İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/832 E. 2026/589 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/832
Karar No
2026/589
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/832 Esas KARAR NO : 2026/589 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/11/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil sigorta şirketi ile... Şirketi arasında... no'lu Kapsamlı İşyeri Poliçesi tanzim edildiği, poliçe tarihi 23.01.2023-16.05.2023 olup hasar 09.02.2023 tarihinde gerçekleştiği, 09.02.2025 tarihinde ... adresinde mukim sigortalı işyerine, ...'ye bağlı gider hattının tıkanması ile geri tepen sular aktığını ve bodrum kat duvar sıva boyaları ıslanarak hasarlandığını, İşyerinde; metal askılıklı lake kolon kaplaması, reyon üstü ve altı, podyum, reyan rafları, reyon askı borusu hasarlandığı ve duvarda boyalar dahil olmak üzere birçok yer zarar gerçekleştiği, hasar dosyasında biri sigortalı işyeri olmak üzere 8 işyeri tarafından 10.02.2023 tarihli...'ye yapılmış olan arıza bildirimi bulunulduğu, hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalıya 21.025,67-TL tazminat ödendiği, davaya konu zararın, ...'ye bağlı gider hattının atıklar nedeniyle tıkanması ile tahliye edilemeyen pis suların geri teperek bodrum kata akması sonucunda meydana geldiği eksper raporu ile anlaşıldığı, sigortalıya ödenmiş olan bedelin tamamından davalının sorumluluğu bulunduğu belirterek ... 23. İcra Müdürlüğü ... E. dosyasına yapılan itirazın iptali ile asıl alacağa ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili için takibin devamını, %20den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve bu rakama da avans faizi işletilmesini, borçlunun borca yeter miktardaki malvarlığına tedbir koyulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... Başkanlığının konuya ilişkin yapılan inceleme sonucu verilen cevabi yazıda; "...Konuyla ilgili yapılan tetkiklerde; Konuyla ilgili olarak yapılan tetkiklerde dilekçesinde belirtilemesine karşın hasara konu ...adresinden hasar tarihini içeren 01.02.2023 - 28.02.2023 tarihi aralığında bildirimi yapılmış herhangi bir arıza ihbarına ya da İdaremizce ilgili yerde yapılmış bir arıza onarım çalışması kaydına rastlanmamıştır. Yerinde yapılan incelemede tespit edilen hususlar aşağıya çıkarılmıştır: Dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere binanın atıksu tesisatının tıkandığı ve hasara bunun sebep olduğu belirtilmiştir. Hasar tarihi olan 09/02/2023 tarihinde İdaremiz sorumluluğunda bulunan ana kanalizasyon hatlarında herhangi bir tıkanıklık mevzu bahis olmamıştır....Yönetmeliği'nin 49. Maddesi (&) Bendinde "Binaların atık suları, doğal akış ile şebeke kanalına akıtılabilse dahi, taşınmaz sahibi parsel çıkış bacasında binaların su basman seviyesi altında kalan kısımlarında atık suyun geri gelmesini önleyecek çek valf vb. ekipman ile önlem almalıdır. Aksi halde oluşabilecek zarar ve ziyandan yapı sahipleri sorumludur." denildiği, sigortalının, bodrum katlar için alınması gerekli olan tedbirleri almamış olduğu dosya içeriğinden anlaşıldığı, su sızıntılarına karşı betonarme tecrit duvarının yapılması ve muhtemel su baskınlarına karşı tahliye pompasının bulundurulması gerektiği, bu gerekliliğin, bina sahipleri ve sigortalı tarafından yerine getirilip getirilmediği tespit edilmesi gerektiği, binanın atıksu bağlantı hattının bakım ve işletmesi parsel sahibinin mülkünde ve sorumluluğunda olduğu, binaların atıksuları yerçekimi ile sokakta ki kanal sistemine akıtabilse dahi parsel sahipleri parsel çıkış bacasında atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbir almak mecburiyetinde olduğundan binaların uğrayabileceği zarardan ... mesul olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf, davadışı ... Şirketi ile arasında ... no'lu Kapsamlı İşyeri Poliçesi tanzim edildiğini, sigortalı iş yerinde 09.02.2023 tarihinde hasar gerçekleştiğini zararın ...'ye bağlı gider hattının tıkanması ile geri tepen sulardan kaynaklandığını ve sigortalı iş yerinin bu sebeple zarar gördüğünü ve sigortalısına 21.025,67-TL tazminat ödediğini, bu tazminatın davalıdan rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf davanın reddini talep etmiştir. .. 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... A.Ş., borçulunun dosyamız davalısı ... olduğu alacak kaleminin 09.02.2023 tarihinde ...'ye bağlı gider hattının tıkanması ile geri tepen sular alt kata akmış ve hasara neden olduğundan, ... Tic. A.Ş.'ne ödenen tazminatın rücuen tahsili talebi olmak üzere 21.025,67 TL asıl alacak 404,38 TL işlemiş faiz olmak üzere 21.430,05 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı ile davadışı 3. Kişi arasındaki poliçenin incelenmesinde poliçenin 23.01.2023-16.05.2023 tarihlerini kapsadığı ve hasarın poliçenin geçerli olduğu tarih aralığında meydana geldiği görülmüştür. Davacı taraf sigortalısına 02/05/2023 tarihinde 21.025,67 TL ödeme yapmış ve aralarındaki ibraname ile sigortalının haklarına halef olmuştur. Hasar dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce dosya 1 SMMM, 1 Elektirik Mühendisi, 1 Sigortacı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişilerden davacının sigortalısının iş yerinde meydana gelen hasar sebebiyle sigortalısına ödediği tazminatı davalıdan rücuen tahsili için davalı aleyhine başlattığı ... 23. İcra müdürlüğünün ... E sayılı icra takibinde haklı olup olmadığı, borçlunun bu takibe yaptığı itirazda haklı olup olmadığı hususunda rapor düzenlemelerinin istenilmiş, bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 08/05/2026 tarihli raporda; dava konusu hasarın, eksper raporunda belirtildiği üzere gider hattındaki tıkanıklık nedeniyle meydana geldiği ve bu tıkanıklığın... tarafından giderildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle hasarın ...'nin sorumluluk alanındaki arızadan kaynaklandığı, davacı sigorta şirketinin, sigortalısına 02.05.2023 tarihinde ödediği 21.025,67 TL asıl alacağı TTK 1472 kapsamında rücuen talep edebileceği ödeme tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz yönünden de talepte bulunabileceği, davalı ... arızayı gidermek için müdahale edip sorumluluğun bina sahibinde olduğunu iddia ediyorsa, Kendisi de bina sorumlusundan yaptığı masrafi, davacı olup tazmin etme yoluna gidebileceği yönünde rapor ibraz etmiştir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacı taraf sigortalısının iş yerindeki hasarın davalıdan kaynaklandığını davalının kusurlu olduğunu, bu kusur neticesinde davacının sigortalısının iş yerinde hasarın oluştuğunu ve bu sebeple davalıdan alacağı olduğunu ispatlamak durumundadır. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır. Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır. Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 3. Kişinin işyerinde meydana gelen hasarın davalı...'nin sorumluluk alanında meydana geldiği ve bu hasarlardan davalının sorumlu olduğunun belirtilmesi karşısında davacının sigortalısı olan dava dışı şirketin işyerinde hasarın meydana geldiği ve bu hasar sebebiyle davacı yanca sigortalısına 02.05.2023 tarihinde ödediği 21.025,67 TL ödeme yapıldığı anlaşılmakla davacının sigortalısına ödediği tazminatı TTK 1472. Maddesi gereği kusuru oranında davalıya rücu edebileceği kanaatine varılmış ve davacının sigortalısına ödediği 21.025,67 TL'nin Yargıtay HGK 'nun 14/02/2017 T ... E ...K sayılı kararında rücuya konu borcu ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı belirtildiğinden davacının ödeme tarihinden itibaren davalıdan faiz talep edebileceği kanaatine varılarak davanın kabulü ile, davalının ... 23. icra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 21.025,67 TL asıl alacak, 404,38 TL işlemiş faiz olmak üzere 21.430,05 TL üzerinden devamına, asıl alacak 21.025,67 TL'ye takip tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranındaki 4.205,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 23. İcra Müdürlüğünün ...sas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 21.025,67 TL asıl alacak, 404,38 TL işlemiş faiz olmak üzere 21.430,05 TL üzerinden devamına, asıl alacak 21.025,67 TL'ye takip tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesine, asıl alacağın %20 oranındaki 4.205,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 1.463,89 TL karar harcından peşin alınan 615,40TL'nin mahsubu ile bakiye 848,49 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40TL başvurma harcı ve 615,40TL peşin harç bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 24.092,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 21.430,05 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL bedelin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 7-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 01/07/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/832, K. 2026/589, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-832-e-2026-589-k-f778aa0a2ace