İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/336 E. 2025/291 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/336
- Karar No
- 2025/291
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/336 KARAR NO : 2025/291
DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 17/04/2025 KARAR TARİHİ : 21/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket, ----- ticaret sicilinin ------ sicilinde kayıtlı bir “İlaç üretim ve pazarlama” şirketi olduğunu, şirketin, %100 yerli sermaye ile kurulduğunu ve halen bu durumunu muhafaza eden bir kuruluş olduğunu, 2000 yılında Tüm Ekip İlaçları, toptan ve ilaç endüstrisinde 58 yıllık deneyime sahip ----- yönetiminde, kendi alanlarında uzman bir ekip tarafından kurulduğunu, genç bir şirket olarak, kısa sürede güvenli, sağlıklı ve başarılı bir büyüme yaşandığını ve bugün itibariyle, tüm ilaç sunumları dahil 100'den fazla ürün lisansına ve kayıt sürecinde 15'ten fazla yeni ürüne sahip yerli ve milli bir firma olduğunu, Türkiye'nin tek yerli ve milli ihtisas enjektabl ilaç üreticisi olarak, lider ilaç firmaları arasında yer aldığını, davalı şirkette idari ve teknik personel olarak, 250/350 kişiye doğrudan istihdam sağlanmakta olduğunu, tüm bu özelliklerle, sağlanılan istihdam ve ekonomik büyüklük yanında Sağlık Bakanlığı ve Özel Sağlık kuruluşlarının en büyük tedarikçisi olduğunu, davalı şirketin 5 ortaklı bir aile şirketi yapısına sahip olduğunu, şirket payları gruplara ayrılmış vaziyette olduğunu, şirketin, kurucusu ---- temsil ettiği ---- grubu, eşi ...'un temsil ettiği ----- grubu, kızı ----- temsil ettiği ----grubu, oğlu ----- ve gelini ----- temsil ettiği ----- grubu payların toplamından oluştuğunu, şirketin kurucusu ve büyük hissedarı olan (hisse oranı %63)----- demans hastalığına yakalandığını, hastalığı nedeni ile gerek akli gerekse de fiziki melekelerinde bir takım eksiklikler meydana geldiğini ve hastalığın getirmiş olduğu arazlar gün geçtikçe şiddetini artırdığını, ----- hastalığı nedeni ile hafıza kaybına uğrayarak, ne yaptığına dair bilincini kaybettiğini, hatta hastalık kas aktivitelerini de etkilediğini ve temel ihtiyaçlarını dahi kendisi karşılamaktan aciz hale geldiğini, şirket kurucusu ----- bu durumda olması ve davalı şirketin bizzat ------- tarafından dizayn edilen şirket ana sözleşmesindeki yer alan çok özel hükümleri nedeniyle yönetiminde zafiyetine sebep olunması ve bu şekilde milli olmak ve stratejik ürün tedariği noktasındaki liderlik vasfını ve üretimini toptan kaybederek, halk sağlığı noktasında ciddi sıkıntılara da sebep olabilecek özellikte olması sebebiyle müvekkili tarafından eşi ---- vasi tayin edilmesi talepli olarak -----Sulh Hukuk Mahkemesi ----. sayılı dava ikame edildiğini ve bu dava neticesinde müvekkilinin, eşi---- vasi olarak atandığını ve ilgili karar kesinleştiğini, müvekkili tarafından ikame edilen eşi------ vasi atanması talepli dava devam ederken şirketin işleyişinin sekteye uğramaması ve şirketin zarar görmemesi adına şirket merkezinde 16/01/2025 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapıldığını ancak toplantı yeter sayısı sağlanamadığından toplantının ertelenmesine karar verildiğini, akabinde 06/02/2025 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapıldığını ve toplantıda, şirket esas sözleşmesinin 8/b maddesi gereği, asgari 4 kişiden oluşacak Yönetim Kurulu üyesi oy çokluğuyla seçildiğini, şirket Esas Sözleşmesinin 8/b maddesi; “Yönetim Kurulu üye sayısı dört olduğu takdirde; Bir üyesi-- grubu hissedarlarından, bir üyesi ---grubu, bir üyesi ---- grubu bir üyesi de ----- grubu hissedarları arasından olmak üzere bir ila üç sene müddet için seçilirler.” şeklinde olduğunu, 06/02/2025 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararların tescili için ---- Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulduğunu ancak müvekkilinin oğlu ve şirket pay sahiplerinden ---- babası ------ demans hastalığına yakalanması ve babasına annesi müvekkilinin vasi olarak tayin edildiği zamana kadar ki süreçte kendisinin sahip olduğu şirketlerle davalı şirket zararına faaliyetlerde bulunarak, davalı ... milyonlarca zarara uğratıp, şirket kazancını kendisine aktarma işlemi yaptığından ve yegane amacı davalı şirketin organsızlıktan infisahını sağlamak ve şirketin işlerini başka şirketler üzerinden bizzat üstlenerek tek başına fabrikaya sahip olmak olduğundan müvekkilinin vasi tayini edilmesi kararına ve yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararları işlevsiz hale getirmek amacıyla birtakım başvurularda bulunduğunu, tescil başvurusunun da davalı şirketin yönetim organının oluşumunun ana sözleşme hükümlerine uygun olmadığı gerekçesiyle reddine sebebiyet verdiğini, bunun sonucunda davalı şirketin yönetim organında boşluk meydana geldiğini, şirketin yönetimsiz ve temsilcisiz kaldığını, gelinen son durumda -----, davalı şirkette yönetim organı olmamasından faydalanarak pay sahibi ve önceki yönetim kurulu üyesi olmasını da kullanarak şirkete kendisinin işe aldığı ve halen şirket çalışanı olan kimselerle işbirliği içerisinde hareket etmekte, şirket içinin boşaltılmasına şirketin zarara uğramasına sebebiyet vermeye devam ettiğini, bu hususta ----- Cumhuriyet Başsavcılığına da taraflarınca şikayet başvurusunda bulunulduğunu, bunun yanı sıra davalı şirketteki yönetim organı boşluğundan dolayı şirketin, bünyesinde istihdam ettiği çalışanların maaşları dahil hiçbir ödemesini de yapamadığını, bir yandan alacaklı şirketler tarafından davalı şirkete ödemeler konusunda ihtarnameler keşide edilmekte bir yandan da haksız icra takipleri başlatıldığını, başlatılan icra takiplerinin haksız olduğu bilinmesine rağmen davalı ... temsile yetkili kimse olmadığından itiraz edilememekte, davalı şirketin avukatıyla vekalet ilişkisi ----- avukata yaptığı baskılar neticesinde avukat tarafından istifa ile sonladırıldığından şirketi temsile yetkili vekaleten de bir avukat bulunmadığından takipler kesinleşerek, davalı şirketin banka hesaplarına hacizler tesis edilip, icra ödemeleri tahsil edilmekte olduğunu, aynı şekilde davalı şirkete karşı açılan davalara da şirketin yönetim organı olmadığından şirket temsilcisiz olduğundan ve vekaleten bir temsilcisi de bulunmadığından cevap verilemediğini, ayrıca davalı şirketin halihazırda muhasebe müdürü mevcut olmayıp, şirketin yönetim organı boşluğu sebebiyle şirket yeni bir muhasebe müdürü işe alım süreci de yürütemediğinden davalı şirket gelir, muhtasar, KDV beyannamelerini verememekte; vergilerini ödeyememekte ve bu sebeple çok ağır vergi cezalarıyla da karşı karşıya kalmış durumda olduğunu, görüldüğü üzere davalı şirket organ boşluğu sebebiyle kilitlenmiş vaziyette olduğunu, şirkette hiçbir iş ve işlem devam ettirilemediğinden şirket iflasın eşiğine geldiğini, müvekkilinin, davalı şirkette %23 oranında pay sahibi olduğundan, menfaat ve çıkarlarının koruma altına alınabilmesi için müvekkilinin eşi tarafından ülkenin önde gelen firmalarından biri haline getirilen davalı şirketin geldiği bu durumdan ve iflasın eşiğinden kurtulabilmesi için davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep etme zarureti doğduğunu tüm bu nedenlerle davalı ... hem mali açıdan yönetmesi hem de temsil etmesi için mahkeme tarafından davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, davalı şirketin usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısının yapılması ve yönetim organının oluşturulabilmesi için yönetim kayyımının yetkilendirilmesine, müvekkiline, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine karşı itirazda bulunabilmesi amacıyla tedbiren yetki verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava, davalı ...'ne yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır.TMK'nın 427/4 maddesi gereği organ boşluğu bulunması halinde ticaret şirketlerinde kayyım atanması mümkündür. Kayyım, kayyımın atanmasına yol açan durumlarla sınırlı yetkilidir. Eğer kayyım atanması belli bir işin görülmesi için istenirse, yetki, görev ve süre de bu işe göre belirlenir. Eğer organ yokluğu nedeniyle atanırsa, kayyımın görevi bu organın seçimini sağlamak olmalıdır. Yoksa kayyım organın yerine geçecek şekilde atanamaz. Örneğin, yönetim kurulu, genel kurul toplantıya çağrılamadığı için seçilemiyorsa, kayyım genel kurulu toplamak ve yönetim kurulu seçimini gerçekleştirmek üzere yetkilendirilir. Yoksa kayyım yönetim kurulu yerine geçemez. Eğer kayyım genel kurulun toplanmasını da sağlayamazsa bu durum zaten TTK'nın 530. madde çerçevesinde bir fesih nedenidir ve kayyımın görevi de yukarıda belirtildiği gibi bu çerçevede belirlenir. Somut olayda; şirketin organsız kaldığı bir gerçek ise de, TTK'nın 530. maddeye başvurulmadan yönetim kayyımı atanması talebi kayyımlık görevinin geçici süre ile atanması gerekmesi ve ancak sınırlı yetki ile atanabileceği, yönetim kurulunun yerine kayyım atanamayacağı, TTK'nın 530. maddesinde organ boşluğu halinin fesih sebebi olarak düzenlendiği göz önüne alınarak davacının davalı şirkete kayyım atanması istemli ayrı bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması da dava şartı (HMK m. 114/1-h) olup, davanın her aşamasında ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğinden (HMK m. 115/1) ve dava şartları konusunda HMK'nin 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olduğundan usul ekonomisi gereği takdiren duruşma açılmasına gerek görülmemiş, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK m.114/1-h ve HMK m. 115/2 uyarınca davanın usulden reddine dair karar verilmiştir.( Yargıtay ----.HD'nin ----- esas,---- karar sayılı 06.04.2009 tarihli ilamı ve ----- BAM ----. HD'nin ----- esas, ------ karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.)
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle): 1-) Davanın HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harç dava açılırken peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-)Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-)Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.