İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/530 E. 2026/515 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/530
- Karar No
- 2026/515
- Karar Tarihi
T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/530 Esas - 2026/515 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/530 Esas KARAR NO : 2026/515 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/12/2018 KARAR TARİHİ : 03/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı şirket arasında, davalının... ile akdettiği "... İli,... .... ... Parselin Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi" kapsamında, "Mutfak ve Ortak Mahal Islak Hacimler Akrilik Tezgâh İşleri"nin yapımına ilişkin 10/05/2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz ve süresinde yerine getirdiğini, bu kapsamda taraflarca karşılıklı olarak 7 adet hakediş raporunun imzalandığını ve bu hakedişlere ilişkin davalıdan hiçbir uyarı almadığını, 25/09/2017 tarihli 301.360,97 TL bedelli 6 no'lu, 29/09/2017 tarihli 239.003,35 TL bedelli 7 no'lu ve 24/10/2017 tarihli 50.789,32 TL bedelli faturaların keşide edilerek davalıya gönderildiğini ve davalının ticari kayıtlarına işlendiğini, bu faturalardan kaynaklanan alacak ödenmeyince ... 16. İcra Müdürlüğü'nün 2017/20538 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, ancak itirazına rağmen davalının talebi üzerine 15/11/2017 tarihinde "Ödeme Sulh ve İbra Protokolü" imzalandığını, bu protokolle davalının borcunu açıkça kabul ettiğini ve ilk taksit olan 286.651,50 TL'yi ödediğini, fakat davalının bu protokolden kısa bir süre sonra ... 64. Noterliği'nin 24/11/2017 ve 15/12/2017 tarihli ihtarnameleri ile sözleşme ihlalleri ve gecikme gibi gerekçelerle cezai şart ve mahsup taleplerinde bulunduğunu, bu ihtarnamelerin borcu ödememek için kötü niyetli olarak gönderildiğini, müvekkilinin de ... 44. Noterliği'nin 27/12/2017 tarihli ihtarnamesi ile cevap verdiğini, davalının ifayı çekincesiz olarak kabul ettiğinin imzalanan 7 adet hakediş belgesi ile sabit olduğunu, bu nedenle cezai şart talep etme hakkının bulunmadığını, davalının faturalardan kaynaklanan bakiye 273.924,13 TL, haksız olarak nakde çevrilen 70.864,47 TL teminat ve 12.410,00 TL zeyilname teminatı olmak üzere toplam 492.198,60 TL borcu bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 22/01/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle 50.000,00 TL olan talebini 411.257,60 TL artırarak toplam 461.257,60 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ile davacı arasında 15/05/2016 tarihli 1.350.000,00 TL bedelli alt yüklenici sözleşmesi ile 24/11/2016 ve 27/02/2017 tarihli zeyilnamelerin imzalandığını, davacının hukuki şartlar oluşmadan ve vadesi gelmemiş alacaklar için faturalar düzenleyerek icra takibi başlattığını, bunun üzerine 15/11/2017 tarihli "Ödeme, Sulh ve İbra Protokolü"nün imzalandığını, bu protokolde davacının SGK ve teminat kesintilerini dikkate almadan takip başlattığının kabul edildiğini, protokol uyarınca 560.434,63 TL borcun iki taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını ve ilk taksit olan 286.000,00 TL'nin ödendiğini, ancak protokolün 3. maddesinde müvekkilinin sözleşme gereği mahsup yapma hakkını saklı tuttuğunu, davacının sözleşme devam ederken işleri zamanında bitirmemesi, sahada 5 yıl deneyimli mimar / iç mimar bulundurmaması, iş güvenliği toplantılarına katılmaması ve günlük / haftalık raporları teslim etmemesi gibi birçok yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu ihlallerin 24/11/2017 ve 15/12/2017 tarihli noter ihtarnameleri ile davacıya bildirildiğini, bu ihtarnamelerle 426 günlük gecikme için 58.267,00 TL, raporların verilmemesi nedeniyle 236.500,00 TL ve şantiye şefi bulundurulmaması nedeniyle 150.000,00 TL olmak üzere toplam 444.767,00 TL cezai şart alacağı doğduğunu, bu alacağın 135.000,00 TL'lik kısmının teminat mektuplarının nakde çevrilmesi, 274.434,00 TL'lik kısmının ise protokolden kaynaklanan bakiye hakedişten mahsup edilmesi suretiyle tahsil edildiğini ve bu hususların 15/12/2017 tarihli ceza faturası ile davacıya bildirildiğini, hakediş ödemelerinin ara ödeme niteliğinde olup ibra anlamına gelmediğini, sözleşme uyarınca cezai şartları uygulama hakkının sözleşme sonuna kadar saklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. DELİLLER : Taraflar arasında imzalanan 10/05/2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi, 24/11/2016 ve 27/02/2017 tarihli zeyilnameler, taraflarca imzalanan hakediş raporları, 15/11/2017 tarihli "Ödeme Sulh ve İbra Protokolü", davacı tarafından düzenlenen faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları,... ... .... aracılığıyla keşide edilen ihtarnameler, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2025 tarihli bozma ilamı, mahkememizce hükme esas alınan 10/05/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hakediş alacağı ile haksız olarak nakde çevrildiği iddia edilen teminat bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 10/05/2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ve ekleri olan zeyilnameler bulunduğu, davacı tarafından yapılan işler karşılığında düzenlenen faturaların bir kısmının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibi sonrası 15/11/2017 tarihli "Ödeme, Sulh ve İbra Protokolü"nün imzalandığı ve bu protokol kapsamında davalı tarafından davacıya kısmi ödeme yapıldığı, davacı vekilinin protokolde kararlaştırılan bakiye alacağın ödenmediğini, ayrıca teminatlarının da haksız olarak nakde çevrildiğini, davalının ileri sürdüğü cezai şart ve gecikme iddialarının hakedişlerin çekincesiz onaylanması nedeniyle yersiz olduğunu ileri sürerek bakiye alacak ve teminat bedellerinin tahsili istemiyle bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise, davacının işi geciktirdiğini, sözleşmede öngörülen raporlama ve şantiye şefi bulundurma yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu nedenle doğan cezai şart alacaklarını protokolden doğan bakiye alacağa ve teminatlara mahsup ettiklerini, protokolde bu hakkı saklı tuttuklarını savunarak davanın reddini istediği görülmüştür. Mahkememizin 12/03/2021 tarih ve 2018/992 E., 2021/189 K. sayılı kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih ve 2023/712 E., 2023/916 K. sayılı kararı ile onanmış, bu karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2025 tarih ve 2023/4113 E., 2025/431 K. sayılı ilamı ile "Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporlar arasında gecikme cezası ve cezai şart alacağı bakımından çelişki olduğu gibi, üç kişilik bilirkişi heyetinde yer alan Aydın Yakup Çetin ve Ferhat Cıvır tarafından sunulan bilirkişi raporunun; “Davalının cezai şart ve gecikme cezası iddialarının doğru olup olmadığının irdelenmesi, varsa miktarının hesaplanması” başlıklı kısmının içeriğinde dosya kapsamında Zeyilname-1 ve Zeyilname-2 belgelerinin bulunmadığının belirtildiği, dosya içeriğinde her iki zeyilnamenin de yer aldığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu denetime açık olmayıp, kendi içinde de çelişkili olduğu dikkate alınmadan, yeterli inceleme taşımayan ve çelişkili raporlara dayanılarak hüküm kurulduğu" gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Eser sözleşmesi; yüklenicinin, iş sahibine karşı belirli bir sonucu meydana getirmeyi (eser ortaya koymayı), iş sahibinin de bu sonucun karşılığı olarak bir bedel ödemeyi üstlendiği, sonucu taahhüt eden bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede önemli olan, yapılan faaliyetin kendisi değil, bu faaliyetin sonunda somut ve teslim edilebilir bir eserin meydana getirilmesidir. Eser sözleşmesinde yüklenici, bağımsız olarak çalışır ve borcu, eserin meydana getirilmesiyle sona erer. İstinaf ve temyiz aşamasından önce 19/11/2020 tarihinde düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda, tarafların ticari defterleri incelenerek 07/11/2017 icra takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 560.434,53 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, tarafların defterlerindeki temel uyuşmazlığın, davalı kayıtlarında yer alan ancak davacı kayıtlarında bulunmayan 273.413,83 TL'lik teminat ve ceza faturasından kaynaklandığının belirtildiği, davalı ile... arasındaki 15/11/2017 onay tarihli geçici kabul tutanağı esas alındığında davacının işi 03/04/2017 tarihi itibarıyla tamamladığının anlaşıldığı, davalının cezai şart ve gecikme cezası iddialarının değerlendirilmesi için gerekli olan iş programı ve zeyilnamelerin dosyada bulunmadığı gerekçesiyle bu konuda bir hesaplama yapılamadığı, bu nedenle davacının talep edebileceği iş alacağı, teminat iadeleri ve yapılan mahsuplar dikkate alındığında toplam alacağının 307.584,09 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Kurul üyesi Esra Demirkanca sunulan ayrı raporda ise davalının 66.500,00 TL ceza alacağı bulunduğu ve bu miktarın davacı alacağından düşülmesi gerektiği görüşü bildirilmiştir. Mahkememizce Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2025 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma ilamında belirtilen çelişkilerin giderilmesi ve uyuşmazlığın esası hakkında yeniden inceleme yapılması amacıyla dosya, inşaat mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanından oluşan yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrası alınan 10/05/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, taraflar arasındaki sözleşme, zeyilnameler, süre uzatım yazıları ve... ile yapılan ana sözleşmeye ilişkin geçici ve kesin kabul tutanakları incelenerek, davalının 426 günlük gecikme iddiasının, zeyilnamelerle iş bitim tarihinin 31/03/2017'ye uzaması ve ana işin geçici kabul itibar tarihinin 03/04/2017 olması karşısında yerinde olmadığının, davalının sözleşmenin 10. maddesi uyarınca gecikmeyi müteakip hakedişlerden kesinti yapma veya işe müdahale etme gibi haklarını kullanmadığının, bu nedenle 58.267,00 TL'lik gecikme cezası talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunun tespit edildiği; davalının günlük ve haftalık raporların sunulmadığı iddiasına dayalı 236.500,00 TL'lik cezai şart talebinin, sözleşmede bu kesintilerin hakedişlerden yapılacağının düzenlenmesine rağmen 7 adet hakedişin kesintisiz ve ihtirazi kayıtsız olarak onaylanması, davalının bu konuda yazılı bir uyarısının bulunmaması ve iddianın somut delillerle desteklenmemesi nedeniyle yerinde görülmediği; davalının 5 yıl tecrübeli mimar/iç mimar şantiye şefi bulundurulmadığı iddiasına dayalı 150.000,00 TL'lik cezai şart talebinin ise, sözleşmede bu konuda bir uyarı prosedürü öngörülmesine rağmen davalının yazılı bir uyarıda bulunduğuna dair delil sunamaması, davalıya ait bildirimlerin davacı çalışanı ...'e tebliğ edilmesi ve bu kişinin muhatap kabul edilmesi karşısında ispatlanamadığı ve bu nedenle reddi gerektiğinin değerlendirildiği, sonuç olarak davalının yaptığı mahsup ve kesintilerin haksız olduğu, bu doğrultuda davacının ödenmeyen bakiye hakediş alacağı, haksız olarak irat kaydedilen kesin teminat bedeli ve iade edilmeyen nakdi teminat kesintileri toplamı olarak 527.757,60 TL alacağının bulunduğu hesaplanmıştır. Davalı vekili 10/05/2026 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak verdiği 23/05/2026 tarihli itiraz dilekçesinde, raporun aleyhe olan hususlarını kabul etmediklerini, davacının iş programının gerisinde kaldığının 25/08/2016 tarihli uyarı yazısı ile sabit olduğunu, 426 günlük gecikmenin ve buna bağlı 58.267,00 TL'lik gecikme cezasının yerinde olduğunu, raporun bu durumu dar bir zaman aralığıyla değerlendirerek hatalı sonuca ulaştığını, günlük ve haftalık raporların hiç verilmediğini, şantiye şefi bulundurma yükümlülüğünün ihlal edildiğini, bu ihlaller nedeniyle yapılan toplam 444.767,00 TL'lik kesintinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının ihtarnamelere itiraz etmemesinin bu ihlalleri zımnen kabul ettiği anlamına geldiğini, raporun Yargıtay'ın bozma gerekçelerini karşılamadığını ileri sürerek raporun hükme esas alınmamasını ve yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan 10/05/2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi, 24/11/2016 ve 27/02/2017 tarihli zeyilnameler, taraflarca imzalanan hakediş raporları, 15/11/2017 tarihli "Ödeme Sulh ve İbra Protokolü", davacı tarafından düzenlenen faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları, noter ihtarnameleri, Yargıtay bozma ilamı, mahkememizce dosyaya uygun, denetime elverişli ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 10/05/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında 10/05/2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek iki adet zeyilname bulunduğu, davacının bu sözleşmeler kapsamında üstlendiği işleri tamamladığı, davalı ile ana iş sahibi... arasında düzenlenen geçici kabul tutanağında işin bitim tarihinin 03/04/2017 olarak tespit edildiği, bu tarihin davacı ile davalı arasındaki son zeyilnamenin bitim tarihi olan 31/03/2017'den hemen sonrası olduğu, bu durumun işin süresinde tamamlandığına karine teşkil ettiği, davalının 426 günlük gecikme iddiasının zeyilnamelerle uzayan süreler ve ana işin kabul tarihi karşısında somut delillerle desteklenmediği, davalının sözleşmenin kendisine tanıdığı hakları kullanarak gecikme süresince hakedişlerden kesinti yapmadığı veya işe müdahale etmediği, bu nedenle gecikme cezası talebinin yerinde olmadığı; davalının, davacının günlük ve haftalık raporları sunmadığı ve sözleşmede aranan nitelikte şantiye şefi bulundurmadığı iddialarına dayalı cezai şart taleplerinin, sözleşmede bu tür kesintilerin hakedişlerden yapılacağının belirtilmesine rağmen taraflarca imzalanan 7 adet hakediş raporunda bu yönde bir kesinti veya ihtirazi kaydın bulunmaması, davalının bu ihlallere ilişkin sözleşmede öngörülen usule uygun yazılı ihtarları yaptığını ispatlayamaması karşısında hukuki dayanaktan yoksun olduğu; 15/11/2017 tarihli protokol ile davalının 560.434,63 TL borcu olduğunu kabul ettiği, protokolde yer alan "mahsup haklarının saklı tutulduğu" yönündeki ifadenin, sonradan soyut ve ispatlanamayan iddialarla cezai şart alacağı yaratılarak borcun ödenmemesi sonucunu doğuracak şekilde yorumlanamayacağı, bu itibarla davalının yaptığı mahsup ve teminatları irat kaydetme işlemlerinin haksız olduğu, mahkememizce benimsenen 10/05/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yapılan hesaplama uyarınca davacının ödenmeyen bakiye hakediş alacağı, haksız irat kaydedilen kesin teminat bedeli ve iade edilmeyen nakdi teminat kesintileri toplamı olarak 527.757,60 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı vekilini 22/01/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini toplam 461.257,60 TL' ye yükselttiği, taleple bağlılık ilkesi gereği bu miktara hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile 461.257,60 TL alacağın, 28/12/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen 461.257,60 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 31.508,51 TL karar ve ilam harcından 853,88 TL peşin harç, 7.023,26 TL ıslah harcı toplamı olan 7.877,14 TL harcın düşümü ile eksik kalan 23.631,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 853,88 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 7.023,26 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 7.918,24 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacıların karşıladığı 166,50 TL yazışma gideri, 38.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 38.416,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davalının karşıladığı 100,00 TL posta ücretinden ibaret yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 461.257,60 TL üzerinden takdir edilen 73.801,22 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/06/2026 Katip ... Hakim ... ¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır