İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/367 E. 2026/74 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/367
Karar No
2026/74
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/367 Esas KARAR NO : 2026/74 Karar

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/05/2025 KARAR TARİHİ : 26/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 22/05/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ... ile ... A.Ş. Arasında 25/03/2022 tarihinde 24 ay taahhütlü olarak Akıllı Süreç Yönetimi isimli bilgisayar programı satın alındığını, müvekkili şirketin 24 ay boyunca kaliteli hizmet almaması ve satın alınan programı uygulamada kullanamaması sebebiyle 24 aylık taahhüt süresi içerisinde karşı tarafa kalıcı veri saklayıcısı niteliğindeki e-posta yolu ile ve gerekse de telefon görüşmesi yolu ile defalarca kez iletişime geçtiğini, buna rağmen karşı taraf şirket taahhüt süresi içerisinde sözleşmeden cayılması halinde oldukça fahiş cayma bedeli belirlediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin cayma bedeli ödememek adına sözleşme bitim tarihi olan 25/03/2024 tarihine kadar faturalandırılmış aylık hizmet bedellerini karşı tarafa düzenli olarak ödediğini ve sözleşmeyi devam ettirdiğini, sözleşme bitim tarihi olan 25/03/2024 tarihinde müvekkili şirket yetkilileri tarafından gerek mail üzerinden gerekse de telefon ile karşı taraf ile irtibat kurulmaya çalışıldığını, sözleşmenin yenilenmeyeceği ve sözleşmenin bitim tarihinden itibaren taraflarına fatura yansıtılmaması talebinde bulunulduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin yenilenmesine onay veya talimat vermediği halde sözleşme bitim tarihi olan 25/03/2024 tarihinden sonra da müvekkili şirkete her ay fatura yansıtıldığını, Nisan , Mayıs , Haziran , Temmuz , Ağustos , Eylül, Ekim aylarına ait olmak üzere 7 ay, yansıtılan faturaların müvekkili şirket ödemek zorunda bırakıldığını, bu kapsamda yukarıda bahsi geçen sözleşmenin feshini ve sözleşme bitim tarihi 25/03/2024 tarihi itibariyle işbu başvuru tarihine kadar ödenmiş olan 7 aylık olmak üzere 7 x 1.107,48-TL =7.752,36-TL bedelin ve bu bedelin sözleşme bitim tarihi olan 25/03/2024 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini, bu sebeplerle davanın kabulüne, müvekkili şirketin davalıya, Akıllı Süreç Yönetimi Kampanya Taahhütnamesi uyarınca borçlu bulunmadığının tespitine, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 7.752,36TL’nin ödeme tarihi olan 25.03.2024 Tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadına karar verilerek, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 17/06/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki taleplerinin istirdat davasına konu edilebilmesi mümkün olmadığının, huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, hukuki yarar yokluğu ve hak düşürücü süreye ilişkin itirazları saklı ve baki kalmak kaydıyla; müvekkili şirket tarafından verilmesi gereken hizmet davacıya sunulmuş, davacı buna ilişkin olarak usulüne uygun bir feshi bildirimi yapmadığını, taahhüt süresi içerisinde sözleşmenin feshine ilişkin olarak müşteri danışmanından bilgi aldığını, taahhüt süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi halinde tahakkuk ettirilecek sözleşme iptali bedelinin miktarını öğrendiğini, müvekkili şirket ekipleri tarafından da davacı şirket yetkilisine süreçle ilgili olarak bilgi verildiğini, kampanyanın iptali halinde 10.890,00-TL tahakkuk ettirileceği belirtildiğini, söz konusu mail yazışmalarında davacının herhangi bir suretle sözleşme feshi gerçekleştirdiği yönünde bir ifadesi bulunmadığını, müvekkili şirket kayıtlarında da; davacının 2023 yılında ..., ... ve ... numaralı üç adet destek kaydıyla cayma bedelini öğrenmek istediği ve buna ilişkin olarak müvekkil şirket birimleri tarafından bilgi verildiği hususu yer almadığını, davacı taraf sözleşmenin süresinin 24 ay olduğunu ifade etmekteyse de bu süre abonelik sözleşme süresi değil taahhütname süresi olduğunu, diğer bir ifade ile abonenin, taahhütname kapsamında abonelikten indirimli olarak faydalanmasına ilişkin bir süre olduğunu, abonelik sözleşmesi taahhüt süresi bitiminde kendiliğinden sona ermediğini, sayın Mahkemenin de kabulünde olacağı üzere müvekkili şirketin hizmeti kesintisiz olarak sağlama yükümlülüğü mevcut olduğunu, davacının ihtirazi kayıt olmaksızın yapmış olduğu ödemelerin istirdadını talep etmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle; haksız ve hukuki mesnetten yoksun ve şartları oluşmayan istirdat talepli davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, her halükarda davanın esastan reddine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, Taraflar arasında imzalanan "Akıllı Süreç Yönetimi Taahhütname"si uyarınca davacının 25/10/2024 tarihinden itibaren borçlu olup olmadığının tespiti talebine ilişkindir. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; "Madde 5/A - (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile, "Dava şartı olarak arabuluculuk, Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının İncelenmesi başlığını taşıyan 115. Maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Dava şartları, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Davacı vekili tarafından 30/06/2025 tarihli tam ıslah dilekçesi ile davacı vekili dava dilekçesindeki taleplerini değiştirmiştir. Böylece daha önce sunulan arabuluculuk son tutanağında uyuşmazlık konusu "... Sözleşme bitim tarihi 25/03/2024 tarihi itibariyle ihtar tarihine (25/10/2024) kadar olan 7 aylık olmak üzere 7 x 1.107,48-TL =7.752,36-TL ödenen fatura bedelinin faiziyle birlikte müvekkilimize iadesi ve kesilen faturaların iptali" ne ilişkin iken davanın tam ıslahı ile davanın konusu davacının 25/10/2024 tarihinden sonra borçlu olup olmadığına ilişkin olup dava açılırken sunulan son tutanak ise ıslahtan sonraki uyuşmazlığı kapsamamaktadır. Bu düzenlemeler ışığında davanın menfi tespit davası olduğundan zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu ve davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİ İLE USULDEN REDDİNE, 2-)Alınması gerekli harç 732,00TL olup peşin alınan 615,40TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine, 5-)Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 7.752,36TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/01/2026

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/367, K. 2026/74, T. 26.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-367-e-2026-74-k-524ad8db3cf9