İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/445 E. 2025/1137 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/445
Karar No
2025/1137
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/445 Esas KARAR NO : 2025/1137

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2025 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin .... A.Ş. ile davalı ... Otomotiv İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi arasında ... nolu Kurumsal hat abonelik sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, davalı ile akdedilmiş olan bu sözleşme kapsamında düzenlenmiş olan Ağustos 2024 dönemine ait 78.079,00-TL tutarlı faturaya ödeme yapılmamış olduğunu, işbu sebeple müvekkili şirketin ... A.Ş. Adına yıllık % 48 sözleşme faizi ile birlikte alacak davası açma zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, dava şartı olarak arabuluculuk şartının yerine getirildiğini, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda taraflar arasında olumlu bir anlaşmaya varılamamış olduğunu, tüm bu nedenlerle haklı davamızın kabulüne, asıl alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek aylık %4, yıllık %48 sözleşmesel faizi ile beraber ödenmesine; sayın mahkeme aksi kanaatte ise fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber ödenmesine, dava yargılama giderleri ve sair tüm masrafların borçlu davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın her ne kadar taraflar arasında kurumsal abonelik sözleşmesi akdedildiğini iddia etmişse de taraflar arasında herhangi bir kurumsal abonelik sözleşmesinin mevcut olmadığını, şirket yetkilileri tarafından herhangi bir sözleşmeninde imzalanmamış olduğunu, davacı tarafın bu konudaki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının iddia ettiği sözleşmede kendi üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz ifa ettiğine ilişkin herhangi bir beyanı olmadığını, zira sözleşmede iki tarafa da borç yükler davacı kendi borcunu yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğunu, fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, davalı tarafça faturalarda belirtilen mallar gönderilmeden malların faturalarının gönderilmiş olduğunu, davalı müvekkili tarafça da davacı ile aralarında süre gelen cari ilişki güvenine dayanarak malların gönderileceği inancı ile faturalara itiraz edilmemiş olduğunu, ancak faturalarda belirtilen malların müvekkiline teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçilmiş olduğunu bu nedenlerle; davalı tarafça yetkisiz Mahkemede açılan iş bu davanın usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas ve ... karar sayılı ilamıyla "her ne kadar davacı davasını mahkememizde açmış ise de davalı tarafça usulüne uygun olarak süresi içerisinde cevap dilekçesi ile yetki ilk itirazında bulunulduğu, tarafların tacir olduğu anlaşımakla 6100 sayılı HMK'nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu abonelik sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri" başlıklı 7. Maddesi ile sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda abonenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunun belirlendiği, 6100 sayılı HMK.nun 17. Ve 18. Maddelerindeki düzenlemeler gereği yetki sözleşmesi ile belirlenmiş olan davalı abonenin ikametgahının bulunduğu yer olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla" şeklindeki gerekçelerle, görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 17.maddesi, " Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında domuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü amirdir. Bu yetki hükmü kesin yetki mahiyetindedir. Yine, aynı yasının 18 inci maddesinde, "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır. ” şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu düzenlemelere göre, tarafların serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâlleri hariç, tacirler arası yetki sözleşmesi yapılabileceği ve yazılı yapılması gereken bu sözleşmede birden fazla mahkeme belirlenebileceği açıklanmıştır. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için sözleşme ile yetkili kılınan mahkemenin açık bir şekilde belirtilmiş olması gerekmektedir. Somut olayda dosyada mübrez abonelik sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri" başlıklı 7. Maddesi ile sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda abonenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, bu nevi bir yetki şartının yetkili mahkemenin açık ve net bir şekilde belirtilmemiş olması karşısında geçersiz olduğu, kaldı ki davalı tarafın cevap dilekçesinde taraflar arasında abonelik sözleşmesinin mevcut olmadığı, şirket yetkilileri tarafından herhangi bir sözleşmenin imzalanmamış olduğu yönündeki savunmaları karşısında sözleşmeye itibar edilip edilemeyeceğinin dahi çekişmeli olduğu, belirtilen bu esaslar çerçevesinde de somut olayda yetkiye ilişkin belirlemenin genel hükümler dairesinde yapılması gerektiği anlaşılmıştır. HMK.'nun 6.maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Yine HMK.'nun 10.maddesinde sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. TBK.'nun 89.maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (HGK. 5/11/2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı). Tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde uyuşmazlık bakımından yetkili mahkemelerin HMK.'nun 6. maddesi gereği davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olan Bakırköy Mahkemeleri, aynı Kanun'un 10. maddesi ile TBK.'nun 89. maddesi dikkate alındığında İstanbul Mahkemeleri olduğu anlaşılmıştır. O halde, davacının seçimlik hakkını kullanarak yetkili olan İstanbul Mahkemelerinde dava açmasına engel bir durumun olmadığı anlaşılmakla mahkememizce karşı yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği anlaşılmış(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/39058 Esas, 2017/12337 Karar sayılı kararı ve aynı Daire'nin 2016/3026 Esas, 2017/8960 Karar sayılı kararı) ve bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin yetkili olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, anlaşılmakla mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Yetkili mahkemenin İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, 3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha öncede İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesince yetkisizlik kararı verildiğinden olumsuz yetki uyuşmazlığının, halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM 37. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/12/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/445, K. 2025/1137, T. 11.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-445-e-2025-1137-k-c378c8afb32b