İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/456 E. 2025/828 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/456
- Karar No
- 2025/828
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/456 Esas KARAR NO : 2025/828
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 27/06/2025 KARAR TARİHİ : 05/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından ...no.lu ... Paket Sigortası ile 31.10.2024 - 31.10.2025 tarihleri arasında sigortalı bulunan ...'ya ait "..." adresindeki iş yeri 05.01.2025 tarihinde ...'ye ait rögarın tıkanması sonucu geri tepen pis suların iş yerine sirayeti nedeniyle hasara uğradığını, sigortalının başvurusu üzerine açılan ... no'lu hasar dosyasından sigorta eksperince düzenlenen ekspertiz raporunda gerekli tespitlerin yapıldığını, davaya konu olay nedeniyle sigortalıya 03.02.2025 tarihinde 31.650,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini,... A.Ş, TTK'nın 1472. maddesi uyarınca yapmış olduğu ödeme ile sigortalısının haklarına halef olduğundan davalıya rücu hakkı doğduğunu, ekspertiz raporuna göre hasarın ...'ye ait rögarın tıkanması nedeniyle pis suların geri teperek iş yerine sirayet etmesi sonucu meydana geldiğini, 2560 sayılı...Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. Maddesi hükmü gereğince zararın ...'ye ait rögarın tıkanmasından kaynaklandığını, oluşan zararla şebeke hattının yapımı ve bakımındaki kusurlu eylemler arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan davalı ... haksız fiili sonucu oluşan hasardan dolayı sorumlu olup zararı tazminle mükellef olduğunu, dava konusu zarara sebebiyet veren ...'ye ait ana su hattının TBK m.69 gereği "imal olunan şey" kavramına dâhil olduğunu, davalınun bu ana su hattının kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olduğunu, somut olayda da sigortalı iş yerinin hasarlanmasında davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak hallerden biri olmadığını, davalı aleyhine ... 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine karşı davalının haksız itirazı üzerine icra takibi durmuş olduğundan ve arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığından işbu itirazın iptali davasının açılması zarureti doğduğunu, açıklanan sebeplerle davalının ... 21.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takip dosyasına karşı yaptığı tüm haksız itirazının iptaline, takibin devamına, %20 'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idarenin ilgili birimlerince yapılan incelemede söz konusu adreslerde belirtilen 05.01.2025 tarihinde ... adresinde su ve kanal arıza bakım ve onarım çalışması "..." işi kapsamında yüklenici firma...A.Ş. tarafından yapıldığının tespit edildiğini, idare işlerinin ihale yüklenicisi firmalarca yapıldığını, davanın çalışmayı yapan yüklenici firma ...A.Ş.'ne ihbarını talep ettiklerini, İdare ile... A.Ş firması arasında imzalanan sözleşmenin 15, 17, 22 numaralı maddelerine, İçme Suyu Şebeke İnşaatı Teknik Şartnamesinin 3.4.1 numaralı maddesine, Kanalizasyon İşleri Teknik Şartnamesinin 3.5.1 ve 3.5.2 numaralı maddelerine, İdari Şartnamenin 18 numaralı maddesine, Yapım işleri Genel Şartnamesinin 9, 20, 25, 26 nolu maddeleri ve birim fiyat tariflerine binaen, yüklenici yaptığı işlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek her türlü kaza, hasar, şikayet, zarar ve ziyandan dolayı maddi, manevi, hukuki ve cezai olarak sorumlu olduğunu, yüklenicinin sigorta kapsamı içinde veya dışında kalan hareket ve fiillerinden dolayı meydana gelecek bütün talep ve iddialarının karşılanması yükümlülüğü de yükleniciye ait olduğunu, davanın müvekkili yönünden “husumet yönünden reddi” gerektiğini, davacının altyapı tesislerinin yönetmelik ve diğer yasal mevzuata, izin ve ruhsatlara uygun şekilde yapılıp yapılmadığı araştırılması gerektiğini, hasara maruz kalan binanın inşaat tekniğine aykırı yapılmış olması sebebiyle doğacak hasar ve zararlardan idare sorumlu tutabilmek mümkün olmadığını, bu sebeple binaya ait yapı ruhsatı ve projelerin getirtilmesi, binanın projesine uygun yapılıp yapılmadığının, imar mevzuatına ve ... mevzuatına uygun olup olmadığının tesbiti için mahallinde keşfen inceleme yapılması gerektiğini, hasar bedelinin fahiş olduğunu, haksız davanın reddine, yargılama masrafının ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekilinin cevap dilekçesinde özetle; haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen B.K m.49'a göre zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartların oluşmadığını, şirketin eylem ve işlemlerinden doğan bir zarar olmadığını, zarar ile müvekkili şirket arasında illiyet bağı bulunmadığından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 21. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyası, sigorta poliçesi, hasar fotoğrafları, hasar dosyası, ekspertiz raporu, dekont örneği celp edilmiş incelenmiştir. Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına ödediği hasar bedelini 6102 s. TTK 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur. Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesi "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü karşısında davacının, sigortalısının dava haklarına halefiyet yoluyla sahip olmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun... tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bu nedenle, halefiyet davası mutlak bir ticari dava değildir. O halde, sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken ve görevli Mahkemenin tespitinde, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Davacı ... A.Ş.ile sigortalısı ...arasında "..." düzenenmiş, sigortalanan büro poliçe süresi içinde 05/01/2025 trihinde poliçe teminat limitinde olan ...'ye ait rögarın tıkanması sonucunda geri tepen pis suların sirayeti neticesinde hasara neden olmuştur. Sigorta poliçesi ve tapu kayıtları uyarınca sigortalının ... olduğu açıktır. Dava dışı sigortalı ...'nun gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı,... tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ...sayılı BKK. uyarınca faaliyetinin esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından bu yıllarda verdiği Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 171/1 ve 3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 171/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılmış, nihayetinde ...'nun 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davacının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu halde, halefiyet davasının mutlak ticari dava olmaması, öte yandan sigortalının tacir sıfatı bulunmadığından nispi ticari dava da söz konusu olmadığından Asliye Ticaret Mahkemesi olarak işbu davada Mahkememizin görevli olmadığı, davaya konu uyuşmazlık bakımından genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiştir. Nitekim, İSTANBUL BAM 37. HD. ... E. ... K. sayılı ilamında: "Somut olayda; dava dışı sigortalıya ait olan konutun "..." başlıklı sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, ...'ye ait rögarın tıkanmasına bağlı su basması sonucu sigortalı konutun hasar gördüğü ve oluşan hasar bedelinin davacı sigortacı tarafından sigortalıya ödendiği ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı görülmektedir. Uyuşmazlık haksız fiîlden kaynaklanmakta ve halefiyete dayalı talepte bulunulan kişinin de(selef) tacir olmamasına göre bu durumda uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." aynı husus vurgulanmıştır. Somut olayda,davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu hasar bedelini rücuan davalıdan tazmini talebinde bulunduğu, dava dışı sigortalının davalı sorumluluğu kapsamında rögarın tıkanması ve su basması nedeniyle tazminat ödendiği, sigortalının gerçek kişi olduğu ve yapılan araştırma uyarınca sigortalının tacir sıfatının bulunmadığı - tacir olmadığının anlaşıldığı, öte yandan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun... tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı uyarınca halefiyet davasının mutlak ticari dava olmadığı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanmış olmasına göre halefiyet ilkesi gereği davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin ise Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. madde hükümler uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere;) 1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/12/2025
Katip
Hakim