İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/770 E. 2026/109 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/770
- Karar No
- 2026/109
- Karar Tarihi
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP :
DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- ... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ:
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ile davalı arasında, traktör alımı, satımı ve trampasını içeren karma nitelikte bir sözleşme ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasındaki sözlü anlaşma ve yazılı belgeler uyarınca anlaşma yaptıklarını, anlaşma uyarınca müvekkilininin maliki olduğu, ancak resmi kayıtlarda ... adına kayıtlı maliki olduğu ... plakalı traktörün 230.000,00 TL bedelli, yine müvekkiline ait ... plakalı traktörün 500.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 730.000,00 TL bedel üzerinden davalı şirkete traktör devri yapıldığını, davalı şirketin müvekkiline CASE-IH JX70E model traktörü KDV dahil 1.210.000,00 TL bedelle satması ve aradaki fark olan 480.000,00 TL'nin (1.210.000,00 TL-730.000,00 TL) müvekkili tarafından davalı şirkete nakden ödenmesi kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki bu anlaşmanın koşullarının resmi belgelerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlı olduğunu, Noterde yapılan araç satış sözleşmeleri, takas bedellerinin sözlü bir iddiadan ibaret olmadığını, bizzat davalının taraf olduğu resmi belgelerle sabit olduğunun kanıtlandığını, anlaşma uyarınca müvekkilinin davalı şirkete ödemesi gereken bakiye borç 480.000,00 TL olmasına rağmen, müvekkilinin davalı şirketin banka hesaplarına; kredi kartından toplam 600.000,00 TL, banka kredisi yoluyla 931.000,00 TL olmak üzere, toplamda 1.531.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerin banka ve kredi kartı ekstreleri ile sabit olduğunu, Müvekkilinin sözleşme gereği ödemesi gereken 480.000,00 TL'den çok daha yüksek bir meblağ olan 1.531.000,00 TL'yi ödemesinin sebebinin, tarafların ilk ticari ilişkiden doğan güvenle, müvekkilinin davalı şirketten ikinci bir sıfır traktör daha alması konusunda da konuştuklarını, Müvekkilinin, bu ikinci traktörün bedeline mahsuben ve avans niteliğinde olmak üzere, ilk traktörden doğan borcuyla birlikte bu yüksek tutarlı ödemeyi gerçekleştirdiğini, ancak davalı şirket ile ikinci traktörün alımı hususunda anlaşamadıklarından müvekkilinin traktörü istemediğini, ödemiş olduğu fazla parayı tarafına iadesini istediğini, fakat davalı şirketin söz konusu parayı iade etmediğini, ikinci traktörün alımı için yapılan toplam 1.051.000,00 TL'lik fazla ödemeye tekabül eden bedelin, davalı şirket tarafından tutulması için herhangi bir sebebin kalmadığını, Davalı şirketin, müvekkili ile görüşmesinde, ikinci traktörü teslim etmeyeceğini bizzat söylediğini, davalı şirketin, teslim etmediği bir mal için aldığı bu bedeli müvekkile iade etmemesinin sebepsiz zenginleşmeye sebep olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi gerektiğini, arabulucuya başvurduklarını, ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı taraf ile aralarında bir karma sözleşme ilişkisi bulunduğunu, talep ettikleri 1.051.000,00 TL'lik fazla ödeme, bu sözleşme kapsamında davalının hak ettiği bir edim olmadığını, aralarında sözlü olarak anlaştıkları ikinci satışa ilişkin ve sonradan vazgeçtikleri edimlere ilişkin olduğunu, bu durumun sözleşme ilişkisi dışında, müvekkilinin malvarlığından haksız bir sebeple davalının malvarlığına geçen bir zenginleşme olduğunu, bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.2020 tarihli ve 2017/1015 E., 2020/222 K. Sayılı emsal teşkil ettiğini, davalı şirketin müvekkilinden sebepsiz yere zenginleştiğini 1.051.000,00 TL'lik alacağının, niteliği itibarıyla bölünebilir bir para olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca da bu tür bölünebilir alacakların da bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi hukuken mümkün olduğunu, yargılama aşamasında davalılardan ...'e de ödemelerin yapıldığı ve bu kurumla müvekkilinin fatura düzenlendiğinden bu satış nedeniyle ilgili kurumun da sorumlu olduğunu belirterek kabulüne, fazlaya ilişkin haklarının ve dava aşamasında bilirkişi tarafından hesaplanacak bedel üzerinden ıslah ve bedel artırım yapma haklarının saklı tutmak kaydıyla fazla ödenen bedelin şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının, fazla ödemenin yapıldığı tarihlerden itibaren her bir davalıya yapılan ödemenin ayrı ayrı hesaplanarak sorumlu oldukları miktarlardan işletilecek ticari avans faizi ile davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacının iddialarının haksız olduğunu, somut dayanaktan yoksun ve haksız davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında kurulan sözleşme doğrultusunda bedeli 1.210.000 TL olan traktörün davacıya satımı konusunda tarafların anlaştığını, bu doğrultuda davacı tarafın bedeli 500.000 TL olan traktörünü müvekkiline teslim ettiğini, Davacının talepleri ve satım sözleşmesinin gerektirdiği koşullar doğrultusunda davacının yalnızca traktör bedeli ödemekle yükümlü olduğunu iddia etse de durumun farklı olduğunu, Davacının talepleri ve kredili satış sözleşmesi doğrultusunda davacının ödemesi gereken toplam borcun 2.011.627 TL olduğunu, davacının kendisine ait ... plakalı traktörü, yeni traktörün borcundan düşülmesi amacı ile 500.000 TL bedelle müvekkiline sattığını, Davacının müvekkiline 1.511.627 TL borcu kaldığını, Denizbank ve ... ve Ziraat Makineleri Anonim Şirketi arasında yapılan anlaşma doğrultusunda, davacının 3 yıl vadeli 0 faizli kredi kullanarak 931.627 TL'nin Denizbank üzerinden kredi aldığını ve bu parayı müvekkiline ödediğini, ancak yine Denizbank, ... ve Ziraat Makineleri Anonim Şirketi ve müvekkili arasında yapılan anlaşmaya göre işbu tarım kredileri kullanıldığında ortaya katkı payı ücreti çıktığını ve yine belirtilen taraflar ve davacı arasında yapılan anlaşma uyarınca bu katkı payı ödemesinden alıcı taraf olan davacının sorumlu olduğunu, katkı payı ücretinin 370.000 TL'nin faturasının müvekkili tarafından davacıya verilmek üzere kesildiğini ve davacıya teslim edildiğini, Davacının talepleri doğrultusunda traktör için garanti süresinin uzatıldığını, garanti uzatım bedelinin 360.000 TL olduğunu, ayrıca bedel farkı ücreti olan 71.617 TL'nin de davacının müvekkiline olan borçlarından biri olduğunu, Davacının borçları için toplamda 600.000 TL kredi kartından müvekkiline ödeme yaptığını, davacının borçları için 500.000 TL traktör bedeli, 931.627 TL krediden almış olduğu parayı ve 600.000 TL kredi kartından olmak üzere toplamda 2.031.627 TL müvekkiline ödeme yaptığını, Müvekkiline toplam da 2.011.627 TL ödemesi olduğundan müvekkilinin 20.000 TL'yi davacıya nakit olarak ödeme yaptığını, davacının müvekkilinden 1.051.000 TL'lik bir alacağı bulunmadığını, davacının yalnızca 20.000 TL fazladan ödeme yaptığını, müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, Müvekkili ile davacı arasında herhangi bir alacak verecek kalmadığını, açılan dava sonucunda müvekkilinin ticari itibarı zedelendiğin belirterek, davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Trafik tescil kayıtları, ... Mal Müdürlüğü'nün yazı cevabı, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Davanın konusu TTK 4. maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.Davalının tacir olmadığı gözetildiğinde Ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da yoktur. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olaydaki uyuşmazlıkta, davacı tarafından taraflar arasındaki traktör alış-satış sözleşmesinden kaynaklı fazla yapılan ödemenin davalıdan tahsilli talep edilmiş olup davacı "tüketici" sıfatını ve taraflar arasındaki anlaşmanın "tüketici işlemi" niteliğini taşıdığı anlaşılmakla 6502 sayılı yasanın 73. maddesi uyarınca davaya bakma görevi tüketici mahkemelerine ait olduğundan görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Mahkememizin görevsizliği ve davaya bakmakla görevli mahkemenin ... Tüketici Mahkemesi olması sebebiyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE 2-6100 sayılı HMK nın 20. Maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize başvurulurak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmek üzere ... Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/01/2026
Katip ¸E-imzalıdır
Hakim ¸E-imzalıdır