İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/673 E. 2026/124 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/673
Karar No
2026/124
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/673 Esas - 2026/124 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/673 Esas KARAR NO : 2026/124

HAKİM : ...... KATİP : ......

DAVACI : ...... VEKİLİ : Av. ...... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av. ......

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 KR.YZL.TARİHİ : 19/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen 11.03.2024 tarihli ... uyarınca davalının ...... aydınlatma, kablolar, zayıf akım telefon data, tv sistemi, topraklama, boru grubu, saç tavalar, yangın sistemi, alçak gerilim panolar, genel malzeme , çevre aydınlatması işlerinin eksiksiz ve kusursuz olarak sözleşmede öngörülen süre içerisinde ifa etmeyi üstlendiğini, davalı tarafın belirtilen işlerin ve belediyenin tasdik ettiği proje, ... projesi ve uygulamasına dair belgelerde yer alan işleri sözleşmede belirtilen esaslar uyarınca yapmayı üstlenmişse de borcunu eksik ve kusurlu ifa ederek sözleşmeye aykırı davrandığı gibi müvekkili şirketin doğrudan zarar görmesine sebebiyet verdiğini, müvekkili şirket tarafından davalı tarafa 30 - 30 olmak üzere 60 gün süre verilmişse de davalı tarafın herhangi bir şekilde işi tamamlamadığını, gecikmenin tamamen taşerondan kaynaklandığını, söz konusu gecikmenin müvekkili şirketten kaynaklanmış olsa idi taşeronun müvekkili şirkete yazılı olarak müracaat etmesi ve gecikmenin müvekkili firmadan kaynakladığında dair yazılı başvuru yapması gerektiğini, ancak somut olayda taşeronun bu duruma yönelik en ufak bir başvurusu dahi bulunmadığını, müvekkili tarafından sözleşme bedeli 775.000 TL olmasına rağmen davalıya toplamda 793.500 TL ödeme yapılmasına rağmen davalı tarafça işin eksiksiz ve kusursuz yapılmadığı gibi davalı tarafından yapılan işin bedelinin de 793.500 TL tutarının altına kaldığını, davalı tarafından ifa edilen işlerdeki eksiklikler, hata, ayıp ve kusurların 15.04.2025 tarihli sözleşme ile 90.000 TL bedel karşılığında başka bir taşerona yaptırılmak zorunda kalındığını beyanla, davanın kabulü ile; davalı yanın sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek işi süresinde bitirmemesi nedeniyle sözleşme kapsamında belirlenen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL (HMK m. 109 gereğince) cezai şart alacağının ve hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutmak kaydıyla müvekkili tarafından yapılan 100 TL (HMK m.107) fazla ödemenin hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazları bulunduğunu, fazla ödemeye dair talebin arabuluculuğa konu edilmediğini ve HMK m. 107 kapsamında istenemeyeceğini, müvekkilinin yalnızca sözleşme ile taahhüt ettiği işlerden sorumlu olduğunu, ihtarnameye göre eksikliklerin 2025 ocak ayında başladığını, davacının herhangi bir cezai şart talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, işteki gecikmenin davacının sözleşmeyi ihlalinden kaynaklandığını, davacının sözleşmedeki cezai şart uygulamasını hatalı yorumladığını, davacının fazla ödeme yaptığını iddia etmesinin TTK m. 18'e aykırı olduğunu beyanla, görev itirazının kabulüyle davanın reddine, mahkeme aksi kanaatteyse öncelikle fazla ödemeye ilişkin talebin usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse yapılacak yargılama neticesinde davanın tüm yönlerden reddine, davacıya bahsettiği ihtarnameye ilişkin tebliğ mazbatasını sunmak üzere kesin süre verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taşeron sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce ...'nın, ...'nün, ...'nün, ...'nın yazı cevapları getirtilerek dosya kapsamına alınmıştır. Ticaret mahkemeleri sadece ticari davalar bakımından görevlidirler. Ticari davalar mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Birici gurupta mutlak ticari davalar yer alır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4. maddesinde ve diğer bazı kanunların ilgili hükümlerinde açıkça gösterilmiştir. İkinci gurupta, nispi diğer ticari davalar yer almakta olup nispi ticari davalar, her iki tarafın tacir olduğu ve işin de tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için hem her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerekir. Üçüncü grup ticari davalar ise yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu gruptaki davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesi ile ilgili olması yeterli görülmüştür. Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı taraf davalıdan taşeron sözleşmesine dayalı olarak fazla ödediği bedelin iadesi ile cezai şart talep etmiştir. Davalının tacir sıfatını taşımadığı, mevcut davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, böylelikle Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği anlaşılmış olup, görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olması karşısında yargılamanın her safhasında ve resen nazara alınmasının gerektiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı içerisinde kaldığı, mahkememizin görev alanı içerisinde olmadığı göz önüne alınarak davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine ve kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1)Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince davanın usulden REDDİNE, 2)Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3)HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4)İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde resen HMK 20. Maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...... Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2026

Katip ...... ✍ e-imzalı

Hakim ...... ✍ e-imzalı

Atıf: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/673, K. 2026/124, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/ankara-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-673-e-2026-124-k-c7fb7889529f