İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/354 E. 2025/962 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/354
Karar No
2025/962
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/354 Esas

KARAR NO : 2025/962

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 07/03/2025

KARAR TARİHİ: 12/11/2025

Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili Torbalı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesiyle özetle; Davalı/borçlunun Torbalı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer aldığını, müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunu ancak davalı-borçlu, cari hesap ekstresine göre takibe konu 381.550,00 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, davalı/borçlunun borcu işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili için Torbalı İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalı borçlu itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, Torbalı Adliyesi ara buluculuk bürosuna başvurulduğunu görüşme sonunda anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafın icra dosyasına sunduğu itirazın haksız ve yersiz olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında çelik konstriksiyon imalat ve montaj yürüme yolları ve korkulukları işi kapsamında anlaşma yapıldığını, anlaşmanın sözlü yapıldığını taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını, anlaşmaya ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından tüm edimler yerine getirildiğini, davalıya bahse konu ürünlerin teslim edildiğini, davalı tarafın bu işlemlere karşılık gerekli ödemeleri eksik yaptığını, müvekkili şirketin talep ettiği alacak yapılan iş karşılığında ödemesi gereken kararlaştırılmış bedelin kalan kısmı olduğunu, faturaya kabul edilmiş herhangi bir itiraz bulunmadığını, faturaya bağlı olarak ödenmesi gereken borcun büyük bir kısmının ödendiğini, faturaya bağlı olarak yapılan ödemelerin borcun varlığının ispatı olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde ayrıca müvekkili şirket tarafından iş anlaşması üzerine 08.10.2024 tarihli ... fatura numaralı 26.801.550,00 TL değerli fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin davalı tarafa yükümlülüğünde olan ödemeleri gerçekleştirmesi için gerekli uyarılarda bulunduğunu, müvekkili şirketin anlaşmaya bağlı olarak üzerine düşen edimini yerine getirdiğini ve davalı tarafa gönderdiğini, müvekkilinin tüm ürünlerin faturasını kestiğini fakat davalı tarafın hiç bir sebep göstermeden ürünlerin çoğunluğunu almış bir kısmını geri gönderdiğini, müvekkili şirketin anlaşmaya ve kesilen faturaya bağlı kalarak geri gönderilen ürünleri kabul etmeyerek davalı tarafa geri gönderdiğini, müvekkilinin tüm ürünlerin faturasını kestiğini fakat davalı taraf hiç bir sebep göstermeden ürünlerin çoğunluğunu almış bir kısmını geri gönderdiğini, gerçekleşen durumun müvekkili şirketin sorumluluğunda olmamakla beraber TTK 18.madde de düzenlenen basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü ile hukukun etkin ilkesi olan dürüstlük ve iyi niyet kuralına da aykırılık teşkil ettiğini bahse konu faturanın 08/10/2024 tarihinde düzenlendiğini, TTK 21/2 Maddesi gereğince fatura alındığında, alıcı bu faturada belirtilen bilgilere sekiz gün içerisinde itiraz etmezse, faturanın içeriğini kabul etmiş olacağını, bu süre geçtikten sonra yapılan itirazların, faturanın kabul edildiği anlamına geleceğini ve bunun muhatabın faturadaki bilgileri onayladığını gösterdiğini, mal ve hizmet tedarikinde para borcunun ödenmesine ilişkin olarak, sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılmamış ise, TTK m. 1530/4 uyarınca borçlu fatura veya eşdeğer ödeme talebini almasından otuz gün sonra temerrüde düştüğünü bu durumda, alacaklının borçluya fatura göndermesi ve borçlunun bu faturayı almasından itibaren otuz gün içinde ödemede bulunmamış olması, temerrüdün oluşması bakımından yeterli olduğunu, davalı/borçlunun 08.10.2024 tarihinde düzenlenen faturaya bağlı olarak kalan alacağın ödenmediğini ve vadesinin üzerinden yaklaşık 5 ay geçtiğini, müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete 08.01.2025 tarihinde Torbalı icra dairesi aracılığıyla ... Esas numaralı icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı belge olarak fatura sunulduğunu, sunulan faturanın ödenmeyen kısmına ilişkin 381.500,00 TL alacağa ilişkin olarak başlatıldığı belirtildiğini, davalı borçlu tarafından iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığından bahisle itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalının itirazları haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu, sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşıdığını alacak likit bir alacak olduğunu, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takip durduğunu, müvekkili şirketin mağdur olduğunu, kötü niyetli ve haksız olarak icra takibine itiraz ederek takibin durmasına neden olan davalı aleyhine, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Torbalı ... Asliye Hukuk Mahkemesi 07/03/2025 tarih ...esas-... karar sayılı kararı ile "...23.07.2004 Tarih ... Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu uyarınca Torbalı İlçesi İzmir Büyükşehir Belediye hudutları içerisine alındığından ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 24/03/2005 tarih 188 sayılı ihtisas mahkemelerinin yargı alanlarını yeniden belirleyen ilke kararı gereğince tarih belirtilmeksizin Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki merkez ilçe ile diğer ilçelerin adı ile kurulu Ağır Ceza Merkezlerinde oluşturulan müstakil Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin yalnız Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde Ağır Ceza Mahkemesinin yargı çevresi olarak tespitine karar verildiği, bu karar ile mahkememizin (Ticaret Mahkemesi) sıfatının kaldırıldığı, açılan davaya İzmir Ağır Ceza Merkezinde kurulu müstakil Ticaret Mahkemelerinde bakılması gerektiğini" bahisle görevsizlik kararı verildiği, dosya mahkememize tevzi edilmekle mahkememizin ... esasına kaydı yapılmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacı taraf, müvekkili şirketin aralarındaki cari hesaba ve faturalara göre alacaklı olduğunu iddia etse de davacı taraf anlaşılan iş kapsamında üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, müvekkili şirkete teslim edilen çelik konstrüksiyon imalat ve yürüme yolları ve korkulukları işi ayıplı olarak teslim edildiğini, müvekkili şirket yapılan teslimi kabul etmediğini, buna ilişkin Torbalı ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, bu dosya incelendiğinde alınan bilirkişi raporunda da görülecektir ki teslim edilen iş son derece ayıplı olduğunu, Torbalı ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporunda bilirkişi heyeti sonuç ve kanaat kısmında ''yapılan imalatlar özensiz, kusurlu ve eksik yapılmış, mevcut hali ile kullanılması sorunlar oluşturacak durumda olup iş güvenliği açısında uygun yapılmadığı kanaatine varılmıştır.'' şeklinde tespit yapıldığını, iş güvenliği açısından teslimatı yapılan işte büyük uygunsuzluklar görüldüğünü, dava dilekçesinde davacı tarafın da beyan ettiği gibi kesilen faturanın büyük çoğunluğu müvekkili şirket tarafından davacı tarafa ödendiğini ödenmediği iddia edilen kısım tamamen işin ayıplı teslim edilmesinden kaynaklandığını, müvekkilinin davacı tarafa ödeyeceği bir borcu bulunmadığını, davacı taraf aralarındaki anlaşmaya göre işi ticari hayatın ilkelerine göre ve hayatın olağan akışına uygun olarak tam, ayıpsız ve kullanılabilir şekilde teslim etmediğini, ayrıca müvekkili şirket davacı tarafa kullanılmayan malzemeleri göndererek indirim talep ettiğini, fakat davacı taraf kullanılmayan malları da müvekkil şirketten teslim almadığını, aralarındaki anlaşmaya göre mal tedariki ve verilen işin bitirilmesi davacı tarafa ait olmasına rağmen davacı taraf bunlara aykırı davranmıştır ve müvekkili şirketin zararına hareket ettiğini, müvekkili şirket söz konusu sahada çalışma yapamadığını, Torbalı ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş dosyası dava dosyası arasına alındığında bu durum görüleceğini, teslimatı yapılan proje iş güvenliği mevzuatına tamamen aykırı olduğu için bu sahada çalışmak hem işçi hem de işveren için büyük riskler doğuracağını, müvekkili şirkete teslim edilen çelik konstrüksiyon imalat ve yürüme yolları ve korkulukları projesinde bulunan ayıpların belirtilen alanda yürüme yolunun bitirildiği tespit edildiği, yürüme yolunun yeşil oklar ile belirtilen alana doğru uzatılması ve devamındaki yürüme yolu ile birleştirilmesi gerektiğini, davacı tarafça bu durumu düzeltmek için herhangi bir işlem yapılmadığını, yürüme yollarının büyük bölümünde, aktif olarak kullanılmaya başlanmadığı halde zeminde çökmeler olduğu tespit edildiğini, davacı tarafça bu durumu düzeltmek için herhangi bir işlem yapılmadığını, yürüme yollarında kullanılan saç malzeme bazı alanlarda kısa, bazı alanlarda uzun bıkılmış ve yanlardan sabitlenmediğini, bu durum iş güvenliği açısından risk teşkil ettiğini, davacı tarafça bu durumu düzeltmek için herhangi bir işlem yapılmadığını, merdivenlerin basamak aralarındaki yükseklikler uygun olmadığı için eğiminin de yüksek olduğunu, ayrıca merdivenlerin basamaklarında deformasyonlar tespit edildiğini, bazı basamaklar kesilmiş dolayısıyla risk oluşturduğunu, merdivenlerin yere sabitlenmediğinin tespit edildiğini, davacı tarafça bu eksik ve riskli durumların giderilmesi için herhangi bir işlem yapılmadığını, taşıyıcı kolonlar uygun şekilde birleştirilmediğini, yanlış hesaplama ve uygulama nedeni ile taşıyıcı kolon zarar görmüş, dayanıklılığı azaldığını, kolon bağlantı elemanlarının uygun şekilde sabitlenmediği tespit edildiğini, yapılan bu tespitlere rağmen teslim edilen işte riskleri ortadan kaldırıcı bir işlem davacı tarafından yapılmadığını, bariyerlerin (korkuluk) büyük bir kısmında emniyeti ihlal eden uygunsuzlukların bulunduğunu, bariyerlerin (korkuluk) zeminle bağlantılarının uygun şekilde yapılmadığı tespit edildiğini, bariyerlerin (korkuluk) altlarında, aşağı insan ve malzeme düşmesini engelleyecek süpürgeliklerin olmadığını, durumu bildirmeleerine rağmen yine davacı tarafından herhangi bir işlem yapılmadığını, davacı tarafla anahtar teslim işi olarak anlaşılan çelik konstrüksiyon imalat ve yürüme yolları ve korkulukları işinde taahhüt edilen işlerin yapılmadığı ve çeşitli alanlarda iş güvenliğini tehdit edecek uygunsuzlukların olduğu tespit edildiğini, ilgili uygunsuzluklar giderilmeden fabrikada bu alanda çalışmaya başlamak mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından yapılan çelik konstrüksiyon imalat ve yürüme yolları ve korkulukları işinin projeye ve İş Güvenliği Mevzuatına aykırı yapıldığının incelemeler neticesinde görüleceğini, bu sebeple müvekkili şirketin fabrikasında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile davacı şirket tarafından üstlenilen işin projeye ve iş güvenliğine uygun bir şekilde ifa edilmediğinin ve projeye ve iş güvenliği mevzuatına aykırı veyahut eksik yapılan imalat ve montajların tespiti mümkün olacağını, davacı tarafın ayıplı ve 23.11.2023 tarihinde taraflar arasında yapılan sözleşmeye uygun bir teslim olmamasından dolayı müvekkili şirketin ticari kaybı, maddi-manevi zararı ve diğer zararları bulunduğunu, bu zarar kalemleri doğrultusunda İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı dosyası ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve mahkeme bu dosyasında takas ve mahsup talep ettiklerini, davacı şirketin kötüniyetli ve haksız olarak bedel talep etmesi hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı gibi TTK hükümleri ve diğer tüm yasal mevzuata da uygun olmadığını, TBK anlamında da taraflardan biri eğer edimin yerine getirilmesini istiyor ise diğer tarafın edimini önce ifa etme durumu olmadıkça öncelikle kendi edimini ifa etmesi gerektiğini, davacı taraf istenilen projeyi taahhütlerine uygun teslim etmediği için herhangi bir borçlarının mevcut olmadığını, haksız ve hukuka dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:

Mahkememizin 25/06/2025 tarihli duruşmasının ...ve ... nolu ara kararları uyarınca;

"...Mahallinde 12/09/2025 günü saat 11:30'den itibaren keşif yapılmasına, bilirkişi olarak 2 makine mühendisi, 1 endüsrti mühendisi,1 iş güvenliği uzmanı bilirkişisinin re'sen refakate alınmasına,

Her bir bilirkişi yönünden 5.000 er TL'den toplamda 20.000 TL ücret takdirine,

Keşif harcının(4.361,50 TL) yine davacı tarafça ikmaline,

Araç gideri ve diğer giderler için keşif sonrası fatura edilecek miktara göre gider avansının davalı tarafça ayrıca yatırılmasına,

Bu suretle halihazırda toplam yekûnda 20.000 TL avans ve 4.361,50 TL harç olmak üzere,

İlgili meblağlar UYAP a ayrı ayrı yatırılmak sureti ile;

Eksik gider avansının davalı tarafça iki hafta içinde tamamlanmasına,

4-Davacı vekiline eksik gider avansını *-ve ayrıca keşif harcını *- mahkeme veznesine yatırmak üzere iki hafta kesin süre verilmesine, aksi halde HMK 324/2 maddesi uyarınca bilirkişi (ve keşif) deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve dosyada usulü işlemlerin yapılamayacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı)..." davacı vekiline kesin süre verildiği ve duruşma zaptı davacı vekiline 02/07/2025 tarihinde tebliğ yapılarak ihtarat yapılmıştır.

Davacı vekili tarafından mahkememizce verilen iki hafta kesin süreye rağmen ödeme yapılmadığı anlaşıldığı,

1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur.

Kanun açıkça bir istisna getirmediğine göre dava şartı olarak düzenlenen gider avansının alınması kuralının 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan derdest davalarda da uygulanması gerekecektir.

Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.

HMK.’un 115/2 maddedeki kurala göre ise “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.

Davacı tarafa duruşmada "iki haftalık kesin mehil verilmesine" karar verildiği, ara kararına uyulmamasının doğuracağı sonucun kararda belirtildiği; kesin süreye ilişkin bu ara kararının müteakiben tebliğ edildiği, davacı kesin süreye rağmen bilirkişiye takdir edilen ücreti ödemediği anlaşılmaktadır. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. (HMK. m. 94/3)

İkamesi talep edilecek deliller için avans belirlenip, bunun da gösterilmesi ve belirlenen avansın aynı kesin süre içinde yatırılmasının delil bildirmeyle ilgili ara kararında yer alması mecburiyeti de bulunmamaktadır. Tarafların her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece avans belirlenip, bunun yatırılması için ayrıca kesin süre verilmesi mümkündür (6100 s. HMK. m. 324/1). Zira Yönetmeliğin 45/5.maddesinde de delil avansının ödenmesine, hakim tarafından dilekçelerin verilmesi, ön inceleme aşaması veya tahkikatın başında karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Açıklanan gerekçelerle; mahkememizce verilen iki haftalık kesin süreye ve aksi halde HMK 324/2 maddesi uyarınca bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtarına rağmen bilirkişi heyetine takdir olunan ücreti ödemediği ve davacının davasını ispat edemediği,

Konuya ilişkin Yargıtay içtihatları gözönüne alındığında, taraflardan herhangi biri bir delile dayanıyor ise onun masrafını karşılaması zorunlu olup, davacının dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayandığından buna ilişkin yargılama giderlerini yatırmakla zorunlu olduğu, tarafların bilirkişi deliline dayanması halinde mahkemenin resen bilirkişi incelemesi yaptıramayacağı, resen bir yargılama giderinin karşılanabilmesi için ancak tarafların dayandıkları delil dışında mahkemece resen toplanması gereken bir delille başvurulması halinde, suç üstü ödeneğinden o masrafın karşılanabileceği, somut olayda bilirkişi incelemesi deliline dayanan davacının yargılamanın diğer aşamalarında da yine bu talebini tekrarlamakla bu delile ilişkin yargılama giderlerini karşılaması gerekirken verilen kesin süre içerisinde bu delil masrafının karşılanmaması nedeniyle dava koşulları oluşmadığından davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1-a-)Asıl dava açısından;

DAVANIN USÛLDEN REDDİNE(kesin sürede bilirkişi avansının yatırılmaması münasebeti ile),

b-)Birleşen dava açısından;

İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyanın birleştirilme talepli açıldığı ve bu münasebetle birleştirme kararı verildiği,

Gerek mahkememizce asıl davanın usulden reddine karar verilmesi,

Bu itibarla yargılamanın müşterek yapılmasında hukuki yararın ortadan kalktığı, takas mahsup vb durumlarında bulunmayacağı nazara alınarak,

Birleşen davanın tefriki ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevdine dair karar yazılmasına,

(Tefrik yapılarak mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmış ve 12/11/2025 tarihli ... karar sayılı kararı ile tevdii kararı verilmiştir.)

2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 6.515,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.900,53 TL harcın davacının talebi üzerine karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

3-Davacının yapmış olduğu yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.

4-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen davacıya iadesine,

5-Davalı tarafından yatırılan delil avansı ve yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Davalı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000, TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı,

Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek; Açıkça okunup usulden anlatıldı.12/11/2025

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/354, K. 2025/962, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-354-e-2025-962-k-9d6816eb5309