İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/335 E. 2026/23 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/335
- Karar No
- 2026/23
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/335 Esas KARAR NO :2026/23
DAVA:İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/05/2025 KARAR TARİHİ:19/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, kargo taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren şirketlerden biri olup gerek yurt içi gerekse yurt dışı müşterilerinin taleplerini karşılamak amacıyla yasalar ile belirlenen paket ve koli gibi kargoların taşınması, sınıflandırılması ve dağıtımı işi ile iştigal ettiğini, tamamen kargo taşımacılığı alanında faaliyet gösteren müvekkili şirketin, hizmet ağının çok geniş olması nedeniyle ve taşımacılık sektörünün doğurduğu ihtiyaçlar doğrultusunda, Merkez, Bölge Müdürlükleri, Transfer Merkezleri ve tüm ülkeye yayılan şubelerinin yanı sıra bu alanda bağımsız tacir sıfatıyla hizmet veren acentelerle faaliyetlerini sürdürdüğünü, bahsi geçen hizmet ağının sağlanabilmesi adına bağımsız tacir sıfatıyla hizmet veren acentelerden birisi de davalı olup davalı ... ... ile müvekkili şirket arasında, müvekkili şirketin "... Acentesi"nin işletilmesine yönelik olarak 08.07.2021 tarihinde acentelik sözleşmesi tanzim edildiğini, cari hesap sözleşmesi, acentelik sözleşmesinin eki niteliğinde olup sistemde değişiklik olduğu takdirde ve/veya her yıl, hak ediş oranları için tekrardan imzalandığını, taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesinin Teminatlar ve Fesih Koşulları başlığı altındaki 38. Acentenin Vermesi Gereken Teminatlar maddesinin a bendinde "Acente, Sözleşmenin imzalanmasını müteakip en geç 15 (onbeş) gün içerisinde Acentenin işlem hacmine göre belirlenmiş olan 75.000,... (Yetmişbeşbintürklirası) tutarındaki teminatı, ... Kargo'nun tercihine bağlı olarak nakdi teminat, Banka Teminat Mektubu, Araç Rehni veya Taşınmaz ipoteği olarak vermeyi kabul etmiştir." şeklinde belirtildiğini, ilgili madde gereği davalının, işlem hacmine göre belirlenen müvekkiline olan 100.000,... TL tutarındaki borcuna karşılık olarak ... 1. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 04.01.2022 tarihli Rehin Sözleşmesi ile ... plaka sayılı ... Marka Kapalı Kasa cinsindeki 2004 model araç üzerine rehin şerhi işlendiğini, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki devam ederken davalı, "08.07.2021 tarihinde devralmış olduğum ... Acenteliğini bırakıyorum. Acentelik Sözleşmesinin fesih edilmesini bilgilerinize sunarım" şeklinde belirterek acentelik ilişkisini sonlandırmaya yönelik müvekkili şirkete fesih bildiriminde bulunduğunu, davalının fesih bildirimi müvekkili şirket tarafından kabul edilerek fesih süreci ile ilgili gerekli iş ve işlemler tamamlanmış olup yapılan hesaplamalar neticesinde davalının, acentelik sözleşmesinden, ticari ilişkiden ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı 654.396,67 TL borcu bulunduğu davalıya bildirilerek davalı ile müvekkili şirket arasında tanzim edilmiş Acentelik Sözleşmesi ve Ekleri, davalının talebiyle feshedildiğini, davalı yanın, müvekkili şirket tarafından yapılan borç bildirimlerine olumlu yanıt vermediğini, müvekkili şirketin alacağının tahsiline yönelik atılan adımlardan netice alınamaması üzerine .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine 100.000,... TL bedelli taşınır rehninin paraya çevrilmesi talebiyle ilamsız icra takibi ikame edilmiş olduğunu, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, davalının müvekkili şirket ile arasındaki acentelik sözleşmesinden, ticari ilişkiden ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı 654.396,67 TL borcunu rehin bedelinin karşılamaması sebebiyle kalan 554.396,67 TL borcun tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibi başlatılmış ve bu takibe de davalı tarafından itiraz edildiğini, müvekkil şirket kayıtlarının kesin ve münhasır delil niteliğinde olduğunu, davalının, müvekkili şirketin rehin hakkına itirazlarının kabulüne olanak bulunmadığını, müvekkili şirketin davalıdan, 654.396,67 TL muaccel alacağı bulunduğunu, huzurdaki davaya konu icra takip dosyalarına davalı yanca sunulan itiraz dilekçelerinde davalının, müvekkili şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtildiğini, ancak müvekkili şirketin davalıdan, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 654.396,67 TL tutarında muaccel alacağı bulunmadığını, zira iş bu dilekçe ekinde sunulan cari hesap ekstresi incelendiğinde söz konusu muaccel alacağa ilişkin detaylara ulaşılabileceği gibi aynı zamanda cari hesap ekstresinin özeti mahiyetinde olan borç durum tablosu da aynı amaca hizmet ettiğini, müvekkili şirketin muaccel alacağının açıklanabilmesi adına, ekte takdim edilen borç alacak tablosunda yer alan ''acenteden kesilecek'' kalemler kısmına ilişkin detaylı izahat yapmak gerektiğini, müvekkili şirketin alacaklarının faturaya dayandığı ve faturaların ise davalı yanca itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, aksinin davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği dikkate alınması gerektiğini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin alacağının likit olduğunu, davalı borçlunun, borçtan haberdar olduğunu, ödeyeceği meblağ likit ve belirli olduğunu bildirip, davanın kabulüne karar verilmesini,davalının .... icra Müdürlüğünün 2023/... esas ve 2023/... esas sayılı dosyalarına haksız ve kötü niyetle yapmış olduğu itirazın iptalleri ile takiplerin devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz nedeniyle davalı (borçlu) aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ... aleyhine, .... Müdürlüğünün 2023/... E. Ve 2023/... E. sayılı dosyaları ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine müvekkili tarafından itiraz edilmiş ve icra tabinin durdurulmasına karar verildiğini, davacı, müvekkili tarafından icra dairesine yapılan itirazın iptali için mahkemenizde iş bu davayı açtığını, davacı tarafça açılan dava haksız ve hukuka aykırı olduğunu, öncelikle davacı tarafından ikame edilen bu dava için görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleri değil, İş mahkemeleri olduğunu, davacının, aynı şubede çalıştırmakta olduğu bir işçisine sözde Acentelik Sözleşmesi adı altında bir sözleşme imzalattırmak suretiyle ona 'acente' unvanı vermekte ve tüm sorumluluklarından kurtulduğunu, davacının öteden beri tüm şubelerinde uygulaya geldiği çalışma yönteminin böyle olduğunu, bu uygulamanın Türkiye’nin her yerinde aynen sürdürüldüğünü, davacı şirketçe usul ve yasa ters yüz edilerek yapılan Acentelik Sözleşmesi geçerli bir sözleşme tipi olmadığını, müvekkili ile davacı arasında imzalanmış bulunan 08/07/2021 tarihli, şeklen 'Acentelik Sözleşmesi' başlıklı sözleşme tamamen muvazaalı olup TTK'nin 102 ve 116. maddelerine uygun ve geçerli bir sözleşme olmadığını, bu hususun sunulan emsal mahkeme, BAM ve Yargıtay kararları ile sübuta ermiş bulunduğunu, bu sözleşme olsa olsa İşçi İle İşveren arasında yapılmış, işçinin çalışma usulleriyle çalışanın maaş ve ücretlerinin hesaplanma usulünü (hak ediş primi) belirleyen bir hizmet sözleşmesi olarak kabul edilebileceğini, gerçekte şube müdürü olan çalışanlarına acente sıfatı vermek suretiyle davacının, şubenin işyerindeki faaliyetini hiç duraksamadan sürdürdüğünü, acente olarak gösterilen kişinin bağımsız tacir sıfatıyla hareket etmediği anlaşıldığından, müvekkilinin, başlangıçtan itibaren davacı şirketin işçisi olduğu Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarihli 2013/14755 Esas ve 2013/15294 Karar sayılı kararı ile de vurgulandığını, müvekkilinin, davacı kurumda müdür olarak çalıştığını, davacı tarafın müvekkilini zorlayarak acente adı altında sözleşme imzalattığını, müvekkilinin davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak ücret alacağını eksik ödemesi sebebiyle çalıştığı işinden ayrılmak zorunda kaldığını, ki bu durumun davacı şirket ile yapılan e-mail yazışmalarından da anlaşılacağını, müvekkilinin işinden ayrıldıktan sonra davacı tarafın şubesinde bulunan müvekkilinin şahsi demirbaşları için bir değer biçmiş, biçilen değer için müvekkiline ibra sözleşmesi gönderildiğini, bu hususun alacaklı olduğunu iddia eden tarafın ibra tarihi itibariyle müvekkilinde herhangi bir alacağının olmadığını göstediğini, davacı tarafın, müvekkilinin işinden ayrılmasından ve ibraname imzalatıldıktan sonra alacaklarını almasını engellemek ve müvekkilini mağdur etmek için haksız ve hukuka aykırı olarak "yasaklı kargo" taşıma adı altında müvekkiline ceza kestiğini, davacı tarafın "yasaklı kargo" adı altında kestiği cezaların müvekkilinin işinden ayrıldıktan sonra kesilmesi nazara alındığında, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı ceza kestiği iddiasının doğrulandığını, bu hususun e-mail yazışmalarından da açıkça anlaşıldığını, ayrıca davacı tarafın müvekkilinin hak edişlerinin ödendiği dönemlerde "yasaklı kargo" taşıma adı altında müvekkiline ceza kesip, kesilen ceza düşüldükten sonra müvekkiline ödeme yaptığını, bu hususun davacı tarafın müvekkiline e-mail üzerinden gönderdiği dokümanlardan da anlaşıldığını, bu hususun bile davacı tarafça kesilen cezanın hukuka aykırı düzenlendiğini gösterdiğini, ayrıca davacı tarafın işinden ayrılan kişileri aynı şekilde haksız ve hukuka aykırı şekilde cezalar keserek mağdur ettiğini bildirip, öncelikle dava şartı noksanlığından ötürü (HMK md 114/1-c) işbu dava için usulen ret kararı vermesini, eğer mahkemece usule yönelik talepleri kabul edilmezse davanın esastan reddedilmesini, başlatılan icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2023/... esas ve 2023/... esas sayılı dosyalarının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Davalı ... ... hakkında tacir araştırması yapılmış ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. ... SGKya müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı ... ... - T.C. ... 'nin tüm hizmet dökümünün çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... 1. AHMye müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... ATMye müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca yasaklı madde taşınmasına dayalı olarak düzenlenen faturaların tahsili istemine dair başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi niteliğinde olduğunu belirtmesi ve görev itirazı sebebiyle öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığının araştırılması yapılmıştır. Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır. Davacı, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi uyarınca işbu davayı açtığını iddia etmiş, davalı ise taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğunu, acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğunu savunmuştur. Ticari hayatta tarafların işçi-işveren ilişkisini gizlemek için muvazaalı bir şekilde acentelik veya bayilik sözleşmesi yaptıkları görülmektedir. Yerleşik yüksek mahkeme içtihatlarına göre bu durumda muvazaa iddiasının araştırılması gerektiği, işin niteliği ve nasıl görüldüğü esas alınarak sözleşmenin niteliğinin netleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda İstanbul BAM 41. HD’nin 2023/810 Esas ve 2025/750 Karar sayılı ilamında “… davacının davalı işyerinde çalıştığı, 12/05/2014 tarihli Acentelik Sözleşmesinin hükümlerine göre acentede çalışan personelin ve kullanılan demirbaş, araç, mefruşatın seçimi ile ödemelerinin davalı şirket tarafından karşılanacağının ve takdir yetkisinin kesin olduğunun düzenlendiği, acentenin bağımsız bir işveren olmadığı, davacının davalının işçisi olduğu, acentelilik ilişkisinin muvaazaalı olduğu…” şeklinde muvazaalı acentelik ilişkisi tespit edilmiştir (benzer yönde İstanbul BAM 32. HD 2021/1021 Esas ve 2025/891 Karar ile aynı dairenin 2021/1018 Esas ve 2025/892 Karar sayılı ilamları). Somut olayda davalının SGK kayıtlarının incelenmesinde 19/12/2016 tarihinden itibaren davacı şirket nezdinde sigortalı olarak çalıştığı, işten çıkışının 07/07/2021 olduğu ve acentelik sözleşmesinin 08/07/2021 tarihinde imzalandığı görülmüştür. Yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin “personel yapısı ve sorumlulukları”, “demirbaş, mefruşat ve tabela temini ve kullanımı” ile çalışma ve yönetim yapısına ilişkin hükümleri incelendiğinde davacının tek ve kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda davalının bağımsız bir işveren olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir. Davalının davacıya karşı açtığı işçilik alacakları davasının ... 1. AHM’de ... Esas sayılı dosya ile görüldüğü, davanın derdest olduğu ve işçilik alacakları talebinin acente sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemi de kapsadığı görülmüştür. Bu kapsamda davalının muvazaa iddiasının borçtan kurtulmak adına soyut bir iddia olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının SGK kayıtlarına göre uzun zamandır davacı nezdinde çalışıyor olması ile işten ayrılıp ertesi gün acentelik sözleşmesinin imzalanması ve sözleşme uyarınca davalının bağımsız bir işveren konumunda olmadığı, işin görülmesinde yetkili ve sorumlunun davacı olduğu gözetilerek taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğu, işçi-işveren ilişkisinin asıl olduğu ve bu sebeple taleplerin incelenmesinde iş mahkemelerinin görevli olduğu kanaatiyle aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulen REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL İŞ MAHKEMELERİ olduğunun tespitine, 2-Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL İŞ MAHKEMELERİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, 5-Yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/01/2026
Katip ...
Hakim ...