İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/12 E. 2026/368 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/12
Karar No
2026/368
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/12 Esas - 2026/368 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/12 KARAR NO : 2026/368

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 13/01/2026 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, ... ibareli birçok marka hali hazırda zaten tescil edilmiş ve korunmakta olup ...'nin davalı için ayırt edilebilecek tek yanı ... ... şeklinde markaya sahip olması olduğunu, nitekim konu ile ilgili bütünsellik ilkesi gereği görsel yönüyle de değerlendirme yapılmasının gerektiğini, zira her iki markanın renk-kaligrafi- şekil kullanımı ve diğer tüm görsel unsurları ile farklı olduğu ve benzer hiçbir unsurun olmadığını, diğer yönüyle müvekkili markasının görseli ile itiraza dayanak davalı markasının görseli üzerinden değerlendirme yapıldığında markaların farklı alıcı kitlesine hitap ettiğini, markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek bulunmadığını, markaların bütünselliği ilkesi kapsamında derecede her bir iki markanın İngilizce benzerlik terimlerden oluştuğunu, “...” kelimesinin İngilizce’de “çekirdeksiz/sulu/küçük meyve, tane, kahve çekirdeği, yemiş vb” gibi pek çok anlama geldiğini, Türkçe'de farklı isimlere sahip olan tüm taneli meyveler/orman meyvelerinin İngilizce'de "..." ibaresi ile bittiğini, günlük hayatta sıklıkla kullanılan bir kelime olduğunu, söz konusu ibarelerin “...” kelimesini ihtiva etmesinin, müvekkili markasının davalıya ait markanın serisi olarak algılanmasına ve markaların ilişkilendirilmesine yol açmayacağını, "..." kelimesini ihtiva eden Türkiye'de ve dünyada çok sayıda bilinen marka olduğunu, müvekkili markasında “...” kelimesinin yer almadığını ve ....” şeklinde tek bir kelimeden oluştuğunu, “...” kelimesinin ülkemizde yaygın kullanımı bulunan, eğitim ve yaş fark etmeksizin herkes tarafından anlaşılan ve kullanılan bir kelime olduğunu, bu yönüyle çeşitli markalarda farklılaştırılarak kullanılabileceğini, kıyasa konu markaların kavramsal, görsel ve sescil açıdan benzer olmadığını, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nazarında taraf markaların arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik anlamda birbirine bağlı işletmelere ait markalar algısı da oluşmayacağını, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını beyan ederek .... Kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar arasında tescil kapsamından çıkarılan mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda başvurunun “... baby & kids” ibaresinden oluştuğunu, davaya konu olan marka başvurusu ile itiraza mesnet markalarda aynı kelimenin bulunduğunu, “...” ibareli itiraz gerekçesi marka ile başvurunun görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzer olduğunu, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların kapsamında aynı veya aynı tür hizmetlerin bulunduğunu, davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar değerlendirildiğinde “...” ibaresinin markalarda yer aldığını, davaya konu markada itiraza mesnet markalardan farklı olarak sadece “...” harfinin bulunduğunu, bu ibarenin markaya ayırt edicilik sağlamadığını, markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini bertaraf etmediğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalının yargılamaya katılımı olmadığından bir cevabına rastlanmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde; davacı şahıs adına “... Sınıflandırma Sisteminin 25. ve 35. sınıfta yer alan mallarda ve hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusunun 29.07.2024 tarihinde yapıldığı, ilan üzerine davalı şahıs tarafından itirazda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılan itirazın, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, davalının itirazının 35. Sınıftaki bazı hizmetler bakımından kısmen kabulüne karar verildiği, anılan karara karşı davacı şahıs tarafından itiraz dilekçesi sunulduğu, davacının itirazı .... sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu ... sayılı markanın dava konusu hizmetleri ile davalıya ait redde gerekçe markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, Tüketici Kitlesi: Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Somut olayda benzerliği tespit olunan 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt grupların profesyonel iş yaşantısı akışında ihtiyaç duyulan ve profesyonel işletmeler tarafından tüketiciye sunulan nitelikteki muhasebe, iş yönetimi, reklamcılık, ithalat – ihracat vb. hizmetlere ilişkin olduğu, tüketicilerin bu hizmetlerden sık ve rutin olarak yararlanmadığı, çoğu zaman muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak ve araştırma yaparak hizmeti sunacak olan işletmeyi belirlediğinden ilgili hizmetler bakımından alıcıların bilinç düzeyi daha yüksek tüketicilerden oldukları mütalaa edilmiştir. Bununla birlikte alıcı bu araştırmayı çoğu zaman bireysel bir şekilde yaptığından, her ne kadar dikkat ve özen düzeyi nispeten daha yüksek olacak ise de bu durumun ilgili tüketicinin hiçbir koşulda yanılgı yaşamayacağı gibi bir sonucu beraberinde de getirmeyeceği, özellikle internet üzerinden tüketicinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda tercihlerini somutlaştırmak yönünde gerçekleştirdiği eylemlerinde, bilinç düzeyi ne kadar yüksek olursa olsun birbirine benzer işaretler ile karşı karşıya kaldığında yanılma ihtimalinin süregeleceği de her somut olay özelinde detaylı olarak değerlendirilmelidir. Somut olayda benzerliği tespit olunan 35. sınıfta yer alan satış hizmetlerine konu 18., 24. ve 25. sınıflardaki malların birbirinden çok bağımsız mallardan oluşması ve hitap ettiği tüketici grubunun eğitim, yaş, uzmanlık bakımından çeşitlilik göstermesi, hemen her kesimden tüketiciler olabileceği, bir kısmının alım öncesinde araştırma ve karşılaştırma yapma ihtiyacı duyulan bir kısmının ise anlık kararlarla alınabilen türden mallar olması, parasal değerlerinin farklılık göstermesi diğer bir ifadeyle ilgili emtiaların tüketici kitlesi, parasal değeri gibi benzeri unsurların geniş bir yelpazede olması nedeniyle ilgili tüketici kitlesinin göstereceği dikkat düzeyinin düşük, orta ve yüksek olabileceği,

Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalıya ait redde gerekçe marka arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, büyük harflerle, ...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun “....” olduğu, Davalıya ait marka, daire içerisinde, gri zemin üzerine, standart yazı tipi kullanılarak, büyük harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin altında, çok daha küçük punto ile “.... ibaresinin yer aldığı, üstte gülen bir yüz şeklinin bulunduğu karma bir markadır. Marka hukukunda söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince, ayrıca marka işaretinde yer alan “...(bebek ve çocuklar)” ibaresinin ayırt edici niteliğe haiz olmaması nedeniyle davalı markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Dava konusu marka ile davalı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin İngilizce’de “yumuşak meyve, küçük taneli meyve, böğürtlen” gibi anlamlara geldiği, Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu markanın davalının redde gerekçe markasının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiği, her ne kadar dava konusu marka “...” ibaresi ile bitiyor olsa da, “...” ibaresinin ticari hayatta malın büyüklüğünü belirten bir ibare olarak kullanıldığı, ilgili tüketicinin algısının ibarenin başındaki ayırt edici niteliği yüksek, anlamlı kelime olan “...” ibaresi üzerinde olacağı, ibarelerin kısa olmaması nedeniyle “...” ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ilgili tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, ilgili tüketicinin dava konusu markayı davalının markalarının bir serisi olarak algılama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Karıştırılma İhtimali; Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ...ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinç düzeyi yüksek olan tüketici kitlesinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, Netice itibariyle, Dava konusu markanın kapsamından çıkartılan dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile davalı markası arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile davalı markası arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... Kararı’nın hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/12, K. 2026/368, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-12-e-2026-368-k-ee07e1667336