İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/134 E. 2026/252 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/134
- Karar No
- 2026/252
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/134 Esas KARAR NO :2026/252
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:10/07/2025 KARAR TARİHİ:15/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıya araç alım bedeli adı altında 2.500,000,00 TL gönderdiğini ancak bu ödemeye rağmen aracın teslim edilmediğini, ... icra dairesinde ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, anılan nedenlerle ... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı icra dosyasına yaptığını itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tacir olmadığını davacı taraf ile ticari bir alışverişin olmadığı bu sebeple Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılması gerektiği, müvekkilinin İstanbul ili Sultangazi ilçesinde ikamet etmesi sebebiyle yetki itirazlarının olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğu, müvekkilinin davacı tarafı tanımadığını, müvekkilinin şoför olarak çalıştığını, müvekkilinin patronu olan ...'nın müvekkilinden iban no istediğini, para geldiğinde açıklamasız olarak mml dış ticaret isimli şirkete 1.600.000,00 TL nin gönderilmesini kalan parayı da başka bir şahsın ibanına göndermesi gerektiğini söylediğini, daha sonra açılan icra takibinden patronuna bahsettiğini ancak kimse sana birşey yapamaz dediklerini, davacının iddiasını somutlaştırmadığını, haksız davanın reddini talep ettikleri görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İtirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. ... İcra Müdürlüğü 2025/... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlu ... olduğu, 2.500.000,00 TL asıl alacak, 229.000,00-TL işlemiş faiz, toplamda 2.729.000,00-TL alacak için 15/04/2025 tarihinde takibe girişildiği ,davalının süresi içerisinde tiraz edildiği görülmüştür.( Takibin dayanağının 06/02/2025 tarihli banka dekontuna istinaden 2.500,00-TL olduğu anlaşılmıştır.) .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ( Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile ) 26/11/2025 tarih .... Sayılı ilamı ile ... Asliye Hukuk Mahkemeleri ( Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla ) yetkili olması sebebiyle yetkisizlik kararı verildiği, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ...Kararı ticaret hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklara Ticraet Mahkemesi bakmakla görevli olduğundan bahis İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği ve iş bu kararın tevzi bürosundan mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Davalının gerçek kişi tacir kaydı olup olmadığı ile ilgili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabı incelendiğinde ...'ın gerçek kişi ticari işletm e kaydı, sicil kayıtlarımıza göre ortağı olduğu kolektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. Davalının hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir(esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir(esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, davalı faaliyetinin esnaf faaliyet sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından ... Vergi dairesinden gelen müzekkere cevabı incelendiğinde, herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine müzekkere yazıldığı müzekkere cevabında davalı ...' ın esnaf kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi; “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. Somut olayda, davanın niteliğine göre mutlak ticari dava olmadığı tespit edilmekle beraber, mahkemece davanın nispi dava niteliğinde olup olmadığının tespiti için davalı ... hakkında İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası, ... Vergi Dairesine ve ...Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarına göre davalının tacir olmadığı, mernis adresinin Sultangazi/İstanbul olduğu bu sebeple mahkememizin yetkisiz olduğu, TTK' nın ilgili hükmü uyarınca davaya bakmaya ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğu anlaşılmakla davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden aşagıdaki şekilde karar verilmiştir. (İstanbul BAM 57. HD' NİN 02/09/2025 tarih 2025/1058 E. 2025/1534 K.) HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)HMK'nun 114/(1)-c ile 115/(2) maddeleri uyarınca Mahkememizin YETKİSİZLİĞİ ve GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-)HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ ... ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten itibaren, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesini talep ettikler takdirde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, süresi içerisinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunda karar verileceğinin ihtarına , 4-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine, Dosya üzerinden, tarafların yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle karar verildi. 15/04/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza