İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/324 E. 2026/324 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/324
Karar No
2026/324
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/324 Esas - 2026/324 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/324 KARAR NO : 2026/324

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 28/07/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin ... ibareli marka başvurusu ..... sayı ile 428 sayılı 12.09.2023 tarihli Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığını, bu yayıma karşı itiraz sahibi.... sayı ile tescilli ... markasına dayalı olarak benzerlik, kötü niyet ve haksız rekabet yaratma ihtimali bulunduğu gerekçeleriyle itiraz edildiğini, itirazın kabulü ile başvurunun reddedildiğini, Kurum kararında herhangi bir gerekçelendirme yer almadığını, ... markasının, İngilizcede “çekirdek,.... merkez” anlamına geldiğini, ortalama düzeyde İngilizce bilgisine sahip Türk tüketicisi tarafından da anlamı bilinen bir kelime olduğunu, Buna karşılık ... ibaresinin anlam taşımadığını Türkçeye “vay be” anlamında argo bir ünlem olarak çevrilebilecek kullanımları bulunduğunu, ancak marka olarak kavramsal çağrışım yaratmadığını, ... ve ... ibareleri arasındaki “E” harfi farkı da bu açıdan belirleyici olduğunu, müvekkili başvurusunun 45. sınıfta yer alan “hukuki danışmanlık hizmetleri”ni kapsadığını, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca yalnızca Baro’ya kayıtlı avukatlar tarafından verilebildiğini, kişinin, hizmet sağlayıcının niteliğini özenle araştıracağını, Baro’ya kayıtlı bir avukat olduğunu doğrulayacağını, davalının itirazının esas itibarıyla hukuken imkânsız bir faaliyet alanı (hukuki danışmanlık hizmetleri) için yapılan bir tescil üzerine dayandığını, davalının 45. sınıfta tescil ettirmiş olmasının, gerçek bir hizmet sunma niyetiyle değil, başkalarının tescil başvurularını engelleme amacıyla hareket ettiğini gösterdiğini, kendisinin yasal olarak faaliyet gösteremeyeceği bir alanda hukuki rekabeti engellemeye çalıştığını, hakkın bu şekilde kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini iddia ederek .... sayılı kararın iptali ile davacı adına ... başvuru numaralı ve “...” ibareli markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarının aynı olması markalar arasındaki benzerliklerin farklılıklarına göre daha belirleyici rol oynadığı ve söz konusu benzerliklerin markalar arasında karıştırılma ihtimalini artırdığını, Ayrıca, mal/hizmetlerin benzerliği açısından yapılan incelemede ise, markaların aynı/aynı tür yada benzer malları ve hizmetleri kapsadığının tespit edildiğini, kötüniyete ilişkin iddiaların Kurumun dava konusu marka başvurusuna karşı redde gerekçe gösterilen marka nedeniyle yapacağı SMK m.6/1 hükmü incelemesinde dikkate alınabilecek iddialar olmadığını, Bu iddiaların, ancak redde gerekçe gösterilen markanın olası hükümsüzlüğü davasında ileri sürülebilecek iddialar olduğunu, davacının iddiasını ispat edecek somut deliller de sunamadığını, müvekkili Kurum Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından alınan dava konusu kararın usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ..... Vekili dilekçeleriyle özetle; başvuru konusu “...” ibaresinin, yoğun olarak kullanılması sebebiyle müvekkili firma ile özdeşleştiğini, müvekkili tarafından yoğun olarak kullanılan; emek ve para harcanarak tescilli edilmiş olan “...” unsurlu markaları birebir aynı olduğunu, kapsadıkları sınıfların aynı olması nedeniyle bu markaların orta seviyedeki tüketici nezdinde karıştırılması ve firmalar arasında ekonomik/idari/organik yönden bağlantı olduğunun düşünülmesi kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkiline ait “...” ibareli markanın 45. sınıfta yer alan hizmetlerde etkin ve yoğun şekilde kullanıldığını, davaya konu markanın tescili halinde haksız rekabet yaratacağını, müvekkilinin davada taraf gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, idari işleme herhangi bir etkilerinin olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı markasının 45.Sınıf: Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)”lerinde marka tescili için 06.08.2023 tarihinde başvuruda bulunulduğu, inceleme sonrasında 12.09.2023 tarih ve 428 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmasına karar verildiği, ilana davalı muteriz tarafından 6/1, 6/6 ve 6/9 maddeleri kapsamında 2021/13786 numaralı markaya dayanılarak itiraz edildiği, itirazları inceleyen .... 22.05.2024 tarihinde markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğunu ancak diğer itirazların haksız olduğuna yönelik karar verildiği, işbu itirazın yeniden incelenmesi için davacı tarafından benzer iddialar ile itiraz edildiği, itirazları inceleyen... sayılı kararıyla itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Karıştırılma ve Benzerlik İhtimali; Başvuru Markası ile Redde Mesnet Alınan Markaların Kapsamları; Taraf Markalarının Mal/Hizmet Benzerliği Bakımından Değerlendirilmesi Markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kurallar içermemektedirler . Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Dolayısıyla mal ve/veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal ve /veya hizmetler arasındaki bütün ilişkiler ve özellikler dikkate alınmalı, bunların benzer alıcı çevresine hitap edip etmediğine, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığına, aralarında hammadde - mamul ürün ilişkisi olup olmadığına, ikame imkanı olup olmadığına, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığına, süpermarketlerde aynı reyon veya raflarda satılıp satılmadığına, aynı toptancılara satılıp satılmadığına, hedef kitlenin aynı olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Benzer şekilde inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir Taraf markalarında 45. Sınıftaki “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)” hizmetlerinin ortak olduğu, bahse konu hizmetlerin aynı ihtiyaçlara karşılık geldiği, hizmetlerin benzer alıcı kitlesine hitap ettiği, bu kapsamda aynı hizmetler olduğu, Bu noktada uyuşmazlık konusu yönünden tüketici kesiminin belirlenmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında aynılık bulunan hizmetler gündelik değil, spesifik ihtiyaçları gideren hizmetler olup ilgili tüketicilerin söz konusu hizmeti satın alırken ortalamanın üzerinde dikkat ve özen gösterecekleri, dolayısıyla da tüketim sürecindeki farkındalıklarının görece daha yüksek seviyede oluştuğu, Davacı ile Davalı İşaretlerinin Aynı veya Benzer Olup Olmadığı; Düzenlemeye göre; bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu hâlde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. İşaretler arasında karşılaştırma yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Somut olayın özelliklerine göre, yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Yapılacak değerlendirme sonucunda anılan benzerliklerden herhangi birinin varlığı ortaya çıkıyorsa ve bu benzerlik markanın bütününü etkiler mahiyette ise, mal / hizmet benzerliği de dikkate alınarak, karıştırma ihtimalinin mevcudiyeti kabul edilebilir. Bu kapsamda taraf markaları görsel olarak değerlendirildiğinde; davacı başvuru markası şeklinde dört harften ibaret düz yazı şeklinde oluşturulmuş başkaca ek ve şekil unsuru bulunmayan markadır. Davalının redde mesnet markası şeklindeki markası da üç harften ibaret düz yazı şeklinde oluşturulmuş başkaca ek ve şekil unsuru içermeyen markadır. Bu haliyle taraf markalarının baştan ilk üç harfin birebir aynı olduğu, bu haliyle markaların görsel olarak benzerlik gösterdiği, davalı markalarında vurgunun markanın kendisi olan ... kelimesinde toplandığı, nitekim davacı markasında da vurgunun “...” ibaresinde olduğu, görsel tasarımlarda tüketici gözünde işbu kelimelerin doğrudan görüldüğü gibi algılandığı, taraf markalarında farklılaşmayı sağlayan, ayırt ediciliği yüksek başkaca ek ve şekil unsurunun yer almadığı, Taraf markaları işitsel olarak değerlendirildiğinde; davacı markası “kor” olarak telaffuz edilecek olmakla birlikte düşük bir ihtimalle” co-re” olarak da telaffuz edilebilecektir. Davalı markası da yine “kor” olarak telaffuz edilecek olup yine düşük bir ihtimal dahilinde yazıldığı hali ile yani “...” olarak telaffuz edilebilecektir. Taraf markalarının “kor” şeklinde yahut yazıldıkları haliyle telaffuz edilmeleri halinde dahi her iki taraf markasının da aynı ses, aynı hece ile başlaması, davacı markasının son harfi olan “E” harfinin kulakta yüksek düzeyde bir iz bırakmayacağı, markaların kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları bakımından telaffuzlarının yüksek oranda benzer olduğu, Taraf markaları kavramsal olarak incelendiğinde; davacı markasını oluşturan “...” ibaresi İngilizce bir kelime olup “bir şeyin en önemli veya merkezi kısmı” anlamına gelmektedir. Davalının redde mesnet markası ise “...” kelimesi olup İngilizce ’de “Bir şeye şaşırıldığında, bir şeyden memnun kalındığında veya etkilenildiğinde kullanılan” bir ibaredir. Davacı başvurusuna konu kelime anlamı itibariyle spor alanı da dahil olmak üzere günlük dilde sıkça kullanılan bir kelime olması sebebiyle halk tarafından kolaylıkla anlamı bilinebilecektir. Davalının redde mesnet markası günlük dilde Türkiye’de sık kullanılmayan, anlamı kolaylıkla bilinemeyecek bir kelimedir. Bu kapsamda taraf markalarını gören tüketicinin zihninde markaların aynı çağrışımı uyandırabilme ihtimali bulunduğu, Taraf Markaları Arasında Karıştırılma ve Benzerlik Olup Olmadığı; Karıştırılma ihtimali yönünden nispi ret nedenine ilişkin düzenleme, kısaca bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu hâlde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. Nitekim ....E. sayılı kararında özetle; “… Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibayı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan itiraza konu markanın daha önce tescil edilip kullanmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir” denilmiştir. İki marka arasında iltibas oluşup oluşmadığının tespiti yapılırken bu markanın hitap ettiği kesimi ve bu kesimin özelliklerini ve formasyonunu dikkate almak gerekir..... Sayılı kararında “… Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ise ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir” diyerek halk nezdinde karıştırılma durumuna açıklık getirmiştir. Karıştırılma ihtimali kavramına çağrıştırma (bağlantı kurma) suretiyle karıştırma da dahildir. Yani tüketicinin, marka malların benzerliği nedeniyle her iki malın kaynağının aynı firma olduğu düşüncesi ile biri yerine diğerini tercih etme riski mevcut ise karıştırma ihtimali vardır. ... kararlarında belirtildiği üzere; “mal veya hizmetler arasındaki benzerlik değerlendirilirken, aralarında mevcut olabilecek ilişkinin mahiyetinin belirlenmesinde tüm ilgili faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler; onların doğası, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbirleriyle rekabet içinde mi yoksa tamamlayıcı nitelikte mi olup olmadıklarıdır.” Karşılaştırma konusu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türden olması, markalar arasındaki küçük bir benzerliğe rağmen markalar arasında iltibasa yol açabilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ve taraf markaları arasında yapılan inceleme ve bütüncül değerlendirmeler sonucunda davacı başvurusu “...” kelimesinden oluşmaktadır. Bu anlamda başvuru işareti 45. sınıftaki çekişme konusu hizmetler bakımından ayırt ediciliği yüksek bir marka işaretidir. Markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri hizmet yerine başka hizmet almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında idarî-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içinde ele alınmaktadır. Bu kapsamda somut olayda ilgili tüketicinin, “...” ibaresini marka olarak öğrendikten ve belleğine kaydettikten sonra, “seçici tutmayla” davacının ... ibareli markasına kolaylıkla yönelebileceği açıktır. Davalıya ait “...” esas unsurlu markanın varlığı dikkate alındığında, tüketicilerin dava konusu markayı oluşturan ibareyi, davalıya ait “...” markasının serisi olarak algılayabileceği ya da iki işletme arasında idari, ekonomik anlamda bir bağlantı kurabileceği, zira çekişme konusu 45. sınıftaki hizmetin ilgili tüketici kesiminin dikkat ve özen seviyesinin orta ve üst seviyede olması, bu tüketici grubunun hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacağı gibi bir sonuca sebebiyet vermeyecek olup birbirlerine yaklaşmış markalar söz konusu olduğunda iltibas tehlikesinin oluşabileceği, Davacı vekili her ne kadar hukuki hizmetten yararlanmak isteyen tüketicilerin araştırma yapacağını iddia etmiş ise de bu durum her zaman geçerli olmayacaktır. Yoldan geçen bir vatandaş yol üzerinde avukatlık bürosu yahut danışmanlık ofisi gördüğünde hiçbir araştırma yapmadan, doğrudan sorusuna çözüm bulmak adına anlık kararla danışmanlık hizmeti alabilmektedir. Dolayısıyla başvurunun sonunda yer alan “E” harfinden ibaret farklılığın, telaffuzlarının büyük oranda aynı olması sebebiyle somut bir farklılık yaratmaması, tüketicilerin aynı kelime köküne ait bu markaların, aynı iktisadi kaynağa ait olduklarını düşünme ihtimalleri ile birlikte değerlendirildiğinde 45. Sınıftaki “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)” yönünden taraf markaları arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Netice itibariyle, Taraf marka ve işaretleri arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu iptali koşullarının oluşmadığı kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/324, K. 2026/324, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-324-e-2026-324-k-51be8d834035