İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/425 E. 2026/79 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/425
Karar No
2026/79
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/425 Esas KARAR NO :2026/79

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/01/2025 KARAR TARİHİ:11/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 16/01/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının taşımacılık faaliyetleri sürdürdüğünü, davalı ile aralarında 23/05/2024 tarihinde personel taşıma sözleşmesi düzenlendiğini, davalının davacı şirketten taşıma hizmetini aldığını ancak sözleşmeden kaynaklı ödeme edimlerini yerine getirmediğini, iş bu sözleşme kaynaklı fatura bedellerinin toplam 761.465,20-TL olduğunu, faturaların ödenmemesi sebebiyle davacı tarafça ... İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini, takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 13/02/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, davacı tarafın taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, davacının sözleşmede kararlaştırıldığı gibi hizmeti sunmadığını, davacıya whatsapp mesajları ile ihtar çekilerek hizmet alınamadığının bildiriminin yapıldığını, 22/10/2024 tarihinde haklı sebeple sözleşmenin feshedileceğinin 15/10/2024 tarihinde mail yolu ile bildirildiğini, iş bu tarihten sonra davacının hizmeti vermeyi kestiğini belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyası, Personel Taşıma Sözleşmesi, Whatsapp yazışmaları, e-mail mesajı, tarafların BA/BS formları, ticaret sicil kayıtları, tanık, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Mali Müşavir bilirkiş... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı ile davalı arasında akdedilen personel taşıma sözleşmesine dayanılarak düzenlenen ve takibe konu edilen faturalardan kaynaklanan 761.465,20 TL asıl ve 79.983,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 841.448,91 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılın ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 31.05.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 145.200,00 TL tutarlı; 30.06.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 99.000,00 TL tutarlı; 31.07.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 151.800,00 TL tutarlı; 31.08.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 138.600,00 TL tutarlı; 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 156.240,00 TL tutarlı; 22.10.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 78.120,00 TL tutarlı faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tarihi (28.10.2024) itibariyle davalıdan 760.940,20 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının 2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılın ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 31.05.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 145.200,00 TL tutarlı; 30.06.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 99.000,00 TL tutarlı; 31.07.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 151.800,00 TL tutarlı; 31.08.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 138.600,00 TL tutarlı; 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 156.240,00 TL tutarlı; 22.10.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 78.120,00 TL tutarlı faturaların davalı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 320 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının faturalardan kaynaklı takip tarihi (28.10.2024) itibariyle davacıya 760.940,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının ve davalının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” ne ilişkin olduğu, açıklamalarda da bu hizmete yönelik ibarelerin bulunduğu görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21 maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesigereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, 22.10.2024 tarihli, ... numaralı, “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 78.120,00 TL tutarlı fatura bakımından; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca fatura bedelinin, fatura kesim tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi gerektiği, bu kapsamda vade süresinin 23.10.2024 tarihinde başladığı ve 15. günün sonunun 06.11.2024 tarihine denk geldiği, dolayısıyla söz konusu fatura yönünden temerrüdün 07.11.2024 tarihi itibarıyla oluştuğu anlaşılmaktadır. Ancak takip tarihinin 28.10.2024 olması nedeniyle, bu tarih itibarıyla anılan fatura henüz muaccel hale gelmediğinden, söz konusu fatura bedeli üzerinden herhangi bir faiz hesaplaması yapılmasının mümkün olmadığı, Neticeten; rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının ve davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 31.05.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 145.200,00 TL tutarlı; 30.06.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 99.000,00 TL tutarlı; 31.07.2024 tarihli .. numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 151.800,00 TL tutarlı; 31.08.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 138.600,00 TL tutarlı; 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 156.240,00 TL tutarlı; 22.10.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 78.120,00 TL tutarlı faturaların davacının ve davalının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, bu işlemler neticesinde davacının takip tarihi (28.10.2024) itibariyle davalıdan 760.940,20 TL asıl ve 67.933,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 828.873,36 TL tutarında alacaklı olduğu..." sonuç ve kanaatini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında ... İcra Müd. 2024/... esas sayılı dosyasında 761.465,20 TL asıl alacak ve 79.998,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 841448,91 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf 23.05.2024 tarihli personel taşıma sözleşmesi kapsamında davalıya hizmet sunulduğunu , davalının taşıma faturalarını ödemediğini iddia etmiş , davalı taraf ise hizmetin ayıplı ifa edildiğini savunmuştur . Somut olayda, taraflar arasında 23.05.2024 ve 23.05.2025 tarihleri arasını kapsar personel taşıma sözleşmesi ile davacı taraf davalıya ait personelleri taşınması karşılığında davalı aylık olarak düzenlenecek faturalar ile hizmet bedelini ödemeyi yükümlenmiştir. Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmayıp davacı da takipte ticari defterlerinde yer alan bakiye alacağına dayanarak takip başlatmış ve takibin dayanağı olarak bir kısım faturaları göstermemiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde :Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 31.05.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 145.200,00 TL tutarlı; 30.06.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 99.000,00 TL tutarlı; 31.07.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 151.800,00 TL tutarlı; 31.08.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 138.600,00 TL tutarlı; 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma — Aracılığı Bedeli” açıklamalı 156.240,00 TL — tutarlı; 22.10.2024 — tarihli .. numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 78.120,00 TL tutarlı faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tari (28.10.2024) itibariyle davalıdan 760.940,20 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, tespit edilmiştir. Yine aynı rapora göre : Davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 31.05.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 145.200,00 TL tutarlı; 30.06.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 99.000,00 TL tutarlı; 31.07.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 151.800,00 TL tutarlı; 31.08.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 138.600,00 TL tutarlı; 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Personel Taşıma — Aracılığı Bedeli” açıklamalı 156.240,00 TL — tutarlı; 22.10.2024 — tarihli ... numaralı “Personel Taşıma Aracılığı Bedeli” açıklamalı 78.120,00 TL tutarlı faturaların davalı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 320 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının faturalardan kaynaklı takip tarihi (28.10.2024) itibariyle davacıya 760.940,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, tespit edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/991 Esas 2018/5119 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, hizmetin ayıplı olarak verildiği iddiası ile ilgili davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin bir delil sunamayan davalının, açık hesap alacağını doğuran faturaları süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydettiği dikkate alındığında bu aşamada davalının artık ayıp savunmasına dayanamayacağından ayıp savunmasına itibar edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafça takibe konu edilen faturanın davalı tarafça ticari defterlerinde kayıt altına alındığı 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerindeki kayıtların HMK 222 de düzenlenen diğer şartlarla birlikte değerlendirildiğinde kesin delil niteliğinde olduğu, davalının defterlerinde kayıtlı olan fatura borçlarını ifa ettiğine yönelik delil sunamadığı taraf ticari defterlerinin bir birini doğruladığı ve davacının faturalara yönelik iddiasını ispatlar nitelikte olduğu anlaşılmış bu minvalde davacının takibe konu ettiği faturalardan dolayı 760.940,00-TL alacaklı olduğuna kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. (İstanbul BAM 45 HD 2021/1003 Esas- 2024/1149 Karar) Her nekadar bilirkişi raporunda davacının defterlerindeki açık hesap alacağının 760.940,20-TL olarak tespit edilmişse de takibe dayanak edilen faturalarda 0,20 krş'luk faturaya dayanılmadığı 0,20 krş farkın açık hesaba konu önceki alacaklardan geldiği, itirazın iptali davasının ise takibe sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle davalı taraf ticari defterlerindeki alacak miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar davacı taraf takipte takip öncesi işlemiş faiz alacağını talep etmişse de :6098 Sayılı TBK nın 117. madde hükmünce muaccel bir alacağın borçlusu alacaklının yöntemine uygun ihtarıyla temerrüte düşer. Vadenin kesin olarak kararlaştırıldığı veya saklı tutulan bir hakka dayanarak iki taraftan birinin usulen ihbarda bulunarak kesin vadeyi tesbit ettiği hallerde sadece bu günün geçmesiyle borçlu temerrüte düşmüş olur. Buna göre bir alacağa temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp alacaklının miktar da belirterek ödeme talebini içeren ihtarıyla borçlunun temerrüte düşürülmesi ya da sözleşmede kesin vadenin kararlaştırılmış ya da saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan birisinin usulen bir ihbarıyla kesin vadenin tayin edilebilir olması zorunludur. Aksi halde bir tacir ancak TTK 3'üncü maddeye uygun şekilde temerrüte düşürülebilir .Taraflar arasındaki sözleşmenin 15. Maddesinde taraflar belirlenebilir bir vadeye karar vermişlerdir. Vadesi belli olan bir borç karşı raraftan talep edilebilir bir duruma gelmekte olup ayrıca temerrüt faizi talep edilebilmenin koşulu ya sözleşmede " ödeme yapılmaması halinde hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın davalının temerrüde düşeceği kararlaştırılmış" olmalı yada temerrüde düşürülmelidir. Taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt olgusu kararlaştırılmadığından faiz alacağına yönelik talep red edilmiştir. Alacağın faturaya dayandırıldığı ve likit olduğu mahkememizce değerlendirilerek davacı lehine alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her nekadar kısa kararda red edilen miktar yönünden kötü niyet tazminatı talebi değerlendirilmemişse de gerekçe yazım aşamasında bu husus fark edilmekle : İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerektiği, davacının icra takibinde kısmen haksız olmasının, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre kötüniyet tazminatına ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davanın kısmen kabulü ile, itirazın iptaline, takibin 760.940,00-TL asıl yönünden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile, Davalının ... İcra Müd. 2024/... esas sayılı takip dosyası için yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 760.940,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki hal ve şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Yasal şartlar oluşmakla asıl alacağın %20 oranında 152.188,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer olan 760.940,00-TL üzerinden karar tarihi itibariyle alınması gerekli 51.979,81-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.162,61-TL harcın mahsubu ile bakiye 41.817,20-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 3.597,52-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, geri kalan 2,48-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 120.141,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 525,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı, 10.162,61-TL peşin harç olmak üzere toplam 10.778,01-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.406,00-TL posta giderinden ibaret toplam 6.406,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.401,58-TL''sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya re'sen iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilerek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 11/02/2026

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/425, K. 2026/79, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-425-e-2026-79-k-62912005b1e1