İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/956 E. 2026/34 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/956
Karar No
2026/34
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 20....... Esas - 20..... T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 20...... KARAR NO : 20......

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/12/2025 KARAR TARİHİ : 19/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit Davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı tarafın, hukuki dayanaktan yoksun, tek taraflı ve fahiş bedellerle düzenlediği bir faturaya dayanarak davacı aleyhine Sakarya 3. İcra Dairesi’nin 2025/12210 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalı tarafından düzenlenen faturanın hem esasına hem de miktarına davacı tarafça itiraz edildiğini, taraflar arasında iş makinesinin tamirine ilişkin anlaşmaya varıldığını ve davacının iş makinelerini eksiksiz şekilde tamirini yaparak davalı şirkete teslim ettiğini, davalının malın ayıp iddiasında bulunarak dava konusu faturayı düzenleyerek taraflarına 14/09/2025 tarihinde ilettiğini, ancak taraflarınca bu fatura kabul edilmediğini belirterek davacının davalıya dava konusu fatura nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve Sakarya 3. İcra Dairesi’nin 2025/12210 Esas sayılı takibinin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalıya usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; davalı şirket tarafından davacı gerçek kişi aleyhine fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığı iddiası ile davacı gerçek kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır. Uyuşmazlık; mahkememizin görevli olup olmadığına ilişkindir. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller Dosya kapsamında davacının gerçek kişi olduğu görülmüştür. Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odasından, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'ndan, Pamukova Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar HMK'nun 2. maddesinde "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nun 5/3. maddesi "Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (TTK 14/1). İktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir (TTK 17/1). 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Yargıtay 19 HD.nin 2016/1982-9765 E-K.sayılı kararında; "Mahkemece, toplanan delillere göre, davalının basit usulde işletme hesabı defteri tuttuğu ve tacir olmadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine, Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı. vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA" karar verilmiştir. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler 6102 sayılı TTK'nda değişiklik yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5.maddesinin 3.fıkrası değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. Bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için; her iki tarafın tacir olması, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili bulunması ya da uyuşmazlığın TTK'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanması veya davanın ticari dava sayılacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunması gerekir. Somut olayda, yanlar arasındaki uyuşmazlık 6098 Sayılı TBK'nun 470. ve devamı maddesinde düzenlenmiş bulunan eser sözleşmesi hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Eldeki uyuşmazlık, TBK'nun 470 Maddesi ve devamı (iş makinesinin ayıplı onarımı) maddeleri uygulanacağından, mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Eldeki davanın nisbi ticari dava olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğine gelince; Mahkememizin görevli olup olmadığını belirlerken uyuşmazlığın taraflarından davacının tacir olup olmadığının tespiti önem arz ettiğinden, davacının tacir olup olmadığı yönünde araştırma yapılmış, yapılan tacir araştırması sunucunda, davacının İşletme Esası Hesabına kayıtlı olduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1 ve 177/3 numaralı maddede yer alan nakdi limitlerin yarısını, 177/2 numaralı maddede yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığı, dava tarihinin 12/12/2025 tarihi olduğu görülmekle, dava tarihi itibariyle davalının 2. Sınıf tüccar olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı, tacir olmadığından, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava yoktur. İş bu nedenle de açılan davanın 6102 sayılı TTK'da sayılan ticari davalardan olmadığı da göz önüne alındığında mahkememizin davaya bakmakla görevli olmayıp, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yukarıda belirtilen yasal süre içinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak verilecek ek kararla davanın açılmamış sayılacağı ve davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği hususunun İHTARINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/01/2026

Katip e-imza

Hakim e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/956, K. 2026/34, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-956-e-2026-34-k-b160e45b944a