İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/894 E. 2026/147 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/894
- Karar No
- 2026/147
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/894 Esas KARAR NO : 2026/147 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2024 KARAR TARİHİ : 19/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından işletilen aracın, diğer davalı aracın sevk ve idaresindeyken, müvekkiline ait araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, -------- plakalı araç sürücüsü davalı ---------- %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, takip mesafesini korumadığını, aracın altmış bir gün onarımda kaldığını, aynı marka model özelliklerdeki araçların günlük kiralama bedelinin 1.000 TL - 2.000 TL arasında olduğunu, bilirkişi tarafından araç mahrumiyet bedeli tazminatının tespit edilmesini, davanın kabulüne, Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz 1000 TL araç mahrumiyet bedeli ve ticari kazanç kaybı alacağının, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizle birlikte davalılardan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı --------- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreye dair ilk itirazları olduğunu, davacının araç mahrumiyet bedeli/ticari kazanç kaybı talepleri kabul edilemeyeceğini, davacının araçtan mahrum kaldığına ve ikame araç tesis ettiğine ilişkin bir fatura dosyaya sunmadığını, bu durumda davacının maddi bir zararı olmadığından araç mahrumiyet bedeli taleplerinin reddi gerektiğini, altmış bir gün onarım süresinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi tespiti gerektiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, aracın kasko poliçesinde ihtiyari mali mesuliyet teminatı olduğunu, bu nedenle davanın--------- şirketine ihbarı gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, buna rağmen kaza tarihinden itibaren faiz istendiğini, bu nedenle talep edilen faiz çeşidi ve başlangıç tarihi hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın usul reddine, "1" numaralı talebimizin kabul görmemesi halinde davanın esastan reddine, davanın ---------- Şirketi'ne ihbarına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde; Dava trafik kazası neticesinde aracın hasara uğrayarak kullanılamadığı döneme ilişkin araç mahrumiyet bedeli talebine yönelik maddi tazminat davasıdır. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6102 sayılı TTK'nun 5. maddesi ile, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev sahası ticari davalar ile sınırlandırılmıştır.Hangi davaların ve işlerin ticari dava-iş olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde sayılmıştır. Ayrıca bazı davalara ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı özel kanunlar ile öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Borçlar Kanunu'nun 202 ve 203; 444 ve 447; 487-501; 515-519; 532-545; 547-554; 555-560; 561-580. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan davalar da ticari dava niteliğindedir. Bu ticari davalar mutlak ticari dava niteliğindedir.TTK'nun 19. madde hükmü uyarınca her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır. Buna göre, davanın her iki tarafının tacir olması ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekir. Bu tür ticarî davalar nispi ticarî dava niteliğindedir. Bu açıklamalara göre; dosyada davacının tacir araştırması için ilgili yerlere müzekkere yazılmış olup gelen müzekkere cevaplarına göre davacının tacir olmadığı, davacının aracının hususi olduğu, davanın TBK'nın haksız fiil hükümlerine göre açıldığı, davalıların haksız fiil faili ve işleten olduğu, davanın mutlak yada nispi ticari dava mahiyetinde olmadığı, uyuşmazlık bakımından genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı tarafından açılan davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davaya bakmaya -------- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 3- Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın ---------HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK.'nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, verilen karar HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2026