı koymak isteyen alacaklının, sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş gün içerisinde iflâs masasına (idaresine) karşı iflâs kararı verilen yerdeki asliye ticaret mahkemesine sıra cetveline itiraz davası açması gerekir. Bu dava iflâs alacaklıları veya mülkiyet dışında istihkak iddiasında bulunanlar tarafından açılabilir; müflisin bu davayı açması mümkün değildir (Atalı /Ermenek /Erdoğan, s. 613). Sıra cetveline itiraz davası, normal bir eda (alacak) davasıdır. Çünkü bu dava ile, alacaklı, iflâs idaresinin alacağını tamamen veya kısmen haksız olarak reddettiğini iddia ederek iflâs masasının (idaresinin) bu alacağı ödemeye mahkûm edilmesini ister. Uygulamada bu dava “kayıt kabul davası” olarak nitelendirilmekte ve dava dilekçesinde, alacaklı, alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmektedir (Kuru, s. 1333)." Masa borçları sıra cetvelinde yer alamayacağından, bunlar için iflas masası aleyhine genel mahkemede açılması gereken davada İİK'nın 235. maddesindeki süreler uygulanmaz. İİK'nda masa borçları ve iflastan sonra doğan genel nitelikli alacak için İİK'nın 235/2. maddesinin ilk cümlesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmamaktadır. İflas tarihinden sonra doğan bir alacağın masa borcu olup olmadığı yönündeki inceleme, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda genel mahkemelerce tespit edilecektir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02.02.2012 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilâmı da bu yöndedir.) İİK'da masa borçları için İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan HMK'ya göre belirlenmesi gerekir. İflas masasının bu safi (net) mevcudu (masaya giren mal, alacak ve haklar), "alacakların ödenmesine tahsis olunur" (İİK m.184,I,c.1). Buradaki "alacaklar" teriminden maksat, aslında yalnız "iflas alacaklarıdır." İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, iflas masasından istenebilirken (masaya yazdırılabilirken), müflisin iflas açılmasından sonra doğan alacakları, iflas alacağı olmadığından, iflas masasından talep edilemez. İflas masasından istenebilecek (hatta, iflas alacaklarından daha önce ödenecek) olan, bir başka alacak çeşidi de masa alacaklarıdır. Bunun masa bakımından adı "masa borcudur." Masa borçları müflisin değil, (çünkü, müflisin iflas açıldıktan sonra masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkân yoktur.) iflas masasının yaptığı borçlardır. Masa borçları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası (masa adına iflas dairesi veya iflas idaresi) tarafından yapılan borçlardır. (İİK. m. 248, 303/2) Kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalardır. (bkz. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi ... Esas ve Karar sayılı ilamı) Nitekim emsal HGK'nın... Esas, ... Karar sayılı ilamı; Yargıtay 5 HD'nin ... Esas,.... sayılı ilamı Davanın 7036 sayılı İş mahkemeleri Kanun'un 5. Maddesi kapsamında işçi ve işveren arasında 4857 sayılı İş Kanun'undan kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin İş Mahkemesi olacaktır. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında somut olayda, müflis şirketin iflasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, müflis şirketin iflası üzerine de ... 1.İflas Müdürlüğü'nce ... İflas sayılı iflas masasının oluşturulduğu, davacının ödenmeyen işçilik alacaklarının müflis şirketten tahsilini talep ettiği, delillere göre davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra işe iade davası açılması akabinde doğan alacakları iflas tarihinden sonraya ilişkin olduğu, nitekim iflas müdürlüğü tarafından da davacının alacağının masa alacağı olarak kabul edildiği ve ödemenin yapıldığı, dolayısıyla artık iflas masası tarafından yapılan işlemlere dahil olduğu, davacının iş sözleşmesi kapsamında talep etmiş olduğu işçi alacaklarının doğduğu tarihin de iş sözleşmesinin feshi ya da işe başlatmama tarihi olduğu, zira alacağın varlığı ve miktarı, haklı fesih durumu ancak iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte belirlenebileceğinden davacının talebi iflas alacağı niteliğinde olmadığı, alacağın tamamının masa alacağı olarak genel hükümlere değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişi raporu ile yapılan hesaplamaya göre tespit edilen davacı alacağının fazlasıyla ödendiği, bu itibarla davacı tarafından açılan davanın sübut bulmadığı değerlendirilmekle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ile bağlı kalınarak açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik olan 672,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yetkisizlik öncesi davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 680,00-TL posta ve tebligat gideri, 900,00-TL bilirkişi ücreti ve yetkisizlik sonrası davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 232,20-TL posta ve tebligat gideri olmak toplam 1.812,20-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yetkisizlik öncesi davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 337,20-TL posta ve tebligat gideri, 100,00-TL bilirkişi ücreti ve yetkisizlik sonrası davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 62,80-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 500,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/06/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/245, K. 2026/478, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-245-e-2026-478-k-262fce9a7667