İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/24 E. 2026/108 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/24
Karar No
2026/108
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/24 Esas KARAR NO : 2026/108

DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/01/2026 KARAR TARİHİ : 04/02/2026 YAZIM TARİHİ : 04/02/2026

Mahkememize açılan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Davacı müvekkili ......, İstanbul İli ..... İlçesi ..... Mahallesi ..... ada ...... parselde pay sahibi olduğunu, taşınmazın 6306 sayılı Kanun kapsamında kentsel dönüşüme girmesi üzerine davalı Sincar Müteahhitlik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile Büyükçekmece ..... Noterliğinin 04.09.2024 tarih ve ...... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili sözleşmeyi ihtirazi kayıtla imzalamış ve sonrasında noter ihtarı gönderdiğini, sözleşme süreci ve temsil heyetinin ihmalleri sonucunda müvekkil ciddi maddi zarara uğradığını, öncelikle, önceki müteahhit ile yapılan eski sözleşmenin zamanında uygulanmaması ve feshedilmemesi nedeniyle müvekkilin dükkânına ait yaklaşık 25 m² asma kat hakkı kaybolmuş, bu durum dükkânın ticari değerinde önemli düşüşe sebep olmuş olduğunu, davalı ..... ile yapılan yeni sözleşmede ise dükkânlar için belirlenen ilave alan m² birim fiyatı dairelere göre fahiş şekilde yüksek belirlenmiş ve müvekkilden yüksek bedeller tahsil edildiğini, ayrıca kentsel dönüşüm kapsamında projeye eklenen fazla kat alanlarının yalnızca daire sahiplerine dağıtılması nedeniyle müvekkil yaklaşık 35 m² ek alan hakkından mahrum bırakıldığını, bu durum müvekkil aleyhine, diğer paydaşlar ve yüklenici lehine haksız kazanç doğurduğunu, bunun yanında sözleşmede müvekkile taahhüt edilen dükkân metrekaresi ile projedeki ve fiili durum arasında ciddi farklar bulunmakta, müvekkile sözleşmede belirtilenden daha küçük ve ticari değeri daha düşük bir dükkân verilmekte olduğunu, dükkanın konumu değiştirilmiş, köşe konumu kaldırılmış, ön cephesi daraltılmış ve cephede kolon bulunması nedeniyle ticari kullanımı ve piyasa değeri düşürülmüş olduğunu, ayrıca müvekkili, eski sözleşmeye göre daha büyük bir dükkana daha düşük bedelle sahip olabilecekken, temsil heyeti ve yüklenici işlemleri nedeniyle yeni sözleşme kapsamında daha küçük bir dükkan için çok daha yüksek bedel ödemek zorunda bırakıldığını, fazla ödenen bedeller yönünden davalı ..... sebepsiz zenginleştiğini, tüm bu nedenlerle, davalıların eylemleri ve sözleşmeden doğan hukuka aykırılıklar sebebiyle müvekkil .....’ün uğradığı maddi zararların tespiti ve tazmini, haklı sebep olmaksızın ödenen bedellerin iadesi ile yargılama süresince telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep ettiklerini, sözleşmenin ifası sürecinde, müvekkilin dükkanında gerek Temsil Heyetinin eylemleri/ihmalleri, gerekse projelendirme ve uygulama aşamasında müteahhitten kaynaklanan ciddi maddi kayıplara ve zararlara yol açan, aşağıda ayrıntılı olarak bahsettiği hukuka aykırılıklar tespit edilmiş olduğunu, işbu hukuka aykırılıklardan doğan müvekkilin uğradığı maddi zararların tespiti, tanzimi ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca alacaklarının tahsilini talep ettiklerini, dava konusu İstanbul İli, ..... İlçesi, ..... Mahallesi, .... Ada, ..... Parsel sayılı taşınmazda davalıların tapu kaydına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, davalıların eylemleri ve Büyükçekmece ...... Noterliği’nin 04/09/2024 tarih ve ..... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden doğan müvekkilin uğradığı maddi zararların tespitine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız, bilirkişi incelemesi sonucu belirlenecek olan dava değeri doğrultusunda arttırım ve/veya ıslah haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere maddi zararların dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalılardan tazmini ve müvekkil tarafından haklı ve hukuki bir sebebe dayanmaksızın ödenen miktar kadar alacaklarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, Büyükçekmece ...... Noterliğinden tasdikli 04/09/2024 tarih ve ..... sayılı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nden doğan müvekkilin uğradığı maddi zararların tespiti, maddi zararının dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile tazmini ve müvekkil tarafından haklı ve hukuki bir sebebe dayanmaksızın ödenen miktar kadar alacaklarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile tahsili talebine ilişkindir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un Amaç başlıklı 1. maddesinde, yasanın amacı açıklandıktan sonra, Kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Aynı yasanın Tanımlar başlıklı 3. maddesinde ise; satıcı, kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki olmayan amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi, sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici işlemi ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade edilmişlerdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu alacak temelinde davacı ve taraf olarak gösterilen bir kısım davalıların paydaş olarak malik oldukları taşınmaza ilişkin diğer davalı yüklenici şirket ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden ve bir kısım davalıların ihmalleri sebebiyle uğranıldığı belirtilen zararların tazmininden doğmakta olup, davalılardan birisi olan şirketin salt tacir olmasının davanın ticari nitelik kazanması için yeterli olmadığı, davacı ve diğer davalıların tacir sıfatlarının bulunmadığı bu yönde bir beyan ve ileri sürüş de bulunmadığı, sözleşme konusu taşınmazda davacı ve bir kısım davalıların hisse payları oranında malik oldukları, kat mülkiyetine geçilmediği, davacının dükkan vasfındaki yere sahip olduğu beyanının tek başına davayı ticari dava haline getirmeyeceği, davacıya tacir sıfatı kazandırmayacağı anlaşılmakla uyuşmazlığın temelinde tacirler arası veya bir meslek amacı olmayan bir yapıya ilişkin olması nedeniyle tüketici uyuşmazlığı olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Açıklanan gerekçelere davaya Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılmalıdır. Bu nedenle, Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nin 114/1-c ve 115/2 maddeleri hükümleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 2-Karar kesinleştikten sonra 2 hafta içerisinde istem halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nin 20/1 maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi istenmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin bildirilmesine (bildirimin kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına), 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/02/2026

Katip ..... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ..... ☪ e-imzalıdır. ☪

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/24, K. 2026/108, T. 04.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-24-e-2026-108-k-aa40dd9a6fac