İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/39 E. 2026/6 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2025/39
- Karar No
- 2026/6
- Karar Tarihi
T.C. 4 FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/39 Esas KARAR NO :2026/6
DAVA:Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ:17/11/2017 KARAR TARİHİ:20/01/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... ... tescil numaralı “...+şekil” ibareli .... sınıfta, ... ... tescil numaralı “...” ibareli .... sınıfta tescilli markalardan kaynaklı haklara davalı yan'ın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 29 ve madde 149 vd. uyarınca marka hakkına tecavüzünün ve Türk Ticaret Kanunu madde 55 ve madde 56 uyarınca haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, men'i ve önlenmesi ve bu bağlamda 99 ... tescil numaralı “...+şekil” ibareli, ... ... tescil numaralı “...” ibareli markalarından kaynaklı haklara davalı yan'ın tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve men'i ve bu bağlamda müvekkil markaları ile aynı veya iltibasa sebebiyet verecek tüm kullanımların engellenmesini, her türlü tanıtım evrakına el konulmasını, davalı yan'a ait “...” internet sitesine erişimin engellenmesini, tabelaların indirilmesini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 149 vd. ve Türk Ticaret Kanunu madde 56 uyarınca 100.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, 3. hükmedilecek maddi ve manevi tazminata davalı yan'ın aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu madde 62 uyarınca cezayı gerektiren haksız rekabet teşkil eden fiillerinin Türk Ticaret Kanunu madde 60 atfı ile Türk Ceza Kanunu madde 66/l-e uyarınca 8 yıllık zaman aşımı süresine tâbi olduğunu, 17.11.2009 tarihinden itibaren 1/18 avans faizi uygulanmasını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 150/3 uyarınca Müvekkil'in uğramış olduğu zarar miktarının davalı yan'ın markanın kullanılması ile ilgili belgeleri sunması belgelerin sunulmaması halinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 220/3 hükmü uyarınca, tazminat taleplerimizin kabulünü, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 151 uyarınca yoksun kalınan kazancın hesaplanması bakımından tanınan seçimlik hakkın davalı yan'ın zarar miktarının belirlenebilmesi için markanın kullanılması ile belgeleri sunması akabinde belirlenmesini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 149/l-g ve 149/1-ll uyarınca hükmün masrafı davalıdan alınarak ilgililere tebliğ edilmesini, kamuya ilan yoluyla duyurulması amacı ile tirajı yüksek gazetelerden birinde yayınlanmasını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin çekirdek unsuru ... olan unvanını şirket ortaklarından ... adına 1999 yılında tescil ettirdiğini, otelcilik hizmetlerinde kullanmaya başladığını, 21/03/2020 tarihinde ... Tur. Yatırım A.Ş unvanı olarak tescil edilerek yaklaşık 20 yıldır aralıksız bir şekilde ... markasını otelcilik sektöründe etkin ve ciddi bir biçimde kullandığını, otelcilik hizmetinde uzun yıllardır kullandıkları ve ayırt edici hale getirdikleri markalarını bir süre teszilcsiz kullandıktan sonra ilk defa 2001 yılında tescil için başvurularak 2007 yılında tescil ettirildiğini, ... markasının otelcilikte tanınmış marka haline geldiğini, 10 yılı aşkın süredir de http://... alan adının sahibi olduklarını, davacının müvekkilinin ... ibaresini kullanmaya başladığı 2000 yılından yaklaşık 10 yıl sonra dava açmasının davacının bu kadar süre müvekkilinin markasını kullanmasına sessiz kalmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşıdığını, davanın öncelikle kesin hüküm ve yine sessiz kalma nedeniyle hak kaydı gerekçeleri ile reddedilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememize sunulan 24/08/2021 ve 19/01/2022 tarihli bilirkişi raporlarında özetle;Huzurdaki davaya konu olan davalıya ait T.C. Yargıtay 11. HD. 2016/1036 E. 2017/3939 K. Sayılı kararı oybirliği ile 21.06.2017 tarihinde onaylandığı ve 09.07.2019 tarihinde de kesinleştiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından davalıya ait davaya konu aşağıdaki markaların hükümsüz kılındığı, ... — 2008/... tescil numaralı ... Nice Sınıfındaki (€ Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kzeş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil). Hayvun bakım evleri hizmetleri) alt başlıklarında hükümsüz kılındığı, ... A daki (Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri fgündüz bakımı (kresj hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil), Hayvan bakım evleri hizmetleri) alt başlıklarında hükümsüz kılındığı,... 2009/... tescil numaralı ... Nice Sınıfındaki ( Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzürevleri hizmetteri dahilj. Hayvan bakım evleri hizmetleri) alt başlıklarında hükümsüz kılındığı... ... D 2009/... tescil numaralı ... Nice Sınıfındaki / Fiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevyleri hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri) aht başlıklarında hükümsüz kılındığın, ... ... 2009/... tescil numaralı ... Nice Sınıfındaki ( Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahili Hayvan bakım evleri hizmetleri) alt başlıklarında hükümsüz kılındığı, ... ... ... tescil numaralı 41 / 44 Nice Sınıflarındaki “sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor faaliyetleri, kültür ve eğlence hizmetleri, dergi, kitap, gazete vb. yayınlama hizmetleri. Spor faaliyetleri, egzersiz ve spor arganizasyonları ve tescilli olduğu 44. Sınıftaki güzellik bakım hizmetleri, Veterinerlik ve hayvancılıkla ilgili hizmetler, huzur evi. Sağlık hizmetleri, masaj sauna gibi hizmetleri” alt başlıklarında kısmen hükümsüz kılındığını, ... ... >012/... tescil numaralı ... Nice Sınıfındaki ( Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreşj hizmetleri, huzurevleri bizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri) alt başlıklarında hükümsüz kılındığı, Somut dosya kapsamında ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalının ticari hayatta faaliyetine 21.03.2000 tarihinde başladığı buna karşılık davacının da ticari hayatına 31.12.2001 tarihinde başladığı ve her iki tarafından aymı alanında ve aynı coğrafi bölgede faaliyette bulunduğu esas sözleşmelerinden anlaşıldığından aynı alanda faaliyet gösteren tarafların birbirlerinin varlığından ve birbirlerine ait markaları biliyor ve/veya bilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, Davalının ... ibareli ticaret unvanı ile ticari hayatına 21.03.2000 tarihinde başladığı buna karşılık davalının .... Hizmet sınıfında sonradan devir yoluyla hak sahibi olduğu ... ibareli markaya dayanarak davalıya açtığı davamın tarihi 12.03.2009 dur. Sessiz kalma yoluyla beş yıllık sürenin somut olayda nasıl değerlendirilmesi gerektiğinin açıklanması gerektiği, Devir halinde dahi sürenin kesintisiz olması gerekir. Aksi halde önceki hak sahibinin değişmesi durumunda, sürenin kesintisiz olma niteliğinin sekteye uğrayacağı ve yeni hak sahibi için yeni bir sürenin başlayacağını söylemek hukuk güvenliğini sağlamak ve sonraki tarihli marka sahibini korumak amacıyla getirilen sessiz kalma suretiyle hak kaybt ilkesinin amacına aykırılık teşkil edeceği, Huzurdaki davada davalının davaya konu ... ibaresi yasal ticaret unvanıdır ve faaliyet konusu ile de örtüşmektedir. Davalının yasal ticaret unvanını ticaret sicilinde tescilli faaliyet konularında markasal olarak kullanmasında kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, Davacının ... ibareli marka füzerinde davalının faaliyet konuları ile örtüşen davaya konu .... ... sınıflarında “otelcilik.... .... hizmetleri” alanında ... ibaresini markasal olarak 2002 yılından beri kullanımı olduğu düşünüldüğünde hukuk güvenliği ilkesi gereği sonraki marka sahibi olan davalının korunması gerektiği, Davacının davaya konu .... Hizmet sınıfında tescilli 99/... markasını 2008 yılında dava dışı ... .... den devir yolu ile elde ettiğinden somut dosya kapsamında bu durumun dikkate almması gerektiği, Somut dosya kapsamındaki bilgilerden ve kesinleşen Yargıtay kararlarından davacının .../... ibareli markalar üzerinde .... Hizmet sınıfında öncelik hakkı sebebiyle tekel hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, Huzurdaki davada davalının davacının markasını taklit ederek onun markasının itibarından haksız bir yarar elde ettiği ve davacınm ticari itibarına zarar verdiği ve/veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte (... ibaresi adına çok sayıda tescilli marka bulunduğundan ve tescil edildiği hizmet grubunda da ayırt ediciliği düşük olduğundan) eylemleri bulunmadığından, SMK m. 149 anlamında tazminat koşullarının oluşmadığı, davalının ticari faaliyetlerinde kullandığı araçların meşru araçlar olduğu ve dürüst yollarla şahsi emek ve gayreti ile ticari hayatta rekabet ettiğinin kabulü gerektiğinden davacıya ait markaların tanınmışlıklarından hakşız surette yararlanma ve üçüncü kişileri yanıltma söz konusu olmadığından TTK m. 55/1-a 4. Koşullarının oluşmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. KANAAT VE GEREKÇE İşbu dava 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkememizce 14/04/2022 tarih 2021/49 esas 2022/53 karar sayılı kararı ile bozmadan önce; "1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca peşin olarak yatırılan 2.561,63 TL'den hesap olunan 242,10 TL karar harcının düşülerek kalan 2.319,53 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2022/1714 E., 2025/213 K. Sayılı İlamı İle; " 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- .... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/04/2022 tarih, .... Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. " şeklinde karar verilerek mahkememiz kararı bozulmuştur. Sulh sözleşmesi ile taraflar birbirinden karşılıklı olarak ödünlerde (tavizlerde, fedakârlıklarda) bulunarak aralarında mevcut bir hukuki ilişki üzerindeki anlaşmazlığa veya tereddüt (kararsızlık) hâline son veren ve tam iki taraf borç yükleyen bir sözleşmedir (Tandoğan, Haluk; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. 1, İstanbul, 1988, s. 14). Uygulamada ve teoride kabul edilmekle birlikte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan sulh, ilk defa HMK ile düzenlenmiş ve HMK’nın 313. maddesinde bir kurum olarak yer almıştır. Anılan maddede sulh; “görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme” olarak tanımlanmıştır (HMK m. 313/1). Hemen belirtilmelidir ki tarafların aralarındaki uyuşmazlığı anlaşarak gidermesi anlamına gelen sulh sözleşmesinin kurulması için tıpkı diğer sözleşmelerde olduğu gibi karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları, yani icap (öneri) ve kabul bulunmalıdır. Bu icap ve kabul açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir. Bu sözleşme ile taraflar dava konusu uyuşmazlığa bir fedakârlık ve özveri göstererek son verirler. Genellikle, davacı talep sonucunun bir bölümünden feragat ederek ve davalı da davacının talep sonucunun kalan bölümünü kabul etmek suretiyle sulh sözleşmesi hukuken vücut bulur. En önemlisi bunun sonucunda uyuşmazlık ortadan kaldırılmış sayılır. Bu nedenle sadece tarafların üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldukları davalar bakımından söz konusu olur. Sulh yapılması kural olarak şekle tabi değildir. Ancak HMK’nın 154/3-ç maddesinde mahkeme huzurunda yapılan sulhlar için bir geçerlilik şartı öngörülmüştür. Buna göre, taraflar mahkeme huzurunda sulh olmak istediklerini bildirdikleri taktirde, bu sözlü beyanlarının tutanağa geçirilerek sulh olan taraflara okunması ve imzalattırılması gerekmektedir. Sulhun yazılı olarak yapılması hâlinde ise tarafların bu konudaki beyanlarını içeren dilekçelerinin tutanağa yazılarak eklenmesi gerekir (HMK m. 154/4). Bu hükümden hareketle sulhun tutanağa geçirilmesinin, taraflara okunmasının, onların onayının alınmasının ve (varsa) itirazlarının da tutanağa geçirilmesinin sulhun sonuç doğurabilmesi için zorunlu şartlar olduğu söylenebilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, İstanbul, 2001, s. 3753). Sulhun şekli konusunda üzerinde durulması gereken bir başka husus da mahkeme dışında yapılmış olan sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulhe dönüşebilmesi için mahkemeye verilmesi ve mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesi, duruşmada taraflara okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflarca imzalanması gerekmektedir. Burada sulh sözleşmesinin içeriğinin ayrıca duruşma tutanağına geçirilmesine de gerek yoktur. Çünkü duruşma tutanağına eklenen belgeler de tutanak hükmündedir. Sulhun etkisi HMK’nın 315. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesi; "(1)Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." Yine 315. Maddesi de; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir..." düzenlemelerini içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 313/1 maddesine göre; "Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir." Anılan kanun maddesinde, mahkeme içi sulh düzenlenmiş ve sulh, görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacı ile mahkeme huzurunda yapmış oldukları sözleşme olarak tanımlanmıştır. Mahkeme dışı sulh ise, borçlar hukukunun konusu olduğundan düzenleme dışı bırakılmıştır. Madde gerekçesinde, taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmeye uygun mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebinin, diğer tarafın kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 154/3-ç maddesinde, beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla sulh müzakereleri sonucunun tutunağa yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Kanunun öngördüğü bu şekil sulh için geçerlilik şartıdır. Taraflar, mahkeme dışında yaptıkları sulh sözleşmesini mahkemeye vererek, buna göre davada sulh olduklarını bildirirlerse mahkemece sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiğinin tutanağa yazıp, sözleşme okunduktan sonra tutanağın taraflara veya vekillerine imza ettirilmesi gerekir. Bu şekilde mahkeme dışı sulh mahkeme içi sulhe dönüşür. (Yargıtay 15.HD 2020/432 E, 2020/943 K.) Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, tarafların 11/01/2026 sulh sözleşmesi ile sulh oldukları duruşma beyanlarında bu sulh sözleşmesi uyarınca karar verilmesini istedikleri ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri olmadığı anlaşıldığı, tarafların dava konusu hususunda sulh oldukları ve sulhe göre karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmakla, HMK'nın 154/3-ç maddesi kapsamında beyanlarının alındığı, dikkate alınarak sulhun tasdikine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Taraflarca sunulan 11/01/2026 tarihli sulh anlaşmasının aynen geçerli olduğunun tespiti ile, 11/01/2026 tarihli sulh anlaşmasının aynen tasdikine ve kararın eki sayılmasına, 2-Davacıdan peşin alınan 2.561,63-TL karar ve ilam harcından, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, sulh yargılamanın ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının 2/3'ü olan 488,00-TL'nin mahsubu ile 2.073,63-TL fazlalık harcın aynı Kanunu'nun 31.maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 3-Sulh sözleşmesi uyarınca istenmediğinden taraflar yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, yapılan giderlerin tarafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸