İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/613 E. 2026/280 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/613
- Karar No
- 2026/280
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/613 Esas KARAR NO : 2026/280
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 21/07/2025 KARAR TARİHİ : 13/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçeside; Müvekkil şirket nezdinde .... no'lu .... Kasko Sigorta Poliçesi (Genişletilmiş Kasko) ile sigortalı ....'nın malik ve ...'nın sürücüsü olduğu .... plakalı araca; davalı/borçlu ... Tekstil San. Dış Tic. Ltd. Şti.'nin malik ve ....'in sürücüsü olduğu forklift'in 02.05.2023 tarihinde, İstanbul ili ... İlçesi ... Mah. ... Sokak üzerinde seyir halinde bulunan sigortalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkil şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden sigortalı araçta meydana gelen hasar bedeli 38.936,47-TL olarak tespit edilmiş ve 2023 K ... no'lu hasar dosyası kapsamında hak sahibine ödendiğini, işbu tazminat bedelinin 38.936,47-TL tutarında asıl alacağa ödeme tarihi olan 05.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek yıllık değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte hesaplanacak tutarından KTK, TBK ve TTK uyarınca davalının sorumluluğu bulunmakta olduğunu, müvekkil sigorta şirketi, TTK m.1472 hükmü gereği ödenen tazminat tutarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, işbu ödenen tutarı, halefiyet gereği zararın meydana gelmesinde kusurlu olan davalı/borçluya kusuru oranında rücu etme imkanı bulunmakta olduğunu, kaza sonucu sigorta konusu araçta meydana gelen zarar ile ilgili; trafik kazası tespit tutanağı ve müvekkil şirket tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporu incelendiği takdirde forklift sürücüsünün şerit değiştirme kuralına uymayarak kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılacağını, davalı (borçlu) ... San. Dış Tic. Ltd. Şti., KTK uyarınca forkliftin işleteni olduğunu, davalı/borçluların kusuru oranına karşılık gelen ve işbu rücuen tazminat alacağımız olan 38.936,47-TL'lik hasar tazminatının ödeme tarihi olan 05.06.2023 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsili amacıyla davalı/borçlu aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı/borçlu yasal süresi içinde borca, faize ve tüm fer’ilerine itiraz ettiğini, davalıların/borçluların itirazları haksız ve alacağı geciktirmeye yönelik olup işbu itirazın iptali için dava sürecine geçilmek istenmiş ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinin “konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü gereğince 09.10.2024 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk dosya numarası ile arabuluculuğa başvurulduğunu, açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla,
Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında haksız olarak yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep etmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacı, sigortalısına 38.936,47 TL ödediğini iddia etmiş olup, bu bedeli tarafımızdan rücu etmek amacıyla icra takibi başlattığını, akabinde, tarafımızca bu takibe itiraz edildiğinden; işbu davayla itirazın iptali talep edilmiştir. Fakat bu davanın reddi gerektiğini, şöyle ki; Davacı dava dilekçesinde; 38.936,47 TL tutarında asıl alacağa ödeme tarihi olan 05/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yıllık değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte hesaplanacak tutarından KTK, TBK ve TTK uyarınca davalının sorumluluğu bulunduğunu, davacının TTK'nın 1472. hükmü gereği ödenen tazminat tutarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, işbu ödenen tutarı, halefiyet gereği zararın meydana gelmesinde kusurlu olan davalı/borçluya kusuru oranında rücu etme imkanı bulunduğunu belirttiğini, fakat bu iddialar doğru olmadığını, somut olayda davalı işleten konumdadır ve kusuru bulunmadığını, dolayısıyla, trafik kazası sebebiyle sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödenen bedelden sorumlu olmadığını, aynı zamanda, tazminatı gerektiren işbu trafik kazası; sigortalının ağır kusuru sonucunda meydana geldiğinden, davacının; sigortalıya rücu etmesi gerekmekte olduğunu, davacı dava dilekçesinde; kaza sonucu sigorta konusu araçta meydana gelen zarar ile ilgili trafik kazası tespit tutanağı ve davacı tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporu incelendiği takdirde forklift sürücüsünün şerit değiştirme kuralına uymayarak kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılacağını belirttiğini, trafik kazası tespit tutanağı Yargıtay’a göre tek başına hüküm kurmak için yeterli olmadığını, bu belge aksi sabit oluncaya kadar maddi durumu belirleyen ve itiraz halinde denetlenmesi gereken bir delil niteliğinde olduğunu, bu nedenle delil vasfı, aksi ispat edilemediği sürece söz konusu olacağını, aynı zamanda, davalının kusuru bulunmadığını, dolayısıyla, tutanağa itiraz etmekte olduğunu, bu tutanağın hükme esas alınmamasını talep ettiğini,(Müvekkilin kusurlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber) Hasar bedelini ödeyen sigortacı; sigortalısının halefi olarak onun yerine geçtiği için, zarar veren üçüncü kişiye karşı sigortalısı dava açmış olsaydı, davanın seyri nasıl olacak idiyse, aynı biçimde hareket etmek, davasını ve zararın miktarını ispat etmek zorunda olduğunu, fakat somut olayda davacı bu hususları ispatlayamadığını ve ispata dair herhangi bir delil sunmadığını, açıklanan ve yargılama sırasında sübuta erecek nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmektedir. DELİLLER VE GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Dava, davacı sigorta şirketi tarafından "Sigorta" Poliçesine dayalı olarak sigortalıya ödenen hasar bedelinin, halefiyete istinaden zarar sorumlusu olan davalı şirketten tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Buna göre, uyuşmazlık; 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın zarar sorumlusundan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Dava halefiyete dayalı olarak açıldığına göre davacının selefi olan dava dışı sigortalı taraf davalı aleyhine hangi mahkemede dava açacak ise o mahkemede dava açması gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. 3). Mahkememizce dava dışı sigortalı ....'nın tacir araştırmasının yapılması için Vergi Dairesi, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde dava dışı sigortalının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda; gerçekleşen riziko, gerçek kişi sigortalıya ait araçta meydana gelen kaza nedeniyle aracın hasar görmesine ilişkindir. Bu itibarla, davacı sigorta şirketinin sigortalısına halef olarak açmış olduğu işbu davanın hukuki sebebi, dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasındaki haksız fiile ilişkin olarak meydana geldiği iddia edilen zararı tazmininden kaynaklanmakta olup, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişki haksız fiile dayandığından görevli mahkeme asliye hukuk mahekemesidir. ait bulunmaktadır. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. 3 nolu İçtihadı Birleştrime kararı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 Tarih ve 2023/2347 E- 2024/566 K. sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince , -Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden , -Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, -Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına, 5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.13/04/2026
Katip ... ¸E-imza
Hakim ... ¸E-imza