İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/370 E. 2026/214 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/370
- Karar No
- 2026/214
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/370 Esas KARAR NO : 2026/214 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/04/2025 KARAR TARİHİ : 25/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle ; davacı, taraflar arasında 03.09.2019 tarihli Alım-Satım Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı --------Ş.'nin alıcı, davalı --------- ise garantör sıfatıyla sorumluluk üstlendiği, sözleşmeye konu ürünlerin; çubuk ve filmaşin formatında, karbonlu/karbonsuz çelik ürünleri olduğu davacı ayrıca aynı tarihte Antrepo (Ardiye) Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca ürünlerin davalıya ait --------- deposunda muhafaza edildiğini, davalının “saklayan” sıfatıyla depolama hizmeti verdiği, davacı; sipariş edilen ürünlerin satış fiyatlarının; 943 oranında komisyon, İlk 3 ay için aylık 940,3 finansman gideri, 3 aydan sonraki dönemler için aylık 960,8 yabancı para çinisinden finansman gideri, 31.08.2022 sonrasında aylık 91,2 oranında finansman gideri, Ton başına aylık 4 EUR depolama gideri,dikkate alınarak hesaplandığını; bu hesaplama sisteminin sipariş teyit formlarında açıkça yer aldığını, sözleşmeye göre ürünlerin depoda kalma süresi 3 ay olarak belirlenmiş olmakla birlikte, bu sürenin aşılması durumunda da müvekkil şirketin insiyatifi ile sözleşmeye uygun olarak yukarıda bahsedilen faiz ve depo maliyetleri ürünlerin fiyatına eklenerek belirlenen aylık satış fiyatı üzerinden ürünler davalı-------.Ş.'ye satıldığı, bu fiyatlama yönteminin 2019-2024 yılları arasında yaklaşık 5 yıl boyunca taraflar arasında ihtilafsız şekilde uygulandığı, bu süreçte toplam 2.798 adet fatura düzenlendiği ve davalının bu faturaları esas alarak ticari ilişkiyi sürdürdüğü, davalını Sözleşmeye Aykırı olarak 2024 yılının ilk yarısından itibaren davalı şirket ödemelerini geciktirdiği, Sipariş verdiği ürünleri satın almaktan kaçınmaya başladığını, Depoda bulunan yaklaşık 9.000 ton ürünü teslim almadığını, Bu durum üzerine davacı, 07.05.2024 tarihli noter ihtarnamesi ve akabinde 14.10.2024 ve 18.10.2024 tarihli e-mailler ile davalıyı bilgilendirdiğini, ürünlerin satın alınmaması halinde üçüncü kişilere satış yapılacağını bildirdiği, yapılan ihtara rağmen davalı şirket tarafından sözleşmeye aykırı olarak satın alınmayan ürünler taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3 maddesi gereğince 3. Kişilere satılmaya başlandığı, dava konusu zarar faturalarının mahiyeti, davalı --------Ş. tarafından verilen sipariş teyidine istinaden müvekkil şirket tarafından yurtdışından getirilen ve davalı --------Ş. Tarafından alım satım sözleşmesi gereğince satın alınması gereken ancak sözleşmeye aykırı olarak satın alınmayan ürünlerin anlaşma fiyatıyla, bu ürünlerin cari fiyatlarla piyasadaki 3. Kişilere satılması neticesinde oluşan farklar olduğu, davacı; sözleşmenin 4.3 maddesi uyarınca, satın alınmayan ürünlerin üçüncü kişilere satıldığını, ancak bu ürünlerin tek kalemde satışı mevcut piyasa koşullarında mümkün olmayan ürünler olduğundan 3. Kişilere satışının peyder pey yapıldığı, bu satışların piyasa cari fiyatları üzerinden gerçekleştirildiğini, Ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan fiyatı ile, üçüncü kişilere yapılan satış fiyatları arasındaki farkın, davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle doğan zarar olduğunu, bu nedenle davalı adına “Sözleşmeden Kaynaklı Zarar Tazmini” açıklamasıyla faturalar düzenlenmiş, bu faturaların muhasebe kayıtlarına alındığı ve icra takibine konu edildiği; yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, davalıların --------- İcra Müdürlüğü --------- E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar; taraflar arasındaki ticari ilişkinin yaklaşık 5 yıl boyunca sorunsuz şekilde sürdi sözleşmede yer alan 90/120 günlük satın alma sürelerinin fiilen hiç uygulanmadığını, bu hususun taraflar arasında yerleşik ticari teamül haline , bu nedenle davacının aniden bu süreleri ileri sürerek kişilere satış yapmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalılara göre; davacı, 2024 yılı Eylül ayından itibaren davalının bilgisi ve onayı olmaksızın depodaki ürünlerin bir kısmını üçüncü kişilere satmış, bu satışlar için sözleşmede öngörülen usule uygun temerrüt ihtarı ve bildirim yapmadığı, bu nedenle alıcı temerrüdü değil, satıcı temerrüdü oluştuğu, Davalılar; 14.10.2024 tarihli e-mailin; Sözleşmenin 4.3 maddesinde öngörülen “piyasada anlaşılan birim fiyat” bilgisini içermediğini, Somut bir üçüncü kişiyle yapılmış satış mutabakatına dayanmadığını, Aylar sonra yapılan satışlara dayanak alınamayacağını davacının, zarar hesabına esas alınan üçüncü kişi satışlarının danışıklı ve muvazaalı olduğunu, satış yapılan firmaların ekonomik ve ticari kapasitesinin bu alımları karşılamaya elverişli olmadığı, ayrıca üçüncü kişi satış fiyatlarının piyasa rayicini yansıtmadığı, bilerek düşük tutulduğu ve böylece davalı aleyhine yapay zarar yaratıldığı davacının zararın kendi kusurundan kaynaklandığı, davacının; Ürünleri aylarca depoda bekleterek, Piyasa fiyatlarının düşmesini bekleyerek, Satışları peyder pey ve keyfi şekilde gerçekleştirerek zararın artmasına bizzat sebep olduğu, bu nedenle TBK m.52 (müterafik kusur) gereğince zarar talep edilemeyeceği veya azaltılması gerektiği beyan edilerek yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın tüm yönleriyle reddine, davacı taraf aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline, karar verilmesi talep edilmiştir.Dava; hukuki niteliği itibariyle itirazın iptali davasıdır. HMK 116. maddesi uyarınca; aynı yargı çevresi içinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davalar arasında bağlantı var sayılır. --------- esas sayılı dosyasının incelemesinde ve dava dilekçesinin anlatımından tarafların ve dava konusunun taraflar arası aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığı görülmüş, bu kapsamda her iki davada toplanacak delillerin ve yapılacak araştırma ve incelemelerin aynı nitelikte olup HMK'nun 166/4. maddesinde belirtilen şekilde davaların aynı nedenlerden doğduğu ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle davalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu, davaların birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi gerekse delillerin birlikte değerlendirilmesi ve bir biri ile çelişmeyen hükümlere ulaşılması yanında yargılamanın hızı ve bütünlüğü açısından yarar ve zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla işbu dava dosyasının--------- esas sayılı dava dosyalarının birleştirilmesine, yargılamanın bundan sonra ---------- esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine; mahkememiz esasının bu şekilde kapatılması yönünde aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Dava dosyamızın, aralarındaki bağlantı nedeniyle HMK madde 166 gereğince--------- Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Dosyamız esasının birleştirme yönünden şerh verilerek kapatılmasına, 3-Müteakip işlemlerin birleştirilen dosya üzerinden yapılmasına, 4-Harç ve masrafların birleşen dosyada değerlendirilmesine, Dair, Davacı Vekilinin ve Davalılar Vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı..25/03/2026