İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/146 E. 2026/271 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/146
- Karar No
- 2026/271
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/146 Esas KARAR NO :2026/271
DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ:20/02/2026 KARAR TARİHİ:17/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkile ait ... plakalı araç, davalı sigorta şirketi nezdinde ... poliçe numarası ile sigortalı olduğunu, araç, 12.12.2025 tarihinde saat 00:24 sıralarında ... Mahallesi sınırları içerisinde tek taraflı trafik kazasına karışmış olup, yol kenarında bulunan demirlere çarpması sonucu araçta maddi hasar meydana geldiğini, Riziko poliçe süresi içerisinde gerçekleşmiş olup, teminat kapsamında olduğunu, müvekkil, kazanın hemen ardından poliçeden doğan ihbar yükümlülüğünü yerine getirmek amacıyla davalı şirkete ait ... numaralı asistans hattını defalarca aramış olup, ancak hiçbir şekilde hatta ulaşamadığını, müşteri temsilcisiyle görüşemediğini, bu husus arama kayıtları ile sabit olduğunu, ayrıca müvekkil, kazanın gerçekleştiği anda ailesiyle yaptığı WhatsApp yazışmalarında da sigorta şirketine ulaşamadığını açıkça belirttiğini, söz konusu arama kayıtları ve mesaj içerikleri, davalı şirket tarafından görevlendirilen yetkiliye de gösterilmiş ve paylaşıldığını, buna rağmen davalı tarafça bu hususta herhangi bir işlem yapılmadığını, asistans hizmetine ulaşılamaması nedeniyle müvekkil zorunlu olarak kendi imkânlarıyla çekici temin etmiş ve aracı sanayiye çektirdiğini, alay yerinde müvekkil ile birlikte bulunan ve aracı sanayiye gönderme sürecine tanıklık eden kişiler mevcuttur; gerektiğinde tanık deliline başvurulacağını, kazanın ardından hasar dosyası açılmış olmakla birlikte, davalı sigorta şirketi tarafından süreç makul süre içerisinde sonuçlandırılmadığını, müvekkil tarafından defalarca yapılan başvurulara her seferinde “incelemede” olduğu şeklinde cevap verilmiş olup, bu suretle araç yaklaşık bir ay boyunca sanayide bekletildiğini, müvekkil, davalı şirketin yönlendirmelerine güvenerek onarıma başlamamış olup, hasar dosyasının sonuçlanmasını beklediğini, ancak davalı taraf süreci sürüncemede bırakmış olup, poliçe kapsamında sağlanması gereken ikame araç hizmetini de sunmamış ve müvekkilin mağduriyetini gidermediğini, aracın yaklaşık bir ay boyunca atıl şekilde sanayide beklemesi nedeniyle müvekkilin günlük yaşamı ve iş düzeni ciddi şekilde aksatıldığını, daha fazla zarara uğramamak adına müvekkil, onarım işlemine başlamadan önce kendi inisiyatifiyle bağımsız bir eksper görevlendirildiğini ve hasara ilişkin rapor düzenlettirmiştir. 16.02.2026 tarihli ekspertiz raporunda hasar bedeli 221.320,59 TL olarak tespit edilmiş olup, bu suretle zararın kapsamı ve miktarı objektif ve teknik verilerle kayıt altına alındığını, buna rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ve hasar dosyası sonuçlandırılmadığını, müvekkil tarafından 29.12.2025 tarihinde davalı sigorta şirketine KEP üzerinden ihtarname gönderildiğini, hasar dosyasının ivedilikle sonuçlandırılması, çekici giderinin karşılanması ve poliçe kapsamında ikame araç sağlanması açıkça talep edildiğini, ancak davalı şirket bu ihtarnameye olumlu ya da olumsuz hiçbir cevap vermediğini, bu suretle davalı temerrüde düştüğünü, davalı tarafın ihtarnameye cevap vermemesi üzerine zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk son tutanağı dilekçe ekinde sunulmakta olduğunu, işbu dava tarihi itibariyle 11.02.2026 olmasına rağmen hasar dosyası hâlen sonuçlandırılmamış olup davalı sigorta şirketi sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, sigortacının rizikonun gerçekleşmesinden sonra makul süre içerisinde inceleme yapma ve tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmasına rağmen dosyanın sürüncemede bırakılması açık bir sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle, müvekkilin kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kaldığı onarım bedelinin sigortanın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiğini, izah edilen nedenlerle davanın kabulü ile 221.320,59TL onarım bedelinin, sigortanın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: görevli mahkeme tüketici mahkemesi olup, davanın görev bakımından reddinin talep edildiğini, davacı taraf, müvekkil şirkete karşı, şahsi aracı için yaptırdığı kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebiyle işbu davayı açtığını, ancak, davacı tarafın sigortalı sıfatıyla yaptığı kasko sigortası işlemi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu kapsamında bir tüketici işlemi olduğunu, zira davacı, aracı şahsi ihtiyacı için kullanmakta olup, herhangi bir ticari veya mesleki faaliyet kapsamında hareket etmemekte olduğunu, 6502 sayılı Kanun’un 3/k maddesi uyarınca, “tüketici” ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi olduğunu, yine Kanun’un 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemlerinden doğan davalara Tüketici Mahkemeleri bakmakla görevli olduğunu, bu sebeple, işbu davada görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olup, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi usulen mümkün olmadığını, görev itirazının kabulüne karar verilmesini talep edildiğini, huzurdaki davada zamanaşımı dolmuş olup, bu bakımdan davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup ayrıca dava görevli ve yetkili olmayan mahkemede açıldığını, davanın bu yönlerden de reddininin talep edildiğini, şirket hasar departmanı tarafından yapılan araştırma neticesinde ... plakalı araçta meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceği tespit edildiğini, Muhammet Levent Fırıncı adına kayıtlı ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 25.01.2025-2026 vadeli ve ... poliçe no'lu benim arabam genişletilmiş kasko sigorta paket poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafından hasar bedelinin karşılanması amacıyla müvekkil şirkete başvuru yapılmış olup, şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyası oluşturulduğunu, kasko sigortası, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacıya otomatik ve koşulsuz ödeme yükümlülüğü yükleyen bir sigorta türü olmayıp, rizikonun poliçe teminatları kapsamında ve sigortalının sözleşmeden doğan yükümlülüklere uygun davranması koşuluyla geçerli olan teminat olduğunu, sigortalının, hasar anı ve sonrasında doğru, eksiksiz ve denetlenebilir bilgi sunma, olayın oluş şeklinin tespitine imkân sağlama ve yetkili mercilere bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunmadığını, sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği sabit olduğunu, somut olayda, müvekkil şirketin anlaşmalı olduğu hasar araştırma birimi tarafından yapılan incelemelerde sigortalı kazanın oluşumuna ilişkin süreçte birbiriyle çelişen ve değişken nitelikte beyanlarda bulunmadığını, nitekim sigortalı başlangıçta Bomonti’de bir “toplantıya” katıldığını beyan ettiğini, devamında ise bu beyanını değiştirerek doğum günü partisi/misafirlik şeklinde farklı bir açıklama yaptığını, ayrıca bu hususlara ilişkin mekân adı, ödeme kaydı veya herhangi bir doğrulayıcı belge sunmaktan imtina ettiğini, bu durum, sigortalının olayın öncesine ve mahiyetine ilişkin gerçeği gizlediği veya en azından doğruyu tam olarak yansıtmadığı yönünde kuvvetli şüphe doğurmadığını, sigortalı araç sürücüsü zaruri hal bulunmamasına rağmen olay yerini sebepsiz terk ettiğini, sigortalı, herhangi bir resmi tutanak düzenlenmesini sağlamadan, kolluk kuvvetlerine haber vermeden ve kamu zararını kayıt altına aldırmadan özel çekici çağırarak aracı olay yerinden kaldırdığını, oysa ki kazada yol ortasındaki demir dubalara çarpılması nedeniyle kamu malına zarar verildiği sabit olduğu, bu durumda sigortalının, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca olayı derhal yetkili mercilere bildirme ve tutanak tutturma yükümlülüğü bulunmadığını, bu yükümlülüğe aykırı davranılması, sigortacının hasar tespitini sağlıklı şekilde yapmasını engellediği gibi, olayın oluş şeklinin objektif biçimde ortaya konulmasını da imkânsız hale getirmekte olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün alkol kullanımı gizleme amaçlı hareket ettiği gözlemlendiğini, dosya kapsamındaki hasar araştırması neticesinde, olayın gerçekleştiği ortam ve sigortalının çelişkili beyanları dikkate alındığında alkollü araç kullanımı şüphesi oluştuğu tespit edildiğini, sigortalı, kaza sonrası alkol ölçümü yaptırmamış ve bu hususun tespitini imkânsız hale getirdiğini, bu durumda, alkol kullanımının kesin olarak ispat edilememesi sigortalı lehine yorumlanamayacağını, aksine, ispat imkânını ortadan kaldıran sigortalının bu davranışı aleyhine değerlendirilmesi gerektiğini, sigortalının davranışları birlikte değerlendirildiğinde, olay yerinin sebepsiz terk edilmesi, resmi tutanak tutulmaması, çelişkili beyanlar verilmesini, incelemeye esas teşkil edecek bilgi ve belgelerin sunulmaması hususları nedeniyle söz konusu hasar tazminatı talebi teminat dışı olduğunu, sigortalının çelişkili ve güvenilirlikten uzak beyanlarda bulunduğu, kamu malına zarar vermesine rağmen resmi tutanak tutturmadığı, haklı bir neden olmaksızın olay yerini terk ettiğini, bu suretle hasarın ve rizikonun kapsamının tespitini engellediği, ayrıca alkol kullanımına ilişkin şüpheyi ortadan kaldıracak herhangi bir işlem yapmadığı hususları sabit olduğunu, bu nedenlerle, dava konusu hasar talebinin poliçe teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp açıkça teminat dışı olduğu ortada olduğunu, sonuç olarak, müvekkil sigorta şirketinin herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere poliçedeki özel şartların ve muafiyetlerin gözetilmesi gerekmekte olduğunu, kara araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarında sigorta şirketinin sigortalısıyla yapmış olduğu kasko poliçesine çeşitli muafiyet uygulamaları veya özel şartlar koyabileceği belirtildiğini, olaya ilişkin kasko poliçesinde şirket tarafından poliçeye koyulan bazı muafiyet uygulamaları ve özel şartların bulunduğu gözlemlenmekte olduğunu, bu sebep ile meydana gelen olayda sunmuş olduğunu başvuranın aracına ait kasko poliçesindeki muafiyetlerin ve özel şartların değerlendirilmesini talep etmekte olduğunu, kabul anlamında gelmemek üzere, eğer davacının talebi hasar onarım bedeli ise iskontolu hesap yapılmalı ve KDV hesaba dahil edilmemesi gerektiğini, sigorta sektöründe iskonto uygulaması yaygın olarak bulunmakta olup nihai tüketici olan başvuru sahibinin de orijinal parça tedarikinde iskontolu parça alacağı tartışmasız olduğunu, bir mal ya da hizmet üretiminde bulunan kişilerin sunulan hizmet karşılığında belge düzenlemeleri zorunlu olduğunu, bu sebeple tamirat hizmeti alınmış bir aracın zarar ve ziyan tespiti için faturaya gerek olmadığının kabulü mümkün olmadığını, bu durum ancak tamiratı yapılmamış araçlar için geçerli olabileceğini, hasar ekspertiz raporu bir hasarın hangi maliyetle giderilebileceği konusunda teknik bir öngörüden ibaret olup onarımın fiilen yapıldığı durumlarda gerçekleşmiş masraf kalemleri varken ekspertiz raporuna itibar edilemeyeceğini, piyasada aynı yedek parça için değişik fiyatlarda ürün bulmak olağan bir durum olduğunu, hele sigorta şirketlerince tedarik yapılması durumunda şirketlere perakende satış fiyatının %30-40 altında ürün satıldığı bir vakıa olduğunu, işçilik konusunda da benzer bir durum var olduğunu, sigorta şirketleri anlaşmalı bulundukları oto tamircilerinde işçilik ücretleri üzerinden önemli oranlarda ıskonto sağlamakta olduğunu, bu izahatlar çerçevesinde bir araç hasarının değişik tamirhanelerde çok farklı tutarlarla tamir edilebileceği anlaşılmakta olduğunu, bu sebeple başvuru sahibince kendisi tarafından tayin edilen bir sigorta eksperince, aracın fiilen hangi tür yedek parçalar kullanılarak, yetkili ya da özel, sigorta şirketiyle anlaşmalı ya da anlaşmalı olmayan bir serviste ve hangi evsafta tamir edildiği konusunda bir bilgi vermeden düzenlenmiş olan rapora istinaden hesap yapılamayacağını, başvuru sahibi vekili araç onarımında eşdeğer ya da yan sanayi parça kullanıldığı iddiasını somut delillerle ortaya koyamamış sadece orijinal parçalarla tamir olsaydı aracın kaç liraya tamir edileceğine ilişkin bir ekspertiz raporu sunduğunu, aracın orijinal parçalarla onarılmadığı ispat edilemediğini, diğer taraftan TTK gereği sigortacının sorumluluğu sigortalısının malvarlığında meydana gelen azalmasının giderilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu olayda davalı açısından sorumluluk, sigortalısının malvarlığındaki azalmayla eş olduğunu, malvarlığında azalma ise tamir bedeli kadar olduğunu, diğer bir ifade ile tazmini gereken zarar aracın kaç liraya onarılacak olmasına göre değil kaç liraya onarıldığına göre belirleneceğini, aksi takdirde onarım ücretinden davalıya daha fazla bir ödeme yapılması zarar gören açısından sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, dolayısıyla davalının, tamir bedelinden daha fazla bir ödeme yapması gerek TTK gerek TBK açısından mümkün olmadığını, belirtilen gerekçelerin yanında tamirat bedeli ödenmiş olan araç için ilave tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı da gözetilerek haksız talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere yapılan hesaplamanın kdv hariç olarak yapılması gerekmekte olduğunu, davacı aracın onarıldığını beyan etmiş ise de herhangi bir fatura sunmadığını, öncelikli olarak aracın onarım yapıldığı servise müzekkere yazılmasını ve yapılan işlemlerin detayların bildirilmesini talep etmekte olduğunu, tabi ki yapılan işlemlerin kaza ile illiyet bağını da davacı taraf ispat etmesi gerektiğini, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu gereği mal ve hizmet alımlarında bedel üzerinden KDV hesaplanması ve vergi mükellefleri tarafından tahsil edilen (Hesaplanan) KDV ile ödenen (İndirilecek) KDV arasındaki tutarın her ay devlete ödenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere; KDV dahil hesap yapılması başvuranın sebepsiz zenginleşmesine yol açacak olup KDV hariç olarak hesap yapılması gerekmekte olduğunu, aracın onarım bedeli ve/veya rayiç bedeli - sovtaj bedeli Kasko Poliçesi Özek ve Genel Şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkil şirket yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden talep edilen faizin ve faiz oranının haksız olduğunu, bu nedenlerle, görev itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, dava konusu hasarın poliçe teminatı dışında kaldığı sabit olduğundan davanın esastan reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosyada bilirkişi incelemesi yapılmasına ve incelemede sigorta hukuku alanında uzman bilirkişinin görevlendirilmesine, kaza mahalinde keşif yapılmasına, olaya ilişkin kamera kayıtları ile HTS verilerinin celbine, ilgili kurum ve kuruluşlara (SBM, Emniyet, servis, operatörler) müzekkere yazılarak gerekli bilgi ve belgelerin teminine, aracın onarım yapıldığı servise hasar raporu, onarımı, hasar gören parçaları ve diğer detayları hakkında bilgi ve belge talepli müzekkere yazılmasını, tanık bildirme hususunda tarafımıza süre verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın; ... plakalı aracın 12/12/2025 tarihinde karıştığı kaza sebebiyle onarım bedeli tazminat talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili davada; ... Sigorta ... Numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ve hasar dosyası, Bağımsız eksper raporu, KEP ihtarnamesi, arama kayıtları, whatsapp mesaj içerikleri, arabuluculuk son tutanağı, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delile dayanmıştır. Davacı vekilinin 09/04/2026 tarihli dilekçesi ile görev hususuna ilişkin beyan dilekçesi sunduğu, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu beyan etmiştir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(l) maddesinde de, tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında, Kanunun 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacı kasko sigorta poliçe kapsamında ödenmeyen onarım bedelinin davalı sigorta şirketinden tazminini talep etmiş olup, sigortalı aracın otomobil olduğu, kullanım amacının hususi olarak belirtildiğinden tüketici sıfatının bulunduğu, buna göre ise, yasal düzenlemeler ve konuya ilişkin içtihatlar dikkate alındığında ilgili uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde sonuçlandırılması gerektiği , görev kuralının niteliği gereğince taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmayacağından ve mahkemece yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulması gerektiğinden, dosyanın görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin 16/05/2023 tarih 2022/3128 E. 2023/1385 K. )
HÜKÜM: 1-)İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-)H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-)Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2026
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA