İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/716 E. 2025/682 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/716
Karar No
2025/682
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/716 Esas - 2025/682 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/716 KARAR NO : 2025/682

HAKİM :... KATİP ...

DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 13/10/2025 K.YAZIM TARİHİ : 13/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket, yapı malzemeleri ve mühendislik alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren, ticari itibarına son derece önem veren ve tüm ticari ilişkilerini dürüstlük ve güven esası üzerine inşa eden saygın bir kuruluş olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında da bu güvene dayalı bir ticari ilişki kurulduğunu, bu ilişki kapsamında davalıya muhtelif zamanlarda ticari mal ve hizmet sağlanmıştır. Bu ticari faaliyetler neticesinde doğan ve faturalarla sabit olan alacağımızın tahsili amacıyla, davalı borçlu aleyhine ... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu, ticari hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde, müvekkili şirkete tebliğ edilen ödeme emrine karşı yasal süresi içerisinde itirazda bulunmuş ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalının itiraz dilekçesinde öne sürdüğü iddialar, "borcun tamamına, faize, faiz oranına, faiz türüne, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine" yönelik olup, "müvekkili ile alacaklı arasında alacaklı borçlu ilişkisi mevcut değildir" şeklinde soyut ve genel bir beyandan ibaret olduğunu, bu itiraz, alacağı sürüncemede bırakmak ve ödemeyi geciktirmek amacıyla yapılmış, tamamen kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun bir girişim olduğunu, zira davalı taraf, hangi faturaya, hangi irsaliyeye veya hangi ticari işleme istinaden borçlu olmadığını somut bir şekilde ortaya koyamamış, yalnızca genel geçer ifadelerle borçtan kurtulma çabasına girdiğini, bu durum, davalının ticari defter ve kayıtlarında da açıkça görüleceği üzere, gerçeği yansıtmadığını, itirazın iptali davaları, doğası gereği icra takibi ile sıkı bir bağ içerisinde olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu tür davalarda ispat yükü alacaklıda olmakla birlikte, alacaklının takibe dayanak yaptığı belgeler ve borcun sebebi çerçevesinde alacağını ispatlaması yeterli olduğunu, itirazın iptali davası, itiraz üzerine duran ilamsız icra takibinin devamını amaçlayan ve dayanağı olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olduğunu, alacaklı, takip talebinde gösterilen belgeye dayanarak itirazın iptali davası açabileceğini, müvekkili de tam olarak bu ilkeye uygun hareket ettiğini, ticari ilişkiden kaynaklanan ve faturalarla belgelenen alacağı için takip başlattığını, davalının soyut inkârı, bu somut ve belgeli alacak karşısında hukuki bir değer taşımadığını, davalı tarafın itirazı, İcra ve İflas Kanunu'nun ruhuna aykırı olarak, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, borçlu, müvekkili şirketten ticari mal ve hizmetleri aldığını, bu hizmetlerden faydalandığını, ancak ödeme yükümlülüğü gündeme geldiğinde hiçbir somut gerekçe sunmaksızın borcu inkâr etme yolunu seçtiğini, bu durum, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini ve nakit akışını olumsuz etkilemekte, alacağına kavuşmasını engellediğini, ayrıca, itirazın iptali davalarının görülebilmesi için usulüne uygun olarak başlatıldığını, geçerli bir icra takibinin bulunması bir dava şartıdır. ... sayılı kararında da belirtildiği üzere, İİK m. 58 ve 61 uyarınca takip talebinde borcun sebebinin açıkça gösterilmesi ve dayanak belgelerin eklenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından başlatılan icra takibi, tüm bu usuli gerekliliklere uygun olarak, borcun kaynağı olan ticari ilişki ve bu ilişkiye dayanan faturalar belirtilerek başlatıldığını, davalının itirazı, takibin usulüne yönelik somut bir iddia içermemekte, yalnızca borcun esasına yönelik soyut bir inkârdan ibaret kaldığını, bu nedenle, usulüne uygun olarak başlatılan takibe karşı yapılan bu haksız itirazın iptal edilmesi gerektiğini, İİK'nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi halinde, borçlu, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edileceğini, davalı borçlunun itirazı, likit ve belirli olan bir alacağa karşı yapılmış olup, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu aşikar olduğunu, davalı, borcunu bildiği halde sırf ödemeyi geciktirmek ve müvekkili zarara uğratmak amacıyla itiraz ettiğini, bu sebeple, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesi hakkaniyet gereği olduğunu, izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalının... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya tebligat yapılmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine baki itirazın iptali davası istemine ilişkindir. HMK'nun 114. maddesinde dava şartları sayılmış, aynı maddenin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 S.Y'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında; "Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüştür. Dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise; HMK'nun 115/2. maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmü öngörülmüş, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasında da; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü öngörülmüştür. 05 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır. Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında belirtilen davalardan olup, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Aynı zamanda, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasında belirtildiği şekilde, davacı arabulucuya başvurmak ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini de dava dilekçesine eklemek zorundadır. Davacının ise, dava dilekçesine bu hususta herhangi bir bilgi ve belge de eklemediği, davacı vekiline arabuluculuk tutanağını mahkemeye sunması hususunda ihtaratlı davetiye çıkarıldığı, süresi içerisinde arabuluculuk tutanağını mahkemeye sunmadığı, eldeki davanın 18.09.2025 tarihinde açılmış olması dikkate alındığında, davacının dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadan davayı ikame ettiği anlaşıldığından HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, Alınması gereken 615,40TL harçtan peşin alınan 895,18TL harcın mahsubu ile fazla alınan 279,78TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, HMK 333. Maddesi uyarınca Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,

Dair; tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2025

Katip... ¸[e-imzalıdır]

Hakim ... ¸[e-imzalıdır]

Atıf: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/716, K. 2025/682, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-716-e-2025-682-k-faaecb015c5a