İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/73 E. 2025/555 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/73
- Karar No
- 2025/555
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/73 Esas KARAR NO : 2025/555 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 05/05/2011 KARAR TARİHİ : 11/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin TMSF'nin açtığı ihale sonucunda, temettü hakları hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetime el konulan bankalar ve tasfiyeye tabi tutulan bankalardan devir aldığı alacaklarını devir ve temlik aldığı, bu kapsamda somut olay bakımından ... Turizm Taşımacılık ve Ticaret A.Ş. Firmasına ... İzmir şubesi tarafından kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacakları temlik aldığı, davalının da bu krediye kefil olduğu, bu borcun tahsili için daha önceki alacaklı banka tarafından ihtarnameler çekildiği, ihtiyati haciz kararı alındığı, borçlu davalı aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğünün ...cra dosyası ile de takip yapıldığı, İİK'nun 143 ve 251 maddeleri gereğince aiz belgeleri alındığı, temlikten sonra ise iş bu davaya konu olan İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip yaptıkları, davalının borca ve faize itiraz ettiği, davalının yapmış olduğu 22/10/2008 tarihli itirazının iptali ile takibin devamı ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacının aksine olarak müvekkil hakkında aciz belgesi alındığı belirtilen tüm dosyalardaki işlemlerin müvekkilinin yokluğunda yürütüldüğü, aciz belgesinin geçersiz olduğu, ödeme emrinin TK 35. Maddesine göre yapıldığı, söz konusu icra dosyasının alacaklı bankanın...'e kullandırdığı 290.000,00 TL krediye dayandığı, oysa bu kredi borcunun konusunu oluşturan 165.000,00 TL teminat mektubunun kullanılmadan bankaya iade edildiği, asıl borcun da...şirketi ve kefiller... tarafından nakden yapılan ödemeler ve krediye karşı verilen teminat mallarının banka tarafından satılarak paraya çevrildiği, dolayısıyla İzmir...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konulan aciz vesikasının hükümsüz olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, ayrıca mahkemenin 03/12/2013 tarihli ilamının zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı nedeniyle de davanın reddi gerektiğini beyan ettiği görülmüştür. DELİLLER :Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; İcra dosyası, ihtarname, genel kredi sözleşmeleri, banka, TMSF, davacı şirket kayıtları, keşif ve bilirkişi incelemesi, sair yasal delillere dayandığı görülmüştür. Davanın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesine açıldığı, mahkemenin... Esasına kayıt edildiği, iş bu dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin 25/02/2010 tarih,...Karar sayılı ilamı ile dava dosyasının ihtisas mahkemesi olan İzmir... Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay... Hukuk Dairesinin 05/10/2010 tarih,...asına karar verildiği, bozma üzerine dosyanın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esasına kayıt edildiği, iş bu dosya üzerinde yapılan yargılama sonucu, mahkemenin 17/02/2011 tarih, ... ile görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakiben dosyanın tevzi sonucu mahkememizin ... esasına kaydedildiği, bilahare dosyanın mahkememizin ... Esasına devir edildiği, mahkememizin... Esas sayılı dava dosyası üzerinde yapılan yargılamada; Davacı şirketin TMSF'den temliken aldığı ...n kullandırılan ve davalının kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç için yapılan icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olduğu, davalı kefil vekilinin 22.10.2008 havale tarihli takibe itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkil İzmir ... İcra Md.... E. sayılı dosyasının varlığından 08.08.2008 tarihi itibariyle haberdar olunduğu, bu dosya üzerinden yapılan işlemlerin tamamı müvekkilin yokluğunda yapıldığı, müvekkilin mal varlığı araştırılmadan usulüne uygun hacizler yapılmadan, haczedilen mallar dosyadan satışı yapılmadan aciz vesikası tanzim edildiği, aciz vesikasının alacaklıya temlik edildiğine ilişkin bir belgenin gönderilmediği, ayrıca, ... E. sayılı dosyasına müvekkilin bir borcunun bulunmadığı, alacaklı banka alacağını takibe konulmadan çok önce harici olarak tahsil ettiği, başta asıl borç olmak üzere talep edilen işlemiş faize ve faiz oranına itiraz edilerek, takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklı banka vekili Mahkememize dava açarak davaya konu itirazın iptaline karar verilmesini istediği, Alacaklı bankanın ticari defter ve tasdikleri;1996 yılı yevmiye, kebir ve Envanter defterinin açılış- kapanış tasdiklerine ilişkin belgelerin ibraz edildiği, ancak Envanter defterinin kapanışına ilişkin belge ve/veya kaydın (noter tasdik belgesi) sunulmamış olduğu, TMSF’nun arşiv kayıtlarında araştırma yapılmakta olduğunun beyan edilmiş olduğu, O halde; davacı bankanın yasal olarak tutmak zorunda olduğu ticari defterlerinin, T.T.K. 66-72 m. ve V.U.K. 220-226 m. göre yasal süreleri içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırılmış olması nedeniyle, kayıt nizamının V.U.K. 215-219. mad. hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, (T.T.K. 82/3.m.) bu durumda; defter ve kayıtların sahibi alacaklı banka lehine delil vasfına haiz olduğu ve defterlerin delil kuvvetinin bulunduğu,Genel Kredi sözleşmeleri; davacı alacaklı banka ile dava dışı kredi borçlusu lehtar şirket arasında 1 adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, anılan bu sözleşmeyi davalı kefilin de (...) müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla açıkça imzalamış olduğu, kefilin Sorumlu Olduğu Miktar ve Yükümlülükleri;kefalet akdi bilindiği üzere, asıl borç akdinden ayrı ikinci derecede ve bağımsız bir sözleşme olduğu, davalı kefillerin Genel Kredi sözleşmelerinde, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunduğu, (B.K 487. mad.) kefaletin şartları BK. 484 - 485. maddelerinde etraflıca düzenlenmiş olup bir Kefaletin Geçerli Olabilmesi İçin,yazılı şekilde yapılması,kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın açıkça gösterilmesi,kefalet edilen borcun geçerli bir borç olması,kefilin medeni hakları kullanma ehliyetinin bulunması icap eder, denildiği,emsal Yargıtay içtihat kararı... HD 13.04.1999 T,... s. K. "...Yasaya göre kefalet akdinin geçerliliği için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarın açıkça gösterilmesi gerekir..." denildiği,Genel Kredi Sözleşmesinde, kefillerin sorumlu olduğu kefalet limitleri toplamlarının açıkça gösterilmiş olduğu, kaldı ki gösterilmemiş olsa bile sözleşme limitinin genel uygulama uyarınca aynı zamanda kefalet limiti olarak da kabul edilebileceği,emsal Yargıtay içtihat kararı: Yargıtay ...H.D.26.12.1991 T.... Es. Ve ...Ka. Sayılı Kararında "...Kredi sözleşmesinin müteselsil kefili için sözleşmede ayrıca kefalet limitinin bulunmadığı hallerde, geçerli bir kefalet mevcut olup, sözleşmedeki kredi limitinin kefaleti de içerdiği kabul olunur..." denildiği,yukarıda arz edildiği üzere, Yargıtay emsal içtihat kararlarına göre, Genel Kredi sözleşmesindeki kefaletin B.K.’nun 484. ve 485. m. öngörülen Muayyen bir limit şartının açıkça teşekkül etmiş olduğu anlaşıldığından dolayı, geçerli bir kefaletin mevcut olduğunun kabulü gerektiği, kefillerin Sorumluluğu: B.K’nun 490. maddesi; "...Kefil, kefil olduğu miktar ile bu miktara ilaveten kendi temerrüdünün (direniminin) kanuni sonuçlarından sorumludur..." denildiği,bu durumda davalı/kefilin, sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere, temerrüt tarihine kadar işlemiş olan akdi faiz ve fer’ilerinden dolayı da ayrıca sorumlu olacaklarının kabulü gerektiği,Y.19.HD. 11.6.2001 T. 736/4536 S.K: "...Bu nedenle mahkemece, davalı bankanın defter ve belgeleri üzerinde kredi sözleşmesi hükümleri göz önüne alınmak suretiyle inceleme yaptırılarak, hesabın kat edildiği tarihe kadar alacağın ulaştığı miktar ve bu miktara kat tarihinden temerrüt tarihine kadar ayrıca uygulanacak akdi faiz hesaplanarak temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak saptanmalı, temerrüt tarihi ile bulunan asıl alacak kefillerin kefalet limitlerinden az ise borcun tamamından fazla ise, sorumluluğun kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sınırlı bulunduğu dikkate alınıp icra takip tarihinden sorumlu oldukları miktar bulunmalı ve uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulmalıdır..." denildiği,emsal Yargıtay Kararı: 19.HD 03.05.2002 T, 2001/9490 E ve 2002/3356 S. K. "...sözleşmedeki kefalet limitinin 2.500.000.000.-TL olduğu gözetilip yukarıda açıklanan kural dikkate alınarak, takip tarihine kadar sözleşme hükümlerine göre belirlenen temerrüt faizi ve faizin BSMV’si hesaplanarak, takipten sonra B.K’nun 104/son mad. uyarınca asıl alacağa temerrüt faizi ve BSMV uygulanmasına olanak sağlayacak şekilde icradaki kabul de dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." denildiği,kefillerin Sözleşme İle Düzenlenen Sorumluluğu; Genel Kredi Sözleşmesinin 18. maddesinde (sayfa:17,18 ve 19) kefilin sorumluluğunun çok geniş anlamda düzenlenmiş olduğu, hatta kefilin B.K 493. ve 494. mad. göre kefaletten kurtulma talebinde bulunamayacağının dahi peşinen kabul ve taahhüt edilmiş olduğu, diğer yandan kefillerin İİK 295. m ve B.K 490. ve 502. mad. haklarından feragat ettiklerinin peşinen kabul ve taahhüt edilmiş olduğu,cari Hesabın Kat’ı ve Temerrüt Tarihinin Belirlenmesi;otorize Kredi Tasdiki: Alacaklı... Genel Müdürlüğü; dava dışı kredi lehtarı... Turizm Taş. ve Tie. A.Ş.’ne 04.08.1997 tarih ve ... sayılı kredi onayı bildirimine göre, S.K.A. (nakit kredi) 55.000.-TL, Taşıt kredisi 220.000.-TL ve Teminat mektubu 165.000.-TL tutarında krediler tahsis edilip, bu kredilerin Banka Genel Md.’ce onaylanmış olduğu, dolayısıyla İzmir Merkez Şubesi de bu limitler çerçevesinde dava dışı kredi lehtarı şirkete kredi kullandırdığı,cari Hesabın Kat’ı: Davalılara Keşide Edilen Kat İhtarı,davacı banka sözleşmenin 50. m. hükmü uyarınca;İzmir... Noterliği aracılığı ile 01.09.1997 tarihinde ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiği, nakdi krediden doğan alacakların ihtarnamenin tebliğine müteakip derhal %228 oranında faizi ve fer’ileri ile birlikte toplam tutarı 44.172,89 TL ‘nın ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği,davacı banka sözleşmenin 50. m. hükmü uyarınca;İzmir... Noterliği aracılığı ile 01.09.1997 tarihinde... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiği, nakdi krediden doğan alacakların ihtarnamenin tebliğine müteakip derhal %228 oranında faizi ve fer’ileri ile birlikte toplam tutarı 67.467,20 TL ‘nın ödenmesi, teminat mektubu tutarı 165.000.-TL depo edilmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği,Yukarıda keşide edilen kat ihtarnameleri ile talep edilen nakdi alacak tutarının 111.640,09 TL (44.172,89+67.467,20=) olduğu görüldüğü,ihtarnamelerin tebliği;...: Dava dışı kredi lehtarı şirketin gösterilen adresinde daimi çalışan ...’a 04.09.1997 tarihinde tebliğ edildiği, noter tebliğ şerhinden anlaşıldığı,...: Dava dışı kredi lehtarı şirketin gösterilen adresinde daimi çalışan...’a 04.09.1997 tarihinde tebliğ edildiği, noter tebliğ şerhinden anlaşıldığı, Davalı kefile, bir üstte belirtildiği gibi, her iki ihtarnamede 04.09.1997 tarihinde tebliğ edildiği,sözleşmenin 58.mad.(Kanuni İkametgah) ve İİK’nun 68/b m. ve T.K 20 ve 21 .m. hükmü uyarınca geçerli tebligatın yapılmış sayılabileceği,örnek: Y. 19.HD 09.02.2006 T. 2006/710 E ve 2006/1214 s.K. "...Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup, ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir..." denildiği,davalı kefilin 05.09.1997 tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüş sayılması gerektiği,ihtarname İle Talep Edilen Alacağın Kesinleşmesi;İİK.’nun 68/b-2 maddesi : "...Borçlu cari hesap şeklinde işleyen kısa, orta ve uzun vadeli kredilerde, krediyi kullandıran tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, faiz tahakkuk dönemlerini takip eden 15 gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığının borcu ödedikten sonra dava edebilir..." denildiği, Davalı borçluların, 3’er aylık dönem sonlarında gönderilen hesap özlerine itiraz ettiklerine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, 01.09.1997 tarihli Hesabın Kesilmesi ve Kat’ı ihtarnamelerine tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde itiraz ettiklerine dair herhangi bir belgenin (ihtar, ihbar vs...) sunulmamış olması nedeniyle, en son gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile talep edilen alacağın borcun kesinleşmiş sayılabileceği,ihtilafa İlişkin Sözleşme Hükümlerinin İrdelenmesi;Banka Kayıtlarının Kat’i Delil Olacağı Hükmü: Sözleşmenin 53. mad: "...Banka defter ve belgelerindeki kayıtların delil olacağını, bunlara itiraz etmeyeceklerini kabul ve taahhüt eder. Ayrıca müşteriden nakit depo edilmesi veya ek teminat istenmesi açısından da bankanın defteri ve diğer her türlü kayıtları esas alınacaktır..." şeklinde düzenlenmiştir. Bu yüzden Yargıtay uygulaması da göz önüne alınarak incelemede davacı banka ticari defter ve kayıtları esas alındığı, Y: 19. HD.23.02.2000 T, 1999/7576 E ve 2000/1284 s.K /11.HD 09.12.2004 T, 2004/903 E ve 2004/12097 s. K) Cari Hesabı Kesme ve Sözleşmeyi Feshetme Yetkisi: Sözleşmenin 52. mad "...Banka dilediği zaman, ihbar etmek suretiyle sözleşmeyi feshetmek yetkisine sahiptir..." denildiği, Sözleşmenin bu maddesinden anlaşıldığı üzere, davacı bankanın dilediği an ve zamanda tek taraflı olarak cari hesabı kesip kat etme ve sözleşmeyi feshetme yetkisine sahip olduğu, bankalarda Kredi Faiz Oranlarının Tespiti; Bilindiği üzere, 01.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 30.6.1987 tarih ve 87/11921 sayılı Kararname ve bu Kararname’ye ilişkin 19.02.1991 tarih ve 20791 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 91/1 no.lu TCMB. Tebliğinin 2. ve 4. maddelerinde bankaların mevduat ve kredilere uygulayacakları azami faiz oranlarını vade ve türlerine göre serbestçe tespit etmeleri, bu şekilde tespit edilen mevduat ve kredi faiz oranlarını ve bunların yürürlük tarihlerini banka şubelerinde ilan etmeleri, ayrıca bu faiz oranlarını TCMB. na bildirmeleri esası getirildiği,bu yeni düzenlemeye göre, belirli istisnalar haricinde (Kredi kartı faizleri, reeskont kredisi faizleri gibi), kredi işlemlerinde alınacak faiz oranları vade ve türlerine göre bankalarca serbestçe tespit edildiği, (TTK 8/1 m.),temerrüt Faizi; Sözleşmenin 51.mad. "...cari hesabın veya hesapların kat’i yahut sözleşmenin feshi tarihıncle bankaca en yüksek faiz oranı uygulanan kredi türünün faizi oranına, bu konudaki kararnamede belirtilen orandan aşağı olmamak kaydıyla, o oranın %30’nunun ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi, bu faizin gider vergisinin ve fon payının hesaplanmasını kabul eder..." denildiği,sözleşmenin bu hükmüne göre, Alacaklı bankanın faiz, komisyon, fon kesintisi (KKDF) ve gider vergisini (BSMV) davalıdan talep etme hakkı bulunduğu, sözleşme koşullarına göre temerrüt faiz oranının tespiti: Sözleşmenin bu amir hükmüne göre, alacaklı bankanın cari hesabın kat’ı ya da sözleşmenin feshi tarihinde geçerli olan en yüksek kredi faiz oranının %30 fazlası mertebesinde temerrüt faiz oranını uygulama hakkı bulunduğu, davacı bankanın 15.05.1995 tarih ve sayılı, faiz oranları Genelgesine göre en yüksek akdi faizin % 175 olduğu, temerrüt faizinin ise akdi faizin % 30 fazlasıyla uygulanması durumunda temerrüt faiz oranı yıllık % 227,50 (175x1730 =) olarak hesaplandığı, icra takibi (ödeme emri); İzmir...İcra Müdürlüğü’nün tarih ve... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, 565.286,43 TL toplam alacak tutarına takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %228 oranında temerrüt faizi, gider vergisi (BSMV) icra gideri, vekâlet ücreti ile birlikte B.K. 84.mad. hükümleri dâhilinde tahsili talep edildiği, davalının Kefaletiyle Kullandırılan Kredi Ve Türü: Nakdi Krediler: Dosya içeriğine göre, Ticari Taşıt Kredisi ile Rotatif Ticari (SKA) kredilerin kullandırılmış olduğu, Teminat Mektubu: Davalının takibe itirazında ve huzurdaki davaya yapmış olduğu savunmasında ileri sürdüğü 165.000.-TL’lık Teminat Mektubunun Tarişbank’ın 14.10.1997 tarih ve 429 sayılı yazısına istinaden bankaya İADE edilmiş olduğu, dolayısıyla, huzurda görülmekte olan davanın Teminat mektubuyla herhangi bir alakası bulunmadığı,temerrüt Tarihi İtibariyle Asıl Alacağın Tespiti: İki adet ihtarnamede temerrüt tarihi itibariyle 113.349,57 TL asıl alacak hesaplandığı, alacaklı banka kayıtlarında asıl alacak miktarı 111.640,09 TL olduğu,alacaklı Banka Kayıtlarına Göre Yapılan Ödemeler:kat ihtarlarının 01.09.1997 tarihinde keşide edildikleri, İzmir ... İcra Md. 05.07.2001 tarih ve... E. sayılı dosyası ile 560.940,25 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi açılmış olduğu,kat ihtarı tarihi 01.09.1997 ile takip tarihi 05.07.1997 tarihi arasında borca mahsuben yapılan kısmi ödemeler aşağıda sunulduğu gibi alacaklı banka uygulamaları dahilinde yapılan kısmi ödemeler öncelikle anaparaya mahsup edilmek suretiyle hesaplama yapıldığı, alacaklı bankanın B.K’nun 84.m hükmüne göre yapılan ödemeleri öncelikle işlemiş faiz ve fer’ilerine mahsup etme hakkı varken, alacaklı banka bu yönde bir uygulama içine girmediğinden dolayı, taleple bağlılık kuralı dahilinde hesaplama yapıldığı, alacağın Varlık Yönetimi şirketine devredilmiş olması ve bu şirketin işlemiş faiz üzerinden gider vergisine (BSMV) ve kaynak kullanımı destekleme fonu (KKDF) tahakkukuna tabi olmadığı nazara alınarak, işlemiş faiz üzerinden BSMV ve KKDF hesabı yapılmadığı, daha açık bir anlatımla, varlık yönetimi şirketi BSMV ve KKDF’nun ne sorumlusu ve nede mükellefi olduğu, 20.09.2000 tarihi itibariyle anapara borcu tamamen sıfırlanmış olduğundan, bu tarihten sonraki yapılan kısmi ödemeler tutarı 49.013,32 TL bu ödemeler tutarı işlemiş faiz miktarına mahsup edildiğinde, bakiye faiz borcu 530.394.69 TL’dır (579.408,01-49.013,32=) toplam : 534.740,86 TL İzmir... İcra Md. 05.07.2001 tarih ve...sı üzerinden, ilgili icra müdürlüğünün 21.12.2001 tarihli ve 565.286,43 TL meblağ tutarında borç ödemeden aciz belgesi tanzim etmiş olduğu, huzurda görülmekte olan davaya konu edilen takip talebinde de bu meblağın istenildiği, yukarıda yapılan hesaplamada ise bakiye borç miktarı 534.740,86 TL olarak tespit edildiği, bu durumda, 30.545,57 TL (565.286,43 - 534.740,86=) fazla talebin yerinde olmadığı, sonuç olarak Mahkememizin 12.06.2012 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile; Davanın mahiyetine, iddia ve itiraz ile savunmaya göre dava konusu Genel Kredi Sözleşmesinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti için Tarişbank ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu TMSF’da ve davacıda bulunan kayıt ve belgeler üzerinde inceleme yapılması yönünde rapor alınmasına karar verilmesi üzerine, dosyanın bilirkişi...'e tevdii edilmesi sonucunda, dosya ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile değerlendirme sonuçları; Dava dışı alacaklı banka ile dava dışı kredi lehtarı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, bahse konu sözleşmeyi davalı kefilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamından kullandırılan kredinin kararlaştırılan süre içerisinde ödenmemiş olduğu nazara alındığında, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler de dosyada mevcut olduğundan, dava dışı banka alacağını temlik alan varlık yönetimi şirketinin davalı aleyhinde takip ve dava hakkının bulunduğu,davacı Alacaklı Şirketin Takip tarihi İtibariyle Alacakları: davalı/Kefilin, sözleşmedeki kefalet limitinin 290.000.-TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle tespit edilen ASIL ALACAĞIN ise 111.640,09 TL olduğu nazara alındığında, kefalet limiti hesaplanan asıl alacaktan daha yüksek seviyede olması nedeniyle, davalı/kefilin borcun tamamından sorumlu olduğu,davacı varlık yönetimi şirketinin takip tarihi itibariyle alacağı; işlemiş faiz alacağı 534.740,86 TL, fazlaya ilişkin 30.545.57 TL reddi durumunda: işlemiş faiz tutarı 534.740,86 TL’sı tamamen ödeninceye kadar, ilave olarak herhangi bir faiz istenilmeksizin, sadece bu bedelin davalıdan istenilebileceği, (Bilindiği üzere, B.K’nun 104 m. ve 3095 s. Yas. 3. M. göre faiz faiz/mürekkep faizi/bileşik faiz yasaklanmıştır.), ancak Mahkememizin 07/02/2013 tarihli ara kararında verilen Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşılık itirazları da tartışılarak, 818 sayılı B.K. yürürlükten kalkması ve 6101 sayılı TBK yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 7. M. TBK faize ilişkin 88 ve temerrüt faizine ilişkin 120. M. görülmekte olan davalarda uygulanacağı hükmüne bu maddelere göre de faiz ve temerrüt oranlarının tespiti ve uygulaması sureti ile alacak borç miktarı yönünden ek rapor alınmasına karar verilmesi üzerine, dosyanın tekrar bilirkişi ...'e tevdii edilmesi sonucunda; dosya ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile değerlendirme sonuçları; beyanların değerlendirilmesi; kök raporda da belirtildiği gibi, alacaklı banka sadece ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerine ilişkin noter tasdik belgelerinin fotokopilerini sunduğu, Ticari defterler fiziki olarak ibraz edilmemiş olup Kaldı ki, TTK’nun 68.m göre ticari defter ve belgelerin saklama sürelerinin 10 yıl, VUK’nun 253 ve 254 m. göre ise 5 yıl olduğu, cari hesabın 01.09.1997 tarihinde kesilip kat edildiği nazara alındığında, arada geçen yaklaşık 16 yıllık süre içinde ticari defter ve belgelerin saklama mecburiyeti bile kalmamıştır. Bu nedenle ticari defterlerin fiziki olarak ibrazında yasal olarak direnme mecburiyeti zaten ortadan kalktığı,öte yandan alacaklı bankanın sözleşmenin 53. M. göre defter ve kayıtlarının kesin delil olacağını HMK 193/2 m. ortadan kaldırdığı beyan edildiği, bu iddianın doğru olduğu, ancak davalının ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde elbette ki kendi defter ve kayıtları da incelenebileceği, davalı kendi ticari defter ve kayıtlarını bugüne kadar sunmamış olduğundan, alacaklı banka kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği,davalı kefil, alacaklı bankanın keşide ettiği kat ihtarına itiraz edildiğine ilişkin İzmir... Noterliği’nin 10.09.1997 tarih ve ... ihtarnamelerini sunduğu, ancak, bu ihtarnameler tetkik edildiğinde, davalı kefil...’in itirazına rastlanılamadığı, dava dışı diğer borçlu kefillerin kat ihtarına itiraz ettikleri görüldüğü, temerrüt faizi: sözleşmenin 51.mad. "...cari hesabın veya hesapların kat’i yahut sözleşmenin feshi tarihinde bankaca en yüksek faiz oranı uygulanan kredi türünün faizi oranına, bu konudaki kararnamede belirtilen orandan aşağı olmamak kaydıyla, o oranın %30'nunun ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi, bu faizin gider vergisinin ve fon payının hesaplanmasını kabul eder..." denildiği, sözleşmenin bu hükmüne göre, Alacaklı bankanın faiz, komisyon, fon kesintisi (KKDF) ve gider vergisini (BSMV) davalıdan talep etme hakkı bulunduğu,sözleşme koşullarına göre temerrüt faiz oranının tespiti:sözleşmenin bu amir hükmüne göre, alacaklı bankanın cari hesabın kat’ı ya da sözleşmenin feshi tarihinde geçerli olan en yüksek kredi faiz oranının %30 fazlası mertebesinde temerrüt faiz oranını uygulama hakkı bulunduğu, davacı bankanın 15.05.1995 tarih ve sayılı, faiz oranları genelgesine göre en yüksek akdi faizin % 175 olduğu, temerrüt faizinin ise akdi faizin % 30 fazlasıyla uygulanması durumunda, temerrüt faiz oranı yıllık % 227,50 (175x1,30 =) olarak hesaplandığı, faiz oranlarının fahiş olup olmadığı, zira fahişlik iddiası o dönem itibariyle bulunacak ortalamaya göre saptanabileceği, bu durumda ise % 227,50 oranındaki temerrüt faizinin B.K 19. ve 20. m. ile T.M.K. 2. m. aykırı olmadığı, (Y. 19.HD. 17.04.2000 T. 1999/7929 E. ve 1999/2904 s.K / Y.19. HD. 10.11.2003 T. 2002/9329 E. ve 2003/11272 s.K / 22.09.2005 T. 2004/12567 E. ve 2005/9001 s.K),TMK 1 m. (3) bendi kapsamına göre; Yargıtay 11.HD. 20.02.1998 T. 1998/513-1145 s.K. "...Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı bankanın .taraflar arasında imzalanan kredi kartı ve çek sözleşmesi hükümleri esas alındığında %375 oranında, bankanın aynı tür kredilere uygulandığı cari faiz oranı esas alındığında ise %180 oranında temerrüt faizi talep edebileceği şeklinde iki ihtimalli/seçenekli görüş bildirilmiş olup, bankanın %180 oranında temerrüt faizi isteyebileceği yönündeki görüş benimsenerek, hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki kredi kartı ve çek sözleşmesi ile doğmuş olup, anılan sözleşmede yasaya aykırı bir yön bulunmadığı sürece tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu durumda bilirkişi raporunda sözleşmenin 17. M. uygun olarak belirlenen %375 temerrüt faizine göre saptanan davacı banka alacağı üzerinden, davalının itirazının iptaline karar vermek gerekirken, hatalı gerekçeyle %180 temerrüt faizine göre belirlenen davacı banka alacağı üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denildiği,Yargıtay ... HD. 23.01.2002 T.... s. K. "...Davalıların temyizi, icra takip talepnamesinde yer alan geçmiş günler faizi olarak talep edilen miktar ve faiz oranına ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede temerrüt halinde, bakanın kısa vadeli ticari kredilere uyguladığı cari kredi faizinin %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı öngörülmüş bulunduğundan, mahkemece bu yön dikkate alınarak, bankanın temerrüt halinde, kısa vadeli ticari kredilere uygulamakta olduğu kredi faizi belirlenip, bunun %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanması gerekir..." denildiği,yukarıda belirtilen emsal Yargıtay içtihat kararları da nazara alınarak, temerrüt faizi yönünden bilirkişinin kök raporda bir revize yapılmadığı,kat tarihi sonrasında yapılan kısmi ödemeler; kök raporun (VII) bendi altında etraflıca irdelenip değerlendirildiği, kök rapor öncesi alacaklı bankada bizzat yerinde yapılan inceleme sırasında temin edilen belgeler bir kez daha tetkik ve kontrol edildiği, ancak temin edilen mevcut belgelere göre kök raporda belirtilen ödemeler dışında başka bir ödeme kalemine rastlanılamadığı, davalı da bu yöndeki itirazını destekleyen herhangi bir somut belge/vesika sunmadığı ve sadece sözlü beyanla yetindiği, geçmiş Günler Faizi başlığını taşıyan Eski BK. m. 103 uyarınca: "Bir miktar paranın tediyesinde temerrüt eden borçlu mukavele ile daha az bir faiz tayin edilmiş olsa bile geçmiş günler için senevi yüzde beş hesabıyla faiz tediyesine mecburdur olduğu,akitte doğrudan doğruya veya taksite rapdedilmiş komisyon şeklinde yüzde beşten ziyade bir faiz şart edilmiş ise bu faiz de temerrüt eden borçludan istenebileceği, hemen belirtmek gerekir ki eski BK'nun bu hükmü 3095 sayılı Kanuni Faiz ve temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 5. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup eski BK m. 103 yerine 3095 sayılı Kanun’un 2. Fıkrası ve orada belirlenen faiz oranının uygulanması mümkün olduğu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Yeni BK m. 120 ise “2. Temerrüt Faizi a. Genel Olarak” başlığını taşımakta olup bu maddeye göre: Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı, akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdi faiz oranının geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş TBK md 88/2, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranını, yasal faiz oranının yüzde elli fazlası ile sınırlandırdığı, TBK md 120/2 hükmü ise, sözleşme ile kararlaştırılacak temerrüt faiz oranını yasal temerrüt faiz oranının yüzde elli fazlası ile sınırlandırdığı, ancak TTK md 8/1 hükmü, ticari işlerde faizi serbest bıraktığı, yine TTK md 9, ise ticari işlerde kanuni, anapara ve temerrüt faiz oranları hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin saklı olduğu, öncelikle belirtelim ki, TBK md 88 ve 120 hükümleri genel nitelikte hükümler olup, faiz uygulanacak olan alacağın ne tür bir hukuki işlemden kaynaklandığı, daha doğrusu alacağın hukuki kaynağı ile ilgili olmadığı,ancak konu olan akdi faiz olduğuna göre, alacağın kaynağının da bir sözleşme olmasının zorunlu bulunduğu,haksız fiiller için bu mümkün olmadığına göre, sözleşmeden doğan alacaklar ve sınırlı da olsa, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklar (taraflar aralarındaki sözleşmeye sebepsiz zenginleşmeden dolayı bir alacak doğarsa, hükmünü koyabilirler) da da akdi faiz oranı kararlaştırılabileceği,TTK md 3 ile ticari işleri belirlediği, bu hüküm de dolayısıyla ticari iş - adi iş ayrımını getirdiği, Türk Ticaret Kanunun temel esası, ticari iş - adi iş ayrımına dayanacağı,TTK’da düzenlenen bütün hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiler ticari işler olduğu, (md 3). ticari işlere ise, ticari hükümler uygulanacağı, (md 1/2). bu anlamda eğer bir ticari iş niteliğindeki sözleşmede akdi faiz karalaştırılmışa, hiç şüphesiz ki TTK md 8 ile 9 hükümleri geçerli olacağı, ancak TTK md 8/1 hükmüne rağmen, ticari işlerde faizin mutlak bir şekilde serbest olamayacağını, TBK md 27 gereği genel ahlaka, md 28 gereği de aşırı yararlanma kurallarına aykırılık, ticari işlerde faiz serbestisinin ilk sınırlarını oluşturacağı, bir diğer sınırlama ise, TTK md 9’da bahsedilen faiz ile ilgili mevzuattaki sınırlama, faiz ile ilgili mevzuatın hiç şüphesiz, ticari işlerde faizi düzenleyen mevzuat olduğu, bu mevzuata 3095 sayılı Faiz Kanunu başta olmak üzere, Bankacılık Mevzuatındaki (özellikle tüketici kredileri, kredi kartlarındaki faize ilişkin sınırlamalardır) düzenlemeler dahil olup bir başka deyimle, TTK md 8 hükmü ticari işlerde faize ilişkin genel bir hüküm olup, TTK md 9 hükmü, ticari işlerde faize ilişkin özel hükümlerin saklı olduğu, tereddüde yer vermeyecek biçimde söylediği, bu anlamda, yukarıda değindiğimiz ve akdi faiz oranını sınırlayan TBK md 88/2 ve 120/2 hükümleri genel hükümler olduğu, ticari işlerde TTK md 8/1 in önüne geçip uygulanamayacağı, çünkü her şeyden önce, TBK genel bir kanun olup, TTK ise özel bir kanun olduğu, bu durumda ticari işlerde özel bir kanun olan TTK md 8/1 hükmünün uygulanacağı kaldı ki, her iki kanun da aynı gün yürürlüğe girdiğinden, hangisinin daha sonra kabul edildiğine de bakmak gerekeceği, TBK, 11.1.2011 tarihinde kabul edilmiş olup TTK ise bundan iki gün sonra 13.1.2011 tarihinde kabul edildiği, bunun ister tesadüf isterse tamamen sıralamadaki her hangi bir anlamı olmayan kabul tarihleri olsun, kanun koyucunun aksi faizi sınırlayan TBK md 88/2 ve md 120/2 hükümlerini kabul ettikten sonra, ticari işlerde faiz serbestisini düzenleyen TTK md 8/1 hükmünü kabul ettiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, bir başka deyimle, kanun koyucu adi işlerde akdi faiz oranını sınırlandırdıktan sonra, ticari işlerde faiz oranını serbest bırakan hükmü kabul ettiği, kanun koyucu abesle iştigal etmeyeceğine göre, önce akdi faiz oranını sınırlayıp sonra da bunu ticari işlerde serbest bırakan bir düzenleme kabul etmeyeceği, o halde buraya kadar yapılan açıklamalar kısaca, genel kanun özel kanun nitelemesinde, TBK’nun genel kanun, TTK’nın ise özel kanun olduğunu, bu sebeple ticari işlerde akdi faiz oranı bakımından TTK md 8/1 hükmünün uygulanacağı kanunların zaman bakımından uygulanmasında ise, iki kanun da aynı anda yürürlüğe girmişse, hangisinin daha sonra kabul edildiğine bakılması gerektiği, bu anlamda da TBK’dan daha sonra kabul edilen TTK’nın 8 inci maddesinin TBK md 88/2 ve 120/2 hükümlerinden önce uygulanmaları gerektiği, bir görüş ise, TTK md 9 hükmünün TBK md 88 ve 120 hükümlerini de kastettiği, zira bu hükümlerin faizle ilgili mevzuata dahil olduğu yönünde olup ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, kanun koyucu abesle iştigal etmeyeceği, TTK md 8/1 hükmü ile ticari işlerde faizi serbest bıraktıktan sonra, hemen bir sonraki maddede aslında faizin serbest olmadığı TBK md 88 ve 120’deki sınırlamalara tabi olduğu söylenemeyeceği, bir başka anlatımla, 8 inci maddede bir kural koyup, 9 uncu maddede ise bu kuralın geçersiz olduğunu belirten bir düzenleme getirilmiş olamayacağı, daha doğrusu, TTK md 9’un bir bakıma TTK md 8/1 hükmünü yürürlükten kaldırdığı, kanun koyucu abesle iştigal etmeyeceğine göre, iddia edilemeyeceği, öz olarak ticari işlerde faizin TTK md 8/1 hükmü gereği serbest olduğu, bunun sınırının ise TBK md 27 ve 28’de düzenlenen ahlaka aykırılık ve aşırı yararlanma olduğu,TTK md 1530/1 hükmü, sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken edimler için kanunun veya yetkili makamların koymuş olduğu en yüksek sınırı aşan sözleşmelerin en yüksek sınır üzerinden yapılmış sayılacağı, TBK md 28’deki aşırı yararlanma niteliğindeki bir faiz, ticari işlerde de kanunla konulmuş en yüksek faiz oranı olduğu, daha değişik bir anlatımla, ticari iş niteliğindeki bir sözleşme uyarınca yürütülebilecek en yüksek kanuni faiz oranı, TBK md 28 gereğince gabin, aşırı yararlanma teşkil etmeyecek orandaki bir faiz oranı olduğu, eğer ticari bir işte karalaştırılan akdi faiz oranı, TBK md 28’deki kanuni sınır olan gabin sınırını, aşırı yaralanma sınırını aşıyorsa, TTK md 1530/1 gereği, gabin sınırındaki faiz oranı geçerli olacak, fazlası geçerli olmayacağı,bu durumda davacı bankanın talep ettiği akdi ve temerrüt faiz oranlarının TBK md 28’de düzenlenen aşırı yararlanma olup olmadığının tespiti gerekeceği,neyin aşırı yararlanma olup olmadığı, rakamsal olarak tespit edilmeli, böylece aynı ekonomik koşulların geçerli olduğu aynı piyasada da yoruma ve tartışmaya yer vermeyecek şekilde aşırı yararlanma oluşturan faiz oranının da ne olduğu kolayca tespit edilebileceği, bunun en güzel örneği Almanya örneği olup orada, eğer akdi faiz oranı, cari ve ortalama faiz oranının iki katını aşıyorsa, aşırı yararlanma vardır denildiği, örneğin bankaların uyguladığı ortalama cari faiz oranı % 14 ise, bunun iki katı olan % 28, aşırı yararlanmanın sınırını oluşturduğu, davacı banka, bir kamu bankası olup bu sebeple davacı banka gibi kamu bankası olan ve olmayan 5 büyük bankanın uyguladığı ortalama faiz oranı tepsi edilmeli ve bu oranın en fazla iki katı kadar bir oranda temerrüt faizi işletilebilmeli,6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin son cümlesi, "...Türk Borçlar Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabiidir..." temerrüt faizine ilişkin TBK md 88 ve 120 inci maddeleri de bu anlamda, somut olayda temerrüdün gerçekleştiği tarih olan 05.09.1997 Yılında yürürlükte olmadıklarından, ilk planda, uygulanmayacaklardır sonucu çıkarılabileceği, fakat Yürürlük Kanununun 7 inci maddesi, bu hükümle çelişir nitelikte olsa da, özel bir düzenleme ile. TBK’nun akdi faize ilişkin 88 ve akdi temerrüt faizine ilişkin 120 inci maddelerinin görülmekte olan davalara da uygulanacağını emrettiği, buna göre şu sonuca varılabileceği, eğer akdi faiz ve akdi temerrüt faizi oranına ilişkin bir dava, 1 Temmuz 2012 yılında halen derdest ise. TBK md 88 ve 120 inci maddeleri uygulama alanı bulacağı, ancak temerrüdün, temerrüt faiz oranı dışındaki diğer sonuçları hakkında, temerrüdün bağlı olduğu temel hukuki ilişki ne zaman kurulmuş olursa olsun, temerrüt 1 Temmuz 2012 tarihinden sonra gerçekleşirse TBK. önce gerçekleşmişse eski BK uygulanacağı, kısaca somut olay bakımından, TTK md 8/1 hükmünün değil de TBK md 88 ve 120 hükümlerinin uygulanacağı takdir ederse, akdi ve temerrüt faiz oranları hakkında TBK md 88/2 ve 120/2 hükümleri gereği, 3095 sayılı Yasadaki % 9 olan yasal faiz oranının % 50 fazlası olan % 14,5, temerrüt faiz oranı olarak da yasal temerrüt faiz oranı olan avans faiz oranının yüzde yüz fazlası olan % 35,5 oranı uygulanacağı,TTK md 8/1 hükmünü esas aldığı takdirde de taraflarca kararlaştırılan akdi temerrüt faizi oranı olan, yukarıda da belirtildiği üzere, sözleşmeyle kararlaştırılan yıllık %226,5 oranında olduğunu ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiği zaten kök rapordaki hesaplamalarda buna göre yapıldığı, sonuç olarak, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; davalı yeni bir somut delil sunmamış olduğundan, kök rapordaki görüşe aynen bağlı kalınarak faize ilişkin hususlarda rapor içeriğinde ayrıntılı bir şekilde tartışılıp irdelendiği, TTK’nun 8/1 m. göre sözleşme ile belirlenen akdi ve temerrüt faiz oranlarının esas alınması gerektiği kanaatine varılmış olması nedeniyle, kök raporda herhangi bir revize yaptırılmadığı, davanın mahiyetine, iddia ve itiraz ile savunmaya göre dava konusu genel kredi sözleşmesindee dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti için ... bankası ...) ticari defter kayıt ve belgelerinin bulunduğu TMSF'de ve davacıda bulunan kayıt ve belgeler üzerinde bilrkişi incelemesi yaptırılması için İstanbul ATM.ye talimat yazılmasına,talimat mahkemesince bankacı bir bilirkişinin resen seçilmesine ve bilirkişiye dava konusu ile ilgili ticari defter kayıt ve belgeleri bulundukları yerlerde incelemeleri için yetki verilmesine karar verildiği, sonradan davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarıda tartışılarak 818 sayılı borçlar Kanununun yürürlükten kalkması ve 6101 sayılı T.B.K'nun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 7 . Maddesindeki T.B.K nın faize ilişkin 88 ve temerrüt faizine ilişkin 120. Maddesinin görülmekte olan davalardada uygulanacağı hükmüne göre bu maddelere göre de faiz ve temerrüt faiz oranlarının tespiti ve uygulanması sureti ile alacak borç miktarı yönünden bilirkişiden ek rapor alınmak üzere İstanbul... Asliye ticaret mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği hükme bağlanmış, aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş, başkaca bir istisna getirilmediği,aynı Kanunun 9. maddesinde, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlandığı,anılan yasa hükmünde sözü edilen ilgili mevzuat olarak 3095 sayılı yasa hükümlerinin amaçlandığının ve 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddelerinin ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerektiğinin, başka bir anlatımla 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekeceği,bilirkişi banka emekli müdürü ...'in 10/12/2012 tarihli ve 21/04/2013 tarihli yeminli rapor ve ek raporunun karar vermeye yeterli görüldüğü anlaşılmakla, mahkememizin 03/12/2013 tarih,...Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile davalının İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 534.740,86-TL'sı alacak üzerinden devamına, davacı yararına 213.896,34-TL'sı icra inkar tazminatına, faiz talebinin İİK 143/4. Maddesi gereğince reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Mahkememizin iş bu kararına karşı, davalı tarafça Temyiz talebinde bulunulmuş, Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 19/11/2024 tarih ve...5 Karar sayılı ilamı ile, "İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Dairemizce hükmün esastan temyiz incelemesine tabi tutulması mümkün olmayıp her halükarda zamanaşımı hususunda bir karar verilmesi için bozulması gerekmektedir. Zira kararda belirtildiği üzere dava müruruzamanı davanın esası hakkında her türlü muhakemeye ve temyizen dahi tetkikat icrasına manidir. Keza İçtihadı birleştirme kararı uyarınca Dairemizce, davacı vekilinin temyize cevap dilekçesindeki savunmaları karşısında tahkikata muhtaç hale gelen zamanaşımı defi hakkında tahkikat yapılması da mümkün olmayıp bu husustaki tahkikatın Mahkemece yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, hükmün, zamanaşımı hususunda tahkikat yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi için bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırıldığı ve dosyanın mahkememizin 2025/73 sırasına kaydının yapılmıştır. Mahkememizce bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sırasında, davacı tarafın ilamın süresi içerisinde takibe konu edildiği, bu sebeple zaman aşımı süresinin kesildiğine dair iddiasının incelenmesi ve değerlendirilmesi hususunda İzmir ... İcra müdürlüğünün... Eski esas ) sayılın dosyasının celp edildiği, iş bu takip dosyasının tetkikinde; davacının 27/02/2014 tarihinde icra müdürlüğüne müracaatla, mahkememizin... Karar sayılı ilamını sunarak takibe devam edilmesine ve davalı borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunup bulunmadığı, çalışıp çalışmadığının sorgulanarak haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce de talebin uygun görülerek aynen ifasına karar verildiği, davacı alacaklı vekilinin 09/10/2022 tarihinde icra müdürlüğüne müracaatla işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, bilahare 27/09/2023 tarihinde icra müdürlüğüne müracaatla, davalı borçlunun mal varlığına haciz konulması talebinde bulunduğu, takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. TBK'nun 146. Maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabii olduğu, TBK'nun 154. Maddesinde icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurması halinde zamanaşımının kesileceği, TBK'nun 156. Maddesinde, zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlayacağı, yeni süre her zaman on yıl olacağı, İİK'nun 39. Maddesinde, İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlıkta ise, mahkememizin bozulmasına karar verilen 03/12/2013 tarih,... Karar sayılı ilamı, her ne kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde tebliğe çıkarılmamış ise de, davacı alacaklı tarafın ilamı 27/02/2014 tarihinde icra dairesine ibraz ile takibin devam edilmesinin talep ettiği, iş bu talep tarihi ve yine davacı tarafın iş bu tarihten sonra 27/09/2023 tarihinde icra müdürlüğüne müracaatla, davalı borçlunun mal varlığına haciz konulması talebinde bulunduğu, tarih itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin kesildiği ve kesilme tarihinden itibaren yeniden on yıllık sürenin başladığı, iş bu nedenle mahkememiz ilamında hükmolunan takibin devamına ilişkin ilamın zamanaşımına uğramadığı, ancak davacının icra takibine devam edilmesini talep ettiği tarihte, ilamın fer-i niteliğindeki icra inkar tazminatı, davacı yararına hükmolunan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kısmı yönünde takip talebinde bulunmadığı, iş bu kısımlar yönünden zamanaşımının süresini kesen herhangi bir takip işlemi veya dava bulunmadığı, iş bu kısımlar yönünden ilamın zamanaşımına uğradığı ve yine davalı yararına ilamda hükmolunan vekalet ücreti yönünden de, davalı tarafın on yıllık zamanaşımı süresinde, zamanaşımını kesin herhangi bir takip işleminde bulunmadığı, bu nedenle davalı yararına hükmolunan vekalet ücreti yönünden ilamın zamanaşımına uğradığı kanaatine varılmakla, davanın kısmen kabulü ile aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE Davalı borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğünün... Eski Esas) sayılı takip dosyasına konu 534.740,86-TL alacağa ilişkin itirazının iptali ile takibin DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE Mahkememizin 03/12/2013 tarih ve... karar sayılı ilamın davacı yararına hükmedilen icra inkar tazminatı , vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kısmı ile davalı yararına hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmının hüküm tarihinden sonra zamanaşımına uğradığından iş bu husustaki taleplerin REDDİNE, Harçlar Kanunu 1 sayılı tarifeye göre, hükmolunan miktar üzerinden davalıdan 36.528,14-TL'sı miktar üzerinden nispi karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden, iş bu miktar harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça bozmadan sonra yapılan 379,00-TL tebligat ve posta gideri olan yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 179,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davcı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay-Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.11/06/2025
Başkan... E imza Üye... eimza Üye... eimza Katip ... eimza