İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/448 E. 2025/163 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/448
Karar No
2025/163
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/448 Esas KARAR NO :2025/163

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:23/06/2025 KARAR TARİHİ:26/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 24.09.2024 tarihinde davalının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın müvekkile ait ... plaka sayılı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde tanzim edilen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre davalı araç, tam ve asli kusurlu olarak tespit edildiği, kaza neticesinde müvekkilin ... plakalı aracın arka tarafının tamamen hasarlandığı, kaza sonucunda müvekkilin aracının hasara uğramış olup söz konusu hasar bedeli , hasar sonucunda ortaya çıkan reel değer kaybı bedeli ve müvekkilin işbu kaza sebebiyle aracını kullanamadığı gün sayısınca uğramış olduğu hak mahrumiyet bedelinin ortaya çıktığı, müvekkilin aracın onarımda kaldığı gün sayısınca aracını kullanamadığından hak mahrumiyetine de uğradığı, müvekkilin aracında meydana gelen hasardan kaynaklı olarak talep edilebilir tazminat bedelinin bilirkişi incelemesi ile tespit edileceğinden, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, müvekkilin aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak şimdilik 100,00 TL alacağı, aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı tazminatının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini, araç mahrumiyet tazminatı için şimdilik, 100,00 TL'nin. aracında meydana gelen hasarın kayıt altına alınması için ekspere ödenen eksper ücretinin yargılama giderinden sayılarak davalıdan alınarak müvekkile ödenmesi ile dosyada yapılacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesinden dolayı HMK gereğince disiplin para cezasına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25/06/2025 T., ... Sayılı kararı ile, her ne kadar "...Trafik kazasına konu her iki aracın ticari araç olduğunun anlaşıldığı ve ticari nitelikte kullanıldığının anlaşıldığı, ticari nitelikteki araçların karıştığı trafik kazasından kaynaklı mevcut uyuşmazlığın doğduğu, taraflar gerçek kişi olmasının da sonuca etkili olmadığının kabulünün gerektiği, bu suretle mevcut somut uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca görevli Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunun kabulünün gerektiği..." gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ve 09/09/2025 tarihinde kesinleşen dosya mahkememize gönderilmiş ise de, Dava ve uyuşmazlık; davacının maliki olduğu araç ile davalının maliki olduğu motosiklet arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, davacının aracında oluşan hasar bedeli, değer kaybı ve mahrumiyet zararı tazminat talebine ilişkindir. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. Davacı gerçek kişinin, tacir olup olmadığını araştırmak için yazılan müzekkerelere, ... Vergi Dairesi’nin 14/11/2025 tarihli cevabi yazısı ile davacının "... 19/07/2022 tarihi itibari ile 'Taksi ile Yolcu Taşımacılığı' faaliyetinden dolayı Basit Usulde Vergi mükellefi olduğunun...", İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 30/09/2025 tarihli cevabi yazısı ile de davacının "...gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının..." bildirildiği, davacının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı tarafça açılan davanın 6098 sayılı TBK'nin 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiil hükümlerine dayalı olarak açıldığı, davanın taraflar arasındaki bir ticari ilişkiden kaynaklanmadığı, tarafların ticari işletmesini ilgilendiren tacirler arası haksız fiil niteliğinde de olmadığı, davanın "haksız fiile tabi tazminat" davası niteliğinde olduğu, davacının aracının ticari taksi niteliğinde olmasının davayı ticari dava haline getirmeyeceği, olayda mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı, nisbi ticari davadan söz edilebilmesi için de kazaya konu objenin ticari amaçla kullanılıyor olması değil, her iki tarafında tacir olmasının gerektiği, Yargıtay 17.HD. 13/11/2017 T., 2016/18623 E.-2017/10432 K. sayılı kararı ile, "...Somut olay incelendiğinde; gerçek kişi davacının maliki bulunduğu davaya konu aracın, (küçük otobüs) ruhsatında kullanım amacının yolcu nakli- ticari araç olarak yer aldığı, kaza tarihi olan 18.11.2014 tarihini kapsayacak şekilde zorunlu mali sorumluluk sigortası, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası ve karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası poliçelerinin mevcut olduğu, dosya kapsamından (... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında davacının tespit talebinde bulunduğu dilekçesinden) aracın Sarayköy hat minibüsünde ve öğrenci servisinde çalıştığı belirtilmekle, davacı Nilgün Koç'un, tacir veya esnaf sıfatının bulunup bulunmadığı, gelirinin belirli bir matrahı aşıp aşmadığı, vergi dairesi ya da esnaf odasında kaydının bulunup bulunmadığı araştırılmak ve davacıdan da sorulmak suretiyle davacının durumu tespit edilip, az yukarıda yazılı hükümler gözetilerek mahkemenin görevli olup olmadığı değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinin..." doğru görünmeyerek bozma sebebi sayıldığına, İstanbul BAM 8.HD.,05/04/2017 T., 2017/116 E.- 2017/142 K. sayılı kararı ile, "...davalıların Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlı olmadıkları; davalılardan Ahmet Turak'ın, Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'na kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tacir olmakla birlikte; davalılar tacir değildir ve olayın da ticari işletme ile ilgisi bulunmamaktadır. Taksicilik işi ticari nitelik taşımadığı gibi; esnaf faaliyeti niteliğindedir. Bu anlamda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/1'de düzenlenen nispi; m.4/1-a ve m.4/1-f hükümleri arasında ön görülen mutlak ticari dava kurallarının uygulanması söz konusu değildir. Yargısal uygulamalar, bu konuda yerleşiktir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin; 2016/17069-12160; 2015/1174-2881; 2015/1267-2928; 2014/24362-2015/69 sayılı kararları). Açıklanan nedenlerle, davanın genel görevli bulunan Asliyle Hukuk Mahkemesi'nde çözümlenmesi ..." gerektiğine, İstanbul BAM 9.HD.,30/09/2024 T.,2024/1525 E.-2024/1603 K. sayılı kararı ile,"...davacının ... plakalı aracının ticari işletme kapsamında kalan ... Belediyesi ... tarafından verilen T plakalı ticari araç olduğu, trafik sicil kaydının da ticari olarak işlendiği anlaşılmış ise de... Somut uyuşmazlıkta davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca davacının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olur olmadığı değerlendirilerek eğer davacı tacir ise davalı ... Oto. İnş. Güvenlik Sis. ve Plastik San. Tic. Ltd. Şti. tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi..." gerektiğine, İstanbul BAM 37 HD. 04/07/2023 T., 2022/3561 E.-2023/1903 K. sayılı kararı ile, "...Somut olayda uyuşmazlık trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/I-a maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir Dosya kapsamına göre somut olayda davacı tüzel kişi tacir ise de davalı gerçek kişilerin tacir olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, aracın kullanım amacının ticari olması davayı mutlak ticari dava haline getirmeyeceği anlaşılmakla uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması..." gerektiğine, İstanbul BAM 37 HD.13/03/2024 T., 2023/2920 E.- 2024/935 K. Sayılı kararı ile; "...Karşı görevsizlik kararı veren mahkemece ilgili kurumlara yazılan yazı cevaplarına göre, davacının bilanço usulüne göre defter tutup tacir sayıldığı, davalının ise basit usulde defter tutup, taksi yolcu taşımacılığından kaynaklı şoförler odasında esnaf kaydının bulunduğu, dolayısıyla davalının tüketici konumunda olmadığı, zira tamirat sözleşmesine konu araçtan mesleki ve ticari amaçla yararlanan bir kişinin tüketici sayılamayacağı, giderek tacirler arasında ticari işletmeden kaynaklanan nisbi nitelikte bir ticari dava veyahut mutlak ticari dava bulunmadığına ve davalının da tüketici sıfatı bulunmadığına göre, HMK 2 maddesi uyarınca,... uyuşmazlığın İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması..." gerektiğine, dair verilen kararlar kapsamında, davacının, mahkememizce yapılan araştırmalar sonucu tacir olmadığı,sonuç olarak dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davanın ticari dava olmadığı, haksız fiile dayalı olarak açılan dava, TTK madde 4 kapsamında ticari dava sayılmayacağı, iş bu nedenle Mahkememizin bu davada görevsiz olduğu, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, HMK 114. Maddesinde; Mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceğinin açıklandığı, iş bu davanın mahkememizin görev alanında bulunmayıp, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğu kanaatine varılarak, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Daha önce davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesince de görevsizlik kararı verilerek kesinleşen dosyanın mahkememize gönderildiği görüldüğünden mahkememizce verilen bu kararın istinaf yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde .... Asliye Hukuk Mahkemesiyle mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğacağından bu durumda merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesi gerektiği kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2-İşbu dosyanın .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı GÖREVSİZLİK kararı ile mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşılmakla, mahkememizce verilen görevsizlik kararının İstinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, aynı yargı Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak görevsizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan Adli Yargı İlk Derece Hukuk Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek ile sınırlandırıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince görevli Mahkemenin belirlenmesi için dosyanın İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 26/11/2025

Kâtip ... Hâkim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/448, K. 2025/163, T. 26.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-448-e-2025-163-k-23ea90157202