İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/706 E. 2026/24 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/706
- Karar No
- 2026/24
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/706 Esas KARAR NO :2026/24
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/10/2025 KARAR TARİHİ:19/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketine ... numaralı İhtiyari Mali Mesuliyet poliçesi sigortalı olduğu ... plakalı araç arasında 14.07.2024 tarihinde gerçekleşen kazada müvekkile ait araç ağır hasarlandığını, ... plakalı aracın aynı zamanda zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketi olan davalı şirkete başvurulduğunu ve müvekkilinin aracı perte ayrıldığını, sigorta şirketinin aracın rayicini piyasa şartlarının oldukça altında tutmuş ve bu nedenle müvekkil fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak istediğini belirterek metni imzaladığında bu sigorta şirketince kabul edilmediğini, müvekkilinin aracından mahrum kalması ve paraya acilen ihtiyacının olması nedeniyle fahiş fiyat farkına rağmen zor durumda olmasından dolayı mutakabatnameyi imzalamak zorunda kaldığını, yapılan mutabakatta rayiç 450.000,00-TL olarak kabul edildiğini, bu kapsamda 205.000,00-TL sovtaj bedeli, 245.000,00-TL tazminat miktarı belirlenerek müvekkiline zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçe limiti dahilinde 200.000,00-TL ödeme yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin 45.000,00-TL bakiye pert alacağını tazmin edemediğini, müvekkiline ait araç 2011 model ... marka hususi otomobil olduğunu, müvekkilinin aracının rayiç değeri her ne kadar 450.000,00-TL olarak tespit edilmişse de bu bedelin çok düşük olarak belirlendiği, bu sebeple müvekkilin maddi zarara uğratıldığı açık olduğunu, aracın rayici en az 570.000,00-TL civarında olduğunu, bilirkişilerce yapılacak incelemede bu iddianın doğruluğu gözler önüne serilceğini, müvekkilinin aracının gerçek değeri olarak tespit edilen bedelle sigorta şirketince pert bedeli olarak takdir edilen bedel arasında fahiş fark bulunduğu anlaşıldığını, müvekkilinin aracının perte ayrılmasına rıza göstererek sigorta şirketi ile mutabakat adlı bir belge imzalamış ise de bu belgeyi zorda kalmasından dolayı imzaladığını, fahiş nitelikte düşük rayiç belirlenmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, bu nedenle davalının, müvekkiline aracının gerçek rayiç bedelini ödemekle mükellef olduğunu, müvekkilinin zor durumda kalması edimler arasında aşırı oransızlık ortaya çıkardığını, bu oransızlığı gidererek aracın kaza tarihindeki gerçek rayiç değeri müvekkiline ödenmesi gerektiğini, nitekim TBK md.28 deki “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." hükmü yer aldığını, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin uğramış olduğu zararı karşılamaması üzerine işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu bildirip, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107/1. Madde gereğince belirsiz alacak davasının kabulü ile; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait ... plakalı aracın 100,00-TL pert bedelinin, poliçe limitleri dahilinde, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, yargılama harç ve giderleriyle, vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada zamanaşımı dolmuş olup bu bakımdan davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup ayrıca dava görevli ve yetkili olmayan mahkemede açıldığını, davanın bu yönlerden de reddini talep ettiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak talebi olarak açılmasında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle başvurunun usulden reddini talep ettiğini, davacı tarafından dosyaya eksper raporu sunulmuş olmasına ve talebini buna dayandırmış olmasına rağmen; başvuran tarafın ilgili raporu esas almayarak HMK'nın 109'uncu maddelerine dayanarak kısmi alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, kanundaki düzenlenmenin amacına aykırı işbu başvurunun usulden reddinin gerektiğini, başvuran tarafından sunulan raporun hem başvuru dilekçesinde esas alınmaması hem de eksper ücretinin müvekkili şirketçe karşılanması talebi birbiriyle örtüşmediğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla esasa yönelik itirazlarının yapılan ödemelerle poliçe limiti tamamen tükenmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından tüm sorumluluk yerine getirilmiş olup müvekkili şirketin başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından mağdur araç için,03.10.2024 tarihinde davacı ...'in banka hesabına teminat limiti dahilinde 200.000,00-TL ödeme yapıldığını, ödemeye ilişkin dekontlar dilekçemizin ekinde sunulduğunu, tüm bu hususların yanında müvekkili şirket tarafından 26.11.2024 tarihinde ZMMS kapsamında davacı hesabına 7.430-TL ek ödeme yapıldığını, davacı tarafa yapılan ödemeler ile müvekkili şirket sigorta poliçesinden doğan yükümlülüklerin tamamını yerine getirdiğini, poliçe limitinin tamamen tükendiğini, bu sebeple işbu haksız ve mesnetsiz başvurunun reddi gerektiğini, başvuru sahibi ile mutabık kalınarak ödeme yapılmış ve davacı, müvekkilinin sigorta şirketini fazlaya ilişkin haklar dahil olmak üzere ibra ettiğini, mutabakatnamede anlaşılan tutar açık bir şekilde yazılarak gerekli bilgilendirme davacıya yapılmış olup bu aşamada ödenen tutara itiraz etmesi haksız ve kötü niyetli olduğunu, kaza tespit tutanakları kesin delil olmadıkları gibi bilirkişi raporu niteliğinde de olmadığını, kusur, derecesi ve dağılımı, hatta olayın oluş şekli özel ve teknik bir çözümleme gerektirdiğini, bu nedenle talep konusu olayın çözüme kavuşturulması için kusur yönünden öncelikle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının avans faiz talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, yapılan ödemeler nedeni ile müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirmesi sebebiyle huzurdaki haksız ve mesnetsiz başvurunun usulden ve esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... Sigorta A.Şye müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... ( T.C:...)'e ait ... plakalı araç ile Şirketinizde ... numaralı ihtiyari Mali Mesuliyet poliçesi sigortalı olduğu ... plakalı araç arasında 14.07.2024 tarihinde meydana gelen kazaya ait, hasar dosyası, poliçe ve eksper raporunun çıkartılarak gönderilmesi gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. SBMye müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... ( T.C:...)'e ait ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında 14.07.2024 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak, ... plakalı aracın kaza, hasar, tazminat ve TRAMER kayıtlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, trafik kazası sebebiyle poliçe kapsamında bakiye zararın tahsili talebine ilişkindir. Trafik kazaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri asıl olarak haksız fiil sorumluluğuna dayanır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır. Sigorta şirketi, poliçesi kapsamında sigortalısının kusuru ve teminat limiti ile sınırlı olmak üzere meydana gelen zarardan sorumludur. Somut olayda davacıya ait ... plakalı araç ile davalı tarafından sigortalanan ... plakalı araç 14/07/2024 tarihinde trafik kazasına karışmıştır. Bu kaza sonucu davacının başvurusu üzerine davalı sigorta şirketince inceleme yapılmış, davacının aracının pert işlemine tabi tutulması uygun görülmüş ve 27/10/2025 tarihinde 200.000 TL ile 7.430 TL olmak üzere toplam 207.430 TL davalı tarafından davacıya ödenmiştir. Yapılan işlemler ile ödemeler taraflar arasında ihtilaflı değildir. Davacı taraf eksik ödeme yapıldığını iddia etmiş, davalı ise teminat limitinin tükendiğini savunmuştur. Bu haliyle taraflar arasındaki ihtilaf davalının teminat limitinin tükenip tükenmediği ile davacıya yapılan ödemenin eksik olup olmadığı noktasındadır. Teminat limitlerine ilişkin poliçenin incelenmesinde davalının 12/03/2024 tarihli sigorta poliçesi kapsamında araç başına 200.000 TL maddi hasar ve 7.430 TL imm teminatının olduğu görülmüştür. Poliçe kapsamında davalının davacıya tüm teminat limiti dahilinde ödeme yaptığı ve teminat limitlerinin tükendiği anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu teminat limitleri ile sınırlı olup, bunların tükenmesi halinde sorumluluğu da sona erecektir. Bakiye zarar için artık sigorta şirketinden talepte bulunulması mümkün değildir. Dolayısıyla eldeki davada davalının sorumluluğunun kalmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf, 18/11/2025 tarihli beyan dilekçesinde davalının daha önce kendilerine limitler hakkında bilgi vermediğini ve poliçe içeriğinden bilgi sahibi olmadıklarını, bu sebeple davalının iyi niyetli olmadığını iddia etmiştir. Ancak davacının dava dilekçesinin ekinde kendi sunduğu eksper raporunda poliçe bilgilerinin ve teminat limitlerinin yazılı olduğu, bu belgenin davacının elinde olduğu ve davalının sorumluluğunun sınırlarına ilişkin bilgi sahibi olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Davalının ayrıca davacıya bilgilendirme yapmak zorunda olmadığı da gözetildiğinde davacının, davalının iyi niyetli olmadığı ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği iddiası mahkememizce kabul edilmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının davacıya yaptığı toplam 207.430 TL’lik ödeme ile teminat limitlerinin tükendiği, bakiye zarara ilişkin davalının sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Davalının iyi niyetli olmadığı ve davanın açılmasına sebebiyet verdiği iddiası mahkememizce kabul edilmediğinden yargılama giderlerinden haksız çıkan davacı tarafın sorumlu tutulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 116,60 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, A.A.Ü.T göre hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/01/2026
Katip ...
Hakim ...