İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/698 E. 2026/10 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/698
Karar No
2026/10
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/698 Esas KARAR NO:2026/10 Karar

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ:30/09/2025 KARAR TARİHİ:12/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 30/09/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından müvekkilleri aleyhine .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak, icra takibine konu borç, müvekkilleri tarafından ... San. Tic. Ltd. Şti. aracılığıyla verilen senet karşılığında tamamen ödendiğini, borcun ifa edilmiş olmasına rağmen, davalı alacaklı tarafından aynı borca ilişkin olarak yeniden icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin, ödenmiş borçtan dolayı yeniden takibe maruz bırakılarak mağdur edildiğini, ayrıca, alacağın ödendiği gerçeği, davalı şirket kayıtlarından ve ödeme senedinin alındığı ... San. Tic. Ltd. Şti. kayıtlarından anlaşılacağını, bu nedenlerle; .... İcra Dairesi 2025/... sayılı dosyasındaki icra takibine yaptığımız itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına, müvekkillerinin borcunun ... San. Tic. Ltd. Şti.’ne verilen senet ile ödendiğinin tespitine ve davalıya karşı borçsuz olduğunun (menfi tespit) hüküm altına alınmasına, davalı şirketin muhasebe ve ödeme kayıtları ile ... San. Tic. Ltd. Şti. kayıtlarının dosyaya celbine ve bilirkişi incelemesine, icra takibinin yargılama sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, davalı alacaklının haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle İİK m. 67 uyarınca %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 22/10/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacıların, müvekkili şirkete borçlarını ödedikleri ve borçlarının bulunmadığına dair iddiaları gerçek dışı olduğunu, davacıların, müvekkili şirkete halen 430.000,00 TL civarında bakiye borçları bulunduğunu, davacılar, müvekkili şirketten satın aldıkları malların bedellerini ödemeden, gözlük dükkanını bir başka optikçiye devrettiklerini, davacılara ulaşılamadığını ve bakiye alacaklarının tahsil edilemediğini, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiği takdirde bakiye borcun ortaya çıkacağını, davacıların bakiye borçlarına istinaden verdikleri senetlerin 2 tanesi protesto olunca, .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı icra takibi yapılmak durumunda kalındığını, takibe konu 2 adet senedin ana para tutarı toplam 400.000,00 TL olduğunu, davacıların bakiye borçlarını ödememek için gerçek dışı iddialarda bulunduklarını, davacı borçlu şirkete icra dosyasında tebligat yapılamadığı için ödeme emri Tebligat Kanunu m 35' e göre tebliğ edildiğini, bu nedenlerle; cevap ve delillerinin kabulü ile haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, davacı borçlunun kötü niyetle açtığı menfi tespit davası nedeniyle %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilerek, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına konu senetler nedeni ile davacının borçlu olup olmadığının tespiti talebine ilişkindir. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; "Madde 5/A - (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile, "Dava şartı olarak arabuluculuk, Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının İncelenmesi başlığını taşıyan 115. Maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Dava şartları, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Bunun yanında Yargıtay 11.HD'nin 2024/5728 Esas - 2025/3826 Karar sayılı ilamında: "..İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.03.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığına yönelik açıklamalarda bulunarak, arabuluculuk yoluna gidilmediğini ifade ettiği, bu nedenle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/A-2. maddesi hükmünde yer alan son tutanak aslının sunulması hususundaki bir haftalık sürenin verilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, dava şartı arabuluculuk yoluna dava açılmadan önce gidilmediğinin taraf vekillerinin beyanları ile sabit olduğu, arabuluculuk dava şartının yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş.." kararın onandığı anlşılmaktadır. Böylece, arabuluculuğa başvuru yapılıp arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığına dair son tutanağın dava açılırken evvel dosyaya ibrazı dava şartı olarak düzenlendiğinden, dava devam ederken bu eksikliğin fark edilmesi neticesinde giderilmesi mümkün değildir. Arabuluculuk sürecinin dava açılmadan önce başlatılması ve tamamlanması gerekir. Arabuluculuk dava şartı noksanının dava derdest iken giderilmesi hukuken ve mantıken mümkün olmamakla HMK'nın 115. Maddesinin 3. Fıkrası kapsamında davacıya dava şartı noksanını gidermek üzere süre verilmesi mümkün değildir. Bu düzenlemeler ışığında dava dilekçesinin ve davacının 22/09/2025 tarihli dilekçesinin incelenmesi neticesinde; davanın, yürürlük tarihi olan 01.09.2023 tarihinden sonra açıldığı, davanın menfi tespit davası olduğundan zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu ve davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİ İLE USULDEN REDDİNE, 2-)Alınması gerekli harç 732,00TL olup peşin alınan 7.498,86TL harçtan mahsubu ile artan 6.766,86TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine, 5-)Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 70.257,16TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/01/2026

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/698, K. 2026/10, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-698-e-2026-10-k-2d25ebe1d682