İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/931 E. 2026/669 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/931
Karar No
2026/669
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/931 Esas KARAR NO:2026/669

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/12/2025 KARAR TARİHİ:22/09/2026

Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ... Restaurant Ürünü Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirket personeline sunulan yemek ve akaryakıt hizmetine ilişkin kesilen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve yersiz yetki ve borç itirazı ile takibi durdurduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesindeki yetki şartı ile HMK ve TBK'nın genel hükümleri uyarınca İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalı borçlunun takipten sonra borcun ana para kısmından 297.040,50-TL ödeme yapmış olmasına rağmen kalan ana parayı ve takibin ferilerini ödemediğini, arabuluculuk sürecinin de anlaşmasızlıkla neticelendiğini beyanla; davalının icra dosyasına vaki haksız itirazının 90.614,85-TL yönünden iptaline, takibin bu ana para tutarı ile takip tarihindeki 387.655,35-TL alacağın ferileri yönünden devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına, yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kafe ve restoran zinciri işlettiğini, davacı firmanın müşterilerinin personeline verdiği elektronik yemek kartlarının müvekkil şirkete ait şubelerde kullanılması sebebiyle müvekkilinin davacıdan faturalı alacağının doğduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin hem tedarik hem müşteri ilişkisi barındıran iki yönlü bir mahsup ilişkisi olduğunu ve cari hesaplar incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, davacının bu alacağı mahsup etmeyerek yedinde tuttuğunu ve haksız kazanç sağlama gayesiyle hareket ettiğini, müvekkili şirket fatura alacaklısı konumunda olduğundan uyuşmazlıkta müvekkilinin adresinin bulunduğu yerdeki İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu beyanla yetkisiz yerde açılan davanın usulden reddini; takibe konu alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddini, müvekkilini icra tehdidi altında bırakan haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davanın usul ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu alınmış dosya arasına konulmuştur. Dava: İtirazın İptali İstemine İlişkindir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 28.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 25.07.2025 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 24.10.2025 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 100. maddesi; "Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir." Bir başka anlatımla TBK'nun 100. maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre, borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Anılan maddenin uygulanması için takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça bu husus re'sen dikkate alınmalıdır (Hukuk Genel Kurulu'nun 09/10/2002 tarih ve 2002/12-709 Esas - 2002/781 Karar sayılı kararı). Şu halde, TBK'nun 100. maddesi uyarınca, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmiş olması durumunda ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması cihetine gidilmiştir. Somut olayda takip başlatıldıktan yani mütemerrit durum gerçekleştikten sonra dava tarihinden önce ödemeler yapılmıştır. Yukarıda belirtilen kanun maddesi ışığında bilirkişi heyetine hesaplama yaptırılmıştır. Davacı tarafça dava değeri 90.614,85-TL olarak belirlenmiş ve son celsede dava değerini artırmayacaklarını ifade etmişlerdir. Bu doğrultuda hareket edilerek alacağın likit oluşu da dikkate alındığında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; Davalının .... İcra Müdürlüğü 2025/.... sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 90.614,85-TL asıl alacak tutarınca aynı koşullarda DEVAMINA, İtirazın iptaline karar verilen icra dosyasındaki asıl alacak toplam tutarı 90.614,85-TL bedelin %20 oranına isabet eden 18.122,97-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 6.189,90-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.574,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.230,80-TL ilk gider, 20.120,00-TL tebligat, müzekkere ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 21.350,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran taraflara iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/931, K. 2026/669, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-931-e-2026-669-k-aac7ce9f9eab