İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/72 E. 2025/57 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/72
- Karar No
- 2025/57
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/72 KARAR NO : 2025/57 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/01/2025 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davası mahkememize tevzi edilmekle incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkilinin kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak borcunun bulunduğu bahsiyle, 35.716,29-TL alacaktan dolayı müvekkili aleyhine İzmir Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, söz konusu takibe 05/07/2024 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, takip dayanağı olan ve davalı ile dava dışı 3. kişi arasında akdedilen kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil olma iradesi en başından beri olmadığını, müvekkilinin eşinin muvafatakinin de alınmadığını, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kanunda, eşin rızasının alınmadan yapılan kefalet sözleşmelerinin kesin bir şekilde hükümsüz olduğunun açıklandığını, dolayısıyla kesin hükümsüz olan bir kefalet sözleşmesine dayanarak davalı tarafça müvekkili aleyhine yapılan icra takibinde müvekkilinin borçlu olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, müvekkilinin borçlu olmadığnın tespitine, icra takibinin iptali ile davalının %20’den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-İzmir Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, 3-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, davacının, dava dışı üçüncü kişi ile davalı ...Bankası Anonim Şirketi arasında tanzim olunan ve imzalanan ve de davacı tarafından da kefil sıfatıyla imzalanan Kredi Sözleşmesine konu borcun tahsili amacıyla İzmir Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı icra dosyasına konu edilen kredi borcundan, eşinin muvafakatinin bulunmaması çerçevesinde kefaletinin geçerli olmadığından bahisle borçlu olmadığının tespiti ile alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. İzmir Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklınınTürkiye...Bankası Anonim Şirketi, borçlunun...olduğu, davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu aleyhinde kredi sözleşmesini dayanak göstermek suretiyle 30.169,24-TL asıl alacak, 5.282,90-TL işlemiş faiz, 264,15-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 35.716,29-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı görülmektedir. İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca; "Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı, b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı, c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı, d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı, e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına," karar verildiği aşikardır. İcra takibine dayanak ve davaya konu alacağın, dava dışı üçüncü kişi ile davalı ...Bankası Anonim Şirketi arasında, davacı ...'ın da kefil sıfatı ile imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı olduğu, Genel Kredi Sözleşmesinin ticari mahiyette bulunduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının ... Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca talebe konu uyuşmazlık açısından İzmir İlinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli kılındığı anlaşılmakla, mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olarak belirlenen İzmir...ye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, davacı tarafın iddiaları, İzmir Banka Alacakları İcra Dairesinin...Esas dosyası ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacının, dava dışı üçüncü kişi ile davalı... Bankası Anonim Şirketi arasında tanzim olunan ve imzalanan ve de davacı tarafından da kefil sıfatıyla imzalanan Kredi Sözleşmesine konu borcun tahsili amacıyla İzmir Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına konu edilen kredi borcundan, eşinin muvafakatinin bulunmaması çerçevesinde kefaletinin geçerli olmadığından bahisle borçlu olmadığının tespiti ile alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı ...Bankası Anonim Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu aleyhinde kredi sözleşmesini dayanak göstermek suretiyle 30.169,24-TL asıl alacak, 5.282,90-TL işlemiş faiz, 264,15-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 35.716,29-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davaya konu icra takibine dayanak alacağın, dava dışı üçüncü kişi ile davalı ...Bankası Anonim Şirketi arasında, davacı...ın da kefil sıfatı ile imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı olduğu, Genel Kredi Sözleşmesinin ticari mahiyette bulunduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca talebe konu uyuşmazlık açısından İzmir İlinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli kılındığı anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak yapılan inceleme neticesinde, güncel Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda aynı adliyede bulunan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile İhtisas Mahkemesi sıfatını haiz bir diğer Asliye Ticaret Mahkemesi arasında İhtisas Mahkemesi sıfatına binaen bulunan ilişkinin iş dağılımı ilişkisi olduğu da gözetilerek, açılan davanın ihtisas mahkemesi sıfatını haiz İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davaya konu uyuşmazlığın İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca İzmir İli açısından İhtisas Mahkemesinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlendiği anlaşılmakla, dosyanın ihtisas mahkemesi olan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Yargılama giderlerinin ihtisas mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, kesin olmak üzere karar verildi. 22/01/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır