İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/168 E. 2026/220 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/168
- Karar No
- 2026/220
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/168 Esas KARAR NO : 2026/220
DAVA : Alacak (İhbar Tazminatı) DAVA TARİHİ : 07/07/2025 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026
Mahkememizin 2025/611 Esas sayılı dosyasından tefrik edilen davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının son brüt maaşı olan Asgari Ücreti üzerinden hesaplanacak 30 kat Rekabet Tazminatının ihtarname tarihi olan Arabuluculuk başvuru tarihi olan 03.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile hesaplanarak şimdilik 10.000,00 TL'sinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının süreli fesih önellerine uymadan istifa etmesi nedeniyle müvekkili şirketin hak kazandığı 6 haftalık ihbar tazminatının davalının son brüt ücreti olan asgari ücret üzerinden fesih tarihi olan 10.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile hesaplanarak şimdilik 5.000,00 TL'sinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle ihbar tazminatına ilişkin uyuşmazlıkta görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak; ihbar tazminatının, belirsiz süreli iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın ve bildirim önellerine uyulmaksızın feshi halinde söz konusu olabileceğini, somut olayda ise müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin gerçek ücretinin SGK’ya asgari ücret üzerinden bildirildiğini, ücretinin bir kısmının elden ödendiğini, fazla çalışma ücretlerinin ya hiç ödenmediğini ya da eksik ödendiğini, kullanılmayan yıllık izin ücretlerinin ödenmediğini, tüm bu hususlarda işverene yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını, işverenin İş Hukuku mevzuatına aykırı uygulamaları nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davalı tarafın, haklı nedenle fesih halinde ihbar öneli verme yükümlülüğünün ve ihbar tazminatı ödeme borcunun doğmayacağını, bu nedenle davacının ihbar tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu, haklı fesih iddiasının ise ilgili iş mahkemesi dosyası, tanık beyanları ve sair delillerle ispat edileceğini belirterek davanın reddine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; ihbar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı yan Mahkememizin ....... Esas sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu dava ile, davalının haksız rekabet yasağını ihlal etmesi nedeniyle tazminat isteminde ve davalı tarafça ihbar sürelerine uyulmaksızın iş sözleşmesinin feshedilmiş olması sebebiyle ihbar tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkememizin ..... Esas sayılı dosyasının 19/02/2026 tarihinde icra olunan ön inceleme celsesinde davacının ihbar tazminatı istemi bakımından dosyanın tefrikine karar verilmiş ve tefrik kararı sonrası dosyanın bu istem bakımından yukarıdaki esas sırasına kaydının yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Asliye ticaret mahkemeleri, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 5/3. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda asliye ticaret mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı TTK'nın 5. maddesinde belirtilmiş olup anılan madde “Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre, Asliye Hukuk veya Sulh Hukuk Mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla görevlidir. Şu kadar ki; bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. ncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla, hususi hükümler uyarınca Ticaret Mahkemesinde görülecek diğer işlere Ticaret Mahkemesinde bakılır.” hükmünü içermektedir. Buradan hareketle ele alınması gereken ticari dava kavramının çerçevesi TTK’nın 4. maddesinde “(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.” şeklinde düzenlenmiştir. Maddede sayılan bu tür davalar mutlak ticari dava niteliği haiz olup işaret edilen bu ticari davalar dışında tarafların sıfatına ve uyuşmazlık ticari işletmeye ilişkin bulunmasa bile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 99, 1147 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun 22, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nun 31, 2003 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 154, 182 ve 296. maddelerinden doğan davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır. Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de TTK’nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispî ticari davalar olarak iki gruba ayrılmakta olup TTK’nın 4/1-a maddesi uyarınca bu Kanun’da düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispî ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları olup (TTK m. 4/1) belirtilen kanunî düzenlemeler uyarınca sadece mutlak ya da nispî ticari davalar asliye ticaret mahkemesinin görev alanı içerisindedirler. İş mahkemelerinin görevi ise ilk olarak 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile düzenlenmiştir. 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre, “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının” çözülmesi görevi iş mahkemelerine aittir. Öte yandan 25.10.2017 tarihinde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (7036 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi ile 5521 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, 7036 sayılı Kanun ile de göreve ilişkin yeni kurallar ihdas edilmiştir. Bu kapsamda 7036 sayılı Kanun’un görevi düzenleyen 5. maddesi, “(1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar...” hükmünü içermektedir. İş mahkemelerinin görevli olduğu davaların tespitinde iş/hizmet sözleşmesi, işçi, işveren, işveren vekili ve iş ilişkisi kavramlarının da irdelenmesi önem arz etmektedir. İş Kanunu’nun işçi, işveren ve iş ilişkisi kavramlarına ait tanımlamayı içeren 2/1. maddesinin 1. cümlesi “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.” hükmünü haizdir. Bu kapsamda iş sözleşmesi ise, İş Kanunu’nun 8. maddesinde “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca belirtilmelidir ki; işçinin, işverenin kapsam ve sınırlarını belirlemiş olduğu iş organizasyonu içerisinde işverene bağımlılığına zarar vermeyecek oranda ve yükümlü olduğu iş görme ediminin ifası uğruna karar alma yetkisiyle işveren yararına iş sözleşmesiyle bağlı olarak çalışması bağımlılık unsurunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira genel nitelikte de olsa işveren tarafından çerçevesi çizilen ve organize edilen bir iş görme ediminin ifası, işverenin yönetim ve talimatı altında gerçekleşen bir bağımlılık ilişkisinin varlığını ortaya koymakta olup bu tür bir iş ilişkisinde bağımlılık unsuru görece zayıf olsa da varlığını korur. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi üretici gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi işverenle arasındaki bağımlılık unsuruna zarar veren bir olgu olarak değerlendirilemez.(YHGK 2017/11-2408 Esas ve 2021/998 Karar sayılı ilamı) Somut olayda ihbar tazminatı isteminin dayağını taraflar arasındaki iş ilişkisinin oluşturduğu, dava ile İş Kanunundan kaynaklanan bir alacağın talep edildiği, bu bakımdan ihbar tazminatı istemine ilişkin işbu davada Mahkememizin görevsiz İş Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmış ve bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin Bakırköy İş Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy İş Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/02/2026
Katip ...... e-imzalıdır Hakim ...... e-imzalıdır