İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/696 E. 2026/233 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/696
Karar No
2026/233
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/696 Esas KARAR NO : 2026/233

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 25/07/2025 KARAR TARİHİ : 25/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı .... Ltd. Şti.'nin müvekkili ... Tic. Ltd. Şti'ne aralarındaki taşıma anlaşması kapsamında düzenlenen 11.03.2025 tarihli .... nolu fatura bakiyesi nedeniyle toplamda 860,00.-Euro (faiz ve masraflar hariç olmak üzere) borçlu olduğunu, gerek yazılı gerek sözlü tüm uyarılara rağmen davalı tarafın söz konusu borcu ödememe konusunda direndiğini, bunun sonucunda son çare olarak müvekkili şirket tarafından Büyükçekmece İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu tarafından işbu icra takibine de haksız bir şekilde itiraz edildiğini, her ne kadar konuyla alakalı olarak dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da, işbu görüşmelerden de bir sonuç alınamadığını ve huzurda görülen davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı tarafın icra takibine yapmış olduğu itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu yetki itirazının yersiz olduğunu, takip konusu alacağın taşıma ilişkisinden kaynaklanan alacağa ilişkin olup söz konusu alacağın para alacağı olduğunu ve hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Almanya - Türkiye arasında gerçekleşecek olan 13 palet toplam 8.500 kg yükün taşınması hususunda taraflar arasında gerçekleşen mail yazışmaları neticesinde anlaşmaya varıldığını, davalı tarafından 26.02.2025 tarihinde yüklenmek üzere aracın yükleme yerinde hazır edilmesinin istendiğini, müvekkili şirketin de buna uygun olarak programı yaptığını, ancak ... plakalı aracın yükleme yerine vardığında, davalının müşterisi olan gönderici firmanın sözleşmeye konu yüklerin başka bir firma tarafından alındığını belirttiğini ve bu durumun derhal davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafından da bu hususun kontrol edildiğini ve başka bir 3. firma tarafından alım yapıldığına dair bilginin teyit edildiğini, akabinde davalı tarafa, yapılan anlaşma gereği yüklemenin iptal olması durumunda anlaşılan navlun bedelinin %70'inin kendilerine fatura edileceği bilgisi verilmişse de, davalı şirket tarafından bu hususta sözleşmeye uyarlı davranılmadığını, tüm bu hususların mail yazışmaları ile sabit olduğunu, bu kapsamda taraflar arasında anlaşma gereğince sözleşmenin 13. maddesine istinaden (''Yükleme onayına istinaden rezervasyon alındıktan sonra herhangi bir sebeple, yüklemenin iptal olması durumunda anlaşılan navlun bedelinin %70’i firmanıza fatura edilir.'') anlaşılan navlun bedelinin %70'i olan 1.260,00 EUR tutarlı fatura düzenlendiğini, müvekkili firmanın üzerine düşen edimlerini eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirdiğini, davalının müşterisi tarafından sözleşmeye konu malların başka bir 3. firma tarafından alınmasında müvekkili şirkete izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede ''Yükleme onayına istinaden rezervasyon alındıktan sonra herhangi bir sebeple, yüklemenin iptal olması durumunda anlaşılan navlun bedelinin %70’i firmanıza fatura edilir." maddesinin açıkça yazdığını ve bu hususun davalı tarafından da kabul edildiğini, hal böyle olmasına rağmen, davalı tarafın müvekkili şirkete iade faturaları düzenlediğini, işbu iadeleri faturalarının kabul edilmeyerek en son Bakırköy ... Noterliği'nin 18.03.2025 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile faturaya itiraz edilerek iade edildiğini ve 1.260,00 Euro borçlarının ödenmesinin ihtar edildiğini, iş bu durumların ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de ortaya çıkacak olup davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, takip konusu alacağın likit fatura alacağı olduğunu, bu durumda likit alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceğinin Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, davalı tarafından her ne kadar faize ve faiz oranına itiraz edilmişse de, taraflar tacir olup, döviz bazlı takip yapıldığından, icra takibinde 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’n 4/a bendi uyarınca, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulandığını, davalı tarafından yapılan zamanaşımı itirazını kabul etmenin mümkün olmadığını, keza taraflar arasında 25.02.2025 tarihinde anlaşma akdedildiğini, müvekkili şirketin de anlaşmaya uygun olarak hareket etmiş olup söz konusu alacağını faturalandırarak belgelendirildiğini iddia ederek; Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına vaki borca itirazın iptali ve takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusunun uluslararası taşıma ilişkisinden kaynaklanan navlun alacağına ilişkin olup söz konusu uyuşmazlığa uygulanacak olan mevzuatın CMR Konvansiyonu ve TTK'nın taşımaya ilişkin hükümleri olduğunu, davacı tarafça gerçekleştirilmesi kararlaştırılan taşımanın taşıma engeli sebebiyle tamamlanmadığından TTK m.870/2 uyarınca navlun ücretinin oranlanarak taşıyıcıya ödendiğini, taraflar arasında uluslararası taşıma hizmeti sağlanmasına ilişkin anlaşma sağlandığını ve ... Ticaret Limited Şirketinin emtiaları taşıma işini gerekli özen ve gözetim altında eksiksiz olarak yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, müvekkili tarafın ise taşıma hizmetinin gereği gibi yerine getirildiği ve taşıma tamamlandığı halde navlun ücreti ödemeyi üstlendiğini, buna karşın dava konusu taşımada, taşıma engeli/teslim engeli nedeniyle emtiaların araca yüklenemediğini ve taşımanın dahi başlamadığını, hal böyleyken taşıma işlemi tamamlanmadığından bununla birlikte davacının taşıma edimini ifaya başlamadığından navlun ücretinin tamamına hak kazanamayacağını, TTK madde 870/2'de düzenlendiği üzere taşımada meydana gelen taşıma veya teslim engeli sebebiyle taşıma tamamlanamaz ise taşıyıcının tamamlanan kısımla orantılı olacak şekilde navlun ücretine hak kazandığını, somut olayda meydana gelen taşıma engeli nedeniyle emtiaların araca yüklenemediğini ve taşımanın hiç başlamadığını, CMR madde 23/4'teki "Yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malın tamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödenir. Kısmen kaybolma halinde ise karşılaşılan zarar oranında ödeme yapılır. Bunlar dışında başka tazminat ödenmez." düzenlemesinin de taşıyıcıya alıcıya sağlam olarak teslim edilen emtiaya ve tamamlanan taşımaya karşılık olarak bununla orantılı taşıma ücretinin ödeneceğini ortaya koyduğunu, davacı tarafın taşımaya yönelik edimini taşıma engeli sebebiyle ifa edemediğini ve taşıma hiç gerçekleşmemişse de müvekkili şirkete işbu taşıma kapsamında 1260 EUR tutarında fatura düzenlediğini, tamamlanmayan üstelik başlamayan bir taşıma için navlun teklifinin %70 oranında bir tutarın müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, somut olayda davacı ve müvekkili arasında bu yönde yapılan bir sözleşme bulunmadığını, davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 'Yükleme onayına istinaden rezervasyon alındıktan sonra herhangi bir sebeple, yüklemenin iptal olması durumunda anlaşılan navlun bedelinin %70’i firmanıza fatura edilir.' şeklindeki 13. maddesi gereği, müvekkili şirketin kabulünde olduğundan bahsetmişse de buradaki ifadenin genel işlem koşulu benzeri olduğunu, müvekkilinin bu maddenin kabulüne yönelik bir iradesi ve onayı bulunmadığını, kaldı ki tamamlanmamış ve üstelik başlanmamış bir taşıma için navlunun %70'i oranında ücret talebinde bulunmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi taşıma hukukunun esaslarıyla da bağdaşmadığını, davacının taraflar arasında kararlaştırılmayan ve genel işlem benzeri olan bir ifadeye dayanarak ifa etmediği bir edim için neredeyse navlunun tamamını müvekkilinden talep etmesi hukuka aykırı olmakla birlikte kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili tarafından davacıya ödeme yapılması gerektiği tespit edildiği halde dahi, 400 EUR tutarındaki ödemenin TTK m. 870/2 kapsamında makul ve orantılı olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının taşımayı gerçekleştirmemiş ve navluna hak kazanamamışsa da hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin iyi niyetli olarak taşıma sebebiyle davacının yapmış olduğu masraflar için 400 EUR ödeme yaptığını, müvekkili tarafından yapılan ödemenin makul olduğunun bilirkişi tarafından yapılacak inceleme ve navlun ücretine yapılacak oranlamayla da destekleneceğini savunarak; davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen işbu davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının talep ettiği alacağın yüzde yirmisinden az olmayacak şekilde aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki taşıma işine dayalı ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki Uluslararası Karayolu ile taşımadan kaynaklı ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, taşımanın gerçekleşmemesi nedeniyle navlun bedelinin %70'inin davalı taraftan talep edilip edilemeyeceği, davacının dayandığı sözleşmenin 13. Maddesinin taraflar arasında uygulanıp uygulanamayacağı, davalı savunması kapsamında; 400,00-Euro ödemenin borcu sona erdirip erdirmeyeceği, davacının bakiye alacağı olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. TBK'nın 89/1 ve HMK'nın 10. maddeleri uyarınca, davanın para alacağına ilişkin bulunması nedeniyle, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri de yetkili olduğu gözetildiğinde, davalı borçlu şirket vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ilgili UYAP ekranından çıkarılarak dosya arasına alınmış, incelenmesinde; alacaklısının ... Ticaret Limited Şirketi, borçlusunun ... Şirketi olduğu, cari hesap ve fatura alacağından kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek 1.260,00-Euro (55.021,81-TL)'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 22/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 23/05/2025 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, yetkiye, faize, imzaya, faiz oranına, ödeme emrine, dayanak belgeye, zaman aşımına, borcun ve takibin tüm ferilerine itiraz ettiği, davalı borçlu vekilinin itirazı üzerine 26/05/2025 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Büyükçekmece ve Başakşehir Vergi Dairelerinden; tarafların 2025 yılına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Mahkememiz dosyası; davacının iddiaları, davalı taraf savunması, sunulan ve toplanan deliller, dosya kapsamındaki belgeler, BA/BS formları ve Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına göre; TARAFLARIN TİCARİ DEFTERLERİ de incelenmek suretiyle; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, lehlerine delil niteliğinde olup olmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunması halinde, davaya konu faturanın davalı şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi hususları ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağın miktarı, davacı tarafça düzenlenen faturaların BA/BS formlarında beyan edilip edilmediği, taraflar arasındaki Uluslararası Karayolu ile taşımadan kaynaklı ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, taşımanın gerçekleşmemesi nedeniyle navlun bedelinin %70'inin davalı taraftan talep edilip edilemeyeceği, davacının dayandığı sözleşmenin 13. Maddesinin taraflar arasında uygulanıp uygulanamayacağı, davalı savunması kapsamında; 400,00-Euro ödemenin borcu sona erdirip erdirmeyeceği, davacının bakiye alacağı olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM bilirkişi ... ile taşıma/lojistik konusunda uzman bilirkişi ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 13/01/2026 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 13/01/2026 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Tarafların 2025 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu, ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, takibe konu davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 11/03/2025 tarihli .... numaralı 49.788,14-TL=1.260,00-EURO tutarlı 1 adet faturanın olduğu, davacı tarafın fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiği, faturanın açıklama kısmına "Boş Navlun Bedeli" bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, iş bu faturanın tarafların yasal defterlerine usulüne uygun ve karşılıklı olarak işlendiği, tarafların birbirine karşılıklı olarak düzenlediği 2025 yılına ait 147.426,80 TL-3.780,00 EURO tutarlı 3 adet faturanın olduğu, düzenlenen her bir faturanın 1.260,00 Euro tutarlı olduğu, davacı tarafın takibe konu fatura ile birlikte düzenlediği 3 adet boş navlun bedeli faturasının, davalı tarafın düzenlediği 3 adet iade faturasının olduğu, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, iş bu faturaların tamamının davalı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davacı tarafın yasal defterlerine davalı tarafın 11.03.2025 tarihli olarak en son düzenlediği 1 adet iade faturası dışında tamamının usulüne uygun olarak işlendiği, tarafların birbirine karşılıklı olarak düzenlediği 2025 yılına ait 147.426,80 TL=3.780,00 EURO tutarlı 3 adet faturanın olduğu, takibe konu 49.788,14 TL=1.260,00 EURO tutarlı 1 adet fatura ile birlikte toplam 3 adet ve 147.426,80 TL=3.780,00 EURO tutarlı faturanın tamamının taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, davacı tarafın davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 28/02/2025 tarihli ve 1.260,00-Euro tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 11/03/2025 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 1.260,00-Euro alacaklı olduğu, 27/06/2025 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 860,00-Euro alacaklı olduğu, davalı tarafın davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 28/02/2025 tarihli ve 1.260,00-Euro tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 11/03/2025 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa borcunun veya alacağının olmadığı, 27/06/2025 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 400,00-Euro alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 1.260,00 EURO alacaklı olduğu, 27.06.2025 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 860,00 EURO alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa borcunun veya alacağının olmadığı, 27.06.2025 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 400,00 EURO alacaklı olduğu, takip tarihi itibariyle tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında taraflar arasında 1.260,00 EURO cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe ve davaya konu olan 1 adet ve 1.260,00 EURO tutarlı boş navlun bedeli faturasından kaynaklandığı, tarafların birbirlerine karşılıklı olarak düzenlediği 2025 yılına ait 147.426,80 TL=3.780,00 EURO tutarlı 3 adet faturanın olduğu, takibe konu 49.788,14 TL=1.260,00 EURO tutarlı 1 adet fatura ile birlikte toplam 3 adet ve 147.426,80-TL=3.780,00-Euro tutarlı faturanın tamamının taraflarca karşılıklı olarak BS-BA formu ile beyan edildiği, davalı tarafın davacı tarafa 12/05/2025 takip tarihinden sonra 27/06/2025 tarihinde 400,00-Euro ödeme yaptığı, davalı yan risk ve sorumluluk alanında taşımanın yapılamadığı, davacının kararlaştırılan navlundan, hiçbir sözleşme taahhüdü olmasa da yasal olarak 1/3 oranında yani 600 EURO alacaklandığı; ancak lojistik-ticaret şirketleri olup serbest iradeleri gereği taraflar arasında sözleşmeye göre, sözleşmeden dönme halinde taşıyıcının %70 oranında alacaklanmasının davalı yanca akden üstlenildiği, davacının sözleşme bedelinden %70 oranında alacaklanmasının dosya kapsamına uygun olduğu, buna göre toplam 1.260,00 EURO alacağını 12.05.2025 itibarı ile takibe koymakta hakkı olduğunun değerlendirildiği, davalının tüm borca itiraz ettiği halde, 27.06.2025 tarihinde 400 EURO ödediği, bakiye 860 EURO,00 alacağının kaldığı, netice itibariyle, davacı tarafın davalı taraftan 12.05.2025 takip tarihi itibariyle 1.260,00 EURO alacağı talep edebileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekileri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. İİK'nun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'un 67/2.maddesinde "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmüne yer verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, mail yazışmaları, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, 13/01/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında Almanya-Türkiye arasında gerçekleşecek 13 palet toplam 8.500 kg yükün taşınması hususunda akdi ilişki kurulduğu, taraflar arasındaki mail yazışmalarından anlaşıldığı üzere taşımanın gerçekleşmediği, bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı ve tespit edildiği üzere davacı tarafça davalı tarafa gönderilen mail içeriğinde mevcut sözleşme genel şartları 13. Maddesinde ''Yükleme onayına istinaden rezervasyon alındıktan sonra herhangi bir sebeple, yüklemenin iptal olması durumunda anlaşılan navlun bedelinin %70’i firmanıza fatura edilir." hükmü bulunduğu, bu şarta davalı tarafça itiraz edilmediği ve sözleşme şartlarında bedel dahil olmak üzere anlaşma sağlandığı, taşımanın gerçekleşmemesi nedeniyle navlun bedelinin %70'i oranında hesaplanan alacağın tahsili talebi ile davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, yukarıda özetlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına, hak ve çıkarlar dengesine uygun ve hüküm vermeye yeterli nitelikte olduğu anlaşıldığından, Mahkememizce bu rapora itibar edilerek; her iki taraf tacir olup sözleşme serbestisi içerisinde tarafların üzerinde anlaşmaya vardıkları şartlarla bağlı olmaları gerektiği, ''Yükleme onayına istinaden rezervasyon alındıktan sonra herhangi bir sebeple, yüklemenin iptal olması durumunda anlaşılan navlun bedelinin %70’i firmanıza fatura edilir." hükmü gereğince davacı şirketin navlun bedelinin %70'ini talep edebileceği, davalı tarafça yapılan 400,00-Euro ödeme düşüldüğünde davacının 860,00-Euro alacaklı olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; 1-Büyükçekmece İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın 860,00-Euro asıl alacak yönünden KISMEN İPTALİ ile, takibin 860,00-Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa 3095 sayılı Kanunu'nun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmasına, 2-İİK.nun 67.maddesi gereğince kabul edilen asıl alacak üzerinden (kabul edilen asıl alacak miktarı olan 860,00-Euro'nun icra takip tarihi itibariyle geçerli TL karşılığının) %20'si oranında hesap edilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.798,69-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harç ile icra dosyasına yatırılan 275,11-TL peşin harcın mahsubu ile noksan kalan 1.908,18-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 275,11-TL ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.505,91-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oluşan 16.497,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 40.970,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026

Katip .... ¸¸

Hakim ... ¸¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/696, K. 2026/233, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-696-e-2026-233-k-69d65539b5d5