İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/584 E. 2026/109 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/584
- Karar No
- 2026/109
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/584 Esas KARAR NO :2026/109
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:08/08/2025 KARAR TARİHİ:13/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ile davalının 22.05.2024 – 29.10.2024 tarihleri arasında, Türkiye’de bulunan diplomatik misafirlerine yönelik olarak ulaşım, konaklama, vize, yurt içi ve yurt dışı uçak bileti temini ile organizasyon hizmetler sunduğunu, bu hizmetlere ilişkin olarak düzenlenen 27.09.2024 tarihli ve 25.12.2024 tarihli iki faturanın toplam bedelinin 225.030,00 USD (7.751.823,25 TL) olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, uzun süredir devam eden ticari ilişki kapsamında aralarında yerleşik hale gelmiş teamüllere dayalı bir çalışma pratiği oluştuğunu, sunulan hizmetlerin her seferinde karşılıklı teyit ve mutabakatla yürütüldüğünü, bu kapsamda hem sözlü görüşmeler hem de e-posta ve mesaj yoluyla yazılı iletişim gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki bu mutat uygulama doğrultusunda düzenlenen faturalarda, ifa tarihlerinin ve içerik detaylarının hizmetin niteliklerine uygun şekilde belirlendiğini, müvekkili şirketin alacağının, doğrudan ilamsız icra takibine konu edilemeyecek nitelikte olduğunu, ayrıca davalı tarafın yabancı bir devlet temsilciliği olduğundan, İcra ve İflas Kanunu’nun 42/2. maddesi gereği ilamsız takip yoluna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle, alacağın tahsili amacıyla öncelikle mahkemeden ilam alınmasının zorunlu hale geldiğini, işbu davanın bu hukuki gereklilik doğrultusunda açıldığını, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki ve davalı tarafın önceki dönemlerdeki ödemeleri ile ortaya çıkan güven ilişkisi uyarınca, davalı tarafın defalarca sözlü ve yazılı şekilde ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bu güven ilişkisi çerçevesinde, davacı şirketin ikinci hizmet dönemine ilişkin yükümlülüklerini de eksiksiz yerine getirdiğini, ancak, her iki faturaya ilişkin borcun bugüne kadar tamamen ödenmediğini, faturaların davalıya noter aracılığıyla gönderilen ihtarnamelerle tebliğ edildiğini, bunun yanında, taraflar arasında alışılmış olan e-posta iletişimi üzerinden de faturalar gönderildiğini ve hiçbir şekilde herhangi bir itirazın ileri sürülmediğini, davacı tarafça ayrıca 25.12.2024 tarihinde gönderilen yazılı mutabakat taslağı ile ödeme için 15.01.2025 tarihine kadar süre tanındığını, fakat bu belgenin davalı tarafça imzalanmadığını, akabinde, 10.01.2025 tarihinde yeniden noter ihtarnamesi gönderildiğini, 11.01.2025 tarihinde ise konu Libya Dışişleri Başkanlığı’na e-posta ile de bildirildiğini, davalı tarafça ödeme yapılmadığı gibi itirazda da bulunulmadığını, her ne kadar davalı tarafın yabancı bir devletin Türkiye’deki diplomatik temsilciliği olsa da, uyuşmazlığın kamu gücünün kullanımı ile ilgili olmayıp tamamen özel hukuk ilişkisine ve ticari hizmet sözleşmesine dayandığını, davacı şirketin TTK m.19/2 uyarınca tacir sıfatına sahip olup, sunduğu hizmetin tamamen ticari faaliyet kapsamında gerçekleştirildiğini beyanla müvekkil şirket tarafından ifa edilen ve davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmaksızın kabul edilen hizmetlere ilişkin olarak düzenlenen, toplamda 225.030,00 USD tutarındaki iki adet fatura kapsamında, her bir fatura için 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 2.000,00 TL'lik kısmı yönünden kısmi olarak açılan davanın kabulü ile, 27.09.2024 tarihli ilk fatura bakımından (152.370 USD): 20.10.2024 temerrüt tarihinden itibaren, 25.12.2024 tarihli ikinci fatura bakımından (72.660 USD): 10.01.2025 temerrüt tarihinden itibaren, olmak üzere; 31.12.2024 tarihine kadar %48 oranında, 01.01.2025 tarihinden itibaren ise %53,25 oranında yıllık ticari temerrüt faizi işletilmesine, davalı taraf aleyhine yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizdeki davanın; taraflar arasındaki ilişki kapsamında ulaşım, konaklama, vize, yurt içi ve yurt dışı uçak bileti temini ile organizasyon hizmetine ilişkin talep edilen alacak isteminden ibaret olduğu anlaşıldı. Dosyanın mahkememizin 1 nolu hakimliğinden heyete tevdi edildiği anlaşıldı. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/1603 Esas, 2022/1367 Karar ve 20/10/2022 tarihli ilamında ile; ... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esası ile davacı ..... Ltd. Şti. Tarafından davalı Afghanistanıslam Cumhuriyeti Başkonsolosluğu'na karşı açılan alacak davasında verilen ... sayılı "görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri" olduğu yönündeki kararını davacı vekilinin istinaf etmesi üzerine incelemekle; "...davalının tacir ve tüketici olmadığı anlaşıldığından davaya bakmaya tüketici veya asliye ticaret mahkemeleri görevli değildir. TTK'nun 4. Maddesi anlamında mutlak ticari davalardan sayılmayan simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemelerinde görülüp sonuçlanması gerekir" gerekçesi ile davacının istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda incelenmiştir. TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; dava konusunun ulaşım, konaklama, vize, yurt içi ve yurt dışı uçak bileti temini ile organizasyon hizmetine ilişkin olup, verilen hizmetin niteliğinin davacı ... yönünden ticari alacak niteliğinde olsa da, davalı ...'nun tacir olmadığı gibi verilen hizmetlerin bedellerine yönelik alacak hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, 6098 sayılı TBK'da düzenlendiği anlaşılmakla, Türk Ticaret Kanununda düzenlenen ya da diğer kanunlarda düzenlenip Ticaret Mahkemeleri görevine girdiği belirtilen nitelikte mutlak ticari dava olmadığı ve davalı Konsolosluğun İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/1603 Esas, 2022/1367 Karar ve 20/10/2022 tarihli ilamında da belirtildiği gibi tacir olmadığı, ticari işletmesi de bulunmadığından nispi dava niteliği taşımadığı tespit edilmekle davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu itibarla mahkememiz iş bu davaya bakmaya görevli olmadığından 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/1-2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği saptanmış olup, mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine , kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine, 2-HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2026
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza