İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/415 E. 2026/277 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/415
- Karar No
- 2026/277
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/415 Esas - 2026/277 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/415 KARAR NO : 2026/277
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 26/09/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirket adına “...” markasının ..... nezdinde ilk kez 15.05.1992 tarihinde 11, 20 ve 21. sınıflarda tescil edildiğini, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının .... sayılı markalar olduğunu, müvekkili adına tescilli “...” ibaresini içeren pek çok marka tescili bulunduğunu, ibarenin T/01477 no ile tanınmış marka olarak da .... nezdinde koruma altında olduğunu, “...” ibareli markanın yurt dışında birçok ülkede müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin “...” ibareli seri markalarını uzun yıllardır markasal olarak 18 ve 20. sınıflarda kullanmakta olduğunu, dava konusu .... kararı ile reddedildiğini, kararın kısmen iptali gerektiğini, dava konusu marka ile müvekkili şirkete ait markaların halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede benzer olduklarını, müvekkili markalarının davaya konu edilen sınıflarda tescilli olduğunu, 18 ve 20. sınıf emtianın hitap ettiği tüketici kesiminin orta düzeyde dikkat ve algı seviyesine sahip olduğunu, dava konusu markada esas unsur olarak yer alan ....” ibaresinin müvekkili markalarındaki “...” ibaresi ile telaffuzunun aynı olduğunu, tüketicilerin dava konusu markayı müvekkiline ait seri markalardan biri olarak algılayacağını, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağını ve müvekkili markasının itibarına ve ayırt edici karakterine zarar verileceğini, ortalama Türk tüketici için “...” ibaresinin ayırt edici bir marka unsuru olduğunu, ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu iddiasının içtihatlara aykırı olduğunu, müvekkilinin markalarını ciddi ve fiili kullanımının kanıtlandığını beyanla;.... sayılı kararının “18. Sınıf: ‘Taşıma amaçlı plastik çantalar.’; 20. Sınıf: ‘Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, deniz yatakları (kampçılar için uyku tulumları hariç). Aynalar. Arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul ambalaj, nakliye ve depolama amaçlı variller, fıçılar, bidonlar, hazneler (depolar), kutular, ambalaj kapları, nakliye amaçlı konteynerler, sandıklar, taşıma paletleri, bunlarla birlikte kullanılan kapaklar. Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları. Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Sepetler, balıkçı sepetleri. Ev hayvanları için kulübeler, yuvalar, yataklar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul portatif merdivenler, hareketli merdivenler. Bambu perdeler, stor perdeler (iç mekan), şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları. Araç tekerlekleri için metalden olmayan takozlar.” bakımından kısmen iptaline, davalı şirkete ait .... sayılı “....” ibareli markanın sayılan emtia bakımından kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının kapsadığı hizmetler açısından markaların benzer olarak algılanması ya da karıştırıla ihtimali doğmayacağını, davacının SMK 6/3 ve 6/6 maddeleri kapsamındaki itirazlarını ispatlar nitelikte bilgi ve belge sunulmadığını, dava konusu markanın “ay.kasa” sözcük unsurundan oluştuğunu, davacı markalarının ise “...” ibaresini içeren çeşitli sözcük ve şekil markaları olduğunu, “...” ibaresinin İspanyolca, İtalyanca, Portekizce gibi aynı dil ailesine mensup dillerde “ev, hane” anlamına geldiğini, markaların kavramsal, işitsel ve görsel olarak benzer olmadığını, davacının sunduğu bilgi ve belgelerin tanınmışlık iddiasını ispatlamakta yetersiz olduğunu, kötü niyete ilişkin iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, .... kararının hukuka uygun ve yerinde olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili markası ile davacıya ait markalar arasında benzerlik ve iltibas bulunmadığını, markaların görsel olarak farklılaştığını, kullanılacakları sektörlerin ve markalar ile karşılaşacak tüketicilerin farklı olduğunu, müvekkili şirketin ticaret ünvanından ve tescilli markaları ile sahip olduğu “....” markasına ilişkin seri marka yaratma amacıyla dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davalı Kurum nezdinde tescilli ....” ibareli markaları bulunduğunu, ....nezdinde tescilli “...” ibaresini içeren çok sayıda marka bulunduğunu, ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacı markasının kullanımına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediğini, kullanmama defi ileri sürdüklerini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 18 / 20 / 22. sınıflar için tescil talebiyle 18.01.2023 tarihinde yapıldığı, başvurunun 12.06.2023 tarihli 422 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “tanınmışlık” ve “diğer fikri haklar veya kişi hakları” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş bildirilmiş olup, itiraza mesnet markalardan .... sayılı markaların kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanımının ispatlanması talep edildiği, davacı tarafından kullanım ispatına yönelik bir kısım bilgi/belge sunulduğu, davacı şirketin yayıma itirazı ..... sayılı karar ile reddedildiği, davacı şirket,.... kararına itiraz ederek, itirazlarının yeniden değerlendirilmesini ve marka başvurusunun reddini talep ettiği, davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 01.08.2025 tarihli ....kararı ile itirazın nihai olarak reddedildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimali: Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Kullanım İspatı; Davalı şirketin, ..... sayılı markaların kapsamlarında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden kullanımının ispatlanmasını talep ettiği tespit edilmiştir. Davalı şirket, dava aşamasında da kullanmama def’i ileri sürmüştür. Somut olayda, davalı şirkete ait dava konusu .... sayılı markaların tescil tarihi üzerinden, (hem dava konusu markanın başvuru tarihi itibarıyla hem de dava tarihi itibarıyla) 5 yıl geçmiş olduğundan (Bkz. Tablo-2), bu gerekçe ile ilgili markalar yönünden hem ....karar iptali davası hem de hükümsüzlük davası bakımından “kullanmama def’i” ileri sürebileceği tespit edilmiştir. Davacı taraf,....karar iptali davası bakımından 18.01.2018-18.01.2023 tarih aralığında, hükümsüzlük davası bakımından ise 26.09.2020-26.09.2025 tarih aralığında .... tarih aralığına ilişkin 197 adet fatura (toplam 385 sayfa) sunmuştur. Davacının kullanımı ispatlamak amacıyla dosyaya sunduğu katalog, ürün broşürü ve fatura örnekleri incelendiğinde, davacının “...” markasını ağırlıklı olarak mobilya ürünleri üzerinde kullandığı, nitekim sunulan katalog ve tanıtım materyallerinde sandalye, vitrin, koltuk, kanepe, koltuk, sehpa, karyola ve benzeri çeşitli mobilya ürünlerinin “...” markası altında satışa sunulduğu, dolayısıyla, davacının bu kullanımının “20. Sınıf: Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar.” kapsamında ciddi kullanımı ispatladığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, kullanıma tabi markalar, salt bu emtia bakımından dikkate alınacaktır. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ....’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka, “18. Sınıf: ‘Taşıma amaçlı plastik çantalar.’; 20. Sınıf: ‘Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, deniz yatakları (kampçılar için uyku tulumları hariç). Aynalar. Arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul ambalaj, nakliye ve depolama amaçlı variller, fıçılar, bidonlar, hazneler (depolar), kutular, ambalaj kapları, nakliye amaçlı konteynerler, sandıklar, taşıma paletleri, bunlarla birlikte kullanılan kapaklar. Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları. Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Sepetler, balıkçı sepetleri. Ev hayvanları için kulübeler, yuvalar, yataklar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul portatif merdivenler, hareketli merdivenler. Bambu perdeler, stor perdeler (iç mekan), şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları. Araç tekerlekleri için metalden olmayan takozlar.” bakımından davaya konu edilmiştir. Davacının kullanım ispatına tabi olmayan ... sayılı markalarının ise “20. Sınıf: Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar.” bakımından kullanımının ispatlandığı, Dava konusu marka kapsamında yer alan 20. Sınıf emtia, davacıya ait .... sayılı marka kapsamında da yer aldığı, Dava konusu marka kapsamında yer alan “20. Sınıf: ‘Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar.” emtiası, aynı zamanda, davacının kullanım ispatına tabi olup, kullanımı ispatlanan emtiaları ile de aynı/aynı tür olduğu, Dava konusu edilen “18. Sınıf: ‘Taşıma amaçlı plastik çantalar.’ emtiası ise, davacıya ait .... sayılı marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin mallan elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazalar, elektronik ortamlar, katalog ve benzen diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmeti ile benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzer olduğu, sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davaya konu edilen tüm emtia bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “ay.kasa” ibaresinden oluşmakta olup, ibare “ay” ve “kasa” kelimelerinin arasında yer alan nokta (.) işaretiyle birlikte kullanılmıştır. İbarenin tamamı, kırmızı renk ile yazılmıştır. “Ay” ibaresi Türkçede gök cismi, zaman birimi gibi anlamlara gelmekte; “kasa” ibaresi ise para, değerli eşya muhafaza edilen yer ya da ticari işletmelerde kullanılan saklama/ödeme birimini ifade etmektedir. Bu iki ibarenin bir araya getirilmesiyle, tüketici nezdinde yerleşik, bilinen ya da doğrudan algılanabilir yeni ve bütüncül bir anlam ortaya çıkmamıştır. Bu kapsamda, her ne kadar marka iki ayrı kelime unsurundan oluşmakta ise de, aradaki nokta işareti markaya ayırt edici bir katkı sağlamamakta; ibare bir bütün olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla dava konusu markanın esas unsuru, parçalarına ayrılmaksızın bir bütün halinde “ay.kasa” ibaresidir. Davacıya ait markalar ise “..., ... ...” ibaresinden oluşmakta olup, davacı markalarının esas unsuru “...” ibaresidir. “...” ibaresi, İspanyolca ve Portekizce’de “ev” anlamına gelmektedir. “...” ibaresi, aynı zamanda, davacının ticaret unvanının esas unsuru ve yine .... nezdinde kayıtlı tanınmış markasıdır. Bu nedenle, ayırt edici niteliği yüksektir. Davacıya ait bir kısım markada “home”, “studio” ve “depo” ibareleri de yer almakta ise de, bu ibareler anlam itibarıyla ticari alan, yer veya faaliyet türünü belirtmekte olup, markanın esas unsuru olarak algılanabilecek nitelikte değildir. Zira söz konusu kelimeler, ortalama tüketici tarafından mobilya, dekorasyon veya iç mekân ürünleriyle ilgili işletmelerde yaygın biçimde kullanılan, tanımlayıcı veya açıklayıcı ifadeler olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, ayırt edici nitelikleri zayıf olan bu ibareler, markada tali (ikincil) unsur niteliğindeolup, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirmede belirleyici bir rol oynamamaktadır. Dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı değerlendirilirken; markaların görsel, işitsel ve kavramsal boyutlarıyla birlikte, ortalama tüketici nezdinde bırakacakları genel izlenim esas alınmalıdır. Öncelikle, dava konusu marka “ay.kasa” ibaresinden oluşmakta olup, iki ayrı kelimenin nokta (.) işareti ile ayrılması suretiyle oluşturulmuş bütüncül bir ibaredir. Bu yapı, markanın tek parça hâlinde algılanmasına engel olmamakla birlikte, “ay” ve “kasa” unsurlarının ayrı ayrı fark edilmesini de mümkün kılmaktadır. Nitekim özellikle “kasa” ibaresi, Türkçede yerleşik ve açık bir anlama sahip olup; para veya değerli eşyaların saklandığı yer, ticari işletmelerde ödeme noktası gibi anlamlarıyla doğrudan algılanabilen bir kelimedir. Bu nedenle, ilgili tüketici kitlesi “kasa” ibaresini yabancı bir ibare olarak değil, doğrudan Türkçe anlamı çerçevesinde “kasa” olarak algılayacaktır. Davacı markalarının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi ise her ne kadar okunuş itibarıyla “.... şeklinde telaffuz edilebilse de, Türkçede yerleşik bir anlamı bulunmayan; İspanyolca ve Portekizce’de “ev” anlamına gelen yabancı bir kelimedir. Bu durum, kavramsal düzlemde önemli bir farklılık yaratmaktadır. Zira bir tarafta Türkçe’de açık ve somut bir anlam içeren “kasa” ibaresi, diğer tarafta ise yabancı dil kökenli ve ancak bilen kesim tarafından anlamlandırılabilecek “...” ibaresi söz konusudur. Ortalama tüketici bakımından bu iki ibarenin aynı kavramsal çağrışımı yaratması beklenmemelidir. Dolayısıyla markalar arasında önemli bir kavramsal farklılık söz konusudur. Görsel açıdan da markalar arasında belirgin farklılıklar bulunmaktadır. Dava konusu markada “ay.kasa” ibaresi arada nokta işaretiyle ve tek bir bütün hâlinde sunulurken; davacı markalarında “...” ibaresi tek başına ya da .... gibi tali unsurlarla birlikte kullanılmaktadır. Dava konusu markada yer alan nokta işareti, kelimelerin farklılığını belirginleştirerek markanın görsel kompozisyonunu davacı markalarından uzaklaştırmaktadır. Ayrıca dava konusu markada “ay” ibaresinin başta yer alması da, markanın ilk algılanan unsurunu farklılaştırmakta ve bütünsel izlenimi önemli ölçüde değiştirmektedir. İşitsel açıdan değerlendirildiğinde de, dava konusu marka “ay-ka-sa” şeklinde üç heceli bir bütün olarak telaffuz edilirken, davacı markalarının esas unsuru “ka-sa” şeklinde iki hecelidir. Markanın başında yer alan “ay” ibaresi, telaffuzda açık bir farklılık yaratmakta ve işitsel benzerliği zayıflatmaktadır. Her ne kadar “kasa” ve “...” ibarelerinin okunuşları benzerlik gösterebilirse de, dava konusu markanın “ay.kasa” şeklindeki bütünsel kullanımı, bu benzerliği arka planda bırakacak niteliktedir. Sonuç olarak; dava konusu markada yer alan “kasa” ibaresinin Türkçede anlamlı ve doğrudan algılanabilir bir kelime olması, davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin ise yabancı kökenli bir kelime olması nedeniyle kavramsal olarak farklılık bulunduğu; ayrıca markaların görsel ve işitsel özellikleri itibarıyla da benzer olduklarının söylenemeyeceği, Sonuç olarak, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal benzer olmadığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut uyuşmazlığa bakıldığında, dava konusu edilen emtialar bakımından ilgili tüketici kitlesi; bu ürünleri kişisel kullanım veya yaşam alanlarını düzenleme amacıyla satın alan geniş halk kesiminden oluşmaktadır. Bu kapsamda tüketici kitlesi, özel bir uzmanlık gerektirmeksizin alışveriş yapan ortalama tüketiciler olup; satın alma kararını verirken görsel beğeni, fiyat, kalite ve kullanım amacını dikkate alan, makul düzeyde dikkat ve özen gösteren kişilerden oluşmaktadır. Sonuç olarak; gerek .... sayılı markaların “20. Sınıf: Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar.” bakımından kullanımının ispatlandığı, dava konusu edilen emtia ile davacı markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet/benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın esas unsurunun “ay.kasa”, davacı markalarının ise “...” ibaresi olduğu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, davacı markasının esas unsuru olan “...” ibaresi ile dava konusu markada yer alan “kasa” ibaresi, aynı şekilde okunmakta ise de, dava konusu markada “kasa” ibaresinin tek veya esas unsur olmadığı, farklı bir kompozisyon içinde kullanıldığı, dolayısıyla bütünsel değerlendirmede farklılığın sağlandığı, dava konusu markada yer alan “kasa” ibaresinin de tüketici nezdinde anlamı olan bir kelime olduğu da gözetildiğinde, markalar arasında kavramsal farklılığın tüketici algısında rol oynayacağı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir .... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için .... yılında "...." adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Davacı şirket, .... nezdinde yaptığı itiraz ve dava aşamasında “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için.... sayı ile tanınmış marka tescili için 27.12.2006 tarihinde başvuru yapıldığı, bu başvurunun kabul edildiği tespit edilmiştir. Davacı taraf, itiraz aşamasında, kullanım ispatı aşamasında bir kısım belgeler sunmuş olup, bu belgeler, raporumuzun ilk bölümünde listelenmiştir. Davacı taraf, dava aşamasında ise, yargı kararları, bilirkişi raporları, ürün satış faturaları, kataloglar, sosyal medya paylaşımları, internet sitesinden kullanımlar, reklam görselleri, dergilerde yayımlanan tanıtımlarından görseller, gazete haberleri, sponsorluk sözleşmeleri, ödüller, reklam faturaları sunmuştur. Somut uyuşmazlık bakımından dosya kapsamında sunulan kataloglar, tanıtım materyalleri, fatura örnekleri ve diğer kullanım belgeleri ile gerek ....nezdinde kayıtlı tanınmış marka gerekse tanınmışlığı tevsik eden mahkeme kararları incelendiğinde; ayrıca heyetimizin sektörel bilgi ve tecrübesi de dikkate alındığında, davacıya ait “...” ibareli markanın özellikle mobilya sektörü bakımından bilinirlik ve tanınmışlık düzeyine ulaştığı yönünde bir kanaat oluşmuştur. Nitekim davacının uzun yıllardır mobilya satışı alanında faaliyet gösterdiği, markasını geniş ürün yelpazesi üzerinde kullandığı ve söz konusu markanın tüketici nezdinde belirli bir tanınırlığa sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, “...” ibareli tanınmış marka, raporumuzun önceki bölümünde ifade edildiği üzere “ay.kasa” ibaresi ile benzer olmadığı, bu nedenle, davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davaya konu edilen tüm emtia bakımından taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacıya ait “....” ibareli markanın “....” sektörü bakımından tanınmış marka olduğu, fakat davacıya ait tanınmış marka ile dava konusu markanın benzer olmadığı, dolayısıyla somut olayda tanınmışlığa bağlı koşulların oluştuğundan bahsedilemeyeceği, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış olup, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır