İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/636 E. 2026/55 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/636
- Karar No
- 2026/55
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/636 Esas KARAR NO : 2026/55
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/07/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ile davacı şirket arasındaki cari ekstreye dayalı 169.212,78 TL fatura alacağına istinaden Büyükçekmece İcra Dairesi nin ... E. Dosyasından başlatılan takibe haksız itiraz edilmesi üzerine takip durdurulduğunu, Dosya alacağının tahsili yönünde Arabuluculuk Bürosuna Başvuru Dosya No - ... ve Dosya No -... arabuluculuk numarası ile yapmış olduğumuz başvuru üzerine, dava şartı arabuluculuk faaliyeti yürütülmüş , ancak taraflar arası anlaşma sağlanamadığından 'Anlaşmama Son Tutanağı' düzenlenerek imza altına alındığını, Davalı şirket davacı herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürmüş ise de faturalar ve ticari defterler ve işbu dilekçe ekinde sunduğumuz sair deliller incelendiğinde de anlaşılacaktır ki davalı şirket davacı şirkete cari hesap kapsamında borçlu olduğunu, Sayın mahkemenin de bildiği üzere söz konusu fatura alacaklarında ispat yükü borcunu öde hut böyle bir borcu olmadığını iddia eden tarafa ait olduğunu, Fakat davalı şirketin muhteviyatında böyle bir ödemeyi ispatlayabilecekleri belge olmadığını, davalı şirket cari ekstreye dayalı fatura alacaklarına istinaden davacıya herhangi bir ödeme yapmamış olduğunu, davacı hizmet ve mal tesliminde hiçbir kusuru bulunmamak olduğunu, İşbu dilekçe ekinde de görüleceği üzere davalı ile gerçekleşen mail yazışmalarından hizmet teslimi gerçekleştirildiği ve mezkur hizmete binaen yapılacak ödemelerin karşı tarafça müvekkili oyalandırarak da olsa kabul edildiği ortada olduğunu, Müvekkil raporlar düzenleyip müşterilerine raporları sunmakta olan saygın bir laboratuvar şirketidir. Müvekkilin çeşitli teklif onay mailleri ve ikazlarına rağmen borcunu ödememiş olan davalı borçlunun kötü niyetli bir şekilde borca itiraz ettiği ve borçtan kurtulma gayesi yönünde beyanlarının olduğu ortadadır. İşbu münasebetten dolayı ise davamızın kabulü akabinde karşı taraf aleyhine icra inkar tazminatı'na hükmedilmesini bilvekale talep ettiklerini, Davalı tarafa, yukarıda bahsi geçen faturada yazılı mal ve hizmetler davacı şirket tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı hizmet ilişkisinden kaynaklanan borcunu davacı süresinde ödememiş olduğunu, Davalı şirket davacıya herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürmüş, Davalı borçlu, davacının 169.212,78 b asıl alacağını ve işlemiş faizini( takip tarihine kadar ) ödememekle birlikte borca da kötü niyetli olarak itiraz ederek davacıyı bir kez daha mağdur ettiğini, Borçlu/davalının Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... e. Sayılı icra takibine yaptığı haksız itirazının iptaline ve Takibin Devamına karar verilmesine, Takip konusu alacağın 9020'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacıya muaccel hale gelmiş bir borcu olmadığından icra takibine itiraz edilmiş olup borcun olduğunu davacı ispat etmekle yükümlü olduğunu, icra takibinden önce davacı tarafından davalıya geçerli bir ihtar yapılmamış olup davalının temerrüde düşürülmemiş olduğunu, “Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden düşmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” Nitekim davacı tacirler arasındaki faturanın veya cari hesabın tebliği açısından da kanunda yazılı şarta uymamış olup davalıyı temerrüde düşürecek nitelikte bir tebliğinden de bahsedilmesi mümkün olmadığını, Zira TTK. 1525 maddesinde düzenlenen "Beyanlar, belgeler ve senetler" başlıklı hükme göre de; "Tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla, ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sı elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza uğrayabilir ve kabul edilmişse hül eder." Dolayısıyla davacı ile davalı arasında açıkça bir anlaşma bulunmayıp kanuni zorunluluk gereği noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmayan bildirimler geçerli olmadığını, Dolayısıyla huzurdaki dosyada borçla ilgili temerrüt koşulları oluşmamış olup davacı tarafından temerrüt/gecikme faizi hesaplanarak takip başlatılması açıkça hukuka aykırı olduğunu, cevap dilekçenin kabulü ile davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacağa yönelik itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Büyükçekmece Vergi Dairesi'ne b-Beylikdüzü Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazılmıştır. 3- Bilirkişi tarafından mahkememize 11/11/2025 tarihinde sunulan raporda "Davacı şirketin 2024,2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davalı şirket ile olan muhasebe işlemlerini usulüne uygun olarak kaydetmiş olduğu görülmüş olup, Davacı şirketin 2024,2025 yılı ticari defter incelemesi neticesinde, davalı ... icra takip tarihi olan 20.03.2025 tarihi itibari ile 147.800,00 TL bakiye alacağı olduğu, Davalı şirketin 2024,2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirket ile olan muhasebe işlemlerini usulüne uygun olarak kaydetmiş olduğu görülmüş olup, Davalı şirketin 2024,2025 yılı ticari defter incelemesi neticesinde, davacı ... icra takip tarihi olan 20.03.2025 tarihi itibari ile 147.800,00 TL bakiye borcu olduğu, Dosyaya mübrez evraklarda davalının faturalara itirazını ihtarname ile yapmış olmadığı, Davacı ... davalı yanı noter ihtarnamesi ile temerrüde düşürmediği görüldüğünden işlemiş faiz yönünden alacağı olamayacağı, Taktir Sayın Mahkeme'nin olmakla ikte; Davacı yanı icra takibinden önce temerrüde düşürülecek işlem yapılmadığından, temerrüdün icra takibi ile oluştuğu, icra takip tarihi olan 20.03.2025 tarihi itibariyle 147.800,00 TL alacağa ödeme tarihine kadar işleyecek faiz hesaplanabileceği, Davacı tarafından talep edilen icra inkâr tazminatı konusundaki kararın münhasıran Sayın Mahkemenize ait olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı açmış olduğu dava ile; taraflar arasında ticari nitelikte hizmet ilişkisi bulunduğunu, davalı tarafından yapılan hizmete istinaden kesilen fatura bedelinin ödenmediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini, davalının itirazının iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı sunduğu cevap dilekçesi ile muaccel olmuş bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından çekilen herhangi bir ihtar olmadığını, temerrüt faizi istenemeyeceğini, istenen faiz oranını fahiş olduğunu, tazminat talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturaya karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle hem davacının hem davalının ticari defterlerine göre davacının 147.800,00 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi davalının aynen ticari defterine faturayı işlediği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturanın davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği bu suretle faturanın içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmet sözleşmesindeki işi ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve ticari defterine işlenmesi halinde faturaya konu hizmetin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., .. K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması ve ticari defterine işlenmiş olması gözetildiğinde hizmetin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 147.800.00-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ve davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya 147.800,00-TL borçlu olduğu anlaşılmakla davacının asıl alacağa yönelik itirazın iptali talebinin kabulü ile davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından takibe kadar işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalıya geçerli bir temerrüt ihtarında bulunulmadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği, davalının takip ile temerrüde düştüğü anlaşılmakla davacının takipten önce işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davaya konu asıl alacağın likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmış itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 29.560,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faizi talep edildiği, davalı tarafından daha düşük bir akdi faiz oranının kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline ve tkaibin devamına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 147.800,00-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 29.560,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 10.096,21-TL harçtan peşin alınan 2.043,68-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 8.052,53-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 2.043,68-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.659,08-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 7.605,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.642,63-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 21.412,78-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır