İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/961 E. 2026/699 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/961
- Karar No
- 2026/699
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/961 Esas KARAR NO : 2026/699
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 21/10/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 YAZIM TARİHİ :10/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ...’in sektöründe uluslararası taşımacılık alanında faaliyet göstermekte olup davalı ...'ın göndericisi olduğu eşyaların ....'den .... ve ....'ye nakliyesi bakımından taraflar arasında anlaşma sağlanmış olduğunu, anılan anlaşma mucibince müvekkili şirket tarafından üzerine düşen yükümlülükler eksiksiz olarak yerine getirilmiş ve eşyalar ....'den yurt dışında taşınmış olduğu, ancak taşınan eşyaların alıcısı tarafından teslim alınamaması nedeniyle depolama masrafları oluşmaya başlamış ve bu durumun yansıtılmak zorunda olduğu da davalı şirkete bildirilmiş yazışmalardan görüleceği üzere davalı şirket tarafından faturalara konu tüm bedellerin ödeneceği kabul edilmiş olmasına karşın davalı şirket tarafından faturalar bedellerinin 444,25-EURO eksik ödenmiş olduğunu, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili tarafından verilen taşıma hizmetleri karşılığı tanzim edilen ve davalıya gönderilen faturalara ilişkin olarak, ödeme yapmayan davalı tarafça yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi yazışmalardan da görüleceği üzere müteaddit kereler ödemelerin yapılacağı ifade edilmiş olmasına karşın ödemeler yapılmamış olduğunu, herhangi bir netice alınamaması üzerine; ... aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün, ... E. sayılı sayılı dosyası tahtında 'ilamsız icra takibi' başlatılmak zorunda kalınmışsa da davalı şirket tarafından, kötü niyetli ve müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak gayesiyle icra takibine itiraz edilmiş ve takibin durdurulması sağlanmış olduğu, davalının, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün, ... E. sayılı dosyası tahtında yapılan icra takibine vaki haksız, hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli itirazının iptali ile takip konusu alacaklarına, takip taleplerinde açıklandığı gibi faiz uygulanması taleplerinin de kabulü ile takibin devamını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazlı nedeni ile icra takibi durduğundan, alacağın likit olduğu da nazara alınarak, davalının, alacak miktarının % 20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, her halükarda haklı davalarının talepleri gibi kabulüne, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı taraflara tahmiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dileçekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında gönderilerin taşınmasına ilişkin bir taşıma anlaşması yapılmış, bu taşıma anlaşmasına ilişkin davacı tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini iddia etmekteyse de bu iddianın gerçeği yansıtmamakta olduğu, davacı ile kapıdan kapıya taşıma olarak anlaşılmasına rağmen, davacı tarafça taşınan ürünlerin müvekkili şirketin müşterisine teslim edilmemiş olduğunu, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davacı ile iletişim kurularak, kapıdan kapıya taşıma üzerine anlaşma yapıldığı hatırlatılmışsa da; davacı "kapıdan kapıya da olsa tır/kamyon üzeri teslimatlar yapmaktayız ve hamaliye bizler sağlamamaktayız." şeklinde açıklama yaparak, müvekkili şirketin müşterisi (!) tarafından eleman ayarlanması istenmiş olduğunu, ürünlerin kapının önüne bırakılması gerektiği, bu durumun hamaliye anlamı taşımadığı ve hamaliye hizmet beklenmediği izah edilmişse de davacı bu tutumunu sürdürmüş ve malzemeleri müşterilere teslim etmemiş olduğunu, davacı müşterilere teslim etmediği malzemeleri depoda muhafaza etmeye başlamış ve işbu durumun gerekçesini de "ödemenin tamamlanmaması sebebiyle ilgili malzemeleriniz firmamızda muhafaza edilmektedir." açıklaması ile kabul etmiş olduğunu, burada irdelenmesi gereken ilk hususun; davalının müvekkillerine ait malları müşterilere teslim etmeyerek depoda bekletmesinin hukuka uygun olup olmadığı olduğunu, Davacının da kabulünde olan müvekkilinin mallarını teslim etmeyerek alacaklarına karşılık bekletmesi olayının hukuki niteliği Türk Medeni Kanunu'nun 950 ve devamı maddelerinde düzenlenen "Hapis Hakkı" olduğunu, taraflar arasında taşıma sözleşmesine dayalı olarak alacak-borç kaydı şeklinde açık hesap usulüyle ticari ilişki yürütülmüş, Davacı şirket, müvekkili şirket ile cari hesaba ilişkin mutabakat metni düzenlenmeden ve cari hesap sonuç bakiyesi belirlenmeden, müvekkilinin müşterilerine teslim etmediği mallar üzerinde hapis hakkı tesis etmiş olduğunu, davacı, ortada henüz muaccel bir borç yokken hapis hakkı kullanarak hukuka aykırı bir işlem tesis etmiş olduğunu, Davacı işbu hukuka aykırı eylemi ile malları depoda beklettiği ve müşterilerine teslim etmeyerek esasen müvekkili şirketi mağdur ettiği gibi; üzerine bekletme bedelini de müvekkilinden tahsil etmek istemekte olduğunu, müvekkili şirketin mallarına hukuka aykırı şekilde el konulmasının akabinde taraflar arasında yapılan görüşmeler yapılmış ve 25.11.2025 tarihinde şirket yetkili olduğunu beyan eden ... tarafından iletilen mail ile "Ben şirket yetkilisiyim, bu konu sanırım çıkmaz sokakta kalmış, faturaları ve yükün konumunu kontrol ettim, işin çözüme kavuşması adına, firmadan depolama bedeli talep etmeyelim...", "malzeme tutma vb. olmaz, ekiple konuşuyorum" açıklamaları yapılmış olduğunu, üstelik, şirket yetkilisi olduğunu beyan eden ... tarafından müvekkili şirketten depolama bedeli talep edilmeyeceğine ilişkin mail yazışması yapılırken; aynı zamanda şirket müdürü ... da mail yazışmalarını takip etmekte olduğunu, bu nedenle mahkemenin aksi kanaatte olması ve hapis hakkına ilişkin savunmalarının yerinde görülmemesi halinde dahi, davacı şirketin açıkça depolama bedeli talep etmeyeceğini beyan ettiğinden mahkeme huzurundaki talebin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, söz konusu mailler üzerine müvekkili şirketin çek ile ödeme yapacağını ancak çekin üzerinde paraf olduğunu ilettiğinde davacı bu durumu öncelikle kabul etmiş daha sonra ise çek üzerinde paraf olduğu gerekçesiyle çeki kabul etmeyeceğini bildirmiş olduklarını, davacının tüm bu çelişkili davranışları nedeniyle borcun hızlıca kapatılamamış ve davacının yükleri de teslim etmemesiyle hem müvekkili şirket hem de müşterileri zarara uğramış olduğunu, davacı her ne kadar müvekkili şirket tarafından taşımaya ilişkin ödeme yapılmadığını iddia etmekteyse de davacının kabul etmekten son anda vazgeçtiği çekten sonra yeni bir çek yazılarak davacıya verilmiş ve taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan tüm borç bakiyesi kapatılmış olduğunu, davacının hukuka aykırı hapis hakkı kullanması ve akabinde bekleme bedeli almayacağını beyan etmesi nedeniyle ortaya çıkan anlaşmazlıktan kaynaklanmakta olduğunu, beklemelerin müvekkili şirketten kaynaklanmamakta olduğunu, işbu hususun tam tersi davacının, taşıdığı malları müşteriye teslim etmeyerek ve hukuka aykırı hapis hakkı tesis ederek bekleme bedellerinin doğmasına kendisinin sebebiyet vermiş olduğunu, dolayısıyla davacının depolama bedeli alınmayacağına dair anlaşmalara rağmen depolama bedeline ilişkin fatura kesmesi tamamen kendi sorumluluğunda olup müvekkili şirketin söz konusu faturalardan kaynaklı bir sorumluluğu ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı bakiye bir borcu olmaması nedeniyle müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını, müvekkili şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. ARAŞTIRMA: 1-Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasının UYAP üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. 2-Tarafların ... adresinden firma detay bilgilerinin çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. 3-Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden, davacı tarafın 2025 yılına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 4-Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden, davalı tarafın 2025 yılına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde inceleme yapılması için SMMM bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. 16.04.2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1-)Davacının 2025 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, 2-)Davalının 2025 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 3-)Davacı ve Davalı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 12/09/2025 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 401,19 EUR (15.969,79 TL) Alacaklı oldukları, 4-)Davacı yan tarafından dosyaya sunulu mail yazışmalarından 09.07.2025 tarihli mailde 100.000,00-TL Nakit ve 140.000,00-TL Çek ödemesi sonrasında kalan davalı borcunun 21.086 TL olduğu belirtilmiş ve bu kalan bakiyenin ay sonuna kadar ödeme olarak anlaşılmış olduğu yazılmakta olduğu, davalı yanın 16.07.2025 tarihli cevap mailinde, ödemenin ay sonuna kadar kapatılması konusunda mutabık kalmış oldukları ve ödeme sözlerinde bir aksama veya değişiklik olmadığı belirtilmiş olduğu görülmekte olduğu, Defter incelemelerinde 100.000 TL ve 140.000 TL sonrasında davalı tarafından davacı yana yapılan ödeme olmadığı tespit edilmiş olduğu, Takdirin Mahkemeye ait olduğu, 5-)Davalı yan tarafından cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş maillerden 25.06.2025 tarihli mailde, davacı yan tarafından davalı yana “Ben şirket yetkilisiyim bu konu sanırım çıkmaz sokakta kalmış, faturaları ve yükün konumunu kontrol ettim, işin çözüme kavuşması adına, .... firmadan depolama bedeli talep etmeyelim. akabinde zaten faturalarında vadesi gelmek üzere olan ve geçenlerle beraber ödenmesi gereken bir noktaya gelmiş 7425€ total bakiye vade günündeki +/- lerle birlikte faturaların vadeleri birbirini götürecek, ..... sizlerde ek masraf yansıtmadan teslimatı yapar mısınız rica etsem ?” olarak mail gönderilmiş olduğu görülmekte olduğu, ancak, tarafların bu tarih sonrası yazışmalarda kalan bakiye konusunda anlaşmış oldukları yukarıdaki sunulu maillerden görülmekte olduğu Takdirin Mahkemeye ait olduğu, 6-)Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, 7-)Tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, davacı tarafından davalı yana 2025 yılı Temmuz ay’ında Depolama Bedellerine ilişkin düzenlenmiş ve toplam tutarı 815 EUR (38.336,38-TL) olan 2 Adet Faturanın Davacı BS, Davalı BA Bildirimlerinde olduğu tespit edilmiş olduğu, işbu depolama bedellerine ilişkin 2 Faturanın da her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş olduğu, 8-)Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi 12/09/2025 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek Bankalarca 1 Yıla Kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan değişen oranlarda Azami Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Mahkemeye ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacının taraflar arasında yapılan anlaşma gereği davalıya ait emtiaların yurt dışına taşıdığı ancak taşınan ürünlerin alıcı tarafından teslim alınmaması nedeniyle depolama ücreti oluştuğu, buna ilişkin fatura düzenlendiği ve faturaların bedelinin davalı tarafından ödenmediği iddiası ile faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konular, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksız ise icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 444,25-Euro üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "faturalardan kaynaklanan bakiye alacak" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ....-.... Esas - .... Karar sayılı ilamı). Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:.....-..../.... md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin .... tarih ....E. ....K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (...., Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi .... (....), s. .... vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin ..... tarih .... Esas .... Karar sayılı ilamı).
Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, ... Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; " 1-)Davacının 2025 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, 2-)Davalının 2025 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 3-)Davacı ve Davalı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 12/09/2025 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 401,19 EUR (15.969,79 TL) Alacaklı oldukları, 4-)Davacı yan tarafından dosyaya sunulu mail yazışmalarından 09.07.2025 tarihli mailde 100.000,00-TL Nakit ve 140.000,00-TL Çek ödemesi sonrasında kalan davalı borcunun 21.086 TL olduğu belirtilmiş ve bu kalan bakiyenin ay sonuna kadar ödeme olarak anlaşılmış olduğu yazılmakta olduğu, davalı yanın 16.07.2025 tarihli cevap mailinde, ödemenin ay sonuna kadar kapatılması konusunda mutabık kalmış oldukları ve ödeme sözlerinde bir aksama veya değişiklik olmadığı belirtilmiş olduğu görülmekte olduğu, Defter incelemelerinde 100.000 TL ve 140.000 TL sonrasında davalı tarafından davacı yana yapılan ödeme olmadığı tespit edilmiş olduğu, Takdirin Mahkemeye ait olduğu, 5-)Davalı yan tarafından cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş maillerden ... tarihli mailde, davacı yan tarafından davalı yana “Ben şirket yetkilisiyim bu konu sanırım çıkmaz sokakta kalmış, faturaları ve yükün konumunu kontrol ettim, işin çözüme kavuşması adına, .... firmadan depolama bedeli talep etmeyelim. akabinde zaten faturalarında vadesi gelmek üzere olan ve geçenlerle beraber ödenmesi gereken bir noktaya gelmiş 7425€ total bakiye vade günündeki +/- lerle birlikte faturaların vadeleri birbirini götürecek, .... sizlerde ek masraf yansıtmadan teslimatı yapar mısınız rica etsem ?” olarak mail gönderilmiş olduğu görülmekte olduğu, ancak, tarafların bu tarih sonrası yazışmalarda kalan bakiye konusunda anlaşmış oldukları yukarıdaki sunulu maillerden görülmekte olduğu Takdirin Mahkemeye ait olduğu, 6-)Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, 7-)Tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, davacı tarafından davalı yana 2025 yılı Temmuz ay’ında Depolama Bedellerine ilişkin düzenlenmiş ve toplam tutarı 815 EUR (38.336,38-TL) olan 2 Adet Faturanın Davacı BS, Davalı BA Bildirimlerinde olduğu tespit edilmiş olduğu, işbu depolama bedellerine ilişkin 2 Faturanın da her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş olduğu, 8-)Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi .... tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek Bankalarca 1 Yıla Kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan değişen oranlarda Azami Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Mahkemeye ait olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, tarafların ticari defterlerini inceleme sunduğu, davacının ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, davacı defter kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 401,19 Euro alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle Euro bazında davalının davacıya 401,19 Euro borçlu olduğu, tarafların defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ayrıca tarafların BA/BS bildirimleri arasında da fark bulunmadığı, birbirlerine düzenledikleri faturaların karşılıklı olarak BA/BS bildirimlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan 401,19 Euro alacaklı olduğu, davalının usulüne uygun tutulmuş kendi ticari defter kayıtlarıyla ve BA/BS bildirimi kayıtları ile ispatlanmıştır. Bu nedenle, davanın kısmen kabulü ile, takibin 401,19 Euro üzerinden ve alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın reddedilen kısmına ilişkin davalının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise, reddedilen kısmın tutarı da dikkate alındığında, davacının bu miktar için kötü niyetle takip başlattığı hususunda delil bulunmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, Reddedilen kısım yönünden şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 401,19 Euro asıl alacak üzerinden ve asıl bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Reddedilen kısım yönünden şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 4-Alınması gereken 1.342,50-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL peşin harcın indirilmesi ile kalan 727,10-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelin kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 8.090,00-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 7.306,08-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücretinin %90,31 kabul, %9,69 ret oranına göre taraflardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 19.653,01-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 2.109,38-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine Dair, kabulüne karar verilen kısım yönünden istinaf sınırının altında kaldığından kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma), davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır