İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/633 E. 2026/243 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/633
- Karar No
- 2026/243
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/633 Esas KARAR NO : 2026/243
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/07/2025 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Berlin'de gerçekleştireceği "...... Projesi" için davalı ile imalat ve ürün tedariki hususunda anlaşmış ve toplamda 2.000.000,00 TL ödeme yapmış olduğunu, davalının işbu sözleşme uyarınca süresi içerisinde edimini yerine getirmemiş, neticeten taraflar arasında imzalanan 25/03/2025 tarihli "Taahhüt ve Ödeme İade Beyanı" uyarınca davalının söz konusu 2.000.000,00 TL'yi faizi ile birlikte müvekkiline ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt etmiş olduğunu, ancak davalının 25/03/2025 tarihli "Taahhüt ve Ödeme İade Beyanı" uyarınca da edimlerini yerine getirmemiş ne ürünleri 11/04/2025 tarihinde hazır ve paketli olarak teslim etmiş ne de 14/04/2025 tarihinde tır yüklemesi yapmış olduğunu, davalının geri ödeme taahhüdüne de uymamış olduğunu, tüm bu sebeplerle taraflarınca müvekkilinin haklı alacağının tahsili adına davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, işbu takibe davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, müvekkilinin davalı ile imalat ve ürün tedariki hususunda anlaştığını ve toplamda 2.000.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak davalının, basiretli bir tacir gibi davranmayarak edimini yerine getirmediğini, davalının edimini süresi içerisinde yapmadığını, müvekkilini zor durumda bıraktığını gösterir whatsapp konuşma kayıtlarını iş bu dilekçe ekinde sunuyor olduklarını, davalının .... Projesi kapsamındaki edimini yerine getirmediği gibi Tahahüt ve Ödeme İade Beyanında ödemeyi İkrar ettiği 2.000.000,00 TL'yi de müvekkiline iade etmemiş olduğunu, tarafların 25/03/2025 tarihli Taahhüt ve Ödeme İade Beyanının "Kesin Delil" niteliğinde olduğunu kabul etmiş olduklarını, işbu Taahhüt ve Ödeme İade Beyanı akabinde davalının müvekkiline 2.000.000,00 TL'yi ödememiş olduğunu, müvekkilinin davalı yana ulaşmaya çalışmasına rağmen telefonlara çıkmamış, haricen edindikleri bilgilere göre ticari faaliyetlerini sonlandırarak malvarlığını kaçırmaya başlamış olduğunu, ekte sunmuş oldukları 13/06/2025 tarihli Ticaret Sicil Kayıtlarından da görüldüğü üzere davalı şirketin adresini değiştirerek müvekkilinin haklı alacağının tahsilini imkansız hale getirdiğinin gözler önüne serilmiş olduğunu, davalının müvekkilinin haklı alacağının elde edebilmesini imkansız hale sokmuş müvekkilinin üstlendiği projenin üretim ve imalatını 3.kişilere yaptırmak zorunda kalmış maddi ve manevi telafisi imkansız zararlar ile karşı karşıya kalmış olduğunu, görüleceği üzere davalı/borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın tek amacının icra takibini durdurmak ve müvekkilinin haklı alacağının tahsilini imkansız hale getirmek olduğunu, dosyadaki mevcut deliller uyarınca, yaklaşık ispat koşulunun da sağlanmış olduğunu, bu halde müvekkilinin nezdinde daha büyük ve telafisi mümkün olmayan mağduriyetler doğmaması amacıyla davalı aleyhine, öncelikle teminatsız mahkememiz aksi kanaatte olması halinde uygun bir teminat mukabilinde hacze kabil mal varlığı üzerine fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, faiz ve masraflar hariç olmak üzere 2.000.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu beyanla; müvekkilinin haklı alacağının tahsilinin imkansız hale gelmemesi amacıyla davalı aleyhine öncelikle teminatsız, mahkememiz aksi kanaatte olması halinde uygun bir teminat mukabilinde menkul ve gayrimenkul malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, haklı davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle davalı aleyhine dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, öncelikle işbu dilekçe ile; davacı tarafın gerek yasada belirlenen gerekse mahkeme tarafından tensip ara kararı, ön inceleme tutanağı ve takip eden diğer tüm ara kararlar ile yükümlü olduğu, olacağı süreli-kesin süreli işlerinin süresi içinde yerine getirmemesi nedeniyle ve/veya getirilmemesi halinde davacı tarafa bu işin yürütümü için yeni ve/veya ek bir süre verilmesine, davacı tarafın bu anlamdaki her türlü talebine, kesin süre bitiminden sonra yerine getirilen her türlü adli iş ve işleme muvafakat etmediklerini bildiriyor olduklarını, bu beyanlarının yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulmasını talep ediyor olduklarını, dava dilekçesi ve delil listesinin HMK'nın emredici hükümleri gereğince usulüne uygun olmadığını, yasaların emredici hükmü gereği davacının dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olup delillerini sunması gerektiği halde, dava dilekçesi içinde, davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evraklar sunulmamış olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen cari hesap sözleşmesinin dava dosyasına sunulmadığını, HMK’nın 194. maddesi son derece açık olmasına karşın davacı vekilinin hangi delili hangi vakıayı ispat etmek için sunduğunu dava dilekçesinde belirtmemiş olduğunu, dava dilekçesinde genel-geçer bir ifade ile alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın alacak iddiası ile ilgili dayanaklarından bahsetmemiş, taraflar arasında nasıl ve ne şekilde bir ticari ilişki meydana geldiğini açıklamamış, müvekkili şirketin yüklendiği edim ile ilgili detaylı açıklamada bulunmaktan kaçınmış olduğunu, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında imzalanan herhangi bir cari hesap sözleşmesi olmadığı gibi böyle bir sözleşmenin dava dosyası kapsamına dahi sunulmamış olduğunu, yeni usul yasasının (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu) ilgili hükümleri gereğince davacı yanın tanık dinletmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın tanık listesi sunmasına ve tanık dinletme talebine muvafakat etmiyor olduklarını, davacının bundan sonra delil listesi sunmasına da muvafakatleri bulunmadığını, davacının tanık dinletmesine (yasal süresinden sonra bildirilen ve/veya delil listesinde belirtilmediği halde mahkememiz huzurunda hazır edilen tanıkların dinlenmesine) kesinlikle muvafakat etmediklerini bu nedenle davacı yanın dava dilekçesine ekli olmayan ve yasal süresi içinde sunulmayan herhangi bir delil sunmasına ve tanık ismi bildirmesine, usul hükümleri hilafına delil ibraz edilmesi ve/veya tanık isimlerini bildirmesi halinde; ibraz edilen delillerin dosya ve değerlendirme kapsamına alınmamasını talep ediyor olduklarını, kaldı ki dava konusu uyuşmazlığın tanıkla ispat edilebilecek bir husus olmayıp tanıkla ispat sınırının üzerinde kalmakta olduğunu, müvekkili şirketin davacı taraf ile herhangi bir cari hesap sözleşmesi imzalamamış olup dava dilekçesinde belirtilen cari hesap mutabakatı şeklinde bir evrakın müvekkili tarafından düzenlenmemiş olduğunu, bu sebeple davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı yanın, dava dilekçesinde gerekse sunmuş olduğu beyanlarda davaya konu edilen cari hesap ilişkisinden ötürü alacaklı olduğunu ve müvekkili şirketin muavin defter kaydını imzalayarak borcu kabul ettiğini, 15.04.2025 tarihli belge ile ödeme taahhüdünde bulunduğunu iddia etmiş olup dosyaya sunulan bu evraklar incelendiğinde müvekkili şirket kaşesi üzerine atılan imzaların her bir evrakta birbirinden farklı olduğu ve imzaların müvekkili şirket yetkili temsilcisine ait olmadığının açık bir şekilde tespit edilmiş olduğunu, işbu nedenle davacı tarafından Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına konu edilen tutar ile alakalı müvekkili şirketin borçlu olmadığından haklı ve süresinde icra dairesine itiraz dilekçesi sunarak gerçekleştirmiş olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde, müvekkili ile aralarında cari hesap ilişkisinin olduğunu belirtmiş ve müvekkili şirketle bir hesap mutabakatı olduğunu,borcun ikrar edildiğini iddia ve beyan etmiş olduğunu, davacı yanın bu iddia ve beyanlarının asılsız ve afakî iddia ve beyanlar olduğunu, davacı yanın müvekkili şirketle aralarında cari hesap ilişkisi olduğunu -yazılı cari hesap sözleşmesi- sunmak sureti ile ispat etmesi gerekmekte iken salt cari hesap ilişkisinin/alacağının var olduğunu iddia etmek bu cari hesap alacağının doğduğunu ispata yetmediğini, TTK’nın emredici hükümleri gereği davacı tarafın müvekkili şirketle akdetmiş olduğu yazılı bir cari hesap sözleşmesini dosyaya sunması gerektiğini, taraflar arasında ki cari hesabın mevcudiyetinin ancak ve ancak yazılı bir – cari hesap sözleşmesinin varlığına bağlı olduğunu, yukarıda beyan ettikleri üzere davacı taraf ile müvekkili şirket arasında imzalanan herhangi bir sözleşme olmadığı gibi böyle bir sözleşmenin dava dosyası kapsamına dahi sunulmamış olduğunu, ayrıca davacı tarafça dosyaya herhangi bir eser sözleşmesi sunulmamış olup her iki taraf ile ilgili hukuki bağlantının izah edilmemiş olduğunu, ortada davacı ile müvekkili şirket tarafından yapılmış bir cari hesap sözleşmesi yok iken davacı tarafın bu cari hesap ilişkisine dayanarak kendine bir alacak yaratmasının hukuken mümkün olmamakla birlikte dava konusu bir borcun oluşmayacağının da en açık göstergesi olduğunu, nitekim davacı yanın, alacağına dayanak olarak müvekkili şirket tarafından kendisine verildiği iddia edilen ödeme taahhüdü ve hesap mutabakatına dayanmış olup bu evraklara ilişkin açık bir şekilde imza itirazları mevcut olduğunu, davacı tarafın delil listesinde belirttiği bu evrakların müvekkili şirket tarafından imzalanmamış olup müvekkili şirket kayıtlarında davacı tarafın herhangi bir alacağı bulunmadığını, kaldı ki yapılacak grafolojik bilirkişi incelemesi ve taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak mali bilirkişi incelemesi ile bu hususun açıkça ispat edilmiş olacağını, dayanak gösterilen evraklar üzerindeki imzaların müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili eli ürünü olmadığını, davacı tarafa herhangi bir ödeme taahhüdünde bulunulmamış ve mutabakat imzalanmamış olduğunu, HMK madde 208 gereği açıkça delil olarak gösterilen sözleşme üzerindeki imzaya ilişkin imza inkarında bulunuyor olduklarını, mevzu bahis konusu olan imzaların müvekkili şirkete ait olmadığının sadece yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde sabit olacaığını, HMK madde 208 gereği imza inkarında bulunulmuş olup öncelikle imzaların gerçekliğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında akdi bir ilişki mevcut olmadığını, nitekim davacı tarafın da alacağın dayanağına ilişkin belgelerini dosyaya ibraz edememekte, bu sebeple iddiasını ispatlayamamakta olduğunu, oysa ki, Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince; “ taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” anılan kanunun maddesi gereğince iddiasını (yani müvekkili ile hukuki ilişki kurduğunu, diğer bir değişle cari hesap sözleşmesi yaptığını) ispat edemeyen davacının davasının reddini talep ediyor olduklarını, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında herhangi bir borcun kabulü ve tasfiyesine ilişkin hiçbir yazılı anlaşma yapılmadığı gibi herhangi bir ödeme talimatı, taahhüdü davacı tarafa iletilmemiş olduğunu, dosyaya sunmuş oldukları şirket temsilcisine ait imza örnek asılları ve Ticaret Sicil Kayıtlarının celbi ile müvekkili şirketin yasal temsilcisinin imza örneğinin tespit edilmesi ve davacı tarafın dayanak gösterdiği evraklarda imza incelemesi yapılması gerektiğini, davacının sunmuş olduğu kayıtların taraflar arasında davaya konu hukuki ilişkiyi ispata medar nitelikte olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketin kendilerine gezer projesi adı altında birtakım imalat işleri gibi muğlak bir ifade ile iş yaptığını belirtmiş ancak alacağının ne şekilde doğduğunu izah etmeden alacaklı olduğu belirtmiş olduğunu, tam tersi müvekkili şirketin bir satım ve uygulama nedeniyle alacaklı olması gerekmekte iken tam tersi olarak davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia etmesinin hiçbir dayanağı bulunmadığını, davacı tarafın alacağının neye dayandığını dahi izah edememiş olduğunu, avans ödemesi, fazla sehven yapılan ödeme vs hiçbir açıklama yapılmadan salt alacaklı olunduğunun ifadesinin hukuken bir anlam ifade etmediğini, hiç bir surette davayı kabul etmemek kayıt ve şartı ile belirtelim ki muayyen belirlenebilir likit bir alacağın olayda söz konusu olmadığını, taraflar arasında yapılmış herhangi bir borç kabul metni ve mutabakatı bulunmadığını, salt ihtarname keşide edilmesinin taraflar açısından bir borç yaratmayacağı gibi temerrüt olgusunuda gerçekleştirmesini beklenemeyeceğini, müvekkilinin her hangi bir borcu olmadığını belirtmekle birlikte, davacının iddia etmiş olduğu alacak likit (muayyen) belirlenebilir bir alacak olmadığını, ancak ve ancak yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde alacağın mevcut olup olmadığının tespit edilebilecek olduğunu, bu anlamda müvekkilince bilinebilir, belirlenebilir bir borcun varlığı söz konusu olmadığından likit bir alacaktan bahsedilemeyeceğini, bu sebeple davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini beyanla; ispat edilemeyen işbu haksız davanın reddine, haksız ve kötüniyetli davacının aleyhine %20’dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı ve davalı arasında eser sözleşmesi niteliğinde bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve anlaşma hükümlerinin davacı tarafça yerine getirilmemesi nedeni ile aralarında "taahhüt ve ödeme iade beyanı" başlıklı belgenin imzalanıp imzalanmadığı, sözleşmede davalı şirket temsilcisi adına atılı imzanın şirket temsilcisinin eli ürünü olup olmadığı, sözleşmenin HMK m. 194 gereği delil sözleşmesi olarak kabul edilip edilemeyeceği, davacı tarafın davalı taraftan belirtilen sözleşme uyarınca alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde miktarı hususlarındadır. Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket ve dava dışı ..... aleyhine 2.000.000,00 TL asıl alacak, 140.630,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.140.630,14 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket ve dava dışı ...... tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu görülmüştür. Mahkememiz 25/08/2025 tarihli ara kararı ile davalı tarafın cevap dilekçesinde imzaya ilişkin itirazda bulunması nedeni ile davacı vekiline dava dilekçesinde yer verdiği "TAAHHÜT VE ÖDEME İADE BEYANI" başlıklı belge aslını ibraz etmek üzere işbu ara kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde belge aslının sunulmaması halinde davalı tarafın imza inkarında bulunduğu da gözetilerek imzaya ilişkin itirazları kabul etmiş sayılacağı ve işbu belgenin yargılamaya esas alınmayacağı hususunun ihtarına, davalı tarafça belge aslının ibrazı halinde Mahkememiz yazı işleri kasasında muhafaza altına alınmasına, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı şirketin ilk kuruluşunda itibaren ticaret sicil kayıtlarının, temsile yetkili kişileri de içerir şekilde çıkartılarak Mahkememize gönderilmesinin istenmesine, davalı şirketin ilgili belge tarih itibariyle tespiti akabinde ilgilinin güncel adresine tebligat/ talimat işlemlerinin yerine getirilerek tebligat çıkartılmasına, tebligatın iade dönmesi halinde şahsın mernis adresine Tebligat Kanunu 21/2. Maddesi uyarınca mernis şerhli davetiyenin tebliğ edilmesine, çıkartılacak tebligata "Hukuk Muhakemeleri Kanunu 211. Maddesi uyarınca imza ve yazı örnekleriniz alınmak üzere tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememizde hazır olmanız aksi takdirde imzaya ilişkin itirazınızdan sarfı nazar etmiş sayılacağınız hususu ihtar olunur" şerhinin eklenmesine, davalı şirket yetkilisinin hazır olması halinde ilgilinin Mahkeme huzurunda imza incelemesine esas olmak üzere yeterli miktarda oturarak, ayakta, sağ ve sol el ile yeteri miktarda imza, isim-soyisim, yazı ve rakam örneklerinin alınmasının istenilmesine, davacı ve davalı tarafa; davalı şirket temsilcisinin ıslak imzalarını içeren evrak asıllarının bulunduğu ilgili kurum ve kuruluşları bildirmek üzere 2 haftalık süre verilmesine, bildirildiğinde davacıya ait ıslak imzalı evrak asıllarının ilgili kurumlardan celbine karar verilmiş ise de davalı şirket temsilcisi ......'ın imzaya ilişkin itirazdan sarfı nazar etmiş sayılacağı hususu ihtar edilmiş olmasına rağmen yazı ve imza örneklerini vermediği anlaşılmıştır. Davacı vekilince dayanak "ödeme ve taahhüt iade beyanı" başlıklı belgede davacı tarafından ödeneceği belirtilen tutarlara ilişkin ödeme belgelerinin sunulduğu ve ödemelerde "..... Projesi" belirtmelerinin yer aldığı görülmüştür. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, davacı ve davalı arasında eser sözleşmesi niteliğinde bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve anlaşma hükümlerinin davacı tarafça yerine getirilmemesi nedeni ile aralarında "taahhüt ve ödeme iade beyanı" başlıklı belgenin imzalanıp imzalanmadığı, sözleşmede davalı şirket temsilcisi adına atılı imzanın şirket temsilcisinin eli ürünü olup olmadığı, sözleşmenin HMK m. 194 gereği delil sözleşmesi olarak kabul edilip edilemeyeceği, davacı tarafın davalı taraftan belirtilen sözleşme uyarınca alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde miktarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 19/01/2026 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ...... 16/02/2026 tarihli raporunda özetle; davacının elektronik ortamda tutulan e-mühürlü yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiğini, davanın esasını kapsayan kısımları incelenmiş olup, kebir ve yevmiye defterinin birbiriyle uyumlu olduğunu, defterler üzerinde denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğunu, defterlerin muhasebe teknik usullerine göre uygun tutulduğunu, defterlerin kesin delil niteliği taşıması hususunun ise mahkememiz takdirinde olduğunu, mahkememizin 23.12.2025 tarihli 2 numaralı celsesinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için 19.01.2026 saat 14:00’de inceleme günü verildiğini, inceleme gününe davalıca katılan olmadığı gibi yerinde inceleme yetki talebinin de dosya muhteviyatı itibariyle yapılan incelemede görülememiş olduğunu, davacı tarafından delil listesinde sunulan taahhütnamede davacının, Berlin'de gerçekleştireceği "..... Projesi" için davalı ile imalat ve ürün tedariki hususunda anlaştıkları ve toplamda iş taahhüde binaen 2.000.000,00-TL ödeme yaptığının görülmüş olup, davalının ise sözleşmedeki imzalara itiraz ettiği ancak imza tespitinin mali bilirkişinin uzmanlığına girmediğinden bu hususta bir tespit yapılamamış olduğunu, neticede taraflar arasında imzalanıp imzalanmadığı hususu her ne kadar mali bilirkişinin tespit edebileceği bir husus olmasada, davacının davalının hesabına taahhüt de yazılı ödemeleri; gezer proje mobilya üretimi ön ödeme dekont açıklamasıyla gönderdiğinin dekontlar üzerinden tespit edilmiş olduğunu, davalının iddiasına göre ortada sözleşme ve cari hesap ilişkisinin olmadığı beyan edilse de davacı tarafından davalı hesabına yapılan ödemelerin varlığını değiştirmeyeceğini, davacı şirketin, davalı firma ile ilgili ödemeleri 2024-2025 yılı defter kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediğini, davacının; raporun tespitler kısmında yer verilen yevmiye kayıtları ile detayı verilen tüm faturalardan ve ödemelerden sonra 13.05.2025 takip tarihi itibariyle 2.000.000,00 TL defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözükmekte olduğunu, dava tarihi itibariyle de davacının alacağının aynı tutarda olduğunun tespit edilmiş olduğunu NETİCE İTİBARİYLE; huzurdaki davada davacının toplam; 2.000.000,00 TL asıl alacağına ve 140.630,14 TL’sı işlemiş faiz alacağına ilişkin olarak 13.05.2025 tarihinde Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ...... sayılı dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, davacının alacağının ticari defter ve kayıtlarında ve ödeme dekontlarında tespit edildiğini, işlemiş faiz alacağının ise 169.625,00 TL’sı hesap edilmiş olup, hesap edilenin talep edilenden fazla olması sebebiyle taleple bağlılık ilkesi gereği az olanın makul olduğu, ödenmesi hususunun mahkememiz takdirine bırakıldığını, takip talebinden sonra işlemiş faiz talebinin yerindeliği mahkememiz görev alanında olduğundan işlemiş faiz hesabı yapılmadığını bildirmiştir. Davacının talebi, davalı ile yapmış oldukları imalat ve ürün tedariki konusundaki anlaşma uyarınca yapılan 2.000.000,00 TL tutarındaki ödemenin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ayrıca tarafların ayrı ayrı imzasını taşıyan "Taahhüt ve Ödeme İade Beyanı" uyarınca da davalıdan belirtilen tutarda alacaklı olduğu iddiası ile işbu davayı açmıştır. Taahhüt ve Ödeme İade Beyanı başlıklı davacının işveren, davalının ise yüklenici olarak yer aldığı belgenin ödeme iadesi ve hukuki süreç ifadeleri ile başlayan ilgili maddesinde yüklenici, verdiği bu taahhütleri yerine getirmediği takdirde, işveren tarafından yapılan toplam 2.000.000,00 TL ödemenin bir aylık gecikme faizi ile birlikte 15.04.2025 tarihinden iade edilecektir hükmünün yer aldığı görülmüştür. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde imza inkarında bulunması üzerine Mahkememiz ara kararı ile davalı şirketi münferiden temsile yetkili ..... adına HMK m. 211 uyarınca imza ve yazı örnekleriniz alınmak üzere tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememizde hazır olmadığı takdirde imzaya ilişkin itirazınızdan sarfı nazar etmiş sayılacağı hususu ihtar edilmiş olmasına rağmen yazı ve imza örneği sunulmadığı anlaşılmıştır. Yine tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmiş ve dosya kapsamına uygun ve gerekçeli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu ile davacının elektronik ortamda tutulan e-mühürlü yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, kebir ve yevmiye defterinin birbiriyle uyumlu olduğu, defterler üzerinde denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, defterlerin muhasebe teknik usullerine göre uygun tutulduğu, inceleme gününe davalıca katılan olmadığı gibi yerinde inceleme yetki talebinin de dosya muhteviyatı itibariyle yapılan incelemede görülememiş olduğu, davacı tarafından delil listesinde sunulan taahhütnamede davacının, Berlin'de gerçekleştireceği "..... Projesi" için davalı ile imalat ve ürün tedariki hususunda anlaştıkları ve toplamda iş taahhüdüne binaen 2.000.000,00-TL ödeme yaptığı, davalının ise sözleşmedeki imzalara itiraz ettiği, davacının davalının hesabına taahhüt de yazılı ödemeleri; gezer proje mobilya üretimi ön ödeme dekont açıklamasıyla gönderdiğinin dekontlar üzerinden tespit edilmiş olduğu, davacı şirketin, davalı firma ile ilgili ödemeleri 2024-2025 yılı defter kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, davacının; raporun tespitler kısmında yer verilen yevmiye kayıtları ile detayı verilen tüm faturalardan ve ödemelerden sonra 13.05.2025 takip tarihi itibariyle 2.000.000,00 TL defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözükmekte olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf HMK m.220/3 hükmü uyarınca davacı taraf defterlerinde yer alan kayıtların kabul edileceği ihtar edilmiş olmasına rağmen ticari defter ve belge sunmadığı gibi bu hususta geçerli bir mazeret de bildirmediğinde davacı taraf defterlerinde yer alan kayıtlar kabul edilmiştir. Buna göre davalı şirket yetkilisinin imza inkarına rağmen yazı ve imza örneği vermekten kaçınması ve davacı şirket defterlerinde yer alan kayıtlar ve ödeme belgeleri karşısında davalı tarafın aynı mahiyette delili ibraz etmediği anlaşılmakla davacının Taahhüt ve Ödeme İade Beyanı belge uyarınca davalıdan alacaklı olduğu, alacağın belirlenebilir nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 2.000.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip talebinde belirtilen oranda faiz işletilmesine, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 400.000,00 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin 2.000.000,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip talebinde belirtilen oranda faiz İŞLETİLMESİNE, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 400.000,00 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 136.620,00 TL harçtan peşin alınan 23.451,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 113.168,15 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 24.067,25 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 7.172,90 TL olmak üzere toplam 31.240,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 298.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/03/2026
Katip ..... Hakim ....