İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/626 E. 2025/1169 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/626
- Karar No
- 2025/1169
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/626 Esas KARAR NO : 2025/1169
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/07/2025 KARAR TARİHİ : 29/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait olan ... plakalı araç ile davalı taraf adına kayıtlı ... plakalı araç arasında 22.06.2024 tarihinde, Çanakkale İli, ... İlçesi, ... mevkiinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında ve Ekspertiz Raporunda tespiti yapıldığı üzere asli kusurlunun ... plakalı aracın sürücüsü ... olduğunu, ilgili kazaya ilişkin tutanak bölge kolluk görevlileri tarafından Kaza Tespit Tutanağı düzenlendiğini, davalı tarafın 22.06.2024 tarihinde meydana gelen kazanın oluşumunda %100 asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle meydana gelen maddi hasar, değer kaybı ve ikame araç bedeli tazminatından sorumlu olduğunu, kaza sonucunda müvekkiline ait aracın bir çok parçasının hasar gördüğünü, bilirkişi incelemesi yapılarak oluşan maddi hasarın, tam olarak tespit edilebileceğini, tespit edilecek bu maddi hasarın, kazanın oluşumunda kusurlu olan davalı taraf karşılamakla yükümlü olacağını, aynı şekilde müvekkiline aracın yaşı, modeli, kullanım süresi ve kilometresi dikkate alındığında aracın kazadan önceki ikinci el değeri ile kazandan sonra onarılmış haldeki ikinci el rayiç değeri arasındaki farkın belirlenmesi ve bu doğrultuda müvekkiline gerçek zararın ödenmesini, müvekkilinin aracından mahrum kalması nedeniyle araç mahrumiyet bedeli olarak da bir tazminatın hesaplanması gerektiğini, tüm bu hususlar göz önüne alınarak, ekspertiz raporu ve kaza tespit tutanağı uyarınca kazanın oluşumunda KTK'nın 67/A. Maddesi kapsamında %100 kusurlu olan davalı tarafın müvekkiline aracında meydana gelen maddi hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelini davalıdan alınarak müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmadığını, kazaya karışan araçların konumu, sürücülerin manevraları ve çevresel koşullar henüz tam olarak açıklığa kavuşturulmadığını, yalnızca kolluk kuvvetlerince tanzim edilen tutanak ve davacı tarafından ibraz edilen ekspertiz raporu ile müvekkili şirketin %100 kusurlu olduğunun iddia edilmesinin objektif değerlendirme ilkesiyle bağdaşmadığını, müvekkili şirketin sürücüsü ...'ın, olay sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, kazanın, davacı tarafın dikkatsizliği ve trafik kurallarına aykırı davranışı sonucu meydana geldiğini, bu nedenle kusur oranlarının tespitinin bilirkişi incelemesiyle netlik kazanacağını, kaza tespit tutanağı ve ekspertiz raporu'nun bağlayıcı olmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete herhangi bir kusur atfı yapılamayacağını, kaza tespit tutanakları, taraf beyanları ve kolluk değerlendirmesine dayanmakta olduğunu, mahkemeyi bağlayan kesin bir delil olmadığını, ekspertiz raporlarının da taraflı olabileceğini ve davacı tarafından tek taraflı sunulan bu tür belgelerin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının maddi hasar iddialarının soyut ve belirsiz olduğunu, ekspertiz raporuna rağmen davacı tarafın bu onarım giderlerine ilişkin herhangi bir fatura, servis kabul-teslim fişi, ödeme dekontu veya onarımın gerçekten yapıldığını gösteren servis kayıt belgelerinin dosyaya sunulmadığını, bu haliyle, maddi hasarın oluştuğunu, onarımın fiilen yapıldığı ve talep edilen tutarın gerçekten harcandığının ispatlanmadığını, değer kaybı talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ve müvekkilince kabulünün mümkün olmadığını, araç mahrumiyet bedeli talebine ilişkin'de herhangi bir belge sunulmadığını, araç mahrumiyeti iddiasının gerçekliğinin, sürekliliğinin, ispatı ve ikame giderinin gerçekten oluşup oluşmadığı hususlarının tam bir belirsizlik içerisinde olduğunu, açıklanan tüm nedenler davacının taleplerinin reddi gerekmektedir. DELİLLER :Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi, İstanbul Defterdarlığı, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü, Çanakkale Ticaret Sicili Müdürlüğü, Çanakkale Defterdarlığı yazı cevapları, ... plakalı ve ... plakalı araçların malik bilgileri, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, 22.06.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen maddi hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelininin davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) Tacir araştırması için yazılan müzekkere cevabında davacının mükellefiyet kaydına rastlanmadığının, ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre ise gerçek kişi tacir işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Somut uyuşmazlık yönünden yapılan araştırmada, davacının mükellefiyet kaydına rastlanmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre ise gerçek kişi tacir işletme kaydının bulunmadığı, sonuç olarak davacının tacir olmadığı, aracın hususi araç olduğu, davada sigorta şirketi bulunmadığı dava konusu uyuşmazlığın mutlak ticari dava olarak da nitelenemeyeceği anlaşıldığından, davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.( Emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 18/11/2025 Tarihli 2025/1068 Esas 2025/2980 Karar 18/11/2025) HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı .... A.ş. vekilinin yüzüne karşı davalı ....'ın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/12/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır