İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/582 E. 2026/265 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/582
Karar No
2026/265
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/582 Esas KARAR NO : 2026/265

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/08/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili ... ilçesi ... mahallesi ... Caddesi No:6 Kat:9 Daire 33 sayılı yerde klima sistemleri takma konusunda anlaştıklarını, belirtilen adreste klima sistemlerinin takıldığını ve iş bittikten sonra yapılan işlere ilişkin 05/05/2025 tarihli faturanın düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davalı tarafın hem faturaya itiraz etmediğini hem de ödemeyi yapmadığını, borcun ödenmemesinden dolayı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir malın teslim edilmediğini, klima kurulum hizmeti verilmediğini, fatura üzerinde bulunan ibarenin fiili teslimi ispatlamadığını, faturanın tek başına borcun kesin delili olduğunu ispatlamayacağını, müvekkili şirketin faturayı iade ederek teslimin hiç gerçekleşmediğini gösterdiğini, davacının davasını ispat edemediğini belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasının 08/08/2025 tarihli tensip zaptının 8/A maddesi uyarınca ilgili yerlere müzekkere yazılarak davacının esnaf-tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususunda mahkememize bilgi verilmesine karar verildiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 12/08/2025 tarihli yazı cevabı ile davacı ...'un gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığının bildirildiği görüldü. Yine...Odasının 21/08/2025 tarihli yazı cevabında davacı ...'un 14/03/2019 tarihinde ... Odasına kaydının olduğu ve bu kaydın 03/08/2021 tarihinde kapatıldığının bildirildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/412 E., 2025/761 K. Sayılı kararında " Davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda ise her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmekle, davalı hakkında vergi dairesine yazılan müzekkereye; davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğu, yine İstanbul Ticaret Sicil Müd.'ne yazılan müzekkereye de davalının gerçek kişi ticari kaydının bulunmadığı yönünde yanıt verildiği görülmüştür. Yapılan araştırmalar sonucu davalının tacir sıfatı olmadığının kesinleştiği böylece eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı tespit edilmekle mahkemenin görevsiz olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple mahkemece; davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerekirken.." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olayda, davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabı ile sabit olduğu, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin veriği müzekkere cevabına göre davacının 14/03/2019 tarihinde esnaf odasına kaydının bulunduğunun, 03/08/2021 tarihinde bu kaydı kapattığının tespit edildiğinin bildirildiği, dosya arasına gelen tüm bu kayıtla ve vergi dairesi yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde davacının tacir olduğuna dair somut bilgi belgeye rastlanmadığından ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, görev hususu kamu düzeninden olup mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekeceğinden yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3- Görevsizlik kararı kesinleştiğinde (2 hafta içersinde istinaf edilmediğinde yahut istinaf başvurusu reddedildiği takdirde) ve süresinde (kararın istinaf edilmeyerek kesinleşmesinden yahut istinaf ret kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde) talep edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK 20.maddesi uyarınca süresi halinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının Görevli yada Yetkili Mahkemeye gönderilmesi taraflar tarafından talep edilmediği taktirde Davanın Açılmamış Sayılmasına karar verileceğinin taraflara ihtarına , 5-HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin (e duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/04/2026

Katip ... (e-imzalıdır)

Hakim ... (e-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/582, K. 2026/265, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-582-e-2026-265-k-e56949ab8662