İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/422 E. 2025/517 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/422
- Karar No
- 2025/517
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/422 Esas KARAR NO : 2025/517
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) DAVA TARİHİ : 02/05/2025 KARAR TARİHİ : 08/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Beyoğlu ... Noterliği'nin 30.11.2023 tarih ve ... sayı ile tasdikli 24.11.2023 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile Beyoğlu ... Noterliği'nin 30.11.2023 tarih ve ... sayı ile tasdikli 24.11.2023 tarihli Genel Kurulu Kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesi istemiyle birlikte; söz konusu şirketin kötü yönetilmesi ve mali, idari hiçbir bilgi ve belgenin müvekkiline verilmemesinden ötürü şirket yönetiminin azledilmesi ile yeni yönetim görevinin müvekkiline verilmesi veya şirkete kayyum atanması istemine ilişkin olduğu, yukarıda sunulan sebeplerle ve yargılama sırasında belirecek durumlar, karşısında ; müvekkilinin yönetim kurulu başkan vekilliği görevinin sona ermesini içeren 24.11.2023 tarihli Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, şirketin kötü yönetiminin tespit edilerek şirket yönetiminin yalnızca davacı müvekkile verilmesi; mahkeme aksi kanaatte ise ilgili şirkete kayyum atanması, verilecek kararın ticaret sicil memurluğuna tescil ve ilan edilmesi yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, TTK 630.madde ve devamı uyarınca limited şirket müdürü davalının şirket müdürlüğünden azli ile yerine kayyım atanması istemine ilişkindir. Davalı ...'nin sicil kaydının incelenmesinde; Rahime Demirci'nin münferiden limited şirketin müdürleri olduğu incelendi. TTK'nin 630/2 maddesi ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı ile; azil davasında husumetin azli istenen müdüre davanın yönetilmesi gerekli ve yeterlidir. (Yargıtay 11. H.D.sinin 20.02.2018 gün ve 2016/8014 E- 2018/12460 K. sayılı kararı) Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesinde düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Ancak, taraf sıfatı dava şartlarından değildir. Buna karşılık, taraf sıfatı, dava şartı gibi, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinde gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır. Bilindiği üzere husumet, bir başka deyişle taraf sıfatı, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumet, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı sıfatının olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının en önemli özelliği, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen ele alınabilmesidir. Huzurdaki davada: Davalı olarak limited şirketi gösterilmiştir. Davanın niteliği gereği şirket müdürünün davalı olarak gösterilmesi gerekli ve yeterli olup HMK 320. maddesi gereğince dava şartı eksikliği nedeniyle taraflar davet edilmeden de dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Pasif Husumet Yokluğu Sebebiyle Usulden REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tensiben tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 09/05/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza