İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/400 E. 2026/258 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/400
Karar No
2026/258
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/400 Esas KARAR NO : 2026/258

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/06/2025 KARAR TARİHİ : 03/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı taraf, bünyesinde yer alan ... ile çevrimiçi otel rezervasyonlarının yapılmasını sağladığı, bu rezervasyon hizmeti sürecinde müşteriler ödemeyi davalı şirkete yapmakta, akabinde davalı şirket tarafından otellere karşılıklı düzenlenen faturalar uyarınca ilgili ödemeler yapıldığı, yine oteller de davalı şirkete komisyon bedeli ödediği, davalı taraf, davacı müvekkile ait otele ilişkin de otel rezervasyonu hizmeti sunmadığı, davacı müvekkili şirketin, davalı şirketten alacaklarına ilişkin fatura düzenleyerek ödeme talep ettiğini, ancak davalı tarafça ilgili ödeme yapılmadığı, taraflar arasındaki bu devamlı ilişki sebebiyle yapılan işlemlerin ve ödemelerin kayıtlarının tutulması ve hesap kolaylığı sağlanılması amacıyla hesap ekstresi oluşturulduğu, bu cari hesaptan ve bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan alacağa ilişkin .... 3. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile davalı tarafa icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın 25/04/2025 tarihli dilekçe ile icra takibinde takibe, borca, faize ve faiz oranına haksız olarak itiraz ettiğini, davalı yanın bu haksız itirazı üzerine İcra Müdürlüğünce icra takibi durdurulduğunu, davalı yanın süreci uzatmaya yönelik haksız itirazının iptalini ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, zira yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere davacı müvekkilinin faturalardan kaynaklı alacaklı konumunda olduğunu, dava şartı arabuluculuk kapsamında yapmış oldukları başvuru üzerine 15/05/2025 tarihinde düzenlenen son tutanaktan da anlaşılacağı üzere taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, açıklanana nedenlerle alacağın tahsili için başlatılan icra takibi borçlunun haksız itirazı sonucu İcra Müdürlüğünce durdurulduğundan, borçlunun haksız ve takibi uzatmak amacıyla yapmış olduğu borca itirazlarının iptali için Mahkememiz huzurunda işbu davayı açma zaruretimiz hasıl olduğunu, ayrıca davalı borçlunun icra takibine haksız yere itiraz etmesi sonucu icra takibi durdurulduğundan ve müvekkilinin alacağını tahsil edemediğinden davalı borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalının haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile ... 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin devamını, davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı nedeni ile İİK 67 uyarınca alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açmış olduğu işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davayı ve dava dilekçesindeki beyan ve iddiaları tümü reddettiğini, müvekkili şirketin ... alan adlı web sitesinin sahibi olduğunu, davacı şirketin, işletmekte olduğu konaklama tesisi olan '' ... '' isimli otelin odalarının müvekkili şirketin sahibi olduğu internet sitesi üzerinden satışının yapılması için müvekkili şirket ile anlaşmış ve taraflar arasında internet ortamında online olarak sözleşme akdedildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince komisyon ve komisyon şartları belirlendiğini, yerleşik içtihatlar doğrultusunda faturanın tebliğ edilmiş olması ve itiraz edilmemiş olması, hizmetin tam ve eksiksiz vermiş olduğunu kanıtlamamakta, hatta karine dahi teşkil etmediğini, nitekim bu husus Yargıtay içtihatları gereğince de hüküm altına alındığını, "Tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermez, bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına gelir" (YARGITAY 3. Hukuk Dairesi ... E. ve ...K. no.lu 06.10.2005 tarihli Karar); "... faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir" (YARGITAY 11. Hukuk Dairesi ... E. ve ... K. no.lu 05.05.2005 tarihli Karar). Hizmetin tam ve eksiksiz olarak verildiğini, davacı yan tarafından kanıtlanmış olmadan afaki bir alacağın miktarının tespiti hukuki olmadığını, hizmetin verildiği hususundaki ispat yükü davacı tarafta olduğunu, davacı bugüne kadar bu iddiasını destekler hiçbir kanıt sunmadığını, müvekkilinin şirketin davacıdan olan komisyon alacakları ve fatura alacakları mevcut olduğunu, bu alacaklar yönünden de takas-mahsup talepleri bulunduğunu, müvekkili şirketin alacakları ticari defterlerin incelenmesi neticesinde sabit olacağını, haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın reddini, dava masraf ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini, davacının haksız olarak başlattığı icra takibi nedeni ile % 20'den az olmamak üzere haksız icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davası itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından davalı aleyhine ... 3. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasında başlatmış olduğu ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının takibe dayanak faturalardan dolayı varsa davalıdan talep edebileceği alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu takip dosyası ile tarafların BA BS formları ilgili yerlerden celp edilmiş ve 21.11.2025 tarihli duruşmasının 5 nolu ara kararı ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişine tevdii edilerek, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, sahipleri lehine delil niteliğini haiz olup olmadığı, davacı tarafından takip talebine konu tanzim edilen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı tarafından faturalara süresi içinde itiraz edilip edilmediği, iade faturası düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş iade faturası var ise davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, takip talebine dayanak faturaların tarafların bağlı oldukları vergi müdürlüklerine beyan edip etmediği, tarafların ticari defterleri ile BA BS formları arasında mutabakat bulunup bulunmadığı, var ise mutabakatsızlık nedeninin ne olduğu,takip talebine dayanak faturalardan dolayı davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, var ise alacak miktarının ne kadar olduğu, davalının davacıdan cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, davalının takas mahsup talebi nazara alındığında tarafların birbirlerinden varsa alacak miktarının ne kadar olduğu hususunda rapor tanzim edilmesinin istenmesine karar verildiği, ve taraf vekillerine inceleme günü olarak tayin edilen 12.01.2026 tarihinde müvekkillerinin 2023-2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defterlerini Mahkememiz duruşma salonunda hazır edilmesi hususu ihtar edilmiş ve ticari defterlerin ibraz edilmemesinin sonuçları taraf vekillerine ayrı ayrı usullüne uygun ihtar edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili 15.12.2025 tarihli talep dilekçesi ile davacıya ait ticari defterlerin Malatya ilinde bulunduğunu bildirerek ticari defterlerin yerinde incelenmesini talep etmiş ise de, yerinde inceleme yetkisi verilecek bilirkişinin taraf defterlerini layıkıyla inceleyip incelemediği, hatta ticari defterlerin bulunduğu adrese fiilen gidip gitmediğinin Mahkememizce denetlenmesinin mümkün olmadığı, istenen ticari defterlerin cd veya harici bellek içinde dijital olarak da dosyaya ibrazın mümkün olduğu, benzer dava ve uyuşmazlıklarda taraf vekillerinin yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişilere yönelik ticari defterlerin bulunduğu yere gelmediklerine yönelik şikayetleri de nazara alınarak bilirkişinin Mahkememiz gözetiminde ve taraf vekillerinin huzurunda ibraz edilen delilleri incelemelerini teminen Mahkememiz duruşma salonunda inceleme gün ve saati tayin edildiğinden davacı vekilinin yerinde inceleme talebinin reddine karar verilmiş ve 18.12.2025 tarihli ara karar davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen 12.02.2026 tarihli bilirkişi raporunda raporunda özetle; dosyada mevcut belgeler ve BA BS formlarının incelenmesi sonucunda taraflar arasında ticari nitelikte bir ilişki bulunduğu, davalı şirketin çevrimiçi rezervasyon platformu aracılığıyla davacıya ait konaklama tesisine yönelik aracılık hizmeti sunduğu, tarafların bu ilişki kapsamında karşılıklı fatura düzenledikleri ve cari hesap ilişkisi kurduklarının dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı tarafça, takibe dayanak teşkil eden faturalar ve cari hesap ekstresi esas alınarak ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takip çıkış tutarının 44.103,51 TL olarak belirlendiği ve bu tutarın davacı beyanları içerisinde rakamsal ve mantıksal olarak tutarlı bir alacak kurgusuna dayandığı görüldüğü, davalı tarafça hizmetin ifa edilmediği veya eksik ifa edildiği, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin tek başına ifayı ispatlamayacağı, ayrıca davalının da komisyon ve fatura alacakları bulunduğu ileri sürülerek takas ve mahsup talebinde bulunulduğu, mahkememizin 21/11/2025 tarihli ara kararında; takibe dayanak faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturalara süresinde itiraz edilip edilmediği, iade faturası bulunup bulunmadığı, taraf defterleri ile BA/BS formları arasındaki uyum, davalının takas ve mahsup talebi dikkate alındığında taraflar arasında net alacak bulunup bulunmadığı, hususlarının açıkça bilirkişi incelemesine konu edildiği görüldüğü, dosya kapsamında taraf ticari defterleri, banka kayıtları, extranet/rezervası komisyon dökümleri ve tüm BA/BS bildirimleri henüz tam ve karşılaştırmalı şekilde ibraz edilmediğinden; yukarıda belirtilen ara karar sorularının tamamı yönünden kesin ve bağlayıcı bir mali kanaat oluşturulması mevcut aşamada mümkün olmadığı, bu itibarla, mevcut dosya içeriği itibarıyla; davacı tarafın alacak iddiasının soyut olmadığı, fatura ve cari hesap verilerine dayandığı, davalı tarafın savunmalarının ise belge ile desteklenmesi gereken takas-mahsup ve ifa iddialarına dayandığı, tespit edilmekle birlikte; tespitin Mahkememiz ara kararında belirtilen belge ve kayıtların tamamının temini ve karşılıklı mutabakatının yapılması sonrasında mümkün olacağı, bu nedenle bilirkişilik görevi kapsamında yapılan inceleme sonucunda; taraflardan temin edilecek ek bilgi ve belgeler ile yapılacak ayrıntılı defter, banka ve kayıt incelemesi sonrasında alacağın varlığı ve miktarı ile takas-mahsup iddialarının netleştirilmesi gerektiği, raporun, mevcut dosya kapsamındaki belgeler esas alınarak düzenlenmiş olduğu, Mahkememiz ara kararında belirtilen tüm hususlar yönünden kanaat oluşturulabilmesi için ek belge incelemesine ihtiyaç bulunduğu hususu mahkememiz takdirinde olduğu yönünde görüş bildirdiği anlaşılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E.,...K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi... Esas ... Karar) Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve... Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi ... Esas... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın verilen kesin süreye ve kesin sürenin sonuçlarının usulüne uygun ihtar edilmesine rağmen inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini Mahkememizce tayin edilen bilirkişinin incelemesine ibraz etmediği, dosyada mevcut belgelere göre de, her ne kadar taraflar arasında ticari ilişki olduğu tespit edilse de, mevcut delil durumuna göre davacının davaya konu icra takibine dayanak faturalardan dolayı davalıda bir alacağı olduğunu usulüne uygun olarak ispatlayamadığı, davacının münhasıran davalını ticari defterlerine de dayanmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcının peşin yatırılan 615,40-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 44.103,51-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 03/04/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/400, K. 2026/258, T. 03.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-400-e-2026-258-k-42b4f79dedd2