İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/210 E. 2026/78 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/210
Karar No
2026/78
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/ KARAR NO : 2026/

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR:1- 2- VEKİLİ : Av.

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/01/2026 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davacı ile davacının babası ... ile davalılar arasında 3 adet araç alım satımı hususunda şifahi anlaşma yapıldığını, davalılar tarafından ödemesi yapılan ... plakalı araçların teslim edildiğini ve davalı ... üzerine devir ve temlikinin yapıldığını, ancak üçüncü araç olan ... plakalı aracın devir ve temlikinde sorun çıktığını ve bu aracın bedeli olan 280.000,00-TL'nin iadesi konusunda tarafların anlaştığını, davacı tarafından 58.000,00-TL'nin geri ödendiğini geriye 222.000,00-TL borç kaldığını, borç ödemesinin aksaması üzerine davalıların davacıdan teminat olarak açık senet istediklerini, bunun üzerine davacı tarafından 05/01/2026 tarihinde imzalanmak suretiyle bakiye borcun teminatı olarak borç açık bir senet verdiğini, senede kimin lehtar olarak yazıldığı yada yazılacağının bilinmediğini, davalılar tarafından boş senedin doldurarak tahsil amacıyla icraya koyacaklarını ve miktar olarak borcun üstünde rakamlar yazacakları yönünde bildirimde bulunduklarını, açık senedin icraya konulması durumunda davacının iktisadi durumunun mahvına sebep olacağından teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca takipten önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Bilindiği üzere, 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. Maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesinin ilk hali; "(1) Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde idi.05/04/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle 6102 Sayılı TTK'nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi değiştirilmiş ve "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," şeklini almıştır. 7445 Sayılı Kanun'un 43/1-a maddesine göre, bu değişiklik 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girecektir.Bu kapsamda, 01/09/2023 tarihi itibariyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindedir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir.Bahse konu kanun hükümleri nazara alındığında, 01/09/2023 tarihi itibariyle menfi tespit davaları bakımından, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Eldeki davanın açılış tarihi 19/01/2026 'dir. Bu kapsamda, davacı vekiline arabuluculuk tutanağının asılları (tutanağın e-imzalı olması halinde UYAP üzerinden e-imzaların denetlenebilir haliyle) ya da arabulucu tarafından yapılmış aslı gibidir suretlerini sunması için tebligat çıkarıltıldığı ancak davacı vekilinin verilen süre içerisinde arabuluculuk tutanağını mahkememize ibraz etmediği anlaşılmıştır.Söz konusu yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı dikkate alındığında, eldeki davanın menfi tespit davası olduğu, 01/09/2023 tarihi itibariyle açılan menfi tespit davalarında artık dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında açıkça belirtildiği üzere arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklemenin dava şartı olduğu, bu kapsamda davacı vekilinin arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklememiş olduğu, dolayısıyla kanunu zorunluluğa uyulmadığı için davacı vekiline bu hususta ihtarla davetiye tebliğ edildiği, tebliğin 27/01/2026 tarihinde yapıldığı, verilen kesin sürenin son günün 10/02/2026 tarihi olduğu, 19/02/2026 tarihi itibariyle arabuluculuk tutanağının sunulmadığı anlaşılmakla, 6325 Sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nın 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. Maddesiyle değişik 5/A-1 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni usulden reddine karar verilmek gerekmiştir. Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte olan 04 Kasım 2025 tarihli, sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 2025-2026 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrası "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmünü, "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. Maddesi ise " (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. " hükmünü amirdir.Tarifenin yukarıda belirtilen hükümler bir arada değerlendirildiğinde, tarifenin 7/2. maddesinde belirtilen hususlar ile ilgili verilecek kararlara yönelik olarak taktir olunacak vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanacağı açıktır. Ancak söz konusu maddede nispi olarak hesaplanacağı düzenlenen vekalet ücretinin üst sınırının davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenen maktu tutarın aşamayacağı belirtilmiş, fakat bu tutarın altında olamayacağı yönünde ise bir düzenleme yapılmamıştır. Tarifenin 13. maddesi nispi vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı düzenlenmiş olup, nispi olarak hesaplanan vekalet ücretinin kabul edilen veya reddedilen miktarı geçemeyeceği, mahkemelerce hesaplanacak olan nispi vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti tutarından az olamayacağı düzenlenmekle birlikte, bu kuralın istisnaları da aynı maddede belirtilmiştir. İstisnalarından biri de tarifenin 7. maddesinin 2. Fıkrasıdır. Buna göre, davacı 222.000,00-TL üzerinden borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 ve 13. maddeleri uyarınca, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden 222.0000,00-TL'nin %16'sı olan 35.520,00-TL vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-6325 sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 sayılı TTK'nın 28/03/2023 tarihli 7445 sayılı Kanunun 30. Maddesi değişik 5/A-1 maddesi, 6100 sayılı Kanunun 114/2 ve 115. maddeleri gereğince açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 732,00-TL harcın başlangıçta alınan 3.791,21-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 3.059,21-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 35.520,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların davacı tarafa iadesine, Dair tarafların yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere karar verildi. 19/02/2026

Katip ... ✍E-Imzalıdır

Hakim ... ✍E-Imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/210, K. 2026/78, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-210-e-2026-78-k-b7653b33de0a