İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/590 E. 2026/258 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/590
- Karar No
- 2026/258
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/590 Esas - 2026/258 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/590 KARAR NO : 2026/258
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 01/07/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı .... San. Tic. Ltd. Şti. Arasında 14/03/2024 tarihli GKS ve teminat sözleşmeleri, esnek ticari hesap sözleşmesi, Business TL Kart Sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmelerde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, sözleşmeler kapsamında dava dışı şirkete kredi ve Business kart kullandırıldığını ve çek karneleri verildiğini ancak bir kısım davalı borçluya çek karneleri verildiğini, bir kısım çeklerin bankaya ibrazı ve karşılıklarının bulunmaması nedeniyle yetkili hamillerine yasal yükümlülük tutarlarının bankaca ödendiğini, 135.770,00-TL gayri nakdi alacaklarının bulunduğunu, Beyoğlu .... Noterliğinin 26/02/2025 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlulara hesap özetinin gönderildiğini, ihtarın sonuçsuz kalması üzerine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, yapılan itirazın haksız olduğunu, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Genel Kredi Sözleşmesi, Esnek Ticari Hesap Sözleşmesi ve Business Kart Sözleşmesi'nden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik kefil aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Dosya kapsamında davacı bankadan davaya konu sözleşmeler ile tüm belgeler temin edilmiş, akabinde dosya inceleme yapılmak üzere bankacı bilirkişiye tevdi edilerek, rapor düzenlenmesi istenmiş, alınan rapor taraflara tebliğ edilmiştir. Öncelikle kefaletin geçerli bir kefalet olup olmadığının tespiti için Türk Borçlar Kanununun (TBK) kefaletin şeklini düzenleyen 583. Maddesine bakılması gerekmektedir. TBK m.583/1 : "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." TBK m.584/1,3:"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. ..... (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve ....sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." denilmektedir. Dosyaya sunulan sözleşmelerin incelenmesinde kefalete ilişkin düzenlemenin yazılı olarak yapıldığı, kefalet tarihinin belirli olduğu, sorumlu olunan azami tutarın belirli olduğu, kefilin el yazılı beyanının bulunduğu görülmüştür. Davalıya 25/12/2023 tarihinde dava dışı şirketin tüm hisselerinin devredildiği, davalının da 27/11/2024 tarihinde tüm hisseleri bir başka kişiye devrettiği, sözleşme tarihinin 14/03/2024 olduğu, davalının tam hissedarken davaya konu sözleşmelere kefil olduğu, şirketin tam hissedarının kefaletinde eşinin muvafakatine gerek duyulmadığı anlaşılmakla; TBK 584/3 maddesi gereğince eş muvafakati aranmayacağından geçerli bir kefalet ilişkisinin varlığının kabulü gerekir. Dava konusu kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 589/1.maddesi gereği kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir.(Ankara BAM 21. H.D.'nin 2022/2017 E. 2025/248 K. Sayılı ilamı). Dosya kapsamında mevcut Beyoğlu .... Noterliği'nin 26/02/2025 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarnamesinin muhatapları dava dışı asıl borçlu şirkete 28/02/2025 tarihinde tebliğ edilemeden iade olduğu, davalı kefile ise 26/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmede belirlenen adrese tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün oluştuğu yönünde madde bulunduğu, bu nedenle dava dışı şirketin temerrüdünün ihtarda verilen 1 günlük ödeme mehli dikkate alındığında 02/03/2025 tarihi itibariyle davalı borçlunun temerrüdünün ise 28/02/2025 tarihi itibariyle oluştuğu belirlenmiştir. Her ne kadar dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda müteselsil kefile asıl borçludan daha fazla sorumluluk yüklenemeyeceği, bu nedenle davalı yönünden de temerrüdün 02/03/2025 tarihi olduğu belirtilmiş ise de TBK 586. Maddesi hükümleri uyarınca asıl borçludan önce kefillerin temerrüde düşürülmesi mümkün olamayacağından bu kefil yönünden temerrüdün gerçekleşmediği, yine bu kefil yönünden takip yapılamayacağının kabulünün gerektiği emsal yüksek mahkeme ilamları ile de sabittir. Yargıtay uygulamasında takip ve dava şartı yokluğu sebepleri arasında takip ve dava tarihi itibarı alacağın muaccel olmaması yer almaktadır. Muaccelliyet borcun istenebilme anıdır. Somut olayda müteselsil kefile başvuru koşulu takip tarih itibarı ile oluşmamıştır. (TBK 586 anlamında asıl borçluya ihtar edilmemesi ve ihtarın sonuçsuz kalmaması koşulu) TBK'nun 586. maddesi uyarınca kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Buna göre, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. (Ankara BAM 21. H.D.'nin 2023/23 E. 2025/901 K.). Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde ve davacı alacaklı bankanın doğrudan müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği, Mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı alacaklının asıl borçluyu takip etmeden müteselsil kefil olan davalı Şahin Yüce'ye takip yapabilmesine ilişkin asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması yasal koşullarının somut olayda oluşmadığı görülmüş, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 6.427,17-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.695,17-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/04/2026
Katip .... e-imza Hakim ....e-imza