İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/727 E. 2026/178 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/727
- Karar No
- 2026/178
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/10/2021 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı- Borçlular aleyhine, davacı müvekkili şirket ile aralarında süregelen ticari ilişkiden kaynaklı muhtelif zamanlarda verilmiş olan borç ve bunlara dayanak ve delil niteliğinde olan senet ile .....tarihli 4 sayfalık ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklı oluşan alacakların tahsili amacı ile Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçluların işbu takibe itiraz etmeleri üzerine takibin durdurulduğunu, söz konusu itirazların, haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve müvekkili şirketin alacağını tahsil etmesini uzatmaya yönelik olup iyi niyetle bağdaşmadığını, şöyle ki ; Müvekkili Davacı- Alacaklı şirket ile davalı taraflar arasında müvekkili şirket uhdesinde yapılmakta olan siteye ait park yapılması için 95.000,00 TL karşılığında anlaşıldığını ve aralarında tüm şartları yazan ekte mevcut olan ticari hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, Sözleşme kapsamında davalı tarafların; 6 adet 4*4 mt. Kamelya, 10 adet Kol dayamasız oturma bandı, 10 adet Çöp kovası, 2 adet Çatısız piknik masası, 1 adet 2 Kuleli+3 kaydıraklı+ salıncaklı oyun grubu (h:150 cm), 2 adet Tekli tahterevalli, 2 adet Zıpzıp, 1 adet Tek kuleli 2 kaydıraklı + salıncaklı oyun grubu (h:150 cm) ve 200 M2 Kauçuk 40*40*2 cm vermesi gerektiği, İşe başlama tarihinin sözleşmenin 3. Maddesinde belirtildiği üzere sözleşme tarihi olan .....olduğunu ve işin toplam süresinin 15 gün olarak taraflarca belirlendiğini, sözleşmede belirlenen işlerin gecikmesi halinde gecikilen her gün için 100 TL (yüz türk lirası) gecikme cezası belirlendiğini, takip tarihine kadar olan 59 günlük gecikme nedeniyle 5.900 TL sözleşmesel gecikme ücreti takip taleplerinde belirtildiğini, sözleşmenin 8. maddesinde ise taşeron şirketin yani davalıların işi terk etmesi ve yarım bırakması halinde işverene yani davacı müvekkili şirkete sözleşme bedelinin %6'sı kadar tazminat ödeyeceğini, bu bedel 5.700,00 TL olup davalı taşeronun işi yarım bırakmasından dolayı yine takip taleplerinde istenildiğini, müvekkilinin, davalılara sözleşmede belirtildiği üzere .....tarihinde 50.000,00 TL ve 24.06.2021 tarhinde ise 19.500,00 TL ön ödeme yaptığını, bu ödemelerden 50.000,00 TL .....referans numaralı işlem ile .....Bankası A.Ş. aracılığıyla davacı alacaklı müvekkili tarafından davalıların .....adına vermiş oldukları hesap olan .....Iban no.'lu .....Bankası A.Ş. Hesabına aktarıldığını, diğer 19.500,00 TL'lik ödeme ise .....tarihinde .....Bankası aracılığıyla müvekkili şirkete borcu olan .....tarafından müvekkiline olan borcuna karşılık davalılardan .....gönderildiğini, müvekkili davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiği halde davalı borçlular sözleşmesel edimlerin tamamını yerine getirmediğini, 46.900,00 TL'lik eksiklik olan 5 adet kamelyanın kurulmadığını, 2'li oyun grubunun da yapılmadığını, ayrıca diğer getirilen malzemelerin montajı ve nakliyesi sözleşmede de belirtildiği üzere borçlu davalılarda olmasına rağmen bu edimlerin de yerine getirilmediğini, müvekkili tarafından elden ödeme yapma şeklinde nakliyecilere ve montajcılara bu eksiklikler yaptırılarak ek olarak 5.900,00 TL ödendiğini, bu bedelin de icra kanalıyla talep edildiğini, alacaklı davacının birçok kez uyarısına ve talebine rağmen yaklaşık 3 ayda eksikliklerin tamamlanmadığını, müvekkilinin oyalandığını, Müvekkilinin iyiniyetli davranarak aylarca borçluları beklediğini ancak karşı tarafça bu iyiniyetin suistimal edilmesi ve davalı borçluların telefonlara çıkmayıp geri dönüş de yapmaması sebebiyle müvekkilinin haklı alacağını tahsil etmek için davaya konu icra takibini başlatma zarureti duyduğunu, borçlu davalıların kamelyaları eksik bırakmasından kaynaklı müvekkilinin eksik kalan kamelyaları haricen kendisi yaptırmak istediğini, bununla ilgili en uygun fiyatı veren yerin bile adedine 11.000,00 TL fiyat verdiğini, müvekkili alacaklı şirketin önümüzdeki günlerde bu eksikliği tamamlayınca faturanın sunulacağını, Sözleşme tarihinde kamelya fiyatları 7.000,00 TL iken bu ürünlere zam gelmesinden kaynaklı müvekkilinin eksiği tamamladığındaki fiyatı arasında 4.000,00 TL'lik fark nedeniyle toplamda 5 kamelyadan şimdilik 20.000,00 TL zarar ettiklerini, diğer eksik olan 2'li oyun grubu da iki katı fiyata ulaştığını, bu zarar kaleminin de talep edildiğini, takipte talep edilen 54.000 TL'lik senetin ise müvekkilinden haricen başka bir borç için davalılar tarafından alınan borç paraya ilişkin olduğunu, Davalılar eksik malzemeleri almak ve başka birinden almış oldukları işi bitirmek için müvekkilinden borç para talep ettiklerini, Sonrasında ise hem eksikleri tamamlayacaklarını hem de diğer işten alacakları hakkedişle müvekkiline olan borcu ödeyeceklerini söyleyerek müvekkilinden bu meblağı borç olarak aldıklarını, Müvekkili de birlikte iş yaptığı tüm bu durumlara da şahit olan tanıkları .....ile davalı borçluların yıllardır süregelen ticari alış-verişleri olduğu için ve bundan kaynaklı da tanığın referansı ile oluşan güven ilişkisi nedeniyle bu meblağı borçlulara Diyarbakır'da elden ödediğini, bunun karşılığında da aynı anda davalı borçluların müvekkili alacaklıya ekte mevcut olan 13.08.2021 ödeme tarihli senedi verdiklerini, neticeten icra takibine yapılan itirazın iptaline ve %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava; Türk Borçlar Kanunu'nun 474 üncü maddesinden düzenlenen Eser Sözleşmesi ve Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ıncı maddesinde düzenlenen Tüketim Ödüncünden Kaynaklanan İtirazın İptali talebinden ibarettir. İlgili uyuşmazlık hususunda Mahkememizin .....esas sayılı dosyası ile yargılamanın yapıldığı ve davanın reddine karar verildiği, ilgili kararın Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi'nin .....esas .....karar sayılı bozma ilamı ile ödeme emrine konu edilen 54.000,00 TL bedelli senetin tüketin ödüncüne ilişkin alındığı ve iş bu tüketim ödüncüne ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, aynı zamanda ilgili senette davalıların imza itirazının bulunup bulunmadığının somutlaştırılmadığı gerekçeleriyle Mahkememizin ilgili kararı kaldırılarak iş bu esasa kaydı yapılmıştır Davacı tarafından davalı-borçlular aleyhine Diyarbakır İcra Dairesinin .....Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığı, icra takibine konu toplam alacağın 137.500,00 TL olduğu, ödeme emrinin borçlulara .....tarihinde tebliğ edildiği, borçlular vekili tarafından .....tarihli dilekçe ile icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, itirazın davacıya tebliğ edilmediği ve .....dava tarihi itibariyle 1 (bir) yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, dolayısı ile incelemeye konu itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalılar tarafından icra takibine itiraz dilekçesinde yetkiye de itiraz edilmiş olup takibin Adana'da açılması gerektiğinden bahisle Diyarbakır'da takip yapılmasına itiraz edilmiştir. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartıdır. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır. (Bknz: Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin, 2024/12057 Esas ve 2025/3978 Karar, 2024/11470 Esas ve 2025/3495 Karar). Taraflar arasında düzenlenen 22/06/2021 tarihli sözleşmenin 20 inci maddesine göre yetki sözleşmesi yapıldığı ve sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Diyarbakır mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, ödünç verme bakımından ise Türk Borçlar Kanunu'nun 89 uncu maddesine göre para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiğinden her iki talep bakımından Diyarbakır'ın ortak yetkili mahkeme olduğu anlaşılmakla mahkemece bu konuda karar verilmemiş ise de Dairemizce yapılan incelemede davalıların icra dairesinin yetkisine dair dava şartı itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Eser sözleşmesinden kaynaklanan talepler bakımıından; TBK'nun 470. maddesinde; "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." denilmiştir. Yüklenici, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesi uyarınca iş sahibinin yararını gözeterek özen görevini sadakatle yerine getirmek, yüklendiği işi sözleşme ve yasa hükümlerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak tamamlamak zorundadır. İş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesinde ‘’Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. ‘’ düzenlemesine yer verilmiştir. Dolayısıyla karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmesinde, iş sahibinin, yükleniciden edimini yerine getirmesini isteyebilmesi için, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca, öncelikle kendi edimini yerine getirmiş olması gerekir. Davacı ile .....Tic. Ltd. Şti arasında düzenlenen .....tarihli sözleşme ile davacının işveren, davalının ise taşeron olarak nitelendirildiği, sözleşmenin 1 inci maddesine göre, işveren uhdesinde yapılmakta olan siteye ait park yapım işi bünyesinde yaptırılacak olan 200 m2 kauçuk, çöp kovası, oturma bankı, zıp zıp, çocuk oyun grubu, tahterevalli ve kamelya işlerinin eksiksiz tamamlanması, malzeme dahil işçiliklerinin yapılması işi konusunda anlaşmaya varıldığı, sözleşme kapsamındaki işlerin teklif formu esas alınarak KDV hariç birim fiyat olarak belirlendiği, davalı .....Park tarafından düzenlenen, diğer davalı .....imzasını taşıyan teklif belgesinin içeriğine göre 6 adet kamelya, 10 adet oturma bankı, 10 adet çöp kovası, 2 adet piknik masası, 1 adet 2 kuleli, 3 kaydıraklı, salıncaklı oyun grubu, 2 adet tahterevalli, 2 adet zıp zıp, 1 adet tek kuleli, 2 kaydıraklı, salıncaklı oyun grubu, kauçuk 200 m2 bedeli olmak üzere toplam 95.000,00 TL olduğu, fatura kesiminde KDV bedeli alınmayacağı, teklife göre kDV bedelinin dahil edilmediği, süresinin 15 gün olduğu, eleman desteği, kazı, beton işçilikleri ve malzemenin teklif verene ait olduğu, sözleşmenin ise .....tarihli olduğu, sözleşmeye göre işe başlama süresinin sözleşme tarihi, teslim süresinin ise işe başlama tarihinden itibaren 15 gün olduğu, sözleşmenin 6 ıncı maddesine göre sözleşme süresi içerisinde işin bitirilmemesi halinde gecikilen her gün için 100,00 TL gecikme cezası uygulanacağı, 7 inci maddesine göre işin kontrol yetkisinin davacıda olduğu, işin gecikmesi halinde başka taşerona vermeye yetkili olduğu, 8 inci maddesine göre taşeronun işi terk etmesi, yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde işverenden bedel talep edemeyeceği ve iş bedelinin %6'sı kadar işverene tazminat ödemeyi kabul ettiği, 11 inci maddesine göre işin bir kısmının veya tamamının yapmaktan vazgeçme halinde ihtar ve ikaz edileceği, buna rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde işveren tarafından tek taraflı olarak sözleşmenin feshedilebileceği, fesih halinde sözleşmenin 8 inci maddesinin uygulanacağı, ödemenin .....tarihinde 50.000,00 TL nakit (sözleşme imza ile birlikte), .....tarihinde 20.000,00 TL (kauçuk tesliminde), .....tarihinde 25.000,00 TL (ürünlerin tesliminde) ödeneceği, 20 inci maddesine göre ihtilaf halinde Diyarbakır Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı karalaştırılmıştır. Her ne kadar sözleşme altında tarafların imzası bulunmamakta ise de davacı dava dilekçesinde iş bu sözleşmeye dayanmış, davalılar vekili .....tarihli keşifte sözlemedeki edimin ifa edildiği savunmasında bulunduğu, diğer davalılar .....ve .....ise işi gerçekleştirdiklerine dair beyanda bulunmaları da dikkate alındığında sözleşmeyi ve kendilerine tevcih edilen husumeti kabul ettiklerine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, eser sözleşmesi kapsamında müvekkilinin edimini yerine getirdiği halde davalılar tarafından eksik iş yapıldığını, 5 adet kamelya kurulmadığını, 2 'li oyun grubu yapılmadığını, getirilen malzemelerin nakliye ve montaj bedelinin kendisi tarafından ödendiğini, ileri sürerek, 46.000,00 TL eksik malzeme bedeli, 20.000,00 TL yarım bırakılan iş bedeli fiyat farkından kaynaklanan zarar, 5.700,00 TL işin yarım bırakılması nedeniyle cezai şart, 54.000,00 TL borç verilmesine dayalı senet alacağı, 5.900,00 TL nakliye ve montaj bedeli ve 5.900,00 TL sözleşme gecikme cezası faizi olmak üzere 137.500,00 TL üzerinden icra takibi yapılmış, davalılar tarafından ayrı ayrı itiraz edilmiştir. Taraflar arasında .....tarihli sözleşme imzalanmış olup sözleşme içeriğine göre işin süresi sözleşme tarihinden itibaren 15 gün olup eser sözleşmesi imzalandıktan sonra yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Ancak bu karinenin aksi savunulup ispat edilebilir. (Bknz: Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin, 2016/3073 Esas ve 2017/1156 Karar). Davacı, davalıların işten el çektiğini, eksik bırakılan işleri üçüncü bir kişiye tamamlattırdığını ileri sürdüğüne göre sözleşmesi feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalâtın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla iş sahibi, eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terkettiğini; yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. (Bknz: Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin, 2016/1692 Esas ve 2016/2805 Karar). Somut olayda; sözleşmeye göre işin nerede yapılıp teslim edileceğinin kararlaştırılmadığı, ancak 5 adet kamelya kurulması ile 2 'li oyun grubu yapılmadığı ileri sürülmekle diğer işlerin ifa edildiğinin davacının da kabulünde olduğu, eksik işlerin sözleşmenin bitim tarihi olan 22/06/2021+15 gün=.....tarihi itibariyle davalıların temerrüdünün gündeme geleceği, Türk Borçlar Kanunu'nun 124 üncü maddesi gereğince süre verilmesini gerektirmeyen hal bulunmadığından davacı tarafından davalı yükleniciye edimin ifası için süre verilmesi ve ihtar edilmesi gerektiği, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirdiğine dosya kapsamında rastlanmadığı gibi bu hususun ispat edilemediği anlaşılmıştır. Nitekim eser sözleşmesinde işin eksik teslimi halinde iş sahibinin makul süre içerisinde eksiklikleri tespit ederek giderimi için talepte bulunması gerektiği, sözlemenin feshedilmemesi, yani ayakta tutulduğu süre zarfında yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının kabulünün karine olduğu, bu karinenin aksinin ispat yükünün ise davacı tarafta olduğu sabittir. Dolayısı ile davalının eksik kalan işler bakımından temerrüdünden bahsedebilmek için öncelikle davacının eksik işleri kendisinin giderdiği, yani nama ifa yaptığının ispatı davacı üzerindedir. Davacı tarafından eksik işler bakımından nama ifaya dair yükümlülüklerin yerine getirilmediği, tespit ve bildirimde bulunulmadığı ve nama ifa ile eksik işlerin ne zaman tamamlandığı da ispat edilememiştir. Davacının nama ifaya dayalı olarak 46.000,00 TL malzeme edimi yerine getirdiği ispat edilemediğinden bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Sözleşmeye göre iş kapsamında davalı tarafa .....tarihinde 50.000,00 TL nakit (sözleşme imza ile birlikte), .....tarihinde 20.000,00 TL (kauçuk tesliminde), .....tarihinde 25.000,00 TL (ürünlerin tesliminde) ödeneceği, davacı tarafından sözleşmenin imzalanması ile birlikte 50.000,00 TL'lik ödemenin .....tarihinde davalı şirkete yapıldığı ancak başakaca bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından .....tarihli 20.000,00 TL bedelli ödeme için .....tarafından .....kendisine ait olan borç kapsamında yani üçüncü kişi tarafından yapıldığı iddia edilmiş ise de bu durumun ispat edilemediği (Bknz: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin, 2022/7242 Esas ve 2022/9015 Karar), nitekim ödemenin davacının iddiası kapsamda yapıldığının ispat edilemediği, ayrıca .....tarihinde ödenmesi gereken 25.000,00 TL'lik ödemenin yapıldığının da ispat edilemediği, bu itibarla gecikmenin tamamının davalının kusurundan kaynaklandığının davacı tarafından ispat edilemediği, Türk Borçlar Kanunu'nun 97 inci maddesi uyarınca, öncelikle davacının kendi edimini yerine getirmesi akabinde davalının ediminin tartışılması gerektiği, davacı işveren iş bedelinin tamamını sözleşmede öngörülen sürelerde ve vadelerde ödememek suretiyle işin gecikmesinde kusurlu olduğundan, cezai şart istemesi mümkün değildir. (Bknz: Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, 2023/770 Esas ve 2025/105 Karar, 2023/2138 Esas ve 2024/4334 Karar). Dolayısı ile, müspet zarar kapsamında olan cezai şartın (gecikme cezasının) istenebilmesi için yüklenicinin ifada temerrüde düşmesinde iş sahibinin kusurunun olmaması gerekir. Davacı sözleşme ile üstlendiği ödeme yükümünü sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemiş ve akde aykırı davranmıştır. Sözleşme hükümlerini yerine getirmede kusurlu davranışta bulunan taraf cezai şart isteyemez. Bu kapsamda ifaya ekli cezai şart bakımından davacı tarafından talep edilen 5.700,00 TL yönünden davanın reddine verilmesi gerekmiştir. Tüm deliller ve açıklamalar ışığında davacı tarafça eksik iş olduğu ve eksik işlerin de nama ifa kapsamında kendisi tarafından yerine getirildiğinin ispat edilemediği, buna bağı olarak cezai şart, fiyat farkı alacağı, nakliye ve montaj bedeli ile sözleşmesel gecikme cezasına dair alacak kalemlerinin talebinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla bu kalemler bakımından ödeme emrine yapılan itirazların yerinde olduğu kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ödeme emrine konu, davacı tarafından tüketim ödüncü nedeniyle verildiği iddia edilen davalıların borçlu olarak bulunduğu .....ödeme tarihli 54.000,00 TL bedelli senet yönünden yapılan değerlendirmede; Davacının icra takibine konu ettiği 54.000,00 TL'yi senet bedelinin, haricen başka bir borç için davalılar tarafından alınan borç paraya ilişkin olduğunun belirtildiği, bildirilen vakıanın bu niteliğine göre talebin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ve devamı maddeleri gereğince tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklandığı, Türk Borçlar Kanunu'nun 392 nci maddesi gereğince ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zamanın muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa, ödünç alanın ilk istemden başlayarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü olmadığı, yasaca aranan bu şartın bir temerrüt şartı olmayıp muacceliyet/istenebilirlik şartı olduğu, söz konusu muacceliyet şartının yazılı ve kesin delillerle kanıtlanması konusunda ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, davacı tarafından ödüncün geri verilmesi konusunda takip tarihinden önce davalılara ödüncen iadesine yönelik ilk istemde bulunulduğuna ve bu istem üzerinden 6 hafta geçtiğine dair yazılı ve kesin bir delilin sunulmadığı, bu kapsamda davacı tarafından 54.000,00 TL tüketim ödüncünün iadesine yönelik 54.000,00 TL bedelli senet yönünden muacceliyet/istenebilirlik şartının yerine getirilmediği kanaatine varılmıştır. İş bu Mahkememiz dosyasında gerçekleştirilen .....tarihli celsede davalılar vekilince ilgili senette müvekkileri yönünden sahte imza atıldığı yönünde bir iddiaları bulunmadığı ilgili senette müvekkili Durdane dışında diğer davalıların imzasının bulunduğu bildirilmekle bu beyan kapsamında ilgili senet üzerinde sahte imza iddiasına dayalı imza incelemesi yapılmasına yer olmadığı değerlendirilmiştir. Yine bozma ilamı sonrası yapılan .....tarihli celsede; davacı vekili; 54.000,00 TL'lik dava konusu bononun 25.000,00 TL'si ilgili eser sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından davalılara yapılan iş ödemesine ilişkin olduğu, geriye kalan 29.000,00 TL'lik bedelin ise davalıların işi geç ve eksik tamamlamaları nedeniyle yükselen malzeme fiyatlarının temini için müvekkilinden aldıkları borca ilişkin olduğu, 29.000,00 TL'lik sözleşme dışı bedele yönelik verilen ödünç paranın taraflarına iade edilmesi için bugüne kadar herhangi bir ihtar çekilmediğini, ancak müvekkilinin bu ödünç paranın ödenmesi için sözlü olarak davalılarla görüştüğünü ve akabinde icra takibi başlatıldığını beyan etmiştir. Aynı tarihli celsede davalılar vekili; 54.000,00 TL'lik bononun davacı tarafından işin hiç yapılmaması durumu ihtimaline binaen teminat senedi olarak düzenlenip davacıya verildiğini, sözleşme bedeli dışında herhangi bir borç para alınmadığını, bu senedin konusunun tamamen ilk sözleşmede belirlenen bedel olduğunu, müvekkillerinin dosya kapsamında üzerilerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini beyan etmiştir. Bu açıklamalar ve deliller ışığından tarafların bozma ilamı öncesindeki beyanları dikkate alındığında 54.000,00 TL bedelli senedin tamamının davalılar tarafından davacıdan alınan tüketim ödüncüne ilişkin olduğu, davacı tarafından takip tarihinden önce tüketim ödüncünün iadesi isteminde bulunulduğu ve bu istemin üzerinden 6 haftalık süre geçtiği hususun dosya kapsamından ispatlanamadığı kanaatine varılarak davacının 54.000,00 TL bedelli senet alacağı yönünden davalılarının itirazlarının iptali isteminin de reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcınnı peşin alınan 1.660,66 TL harçtan mahsubu ile artan 928,66 TL peşin harcın, kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve ödenen harçların üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansının artan kısmının dosya kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.360,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6- Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7. maddesi gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim