İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/679 E. 2026/252 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/679
Karar No
2026/252
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/679 Esas KARAR NO : 2026/252

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 22/07/2025 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.07.2024 tarihinde .... Mah. .... Sok. No.1-3-5 Avcılar İstanbul adresinde, alacaklıya ait yeraltı güzergahına zarar verildiğini, borçlunun yaptığı kazı çalışması esnasında meydana gelen bu hasarın tazminini talep etme zorunluluğu doğduğunu, bu sebeple davacı müvekkili olduğu şirket, hasarın tazmini Küçükçekmece İcra Dairesi ..... Esas numarası tahtında icra takibi başlattığını, davalı ...... tarafından, hukuki statüsünün kamu tüzel kişisi ve eyleminin kamu hizmeti niteliğinde olduğu gerekçesiyle hakkında haciz işlemlerinin uygulanamayacağını, kamu tüzel kişisi olduğunu iddia ettiğini, Oysa ...... 'nin kuruluş ve görevleri hakkındaki 2560 sayılı kanunun 2. maddesinde sayılan görevleri incelendiğinde davalının ticari şekilde işletilmeye görev ve yetkilendirildiği ayrıca yine mezkur kanun içeriğinden özel hukuk hükümlerine göre yöneltildiği anlaşıldığından TTK md.16'da da açıklandığı üzere "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." hükmü gereğince davalı ..... 'nin davaya konu haksız fiil uyuşmazlığı bağlamında tacir sayılacağını,. yargıtayın da kabul ettiği üzere kamu hizmeti yapıyor olmasının kamu tüzel kişisi olduğu anlamına gelmediği çalışmalarının özel hukuk kapsamında olması sebebiyle ticaret şirketi olduğunu. Davalı, işbu icra takibine ve borca haksız, mesnetsiz, usule ve esasa aykırı şekilde itiraz ettiğini,. İşbu itirazın iptali davasını ikame etmeden evvel davacı müvekkilinin ..... Büro Numarası ..... Arabuluculuk numarası tahtında yapılan arabuluculuk görüşmesi telekonferans kanalıyla gerçekleştirildiğini anlaşamamaya ilişkin son tutanak da e-imzalı olacak şekilde tüm taraflarca imzalandığını, Davalının icra takibine yapmış olduğu haksız itirazın iptaline, Küçükçekmece icra ..... Esas sayılı icra takibinin devamına, davalının icra takibine konu asıl alacağın %20'sinden (yüzde yirmisinden) aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu İdare ihale makamı olmakla birlikte, hasarın gerçekleştiği iddia edilen adreste ve bildirilen tarihlerde ihale yüklenicisi ..... İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ...... İnşaat İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi ortaklığı tarafından ''2023 Yılı Avrupa 2. Bölge Abone İşleri Dairesi Başkanlığı Avcılar ve Esenyurt İlçeleri İçme suyu ve Atıksu Hatlarında Yapım, Bakım Onarım İşi" kapsamında rabıt bağlantı çalışması yapıldığı sırada hasar verildiği anlaşıldığını, bu doğrultuda sorumluluk yüklenici firmaya ait olduğunu, . Zira yüklenici firma ile yapılan Yapım İşlerine Ait Sözleşmesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi uyarınca sorumluluğun yüklenicide olduğu sabit olduğundan davanın müvekkil İdare yönünden “husumet yönünden reddi” gerektiğini, İcra dosyasına konu edilen hasar bedelinden müvekkili İdarenin sorumluluğu bulunmadığı, olay başlı başına yargılamayı gerektirdiği ve müvekkilinin davacıya kesinleşmiş bir borcu bulunmadığı için icra takibine yapılan itirazları haklı ve yerinde bir itiraz olduğunu, bu nedenle icra inkâr tazminatı talebinin de reddini talep ettiklerini, bir kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata olay tarihinden itibaren faiz istemesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkili idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcu olmadığını, Dolayısıyla idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından ancak dava tarihinden sonrası için faiz istenebileceğini, davanın usulen reddine, Davanın usulden reddine talebimizin kabul görmemesi halinde haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten saygılarımızla arz ve talep ederiz DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Haksız fiilden kaynaklı tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Avcılar Belediyesi'ne b-İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne müzekkereler yazılmıştır. 3- Mahkememize sunulan 12/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda : "Olay yeri fotoğraflarında ...../yüklenici firmaların tabelaları görünmemekte olup, kazı çalışmasını kimin gerçekleştirdiği tespit edilemediği, Olay yeri olan Avcılar .... Mah. ..... Sok. No.1-3-5 adresinde atıksu bağlantısı için ......'nin ..... yol bakım ve altyapı koordinasyon dairesi başkanlığından 03.07.2024 —13.07.2024 tarihleri arasında geçerli kazı ruhsatı aldığı, 09.07.2024 tarihinde tutulan hasar tespit tutanağında ...... 'nin yeraltı güzergahına 23 m hasar verdiği beyan edildiği, ve hasarın ..... taşeronu ..... telekomünikasyon firması tarafından giderildiği, Kullanılan malzeme ve işçilik bedellerinin 23 m yeraltı telekomünikasyon tesisatı için piyasa rayiç değerlerine uygun olduğu, Yukarıda açıklandığı üzere olay yeri fotoğraflarındaki ...... yeraltı kablolarının uygun derinlikte döşenmediği" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalının gerçekleştirdiği kazı çalışmaları sırasında davacıya ait altyapı tesisatına zarar verdiğini iddia etmiş, yapılan onarıma ilişkin bedellerin haksız fiil hükümleri kapsamında davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine de davalının itiraz ettiğini bu sebeple itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle husumet ve zaman aşımı itirazında bulunmuştur. Davalı söz konusu adreste ..... İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ..... İnşaat İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin ihale kapsamında iş yaptığını bu sebeple husumet olmadığını iddia etmiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 66. Maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak düzenlenmiş olup, davalı tarafından işin bizzat yapılmasına gerek bulunmadığından davalının husumet itirazına itibar edilmemiştir. Davalı tarafından yine zamanaşımı ilk itirazında bulunulmuş ise de meydana geldiği iddia edilen olaydaki hasar tarihi ile dava tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı ilk itirazına da itibar edilmemiş, davanın esasına girilmiştir. Haksız fiillere ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle sorumluluğun söz konusu olabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zararın meydana gelmesi gerekmekte olup, zarar ve kusuru ispat yükü davacı üzerindedir. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Bu bağlamda davacı tarafından öncelikle davalının fiili ispatlanmalı ve zararın bu fiil neticesinde meydana geldiğine ilişkin olarak zarar ve fiil arasındaki illiyet bağı kurulmalı ve ispatlanmalıdır. Davacı tarafından davalının söz konusu zararı meydana getirdiğine yönelik olarak kendi personeli tarafından tutulan 09.07.2024 tarihli bir tutanağın sunulduğu, davacı tarafından delil olarak sunulan fotoğrafların ise 08.08.2024 tarihinde yani olay tarihinden bir ay sonrasında ait olduğu, olayın meydana geldiği iddia edilen yerdeki davacı tesisatına zararın davalı tarafından verildiğine yönelik herhangi bir delilin dosya içerisine sunulmadığı, davacı personeli tutanak tanığının ise 03.03.2026 tarihli celsede olayın üzerinden zaman geçmesi nedeniyle olayı hatırlamadığını beyan ettiği, kaldı ki yalnızca tanık beyanları ile zarar, fail ve fiil arasındaki illiyet bağının kurulması ve ispatının da genel ispat kuralları uyarınca mümkün olmadığı, davacı tutanak tanığının olayın bizzat şahidi olmaması karşısında davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararın davalının fiili neticesinde gerçekleştiğini ispat edemediği, nitekim Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da meydana gelen hasarın davalı tarafından verildiğinin tespit edilmediği, olay yerinde inşaat halindeki binaya yönelik olarak inşaatta kullanılan iş makinelerinin çalıştığının da tespit edildiği davalı ile zarar arasında illiye bağının kurulamadığı ve meydana gelen hasarın davalı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi de ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: Dava; Haksız fiil sebebiyle uğranılan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir. "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır.Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. Somut olayda; Davacı, tesisine davalı tarafından zarar verildiği iddiasını somut delillerle ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının 05.12.2019 tarihinde Küçükçekmece ilçesi, ..... Mahallesi, .... Sokak, No:80 adresinde davalının yahut davalıya bağlı yüklenicinin çalışma yaptığı usulüne uygun bir biçimde ispat edilmemiştir. Davacı tarafından tanzim edilen hasar tespit tutanağı da usulüne uygun tanzim edilmemiştir. Bu durumda davalının davacıya zarar verdiği dosya kapsamından sabit olmayıp ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." Bu bağlamda dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından meydana geldiği iddia edilen zararın davalı veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerce verildiğinin somut deliller ile ispat edilemediği anlaşılmakla davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 14.798,40-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; miktar itibari ile KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026 Katip ...... e-imza Hakim ..... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/679, K. 2026/252, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-679-e-2026-252-k-715e8198f582