İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/74 E. 2025/263 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/74
Karar No
2025/263
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/74 Esas KARAR NO : 2025/263 Karar

DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) DAVA TARİHİ : 24/01/2025 KARAR TARİHİ : 19/03/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2025

Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacılar ile davalının, .... Sanayii Ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı Yeni Bosna Vergi Dairesi / .... vergi numaralı şirketin ortakları olduğunu, Şirket ortaklarının aldıkları karar doğrultusunda ... tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan karar doğrultusunda davalı şirketin münferiden temsile yetkili müdürü olarak atandığını, davalı tarafça şirketin temsil ve yönetiminin yıllardır şirket sözleşmesine ve Türk Ticaret Kanununa aykırı olarak yürütülmesi nedeniyle müvekkili şirket hisselerini devraldığı tarihten sonra şirkete ait mali tablolar ve finansal bilgilerin kendisiyle paylaşılmasını talep etmesine rağmen bu bilgi ve belgeler müvekkili ile paylaşılmadığını, müvekkilinin haricen yapmış olduğu araştırmalar ile şirket müdürü olan davalının şirket kaynaklarını şirket amacına ve şirket sözleşmesine aykırı olarak yetkisini kullandığının tespit edildiğini, şirket müdürünün Türk Ticaret Kanunu kapsamında özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı tutum sergilediğinin anlaşılması üzerine davalı ile yapılan görüşmelerde davalı şirket mali bilgilerini paylaşmayacağını ve kar dağıtımının yapılması hususunda da Genel Kurulu toplantıya davet etmeyeceğini müvekkilinin mali ve finansal konulara ilişkin taleplerinin Genel Kurul gündemine alınmayacağını, şirkete ait mal varlıklarını satmaya yetkili olduğunu ve satış işlemini de tek başına yapacağını beyan ettiğini, davalının şirket yönetimine ilişkin mali ve finansal bilgileri gizlemesi nedeniyle müvekkilinin yapmış olduğu araştırmalarda yıllardır şirketin kar payı dağıtımın yapılmadığını ve Genel Kurulda görüşülmediğini, karın hangi amaçla kullanıldığının da tespit edilemediğini fark ettiğini, Şirketin amacının kar elde etmek olduğu gözetildiğinde davalının şirket sözleşmesine aykırı tutumunun müvekkilinin ve ortağı olduğu şirketin aleyhine sonuçlara neden olduğunun açık olduğunu, şirket sözleşmesinde şirketin amacı açıkça belirlenmesine rağmen yıllardır kar dağıtımı yapılmaması ve şirketin faaliyetlerinin kar elde etmeye yönelik olmadığı davalı şirket müdürünün de bu amaçlara aykırı davranışlarda bulunduğunun açık olduğunu, davalının şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeniyle şirketi borçlandırıcı işlemlerin önlenmesi ve şirket aktifini azaltan işlemler yönünden ivedilikle tedbir kararı verilerek Ticaret sicil müdürlüğünde gerekli ilanların yapılmasını ve ilgili tapu sicil müdürlüklerine müzekkere yazılarak tedbir kararının tapu siciline şerh ettirilmesine, davanın kabulüne, davalının şirket müdürlüğünden azline, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...'na mahkememizce tebligat çıkarıldığı, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalı tarafından davaya süresi içerisinde cevap verilmediği görüldü. Dava dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, davalının 6102 sayılı TTK' nın m. 630/2 uyarınca limited şirket müdürlük görevinden haklı nedenle azline ilişkin olduğu görülmüştür. Dava konusu; dava dışı şirketin davacılar ile birlikte 3 ortağından biri olan davalı müdür ....' nun dava dışı ... Sanayii ve Tic. Ltd. Şti' nin amaçlarına ve bağlılık ile özen yükümlülüklerine aykırı davranışlar sergilediği iddiasına dayalı müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir. Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; dava dışı ... sicil numarasında kayıtlı .... Sanayii ve Tic. Ltd. Şti.' nin adresinin ... Mah. ... Sk. .... Ap. Sitesi .... Ap. No: 164C Avcılar/İSTANBUL olduğu görülmüştür. Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6100 sayılı HMK' nın 14/2. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.04.2016 Tarih ve 2015/10670 E. - 2016/4851 K . sayılı ilamı.) incelenip sonuçlandırılmıştır. Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; * Dava dışı şirketin dava tarihi itibariyle ortaklarının davacılar ve davalı olduğu, münferiden yetkili müdürün davacı ... olduğu görülmüştür. * Dava dışı şirketin 09.11.2023 tarih ve 10 sayılı genel kurulunun 3 nolu kararı ile davalı ... nun, dava dışı şirkette aksi karar alınıncaya kadar münferit imzası ile temsil etmek üzere şirket müdürü olarak devam etmesine karar verilmiştir. * Dava dışı şirketin 07.11.2024 tarih ve 1 sayılı (davalının da yer aldığı) genel kurulunun 1 nolu kararı ile davacı ... nun, dava dışı şirkette aksi karar alınıncaya kadar müdür olarak seçilmesine karar verilmiştir. İş bu kararın da, dava tarihinden önce 14.11.2024 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği görülmüştür. * Davacı ...' nun müdür olarak seçilmesi, davalı ...' nun müdürlük görevinin sona erdiğini belirtir yani davalının müdürlük görevinin son bulduğuna ilişkin aksine alınan bir karar niteliğindedir. Ticaret sicil müdürlüğü de, kayıtlarını buna göre değiştirmiş ve davalının eski yetkili olduğu ve 14.11.2024 tarihi itibariyle görev süresinin bittiğini kayıtlarına işlemiştir. a) Taraf ehliyeti yönünden değerlendirme: 6102 sayılı TTK' nın 630/2. maddesine dayalı limited şirketin ortağına ait idare ve temsil yetkisinin (müdürlük) kaldırılması (azli) istemli olarak açılan iş bu davada, husumetin idare ve temsil yetkisinin kaldırılması istenen ortağa (müdüre) yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.04.2021 Tarih ve 2020/5947 E. - 2021/3810 K . sayılı ilamı.) Bu haliyle davalının, taraf ehliyetine tek başına sahip olduğu anlaşılmıştır. b) Dava takip yetkisi yönünden değerlendirme: 6102 sayılı TTK' nın "Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması" başlıklı 630/2. maddesinde, her ortağın haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davacıların dava dışı şirkette ortak olduğu görülmüştür. Bu haliyle davacıların, dava şartı olan dava takip yetkisine sahip olduğu anlaşılmıştır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.01.2018 Tarih ve 2016/5809 E. - 2018/67 K . sayılı ilamı.) c) Hukuki yarar yönünden değerlendirme: Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18.02.2022 Tarih ve 2019/5 E. - 2022/1 K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukukî bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı hukukî yarar ile sınırlıdır. Buna hukukî korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukukî korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır, aksi hâlde devletin mahkemelerini (davası ile) gereksiz yere uğraştıramaz. Hukukî yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki (müstakbel) bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan (müeccel) alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukukî yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir. Aynı şekilde, açıldığı sırada belli olmayan, şüpheli veya ileride doğacağı beklenen bir yarar da hukukî yarar sayılmaz (Kuru/Arslan,/Yılmaz, s. 244; Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt I, Ankara 2016, s. 456). Davanın açıldığı sırada var olmayan “hukukî yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukukî yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olamaz. Çünkü, hukukî yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı değildir. (Pekcanıtez, Hakan Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2015, s. 250-251; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, Ciltli, İstanbul 2017, s. 948). Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (Arslan, Ramazan Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 316; Budak, Ali Cem/ Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2021, s. 176; Postacıoğlu, İlhan: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s. 204; Karslı, Abdurrahim: Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul 2012, s. 466; Alangoya, Yavuz: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2000, s. 170-178). Yukarıda belirtilen sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ..., dava dışı şirkette dava tarihi itibariyle yetkili (müdür) değildir. Mahkememizdeki iş bu davanın açıldığı tarihte davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı, davalının dava tarihi itibariyle şirket yetkilisi (müdürü) olmadığı, hukuki yarar dava şartının tamamlanabilecek bir dava şartı olmadığı, hüküm tarihi itibariyle de hukuki yararın mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 615,40-TL peşin harcın karar ve ilam harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/03/2025 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/74, K. 2025/263, T. 19.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-74-e-2025-263-k-7a8cc33ae63b