İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/885 E. 2025/942 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/885
- Karar No
- 2025/942
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/885 KARAR NO : 2025/942
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 07/08/2019 KARAR TARİHİ : 11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı müflis ... Ltd Şti'nden alacaklı olduğunu, müflis şirketten olan alacağı için iflas masasına alacak kaydını yaptırdığını ve bu alacağına istinaden ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasından İİK.245.maddesi uyarınca dava açmak üzere yetki belgesi aldığını, son mevzuat uyarınca ticari dava açmadan evvel davalı şirket ile arabuluculuk süreci başlatıldığı ancak tüm çabalarına rağmen bir türlü anlaşma sağlanamadığını, müflis şirket ile davalı ... arasında 30.12.2013 tarihli ... 341 Ada 3 Parsel Sayılı sözleşme olduğunu, davalı tarafın tek taraflı olarak haksız bir şekilde sözleşmeyi fesih ettiğini ve ... şirketinin alacaklarını ödemediği gibi şirketin zarar edip iflasa sürüklenmesine sebep olduğunu, işbu sözleşme gereği müflis ... Ltd. Şti’nin davalı kooperatife yapılan imalat dolayısıyla tahakkuk etmiş ve ödenmemiş hak edişleri ve alacaklarının da bulunduğunu beyanla, davanın başında belirtmiş oldukları değeri artırmak üzere, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 60.000,00 TL- müflisin davalıdan olan alacağının ve sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan zararlarının ve ferilerinin davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili mahkeme ... Mahkemeleri oluğunu, dilekçede belirtilen ve dava dilekçesinin davalı müvekkiline tebliğ edildiği adresin, "..." adresi olduğunu, bu dosyada herhangi bir özel veya kesin yetki kuralı olmadığını, HMK’nun 6. maddesi uyarınca müvekkilinin adresine göre Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Davalı kooperatifin dava dışı müflis ... Ltd. Şti.'ne borcu olmadığı gibi tam tersine müflis ... Şti.'nden alacaklı olduğunu, müvekkili davalının 2003 yılında yaptığı sözleşme ile ... ili, ... ilçesi...Mahallesi 341 ada, 3 parselde bulunan "..." yapımı işini dava dışı müflis ..Şti.'ne ihale ettiğini, müteahhitin inşaatı tamamlamadan ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.11.2014 tarih,... Esas, ... Karar sayılı kararı ile iflasına karar verildiğini, müvekkilinin, müflis firmaya ödeme yaptığı halde inşaatı tamamlamadan iflasına karar verildiği için müvekkilinin müflis firmadan alacaklı olduğunu, müvekkili kooperatifin, dava dışı müflis ... Ltd. Şti.'ne hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin dava dışı müflis ... Tic. Ltd. Şti.'nden alacaklı olduğunu, bu hususta ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile iflas masasına kayıt davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını beyanla, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas ... Karar sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararı gereği dosyanın ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ...esasına kaydedildiği, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... -... E.K. Sayılı ve 22/09/2020 tarihli kararı ile; eldeki dava ile mahkememize ait ... Esas sayılı davası arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, davacı vekilinin bu yönde talebi olduğu, mahkememiz dosyasının uyap sistemi üzerinden incelenmesinde davanın 19/10/2018 tarihinde açıldığı, halen derdest olduğu, duruşmasının 12/10/2020 gününe bırakıldığı, her iki dosyada da tarafların aynı olduğu, ayrıca konu birliğinin mevcut olduğu, dayanılan delillerin ve maddi vakıaların müşterekliğinin delillerin birlikte değerlendirilmesini gerektirdiği, yapılacak değerlendirme sonucunda dosyalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu ve bağlantı bulunduğu anlaşılmakla, anılan dosyanın mahkememize ait 2018/959 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine dair karar verildiği görülmüştür. Mahkememiz asıl dosyası eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının temlik sözleşmesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin iken birleşen dava, davacının davalı kooperatife karşı icra iflas kanununun 245. Maddesinden kaynaklı yetki belgesine dayalı olarak açılan alacak davası olup asıl davada temlik sözleşmesine konu bakiye iş bedeli alacağı yönünden, kooperatif tarafından hak ediş alacağı talebiyle açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğinden ve davaların birlikte görülmesini gerektiren bir irtibat bulunmadığından mahkememizin 2018/959 Esas sayılı dosyasında 06/11/2025 tarihli celsesinde ara karar ile; "Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına" dair karar verildiği, dosyanın tefrik edilerek mahkememizin 2025/885 Esas sırasına kaydının yapılarak yargılamaya 2025/885 esas sayılı dosyası üzerinden devam olunduğu görülmüştür. Tefrik kararı öncesi 2018/959 esas sayılı dosyada uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden asıl davadaki alacak kalemleri bakımından 14/08/2021, 27/07/2021 ve 08/02/2022 tarihli kök ve ek raporlar aldırılmıştır. Davacı 30/03/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 32.013.750,80 TL ye yükselttiğinden dosya heyete tevdi edilmiştir. Heyetçe yapılan duruşmada davacı vekilinden ıslah talebini ayrıştırması istenmiş, davacı vekili ıslahla birlikte artırılan toplam talep miktarın 1.000.000,00 TL'sının asıl davaya ilişkin olup bakiye 31.013.750,80 TL'lik kısmının birleşen ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasına ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Mahkememiz dosyası yönünden ıslahla artırılan toplam dava değeri 31.013.750,80 TL' dır. Mahkememizce kurulan 02/02/2024 tarihli ara karar ile "Davacı vekiline 23/05/2019 tarihli alacak kayıt talebine konu 05/11/2014 tanzim 08/06/2016 vade tarihli 15.000.000,00TL bedelli bononun hangi hukuki ilişkiye dayanılarak elinde bulundurduğuna dair delillerini ibraz etmek üzere iş bu ara kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen süre içerisinde ibraz edilmediği takdirde ibrazdan kaçınılmış sayılacağı hususunun ihtarına karar verildiği, bu hususta davacı vekiline ara kararın tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 26/02/2024 tarihli dilekçe ile huzurdaki davanın bir alacak kayıt kabul davası olmadığından davacının elindeki senede dayalı bir delil sunmasının istenmesinin hukuken mahkemenin aydınlatma ödevinin dışında kaldığı beyan edilerek ara kararın yerine getirilmediği görülmüştür. Mahkememizin 13/06/2024 tarihli duruşmasında "Davacı tarafa mahkememizin 02/02/2024 tarihli ara kararında verilen kesin süreye rağmen 05/11/2014 tanzim 08/06/2016 vade tarihli 15.000.000,00 TL bedelli, davacının birleşen dosyada 23/05/2019 tarihli alacak kayıt talebine konu ettiği bonoyu hangi hukuki ilişkiye dayanılarak elinde bulunduğuna ilişkin delillerini sunmamış ise de; iflas davalarının kamu düzeni ile ilgili olması dikkate alınarak; bu konuda yapılması gereken incelemenin dava dışı müflis ... firmasının iflas idaresinde (... 1. İflas Müdürlüğü ... iflas sayılı dosyası) bulunan 2014 yılı ve öncesine ait defterleri incelenerek davacının hangi hukuki ilişkiye dayanarak alacak kayıt talebine konu bonoyu aldığı, ...' un davacıya bu bonodan dolayı borcunun olup olmadığı, iflas idaresinin bonoyo ilişkin alacak kayıt kabulüne dair kararının dayanağı belgeler varsa bunlar üzerinde de inceleme yapılarak rapor sunulması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişi heyeti tarafından sunulan 20/09/2024 tarihli ön raporda "Yukarıda detaylıca izah edildiği üzere, Sayın Başkanlığınızın 13.06.2024 tarihli 1 nolu ara kararıyla ... 1. İflas Müdürlüğü ...iflas sayılı dosyasında olduğu bildirilen ... firmasına ait ait ticari defterlerle ilgili olarak verilen yetkiye istinaden icra müdürlüğüne gidildiğinde, müdürlük arşivinde bulunan defterlerin eksik olduğu, ibraz edilen defter sayfaları içinde ... 35. Noterliğince ...tarih ... yevmiye sayısı ile onaylı 2013 yılına ait defter-i kebirin sayfalarının önemli bir kısmının noksan olduğu, 2014 yılına ait kayıt görülen noter tasdik sayfası görülemeyen, ancak sayfalarında ... yevmiye sayısı taşıyan defteri kebirin ise komple "iptal" şerhi içerdiği, ... 35. Noterliğince tarih kaşesi bulunmayan ... yevmiye sayısı ile onaylı 2014 yılına ait yevmiye defterinin, kayıtların baskılandığı suretlerin dönem dönem noksan olduğu görüldüğü, bu defterin ... 5. Noter ... tarih ... yevmiye sayısı ile kapanış tasdikinin olduğu, ....35. Noterliğince ...tarih ... yevmiye sayısı ile onaylı 2014 yılına ait envanter defterinin sayfalarının tam olduğu, ancak, bilindiği üzere envanter defteri, yevmiye kaydı bazında işlemleri içermediği, İnceleme esnasında defterleri sunan icra müdürlüğü çalışanına bu defterlerin eksik olduğu ve başka defter olup olmadığı sorulduğunda, olanların bunlardan ibaret olduğunu ifade ettiği, yine icra müdürlüğü çalışanı daha önce bu defterleri incelemek üzere çok sayıda bilirkişi ve vergi müfettişleri geldiğini ifade etmesi üzerine, icra müdürlüğü çalışanından hangi vergi dairesinin denetim için defterleri aldığı sorulduğunda, icra müdürlüğü çalışanınca ...Vergi Dairesi Müfettişliği olduğunun beyan edildiği, yukarıda detaylıca izah edildiği üzere, İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, ... Vergi Dairesi Müfettişlerine teslim edilen defterlerle ilgili bir tutanağı olup olmadığının, var ise bir nüshasının gönderilmesinin istenmesi, bu tutanak celp edilmesine müteakip de, ilgili tutanağın ekleneceği bir müzekkere ile ... Vergi Dairesi Müfettişliğinden ... Tic Ltd Şti'nin incelenen defterlerine ait arşivlerinde suret olup olmadığının, varsa gönderilmesinin, ayrıca müfettişlerce düzenlenen rapor ve eklerine ait bir suretinin gönderilmesinin istenilmesinde yarar görüldüğüne dair," görüş bildirildiği ön rapor doğrultusunda kurumlara müzekkere yazılarak 18/05/2025 tarihli kök raporun alındığı, raporda " İflas idaresinde görülen defter nüshalarında bonoya ilişkin kaydın görülemediği, Sayın Mahkemece yazılan müzekkerelere gelen cevabi yazılardan da vergi dairesi müfettişliği raporu ve ekleri sunulamadığı anlaşıldığından, ara kararda istenen hususlarda bir belirleme yapılamadığı, " bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce kurulan 04/09/2025 tarihli ara karar ile "... 1. İflas Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında davacının müflisten olan alacak talebinin 15.000.000,00 TL olduğu anlaşılmakta ise de; talebin kabul edilip edilmediği, sıra cetvelinin 446.sırasına yapılan kaydın nizalı olup olmadığı, iflasın hangi usulde tasfiye edildiği, ikinci alacalar toplantısının yapılıp yapılmadığı ve İİK 245.maddesi gereği verilen 12/06/2019 tarihli yetkinin ikinci alacaklılar toplantısında değerlendirilip değerlendirilmediği, davacıya verilen yetki belgesinde alacak miktarı belirtilmediğinden yetkinin davacı alacağı ile sınırlı olup olmadığı hususlarında ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak sorulmasına" karar verildiği, bu karar doğrultusunda iflas idaresine 03/04/2023 tarihli müzekkere yazıldığı, müzekkereye verilen 12/04/2023 tarihli cevabi yazıda "sıra cetvelinin gönderildiği ve 25/08/2020 tarihinde yapılan ikici alacaklılar toplantısında 6. Maddede belirtilen İİK 245 maddesi gereği yetki verilmesinin oy çokluğu ile kabul edilmiş olup, davacıya verilen yetki belgesinde ve iflas idaresi kararında miktarı belirtilmemiş olup yetki belgesine dair iflas idaresi kararı ve düzenlenen yetki belgesinin yazı ekinde gönderildiği" belirtilmiştir. Yazı eki ve dosya kapsamının incelenmesinde davacı vekilinin 28/02/2022 tarihli dilekçesi ile İİK 245 maddesi gereği yetki verilmesini talep ettiği, iflas idaresinin ise 07/04/2022 tarihli kararı ile "Müflis ... Tic. Ltd. Şti.'nin ... olan alacağının takibi için İİK.'nun 245.maddesi uyarınca talep eden Talha İdikut vekili ...'a yetki verilmesine karar verildi." kararının verildiği görülmüştür. Ayrıca celse arasında ... 1. İcra Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası üzerinden göndermiş olduğu 20/11/2024 tarihli yazıda "Müdürlüğümüz dosyasında görevli iflas idare memurlarının kararı gereği; Alacaklı ...'un talebi gereğince İİK.'nun 245.maddesi uyarınca dava ve takip hakkı kendisine verilmiştir. Verilen bu yetkiye istinaden ilgi sayılı dava dosyanız işbu dava neticesinde verilecek karar ile yapılacak tahsilat, alacaklıya dava ve takip hakkı verilmiş ahzu kabz yetkisi içermediğinden iflas masasında alacaklılar arasında paylaştırılarak dağıtılacağı hususu bilgilerinize sunularak, dosyanızdan verilen bir karar olup olmadığı, dosyanın şu an ne aşamada olduğunun iflas dosyasına bildirilmesi arz olunur." bildirdiği görülmüştür. İflas idaresine yazılan müzekkere cevaplarının talep edilen hususları tam olarak karşılamadığı anlaşıldığından, mahkememizce ... 1.İcra Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası uyap üzerinden eklenilmiş ve tüm evraklar tek tek incelenmiştir. Dosyanın incelenmesinde ilk olarak iflas idaresinin 12/06/2019 tarihli "Müflis şirket masasında (...) kayıt nolu alacaklı ... (...) vekili ...'ın 28.05.2019 günlü dilekçe ile İİK 240 maddesi uyarınca 16.10.2015 günü yapılan fevkalade alacaklılar toplantısında müflis şirketin alacak haklarının temini için ...karşı İ.İ.K.245 maddesi gereğince dava ve takip yetkisi verilmesini talep etmiş olduğundan, yetki belgesi düzenlenerek kendisine verilmesine karar verildi" şeklindeki kararına istinaden 12/06/2019 tarihli yetki belgesi verildiği, 25/08/2020 tarihinde yapılan ikinci alacaklılar toplantısında 6 numaralı karar ile İİK 245 maddesi uyarınca yapılan tekliflerin kabul ve sulhu konusunda iflas idaresine yetki verilmesine karar verildiği, davacı vekilinin 28/02/2022 tarihli yetki talebi sonrası iflas idaresi tarafından verilen 07/04/2022 tarihli kararda müflisin ... olan alacağının takibi için İİK.'nun 245.maddesi uyarınca talep eden ...vekili ...'a yetki verilmesine karar verildiği dolayısıyla dosyada davacının müflis adına olan alacakların takibi için davalı adına dava açmaya ilişkin yetki belgesinin eksik olduğu anlaşıldığından, davacı vekiline bu husustaki eksikliği gidermesi için ara karar oluşturulmuştur. Ayrıca mahkememizin 13/06/2024 tarihli celsesinde "1-Davacı tarafa mahkememizin 02/02/2024 tarihli ara kararında verilen kesin süreye rağmen 05/11/2014 tanzim 08/06/2016 vade tarihli 15.000.000,00 TL bedelli, davacının birleşen dosyada 23/05/2019 tarihli alacak kayıt talebine konu ettiği bonoyu hangi hukuki ilişkiye dayanılarak elinde bulunduğuna ilişkin delillerini sunmamış ise de; iflas davalarının kamu düzeni ile ilgili olması dikkate alınarak; bu konuda yapılması gereken incelemenin dava dışı müflis ... firmasının iflas idaresinde (... 1. İflas Müdürlüğü...flas sayılı dosyası) bulunan 2014 yılı ve öncesine ait defterleri incelenerek davacının hangi hukuki ilişkiye dayanarak alacak kayıt talebine konu bonoyu aldığı, ...' un davacıya bu bonodan dolayı borcunun olup olmadığı, iflas idaresinin bonoyo ilişkin alacak kayıt kabulüne dair kararının dayanağı belgeler varsa bunlar üzerinde de inceleme yapılarak rapor sunulması için dosyanın muhasebe uzmanı ... ve icra iflas uzmanı ...' a tevdiine, " karar verilmiş olup, ara karara istinaden dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından 18/06/2024 tarihli bilirkişi raporu sunulduğu görülmüş ise de, rapor içeriğinde icra iflas uzmanına ait değerlendirmeye yer verilmediği anlaşıldığından, bu hususta icra iflas uzmanı ...'tan ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine dair ara karar kurulmuş ve 30/09/2025 tarihli ek rapor aldırılmıştır. Davacı vekili 22/09/2025 tarihli, "04.09.2025 tarihli ara karar gereği, yetki belgesinin sunulması" konulu beyan dilekçesi ekinde 12/06/2019 tarihli yetki belgesini sunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden kaynaklı alacak ile ilgili olmak üzere İcra İflas Kanununun 245. Maddesinden kaynaklı yetki belgesine dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkindir. Somut olayın incelenmesinden, davacının davalı kooperatife karşı icra iflas kanununun 245. Maddesinden kaynaklı olarak dava veya takip hakkını üzerine almak suretiyle dava açmış olduğu, dava konusu alacağın sebebinin 05/11/2014 tanzim 08/06/2016 vade tarihli 15.000.000,00TL bedelli kambiyo senedine dayanmakta olduğu, söz konusu kambiyo senedinin müflis şirket tarafından davacı lehine tanzim edilmiş olduğu, söz konusu alacağın iflas masasına kaydının talep edildiği, alacağın bir bölümünün iflas müdürlüğü tarafından kabul edilip küçük bir kısmının reddedilmiş olduğu, kambiyo senedi alacaklısı olan davacının fevkalade alacaklar toplantısında 245. Madde çerçevesinde dava veya takip hakkını üzerine almış olduğu tespit edilmektedir. Müflis ... firmasının ... tarihinde ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas ve... karar sayılı kararıyla iflasına karar verildiği, iflas işlemlerinin ... 1.İcra Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü; davacının dava dışı müflis şirketin tanzim etmiş olduğu ve iflas kararından yaklaşık altı gün önce tanzim edilmiş olduğu anlaşılan senede dayalı olarak alacak kayıt talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, kambiyo taahhüdü mücerrettir. Mücerretlikten anlaşılması gereken hakkında farklı görüşler mevcut olmakla birlikte ortak fikir şudur ki, mücerretlik kavramı farklı iki anlam ihtiva etmektedir. Kambiyo senedi düzenlemek suretiyle oluşturulan alacak hakkı temel alacak hakkından tamamen bağımsız bir alacak hakkıdır ve bu hak temel alacak hakkından ayrı olarak devredilir. Bilindiği gibi bir borç ikrarı, sorumluluğu gerektirecek sebep belirtilmemiş olsa dahi geçerlidir. Kambiyo taahhüdünde bulunmak için alt bir hukuki ilişkinin bulunması mümkündür ama gerekli değildir. Ancak bu kambiyo ilişkisinden alacağın ispatına sıra geldiğinde kambiyo lehtarının bu alacağı alt ilişki ile birlikte ispatı gerekir. Kambiyo taahhüdü ifa yerine yüklenilmişse borç yenilemesinden (novatio) söz etmek gerekir. Yani temel borç ilişkisi düşer; onun yerini kambiyo ilişkisi alır. Kambiyo senedi her zaman ve her saikle (kredi temini, hatır vs) tanzim edilebilir. Durum böyle olunca salt bir kambiyo senedinin varlığı ile alacağın ispat edilebilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda örneğin kambiyo senedini ibraz ederek bir alacaklı, iflas masasına alacak kaydı yapsa bile bu kambiyo senedinin doğumuna yol açan alt ilişkinin tespiti ve bu alt ilişkiden kambiyo senedini elinde bulunduran kimsenin alacaklı olup olmadığının (alacaklı hale gelip gelmediğinin) tespiti bir yargılamayı gerektireceğinden masaya yazdırılan bu alacak ile ilgili doğrudan bir ödeme yapılması mümkün olmaz. Hatta masaya alacak yazdırılmadan önce alacaklı, kambiyo senetlerine mahsus takip yapsa ve bu takip kesinleşmiş olsa bile bu kesinleşme takip hukuku anlamında kesin hüküm teşkil edeceğinden söz konusu kesinleşmenin iflas idaresini bağlaması da mümkün olmayacaktır. Bu halde, elinde kambiyo senedi bulunan alacaklı genel mahkemede bir kayıt kabul davası açarak, kambiyo senedinin hangi alt hukuki ilişki dolayısıyla elinde bulunduğunu ve bu ilişkiden doğan sorumluluklarını yerine getirdiğini ispat ederek ancak alacak hakkının varlığını ortaya koyabilmesi mümkün olabilecektir. İşte ancak bu eda davası mahiyetindeki kayıt kabul davası ile alacağını ispat eden alacaklıya artık ödemenin yapılabilmesi mümkün olabilecektir. Somut olayda, davacının talep dayanağını kambiyo senedi olması karşısında, kambiyo senedinin tanzim edilmesine yol açan alt maddi hukuk ilişkisinin, bu maddi hukuk ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüğün senedi tanzim eden müflis şirkete karşı yerine getirilmiş olduğu hususunun, senette gösterilen borç miktarı ile kambiyo senedinin doğumuna yol açan alt hukuki ilişkiden doğan alacağın örtüşüp örtüşmediği hususlarının ispatı gerektiğinden davacı vekiline delillerini bildirmek üzere süre verildiği, delil sunulmadığı, defterler üzerinde yapılan incelemede de bir kayıt görülmediği, alacağın dayanağı olarak gösterilen kambiyo senedinin dışında, o kambiyo senedinin doğumuna yol açan herhangi bir alt hukuki ilişkiden söz edilmediği, buna ilişkin herhangi bir alt hukuki ilişkiyi ispat edici tarzda bir sözleşme veya benzeri hukuki işlemin dosya kapsamında görülemediği, böyle bir sözleşme veya hukuki işlem olsa bile söz konusu sözleşme veya hukuki işlemden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğunun ispat edilememiş olduğu görülmüştür. Yukarıda yapılar açıklamalardan anlaşılacağı üzere, kambiyo senedinin sebepten bağımsız olması dolayısıyla, kambiyo senedinin doğumuna yol açan alt hukuki ilişkinin ispatı önem taşımaktadır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, bu hususların (kambiyo senedinin tanzim edilmesine yol açan alt maddi hukuk ilişkisinin, bu maddi hukuk ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüğün senedi tanzim eden müflis şirkete karşı yerine getirilmiş olduğu hususunun, senette gösterilen borç miktarı ile kambiyo senedinin doğumuna yol açan alt hukuki ilişkiden doğan alacağın örtüşüp örtüşmediği) derdest davada incelenmesi kaçınılmazdır. Zira iflasın açılması ile birlikte bütün alacaklıların eşit biçimde tatmin edilmesi zorunluluğu ve bu suretle iflasın külli bir tasfiye olarak kamu düzenine ilişkin kurallar ile tanzim edilmiş olması karşısında mahkememizin iflas kurallarına ve diğer takip hukuku kurallarına uygun olarak alacağın varlığını veya yokluğunu tespit etmesi ve bu tespite ilişkin iş ve işlemler yaparken re sen araştırma ilkesi çerçevesinde hareket etmesi gerekmektedir. Çünkü tekrar belirtmek gerekirse iflas kamu düzenine ilişkindir ve bütün alacaklıların eşit biçimde tatmin edilmesi prensibine dayalıdır. Somut olayda kambiyo senedinden doğan alacak için kambiyo senedi gösterilerek iflas masasına kayıt talebinde bulunulmuş ve bu müracaat çerçevesinde alacağın (12.991.645 TL kabul, 2.008.355 TL ise ret) bir bölümü kabul edilmiş ise de, yukarıda detaylı olarak izah etmiş olduğumuz sebeplerle uygulamada kambiyo senedine dayanak olarak gösterilmiş olan alacak taleplerinin iflas idaresi veya iflas masası tarafından reddedilmesinin olağan olduğu hususunun da gözden uzak tutulmaması gerekir. Hatta kambiyo senetlerine mahsus takip yapılmış ve takip kesinleşmiş olsa bile bu kesinleşen takip çerçevesinde iflas masasına alacak kayıt talebinde bulunduğunda iflas idaresinin bu alacak kayıt taleplerini haklı olarak reddetmiş olduğu da görülmektedir. Bunun da temel sebebi hem kambiyo senetlerinin sebepten bağımsız olması hem de kambiyo senetlerine mahsus bir takip yapılsa ve bu takip kesinleşmiş olsa bile, iflasın açılması ile takiplerin duracağı iflasın kesinleşmesi ile takiplerinde düşecek olmasından (İİK m.193) kaynaklanmakta olup, herhalde iflas idareleri uygulamada isabetli olarak kambiyo senetlerine dayalı alacak kayıt taleplerinde talepleri doğrudan reddederek kayıt kabul davası açılmak suretiyle bir ilam getirilmesini aramaktadır. Bu da kambiyo senetlerinden doğan alacakların yargılamayı gerektiren bir mesele olmasından kaynaklanmaktadır. Senetten doğan alacağın yukarıda belirtilen esaslar dairesinde ispat edilememiş olduğu kanaatine varıldığından davacının sıfatından da söz edilemeyecektir. Şöyle ki; uygulamada davacı için “aktif husumet” davalı için ise “pasif husumet” ehliyeti biçiminde ifade edilen kavram esasen teknik manada “sıfat” olarak isimlendirilebilecektir. “Sıfat” kavramının ne anlama geldiği ve bir davadaki fonksiyonu üzerinde kısaca durmak gerekir. Sıfat, dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleri ile ilgili olmasına rağmen “sıfat” sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın gerçek sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın gerçek sahibine aittir. Sıfat, maddi hak üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi olup, hem davacı hem de davalı için mevcut olmalıdır. Başka bir ifade ile sıfat, davacı açısından mevcut değilse “aktif husumet ehliyeti”nin bulunmaması sebebi ile, davalı açısından mevcut değilse, “pasif husumet ehliyeti”nin söz konusu olmaması nedeni ile sıfatı haiz olmayanlar bakımından davanın esastan reddi gerekecektir. İcra İflas Kanunu'nun 245. Maddesine göre dava veya takip hakkını üzerine alan bir alacaklı, esasen müflise ait olan ve ancak onun tarafından dermeyan edilebilecek olan, ancak iflasın açılması sebebiyle ve İİK m.191'den kaynaklı tasarruf hakkının müflis tarafından kaybedilmiş olması sebebi ile bir alacak hakkını dava veya takip edebilecektir. İcra iflas kanununun 245. Maddesi çerçevesinde dava veya takip hakkını üzerine almış olan alacaklı veya alacaklılar, başkasına (müflise) ait bir maddi hakkı dava veya takip etme imkanı elde etmiş olurlar. Somut olay incelendiğinde davacı alacaklının söz konusu kambiyo senedinden kaynaklı alacağı ile ilgili olmak üzere 245. Maddeden kaynaklanan yetkiyi kullanmak suretiyle davayı ikame etmiş olduğu ancak senetten doğan alacağını ispat edemediği anlaşıldığından yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu red harcının peşin alınan 1.024,65 TL harçtan mahsubu ile 409,25 TL harcın ve dosyanın tefrik edilmeden önce birleşen dava yönünde 28337 sıra ve özel nolu 30.03.2025 tarihli makbuzla yatırılan 544.836,30 TL harcın asıl dava yönünden yatırılan harç düşürülerek artan 528.612,17 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.366.137,51 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Bu dava yönünden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Tefrik edilen bu dosya yönünden davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma ile) yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza